Mysteries of the Organism,
Dušan Makavejev, 1971,
kaynak: NW Film Center
Ne Yapmalı?
Üzerine Notlar ya da Nasıl Yapmalı?

1. Siyasi filmler çekmeli.* Bir filmi siyasi yapan, salt içeriği değildir. Yani, siyasi olduğuna kanaat getirilmiş olan bir şeyin çekimi, çekilmiş olan şeyi doğrudan doğruya siyasi yapmaz. Öyleyse, şeyler oldukları hâlleriyle siyasi değildirler, siyasileştirilmeleri gerekir.

2. Filmleri ‘siyasi biçimde’ çekmeli. Eğer bir filmi siyasi yapan onun salt içeriği değilse, biçemi olmalıdır. Bir film, şeyleri safiyane gösterişiyle değil ama gösteriş biçimiyle siyasi olur. Söz konusu olan, neyin gösterildiği değil ama neyin nasıl gösterildiğidir. Biçem, siyasileştirir.

3. 1 ve 2 birbiriyle çatışır ve iki zıt dünya görüşüne dayanırlar. Birincisi, yani siyasi filmler, göstermiş oldukları şeylerin mevcut hâllerini tözselleştirme potansiyeline sahipken; ikincisi, yani siyasi biçimde çekilmiş filmler, yapıları itibarıyla göstermiş oldukları şeylerin mevcut hâllerinin mümkün olma koşullarını ifşa etme potansiyeline sahiptir.

4. 1 dünyanın idealist ve metafizik algısına dayanır. Çünkü birincisi, gösterilmiş olan şeyleri birer temsile indirgemek suretiyle onlara zamandışı [atemporal] bir boyut kazandırır.

5. 2 dünyanın Marksist ve diyalektik algısına dayanır. Çünkü ikincisi, gösterilmiş olan şeyleri tarihselliğinde kavramak suretiyle onları mümkün kılan şartları açığa çıkartır.

6. Marksizm idealizmle, diyalektik ise metafizikle savaşır. Marksizm, şeyleri tarihselliğinde kavramayı öneriyorsa, şeylere atfedilen her türlü mutlaklaştırılmış özerk niteliği de yadsıyacaktır. Dolayısıyla, idealizmi de yadsıyacaktır. Ve diyalektik, şeyleri birbirleriyle olan ilişkileri içerisinde anlama uğraşıysa, şeyleri birbirlerinden yalıtarak anlamaya çalışan metafiziğe karşı olacaktır.

7. Bu eskiyle yeninin, eski düşüncelerle yeni düşüncelerin savaşıdır. Eski olan, yani birincisi, var olanı olduğu hâliyle muhafaza etme eğilimindeyken; yeni olan, yani ikincisi, var olanı değiştirme ve dönüştürme eğilimindedir. Dolayısıyla, birincisi muhafazakâr, ikincisiyse devrimcidir.

8. İnsanın düşüncelerini sosyal varoluş biçimi belirler. Bkz. Ekonomi Politiğin Eleştirisine Katkı, Karl Marx.

9. Yeni ve eskinin savaşı sınıfların savaşı demektir. Birincisi, yani eski olan, toplumun halihazırda var olan bir hâlini, yani sınıflı hâlini muhafaza etmek isterken; ikincisi, yani yeni olan, toplumun sınıflı bir hâlinin ortaya çıkarmış olduğu mikro ve/veya makro dinamikleri eleştiri konusu yapar.

10. 1’i yapmak burjuva sınıfına mensup bir kişi olmayı devam ettirmek demektir. Çünkü birincisi, mevcut üretim sistemini yekpare ve kesintisiz bir bütün olarak kodlamaktan fazlası değildir.

11. 2’yi yapmak proleter sınıf tavrı takınmak demektir. Çünkü ikincisi, mevcut üretim sistemini onu mümkün kılan ve onun mümkün kıldığı durumlarla birlikte ele almaktır.

