Cecil Taylor, Keystone Korner,
fotoğraf: Kathy Sloane,
kaynak: All About Jazz aracılığıyla
Photos from Keystone Korner:
Portrait Of A Jazz Club 
(Indiana University Press, 2012)
PLAYLIST:
Free Jazz

Şüphesiz ki caz, müziksel süreyi kendisinden önceki müziklerden, müzik yapma etme biçimlerinden farklı bir şekilde kuruyordu, kurguluyordu. Caz, bu farkı, hem müziksel sürenin kurulum yöntemi, yani doğaçlamanın ondaki kurucu yeri itibariyle, hem de müziğin yataylığındaki1 güçlü zaman2 ve güçsüz zamanların3 değişimiyle oluşturulan groove’un4 ondaki başat kullanımı açısından sağlıyordu. Dolayısıyla, hem müzik yapmaya hem de müziği duymaya dair yeni bir duyarlılık öne sürüyordu. Diyelim ki, başka bir müzik, başka bir kulak öneriyordu. Kısacası, caz, gerek müziksel yöntem gerekse de müziksel duyum söz konusu olduğunda, devrimciydi.

Ama caz, tabii ki sürekli başkalaşmayı, değişmeyi de bırakmadı. Olduğu yerde saymadı. Sırf müziksel bir alternatif olmakla kalmadı. Yani, kendi içine kapalı ve kendi hâlinde, konvansiyonel bir müzik olmakla yetinmedi. Sanılanın aksine caz, doğrudan doğruya ritmik olguları vurgulama5 ve müziksel cümlelemeyle6 ilgili değildi (ve evet, Adorno da bu konuda yanılıyordu, bkz. “On Jazz”). Cazın asıl zenginliği, müziksel sürenin akışkanlığında ve dinamizmindeydi. Ve bir bakıma, hep de öyle olmuştu. Söz konusu akışkanlığı ve dinamizmi ortaya çıkartabilecek ve bir yandan da besleyebilecek her türlü kompozisyon tavrı, cazın içerisinde yer bulma imkânına pek tabii sahiptir. Evet, caz, kuşkusuz ki swing7 ile ilişkilidir. Ancak swing denen şeyin de, diyelim ki müziksel sürenin kesin ve kati bir bölümlenişini ifade ettiğini düşünmek, hatalıdır. Çünkü swing, aslen, sessel sürede dalgalanmalar, ‘bocalamalar’ yaratma hâlidir. Swing, özgül bir müziksel zamana değil ama büsbütün müziksel zamansallığa işaret eder. Yani, şu ya da bu müziksel zamana tâbi değildir. Swing, daha ziyade, müziksel zamanı yaratır. Ve cazın swing ile ilintili oluşu da, bu bağlamda onu direkt olarak ne salt bir metot ne de önceden belirlenmiş bir teknikle ilişkili kılar. Zira, caz, özünde, müzik üretmeye dair bir yaklaşım olarak swing’in ortaya çıkartabileceği tüm müziksel ve tabii ki buna mukabil zamansal imkânlarla ilişkilidir, o kadar. İşte, free caz da; söz konusu müziksel imkânları doğrudan doğruya araştıran, bu imkânlar dahilinde cazı bir bakıma yeniden üretmeye çalışan, kimilerine göre cazı çığırından çıkaran, kimilerine göre ise cazı ihya eden bir müziktir.

Free caz, doğrusunu söylemek gerekirse, tarihsel olarak şu ya da bu yılda, yıl aralığında, vesaire ortaya çıkmış olduğu söylenebilecek bir müzik değildir. Yani, sanılanın aksine, free caz, cazdaki ani bir kırılmanın adı değildir. Free caz, aslen; temelde cazdaki, hatta ve hatta oda müziğindeki ve dolayısıyla Avrupa ve Amerika müziğindeki ve ayrıca alternatif sanat disiplinlerindeki sürekli değişimlerin, dönüşümlerin cazı ister istemez getirdiği müziksel bir hâldir. Cazın bir hâlidir. Bu açıdan, free caza free caz demek, pek de makul gözükmüyor. Çünkü, free caz, zaten dosdoğru caz müzikteki özgürleşmenin, değişmeye ve dönüşmeye dair özsel itkinin olsa olsa bir diğer adıdır. Free caz, aslına bakılırsa, caz yapmaya dair yeni bir duyarlılık öne sürmesi itibariyle, cazı hem geleneksel hem de konvansiyonel hâllerinden ayırmak için kullanılan bir müziksel tabirdir. Yani, ancak müziksel kategoriler açısından bir değeri vardır. Dolayısıyla, free cazın, aslında caz denen şeyin sonrasında veyahut ötesinde değil ama doğrudan doğruya onun içinde olduğu rahatlıkla söylenebilir.

