Cory Arcangel,
Super Mario Clouds, 2022,
kaynak: Carnegie Museum of Art

21. Yüzyıl Sineması İndeksi 1.2
  1. Hareketli görüntü olarak tanımlanan (her tür hareketli görüntü olarak sinema);
  2. bir mecra değil de bir medya olarak anlaşılan (film, video, holografi, dijital kod ve dahası);
  3. analojik bir imge sunma gerekliliği bulunmayan (film ötesi olma hâli, animatiflik);
  4. dünya tarafından içerilmeyen ama dünyalar içeren (gerçeklik teknolojileri; VR, AR, MR, XR);
  5. etkileşimli (video oyunları, interaktif sinema);
  6. hareketli ile hareketsiz görüntü arasında mekik dokuyan (GIF, fotofilm);
  7. gündelik hayata sinen (vlog, vine, edit);
  8. dil ötesi bir iletişim sağlayan (reel, kinetik emoji);
  9. kodlanabilen (jeneratif sinema);
  10. sinema salonundan çıkmış (ev sineması, “hücresel sinema”);
  11. müzikle hemhâl (video klip ya da müzik klibi);
  12. plastik sanatlarla iç içe (kinetik heykel, video yerleştirme);
  13. sahne sanatlarıyla eklemli (sinedans, performatif sinema);
  14. özdüşünümsel (desktop documentary, video essay);
  15. canlı ve eşzamanlı (streaming, televizyon);
  16. çağdaş sanat alanlarında yer bulan (“sanatçı filmleri”);
  17. üç boyutlu ve dördüncü boyut olarak zamanı göreli kılan (genişletilmiş sinema);
  18. birden çok zaman hattından oluşan (bindirmeli film);
  19. kolektif olarak üretilip tüketilen (Kinet, YouTube ve remiks film);
  20. anti-anlatısal (bir ilkörnek olarak Under the Skin);
  21. yapay zekâ destekli (Gen-3 Alpha, Sora);
  22. uzundan ziyade orta ya da kısa metraj (“mikro sinema”);
  23. eğitimsel (tutorial, savaş simülasyonu);
  24. beş duyuya da hitap eden (omnisensorial sinema);
  25. arşivden ayırt edilemez (buluntusal);
  26. sürekli temellük edilen (supercut, hypercut);
  27. etkileşimi izlenceye dönüştüren (machinima);
  28. bir eşya gibi duyumsanan (furniture film, ekran koruyucu);
  29. ölü zamanlarla bezeli (slow cinema);
  30. savaşa odaklı (“operasyon görüntüleri”);
  31. hareketin biçimi olan değil hareketten biçim türeten (Stefano Miraglia’nın sineması);
  32. küresel erime sahip anlatılar oluşturan (Olivier Assayas’ın filmleri, özellikle de Demonlover ve Boarding Gate);
  33. sesi bütünleyici/tamamlayıcı olan (visualizer);
  34. hareketin ve hareketsizliğin uçlarında (Jean-François Lyotard’ın “asinema”sı);
  35. sanatları sentezleyen (Gesamtkunstwerk olarak film, Hans-Jürgen Syberberg’in sineması);
  36. eylemleri dünyaya yayan (Fast and Furious serisinin filmleri başta olmak üzere tüm kıtalar arası aksiyon filmleri);
  37. belgeseli dünyanın sınırlarıyla eşleyen (şehir senfonisinin devamı olarak dünya senfonisi, Godfrey Reggio’nun ve Ron Fricke’nin sinemaları);
  38. gerçek zamanlı işlemeye [real-time processing] dayanan (Ed Tannenbaum’un sineması ve benzerleri);
  39. insansız mekânlarla kaplı (antroposenik sinema, “liminal film”);
  40. birkaç kareden oluşan (Ken Jacobs’ın eternalism’i);
  41. sesin başatlığı üstünden tanımlanan (“ses-film”, ASMR videoları);
  42. neo-feminist (siberfeminist sinema);
  43. bilgisayar uzantılarıyla yapılan (Petra Cortright’ın webcam filmciliği);
  44. reklam dolayımlı (Miu Miu Women’s Tales, “reklam filmi”);
  45. manzaraları ön plana çıkartan (landscape cinema);
  46. bedenleri manzaralara çeviren (Philippe Grandrieux’nün sineması);