12. 1’i yapmak durumları tasvir etmektir. Siyasi film, salt içeriğiyle siyasi olduğu ölçüde, göstermiş olduğu şeyleri sırf göstermiş olmakla yetinecektir. Bu düzeyde siyasi olan, bir ‘temadan’ fazlası değildir.

13. 2’yi yapmak somut bir durumun somut tahlilini yapmak demektir. Siyasi biçimde çekilmiş film, göstermiş olduğu şeyleri sırf göstermiş olmakla yetinmeyecektir. Biçemin yaptığı, şeyler arasındaki bağlantılı olma veyahut olmama hâllerini ‘görünür kılmaktır’.

14. 1’i yapmak British Sounds’u çekmek demektir. Bkz. British Sounds, Jean-Luc Godard & Jean-Henri Roger.

15. 2’yi yapmak British Sounds’un İngiliz televizyonunda gösterilmesi için mücadele etmek demektir. Siyasi biçimde çekilmiş film, tam da şeyleri gösteriş tarzıyla onları, yani şeyleri başka bir şekilde algılamanın imkânını sunar. Dolayısıyla, şeylere dair belirlenmiş algılarla işlerlik göstermeyecektir. Şeylere dair yeni algılar önerecek, ama bir yandan da bunların görünürlük kazanmak suretiyle söz konusu edilmesi, tartışılması için uğraşacaktır.

16. 1’i yapmak dünyayı açıklamak için nesnel dünyanın kurallarını kavramak demektir. Siyasi film, şeyleri tasvir ediyorsa, bunu şeyleri tasvir etmekten başka bir gayesi olmadığından yapıyordur. Temasıyla siyasi olan filmin amacı, dünyanın işleyişini, ona içkin olan muhtelif dinamikleri sorgulamaksızın, olduğu hâliyle yansıtmaktır. Siyasi film, bu anlamıyla, pragmatiktir.

17. 2’yi yapmak, dünyayı etkin biçimde değiştirmek için nesnel dünyanın kurallarını kavramak demektir. Siyasi biçimde çekilmiş film, şeyleri tahlil ediyorsa, şeylerin oldukları hâle nasıl geldiklerini ve/veya olduklarından başka bir hâle nasıl gelebileceklerini araştırmak için bunu yapıyordur. Biçemiyle siyasi olan filmin amacı, dünyanın olduğu hâlini, yani şimdiyi kendinden menkul göstermek değil ama geçmişin nasıl ‘şimdiyi’ kurduğunu ve şimdinin nasıl geleceğin tohumunu barındırdığını göstermektir. Siyasi biçimde çekilmiş film, bu anlamıyla, pratiktir.

18. 1’i yapmak dünyanın sefaletini tasvir etmek demektir. Dünyadaki yoksulluğun görünür kılınması, onun nedenleri ve nasılları tartışılmadığı müddetçe yoksulluğun sürdürülmesinden başka bir işe yaramayacaktır. Yoksulluğu yalnızca tasvir etmek, onu bir bakıma olduğu hâliyle kabul etmektir.

19. 2’yi yapmak mücadele eden insanları göstermek demektir. Yoksulluğun tasvir edilmeye ihtiyacı yoktur, çünkü halihazırda görünür bir hâldedir. Yoksulluğa karşı mücadele eden insanların, yoksulluğun esas nedenlerini, nasıllarını tartışanların ise görünürlüğü ya çok azdır ya da hiç yoktur. Özünde siyasi olan film, bu insanları gösterir.

20. 2’yi yapmak 1’i eleştirinin ve özeleştirinin silahıyla yıkmak demektir. Siyasi biçimde çekilmiş film, şeyleri eleştirdiği kadar şeylerin eleştirilme şeklini de eleştirir. Dolayısıyla, biçem, kendi kendisini de eleştiri konusu yapar.

21. 1’i yapmak hakikatin kendisi adına olayların eksiksiz bir görünümünü vermektir. Şeylerin mevcut hâllerine uygun düşecek, onların üretimini ve yeniden üretimini destekleyecek imgeleri üretmek, yani olanı olduğu hâliyle göstermek, siyasi filmin yaptığı budur.