Cazda doğaçlama, tekrarlarsak, müziğin üretim süreci söz konusu olduğunda, yadsınamayacak denli büyük bir öneme sahiptir. Tabii ki caz da yazılı olarak bestelenebilir. Yani, doğaçlama olmaksızın da icra edilebilir. Ama öte yandan, cazda doğaçlama partisyonlarının8 yaygın kullanımı, cazı çoğunlukla anda bestelemeye iter. Genel itibariyle salon müziğinde örneğin, müzik önceden bestelenmiştir. Anda çalınır. Ama bestekâr anda değildir. Kısacası, yazılmış olan çalınır. Cazdaysa, bestekâr, ekseriyetle bizzat sahnededir. Ve bilhassa sahnede besteler. Yalnızca yazılmış olanı çalmaktansa, çalarak yazar. Denebilir ki, ilkinde, an müziğin içindeyken; ikincisinde, müzik ânın içindedir. Free cazsa, bir bakıma bu anda olma ve besteleme hâlini besleyen, ondan beslenen ve bunun ortaya çıkarmış olduğu sonuçlarla olagelen ve oluşan bir müziktir. Ve bugün, bize öyle gözüküyor ki, cazı hâlâ oluş hâlinde tutan, tutmaya devam eden tek müzik de odur. Bu playlist, biraz da bu nedenden ötürü free caza ayrıldı, diyebiliriz.

Playlist’i oluştururken, aklımızda; çokça sanatçı barındıran, farklı farklı doğaçlama stilistiklerini bir arada sunan ve irili ufaklı emprovizasyonlardan oluşan bir liste yapmak vardı. Ve öyle de yaptık. Çokça sanatçı seçmemizin ve bununla bağlantısında farklı farklı doğaçlama stilistiklerini bir arada sunmamızın nedeni, aslen, cazın duyumsanışının nasıl da cazcıdan cazcıya değişebileceğini göstermekti. İrili ufaklı emprovizasyonları bir araya toplamamızın sebebiyse, olabildiğince parçalı ve bir yandan da zamansal anlamda değişken bir yapı kurmak istememizdi. Listedeki parçaları, görece dört kısa ve bir uzun parça olmak üzere, beşer beşer bölüştürdük, yani listeyi her beş parçada bir yapısal olarak tekrar eden bölümlere ayırdık. Ayrıca, sanatçıların listedeki dağılımı itibariyle listenin kronolojik bir yapısı da yok. Kısacası, listeyi dinlemeye herhangi bir yerinden, yani herhangi bir parçayla başlanabilir. Liste, bu hâliyle, fazlasıyla uzun —on saati aşkın— bir liste oldu. Uzun bir playlist yapmamızın asıl nedeniyse, alternatif bir cazcı havuzu oluşturmaktı. Ve bir de, dinleyicinin bu havuzdan beğendiği cazcıların playlist dışındaki diğer parçalarına da ulaşımını kolaylaştırmaktı. Yani, karşınızda, spektral müzik listesinde de olduğu gibi, bir index-list var. İyi dinlemeler diliyoruz.

Big Satan ve Tim Berne, “Unquote”,
Festival Sons D’hiver, 2018
Peter Brötzmann ve Heather Leigh,
Moers Festival 2018, ARTE Concert

1. Horizontal aspect: Ses birimlerinin birbirleriyle yatay düzlemdeki uzaklık-yakınlık ilişkisi.

2. Strong beat: Müziksel süre içerisindeki özgül ses birimlerinin vurgulanması.

3. Weak beat: Müziksel süre içerisindeki özgül ses birimlerinin, etkili, baskın kılınan ses birimlerine nazaran saklanması, yani vurgulanmaması.

4. Groove: Müziksel sürenin ritmik açıdan duyumsanması.

5. Rhythmic emphasis: Ritmik olarak kurulmuş müziksel sürenin içerisindeki kimi ses verilerinin çeşitli aksanlar ve/veya süreyi başkalaştırma yöntemleriyle ön plana çıkartılması.

6. Musical phrasing: Çeşitli müziksel sekanslar ve ses birlikteliklerini ritmik pattern’lar içerisine yerleştirmek suretiyle müziksel pasajlar yaratma.

7. Swing: Sesin, müziksel süre içerisinde muhtelif biçimlerde bir yönden diğerine yayılma, salınma ve dalgalanması.

8. Partition: Orkestra, oda müziği topluluğu, koro, bando gibi topluluklar için yazılan eserlerin bir bütün hâlinde görülmesini sağlayan nota yazımı. Tek bir çalgının nota yazımına ise parti denir.

caz, free caz, Furkan Keçeli, Hasan Cem Çal, müzik, Playlist