  47. şizofrenik zihinleri yansıtan (bir anime alt-türü olarak denpa, mesela Neon Genesis Evangelion ve Serial Experiments Lain);
  48. döngülerle örülü (loop filmleri, örneğin Triangle ve Source Code);
  49. requel ve prequel üretici (Scream 5 ve Final Destination 5);
  50. zaman bloklarından oluşan (Russian Ark ve Victoria);
  51. kediden geçilmeyen (“kedi videosu”);
  52. görsel-işitsel olarak hermenötik/analitik (essay film);
  53. mobil (akıllı telefon, tablet ve laptop sineması);
  54. küçük ekran için tasarlanan (“mini sinema”);
  55. ilksel film yapım şekillerini imleyen/mimikleyen (“neo-primitif sinema”, TikTok);
  56. gözetleme üstünden şekillenen (“güvenlik kamerası filmi”, örneğin Prison Images ve Counter-Music);
  57. rüyayı bitimsizleştiren (Inception ve Inland Empire);
  58. medyatik bağlamda arkeolojik (Harun Farocki’nin külliyatı);
  59. dosdoğru teorik (“teori-film”, Sara Cwynar’ın ve Hito Steyerl’ın sinemaları);
  60. habercilik ile belgesel filmciliği kaynaştıran (The New York Times: Op-Docs);
  61. bulgu/delil üretici (Forensic Architecture’ın işlemsel/uydu bazlı saha pratiği);
  62. çok ekranlı (dikey ve/veya yatay bölünmüş ekran, YouTube Shorts);
  63. film dışı mecralardan uyarlama (Doom, Ghost World ve Zola);
  64. kıtalar arası uyarlamalara sahne olan (The Ring ve Animatrix);
  65. intra-interaktif (video oyunlarındaki cinematic’ler, özellikle de Metal Gear serisindekiler);
  66. müzeyi işlemselleştiren (“sanal müze”);
  67. internet sitelerinde deneyimlenen (interaktif web sitesi);
  68. savaş makinesi olarak kullanılan ve geliştirilen (Paul Virilio’nun War and Cinema’sındaki tezler ve bugüne yansımaları, örneğin uydu görüntüsü, radar ve benzerlerinin kullanımı);
  69. bozulumsal (fotografik emülsiyon filmleri, Bill Morrison’ın ve Phil Solomon’un sinemaları);
  70. prosedürel (Lev Manovich’in Little Movies’i ve türevleri);
  71. makro-dizisel ve mikro-dizisel (Netflix dizisi, “mini seri”);
  72. tersinen zaman imleriyle yapılanmış (Primer ve Tenet);
  73. karma bir estetiği haiz (Southland Tales ve Gamer);
  74. propagandist (Metahaven’ın ve The Otolith Group’un filmografileri);
  75. devamlılık arz edecek şekilde kaydı tutulan (Letterboxd, IMDb);
  76. post-politik (Zeitgeist ve türevleri);
  77. komplo boğumlu (David Icke’ın belgeselleri);
  78. üç boyut eklentili (3D sinema);
  79. uydu ile internetin kavşağında konumlanan (Google Street View filmleri);
  80. internet ikonografisiyle damgalı (Digital Devil Saga);
  81. tüketimi manikçe gerçekleşen (her tür hareketli görüntüyü izleme hâli olarak “sinemani”);
  82. albümlere görsel eşleniğini bahşeden (Beyoncé’nin Lemonade’i);
  83. mimari yapıları model alan ve modelleyen (sırasıyla Heinz Emigholz’un ve Sabrina Ratté’nin sinemaları);
  84. bitkisel canlılığı imgeleyen (sinebiyolojinin bir alt dalı olarak “sinebotanik”, Rose Lowder’ın sineması); 
  85. hareketli görüntünün maddesini/zerresini görünür kılan (analog/dijital yapısal film);
  86. dekolajla yani ekleme değil silmeyle iş gören (Denanimated ve Removed);
  87. tekinsiz (Poppy’nin videoları ve John Bergeron’dan Android Music Videos);
  88. oto-etnografik (Lého Galibert-Laîné’in ve Trịnh T. Minh-hà’nın sinemaları);