22. 2’yi yapmak, hakikatin göreceliği adına, imgeleri eksiksiz biçimde üretmekten kaçınmaktır. Şeylerin mevcut hâllerine uygun düşmeyecek, onların üretimini ve yeniden üretimini değil ama başka bir şekilde üretilebilirliğini destekleyecek imgeleri üretmek, yani olanı olduğu hâliyle göstermektense başka bir ‘olabilirliği’ göstermek, siyasi biçimde çekilmiş filmin yaptığı budur.

23. 1’i yapmak hakiki şeylerin nasıl olduklarını söylemektir (Brecht). Bu, şeyleri olduklarına inanılan şekliyle, yani tamlıklarında ve bütünlüklerinde sunmak demektir.

24. 2’yi yapmak şeylerin hakikatte ne olduğunu söylemektir (Brecht). Buysa, şeylere içkin zıtlıkları, onlara dahil olan süreklilikleri veyahut süreksizlikleri yansıtacak şekilde sunmak demektir. Bu, şeylerin tabi oldukları zamansal-mekânsal tertibatları açığa çıkartmaktır.

25. 2’yi yapmak filmin montajını çekimden önce, çekim süresince ve çekimden sonra da yapmaktır (Dziga-Vertov). Bir filme siyasi biçimini veren, montajdır. Çünkü ancak montaj şeyleri birleştirir veyahut ayırır. Yani, şeyleri her daim diyalektiğe sokar. Onların, yani şeylerin birlikteliklerinden şeylere dair yepyeni bir anlam çekip çıkartır. Dolayısıyla, şeyleri bambaşka bir şekilde algılamanın imkânı, montajdır. Öyleyse, bir filmi durmaksızın montajlamak, bir filmi durmaksızın üretmektir. Onu, güncel koşullar içerisinde tekrar kavramaktır. Bir filmi olduğundan başka kılmaktır. Filmi oluş hâlinde düşünmektir. Bkz. Tout va bien ve Letter to Jane: An Investigation About a Still.

26. 1’i yapmak bir filmi onu üretmeden önce dağıtıma sokmaktır. Siyasi film, mevcut siyasi konvansiyonları yansıtmak suretiyle yeniden ürettiği oranda, tüketilecek bir diğer üründen fazlası değildir. Yani, enikonu bir metadır. Amacı, halihazırda var olan siyasi duyarlılığı sorgulamak veyahut değiştirmek değil ama var olan siyasi duyarlılığı muhafaza etmek, desteklemektir. Siyasi film, bu anlamda, propaganda filmidir. Bilhassa kendisi destekliyor olduğu ekonomik-siyasi ilişkilerin bir ürünüdür.

27. 2’yi yapmak filmi dağıtıma sokmadan önce üretmektir. Filmi şu ilkeye uygun olarak yapmayı öğrenmektir: Dağıtımın nasıl olacağını belirleyen üretimdir. Ekonominin nasıl olacağını belirleyen de siyasettir. Bir filmi üretmeden önce dağıtıma sokmak, filmin mübadele edilebilirliğini baz almak suretiyle filmi yapılandırmaktır. Bu anlamıyla film, herhangi bir metadan fazlası değildir. Bir filmi dağıtıma sokmadan önce üretmekse, aksine, filmi, filmi ilgilendiren şeylerden başka bir şeyi baz almaksızın yapılandırmaktır. Siyasi biçimde çekilmiş film, tam da siyasi biçimde çekilmiş olması itibarıyla dağıtım ilişkilerine doğrudan doğruya tabi olmamayı tercih eder.

28. 1’i yapmak şunu yazan öğrencileri filme almaktır: birlik-öğrenciler-çalışanlar. Olağan bir şeyi filme almak, onu olsa olsa tasvir etmektir, görselleştirmektir. Önemli olansa, ‘olağan’ olarak algılanan şeyin içindeki sıradışını, ‘olağan olmayanı’ algılamak ve algılatmaktır. Şeyler, kendilerinden menkul birer temsil olarak değil ama birbirleriyle ilişki içerisinde olan bir çokluk olarak algılandığında, ‘olağandışılaşmaya’ başlar.