  89. günlük tarzında yapılanan (geç dönem Jonas Mekas sineması, bilhassa da 365 Day Project);
  90. hiper-pornografik (tube siteleri, yapay zekâ pornografisi ve stable diffusion);
  91. lazer temelli (holografi);
  92. insandışı görüler oluşturan (Frédérick Maheux’nün ve Eric Cloutier’nin sinemaları);
  93. arşiv üstünden belgesel filmi siyasallaştıran ve eleştirel gazeteciliğe yakınsayan (YouTube belgeselleri, Adam Curtis’in sineması);
  94. her tür imgeyi okunsal kılan (The Image Book);
  95. hareketi çeken/kaydeden değil çizen/tarayan (dijital animasyon, özellikle de Jake Fried’ın sineması);
  96. konser tasarımının bir parçası olan (Ryoji Ikeda’nın “bayt-film”leri);
  97. göz aracılığıyla kulağı uyaran (“sinestezik sinema”, geç dönem Stan Brakhage filmleri);
  98. hızlandırılarak deneyimlenen (izleme töleransındaki düşüşün ifadesi olarak “n-x sinema” ya da “hızlandırılmış izlence”);
  99. tasarıma gömülü (akıllı telefonlardaki uygulama bazlı oyunlar, “kullanıcı deneyimi”);
  100. neo-kuir (lubunyaları temsil etmektense lubunya temsillerinin altını oyan);
  101. toplumsal duyarlılık üstünden deneyimi gerçekleşen (Girish Shambu’nun kuramsallaştırdığı hâliyle “yeni sinefili”);
  102. konser kayıtlarından mülhem (“konser filmleri”, Oliver Assayas’ın Noise’u);
  103. paralel evrenleri resmeden (isekai türünün evrenselliği);
  104. post-gore (The Human Centipede ve A Serbian Film);
  105. sonsuzca memleştirilen (American Psycho ve türevleri);
  106. gerçekliği korkunçlaştıran (body horror’ın ötesi olarak rality horror; David Cronenberg’in Cosmopolis’i ve Maps to the Stars’ı);
  107. araziye dair (Peter Bo Rappmund’un hidro-topolojik filmografisi);
  108. pikselli (Cory Arcangel’ın “piksel-film”leri);
  109. vibe-based (Mr. Tables ve diğer tüm anon filmciler);
  110. sanal idoller, vtuber’lar ve vocaloid’lerle dolu (Hatsune Miku’ya adanmış bütün o filmler);
  111. zihinsel ve fiziksel gevşemeyi sağlayan (akvaryum, şömine ve kumsal DVD’leri);
  112. kendiliği konusu kılan (autofictional film, bilhassa da Laida Lertxundi’nin ve Sofia Bohdanowicz’in filmleri);
  113. hayranlarca yapılan (fan film, fan fiction ve herkesin malumu fake trailer’lar);
  114. kawaii (K-On!, Angel Beats! ve türevleri);
  115. anti-komedik stand-up, şov ve skeçlerle kaynayan (Norm Macdonald’ın ve Eric André’nin komedi programları);
  116. çok ama çok kötü (Tommy Wiseau’nun The Room’unun ötesinde: Neil Breen’in sinemasının eşsizliği); 
  117. kuantum teorisine göre yapılanmış (Coherence ve Cube 2: Hypercube);
  118. simülasyonu sonsuzlaştırıp kendi imgesini sanallaştıran (Mindwarp ve eXistenZ);
  119. çoklu anlamda öznellik sağlayan (sensory ethnography, bir ilksel örnek olarak Verena Paravel ve Lucien Castaing-Taylor’ın Leviathan’ı);
  120. GoPro bağlantılı (mağara keşfi, okyanus dalışı ve dağ tırmanışı videoları);
  121. imgeler arasındaki kriptik bağlantılar kuran (schizo-edit);
  122. oyunların filmleştirildiği (Resident Evil ve Final Fantasy serilerinin filmleri);
  123. ışık sanatından ayırt edilemeyen (geç dönem Anthony McCall’un ve erken dönem Refik Anadol’un işleri);
  124. hyperstitional (Orphan Drift’in videoları);
  125. ve sinofuturistic (Jessica Kingdon’ın ve Lawrence Lek’in “Çin filmleri”) sinema.

Hasan Cem Çal, indeks, sinema, yüzyıl