29. 2’yi yapmak birliğin bir zıtlar savaşı olduğunu bilmektir (Lenin), ikinin birin içinde olduğunu bilmektir. Siyasi biçimde çekilmiş film, karşısında konumlanmış olduğu ekonomik-siyasi ilişkilerin ister istemez bir parçasıdır. Dolayısıyla, salt siyasi filmin tasvir ettiği dünyanın da bir parçası olmak durumundadır. Ve bu, onu paradoksal yaptığı kadar, direnişçi de yapar. Bir filmi siyasi biçimde çekmek, bir bakıma direnmektir. Paradoksaldır, çünkü dünyanın içinden dünyaya karşı direnir. Direnişçidir, çünkü dünyanın içinden ‘dünya için’ direnir.

30. 2’yi yapmak ses ve imgelerle sınıflar arasındaki çatışmaları incelemektir. Siyasi filmin yaptığı, başkaları adına konuşmaktır. Siyasi biçimde çekilmiş filmin yaptığı, başkalarının kendi adına konuşmasını sağlamaktır.

31. 2’yi yapmak üretim ilişkileri ve üretici güçler arasındaki çatışmaları incelemektir. Şeyleri üreten ve yeniden üreten ilişkilerin incelenmesi, aslen, dünyanın da incelenmesidir. Dünya, üretilen bir şeydir. Siyasi biçimde çekilmiş film, üretim ilişkileri ve üretici güçler arasındaki çatışmaları, çelişkileri inceleyerek, aslında dünyanın nasıl üretildiğini, imal edildiğini gösterir. Ve böylelikle, dolaylı veyahut direkt olarak, dünyanın başka bir şekilde de üretilebileceğinin, yaratılabileceğinin altını çizer.

32. 2’yi yapmak nerede bulunulduğunu ve nereden gelindiğini öğrenme cesaretini göstermek, üretim sürecindeki yerini onu daha sonra değiştirmek için bilmek demektir. Şeylerin oldukları hâle nasıl geldiklerini soruşturmak, tarihsel bir soruşturmaya girişmektir. Nerede bulunulduğunu tam anlamıyla kavrayabilmek için, nereden gelindiğini de bilmek gerekir. Ama tarih, bitmeyen, bitmek bilmeyen bir süreçtir. Tarih, yazılmış veyahut bitmiş bir şey değildir. Tarih, aksine, şimdidir. Oluyor olandır. Oluştur. En amiyane tabiriyle ‘tarihi yazanlar’, aslen, onu ‘yeniden yazanlardır’. Bu anlamıyla ‘tarih olmak’, asla ortadan kalkmak, yani yok olmak değildir. Aksine, kişi, tarihin bir momenti, kurucu bir bileşeni olduğunu kavradığı an, tarih olur. Ölümsüz olduktan sonra ölmek, diyordu Godard (À bout de souffle).

33. 2’yi yapmak devrimci mücadeleleri bilmek ve onlar tarafından belirlenmektir. Devrim, şeyleri ortadan kaldıran değil ama şeyleri var edendir. Devrim, şeyleri olduklarından başka bir şey kılmak suretiyle onları var eder. Belki de şeyler, onlara içkin ve onlara özgü devrimlerden başka bir şey değildir. Müzikteki devrimler, sinemadaki devrimler, resimdeki devrimler…

34. 2’yi yapmak devrimci mücadelelere ve onların tarihine ilişkin bilimsel bilgiyi üretmektir. Siyasi biçimde çekilmiş film, zorunlu olarak tarihten geçer. Bunu yalnızca geçmişi yeniden ele alarak değil ama şimdiyi de yeniden ve yeniden ele alarak yapar. Dolayısıyla, geçmişle şimdi arasında durmaksızın mekik dokur.

35. 2’yi yapmak film çekmenin ikincil bir etkinlik olduğunu, devrimin minik bir çivisi olduğunu bilmektir. Bir filmin önemi, filmin yapılmış olmasından ötürü değildir. Söz konusu olan bir şeyi yapmak değil ama yapılmış olan şeyi değiştirip dönüştürecek şekilde yapmaktır. Yani, mesele bir film üretmek değil ama bir bütün hâlinde ‘film’ denen şeyin ta kendisini, onun algısını ve akabinde onu çevreleyen dünyayı da onun aracılığıyla yeniden üretmektir.

36. 2’yi yapmak imge ve seslerden, ısırmaya yarayan diş ve dudaklar gibi yararlanmasını bilmektir. Film yapmak, filmik düşünmektir. Buysa, filmin üretebileceği etkilenimlerin bir araştırmasına-soruşturmasına girişmektir. Filmin yapması gereken, yalnızca filmin yapabileceği şeyi yapmaktır.

37. 1’i yapmak yalnızca gözleri ve kulakları açmaktır. Görmek-duymak, gerekli olsa da yeterli değildir. Hakikaten görmek-duymak, görülenin-duyulanın mahiyetini değiştiren görmek-duymaktır. Asıl görmek-duymak, görme-duyma faaliyetinin ta kendisinde bir dönüşüme sebebiyet verendir. Doğru imgelere değil ama dosdoğru imgelere ihtiyacımız var, diyordu Godard (Introduction à une véritable histoire du cinéma).

38. 2’yi yapmak, yoldaş Kiang-Tsing’in raporlarını okumaktır. Bkz. Jiang Qing.

39. 2’yi yapmak ‘militanlık yapmaktır.’ Siyasi biçimde çekilmiş film, eleştirel bir yaratımdır. Var olan siyasi duyarlılığı eleştirmek suretiyle yeni bir siyasi duyarlılığın ortaya çıkmasını sağlar. Eleştirinin amacı gerekçelendirmek değil ama farklı bir hassasiyet, başka bir duyarlılık yaratmaktır, diyordu Deleuze (Nietzsche et la philosophie). Kendi kendisini varsayan bir siyasi düşüncenin, siyasi imgenin, imge siyasetinin karşısına; kendisiyle ve dünyayla olan ilişkisini durmaksızın zenginleştirmek için dolaysızca uğraşacak, didinecek bir öznelliği çıkartmak, yani yeni bir siyasi düşüncenin, yeni bir siyasi imgenin, yeni bir imge siyasetinin yaratılmasına katkı sağlamak, bunun için elinden geleni yapmak, siyasi biçimde çekilmiş filmin yaptığı budur.

“Que faire ?” [What is to be done?],
Jean-Luc Godard’ın Simon Field ve
Peter Sainsbury’nin talebi üzerine
Afterimage için yazdığı metnin orijinali, Ocak 1970, kaynak: Diagonal Thoughts
“What is to be done?”, metnin yayımlanan ilk versiyonu, Afterimage n°1, Nisan 1970, Fransızcadan çeviren Mo Teitelbaum, kaynak: Diagonal Thoughts

* Bu metnin italik dizilmiş bölümü Jean-Luc Godard’ın “Ne yapmalı?” başlıklı metnidir. Godard’ın vurguları italik içinde ‘tek tırnak’la gösterildi.
“Ne yapmalı?”, Jean-Luc Godard, Aç Yazı, sayı 2, s. 67–70, Haziran 2015, Norgunk, Fransızca aslından Türkçeleştiren Ayşe Orhun Gültekin.
Editörün notu:
Metnin Aç Yazı’da yayımlanan ve burada tümüyle alıntılanan Türkçesinde Godard’ın elyazmasıyla uyumlu bir şekilde 9. madde atlanmış ve açıklaması verilmiş. Manifold'da metni sipariş eden ve ilk yayıncısı olan Afterimage’ın —yukarıda da görülen— versiyonuna uyuldu.

Hasan Cem Çal, Jean-Luc Godard, sinema