Gus Van Sant’ın Elephant’ı, yönetmenin filmografisinde her nasılsa adına göndermeyle ele alınmaya pek de meyledilmemiş fakat adıyla müstesna bir film, zira “odadaki fil”den başka bir şeyle ilgili değil. Bu deyimin ne ifade ettiğini biliyoruz: Hakkında kimsenin konuşmak istemediği ama varlığına da herkesin kani olduğu, konuşulması sıklıkla eza olarak görülen bir şey, dolayısıyla makus bir şey. Van Sant’ın filmi söz konusu olduğunda bu şey, tabii ki Amerika’daki silahlanma, diğer bir ifadeyle The Second Amendment’ın ortaya çıkardığı “genel durum”dur. Her ne kadar Van Sant’ın filmi vakti zamanında Columbine’da gerçekleşen katliama dairmiş gibi dursa da, esasında böylesi bir olguyu fersah fersah aşar. Filmin başı ve sonundaki kara gökyüzü, ama ayrıca filmin “arınmadan arınmış” sonu, gerçekten de Amerika’daki silahlanma sorununu, silahlı saldırının potansiyel olarak her yerdeliğini bir tür “doğal afet” seviyesine yükseltir ve filmi, tekil herhangi bir olayın ötesine taşır; duruma yönelik karamsarlığı doğallaştırırlar diyelim. Öyle ki, filmin geneli ele alındığında, sanki Van Sant’ın perspektifinden yalnızca çözüm yok değildir, ama durum bir yandan da atmosferik bir nitelik kazanmış, elle tutulamaz, işaret edilemez, uçucu, handiyse eterik bir hâl almıştır ve tam da bu nedenle, sorun olarak dahi saptanamaz olacağı bir raddeye ulaşmıştır. İşte, film de buna binaen, bu durumun geldiği bu hâli ortaya koyacaktır; bir durumun başsız sonsuz, çözümsüz, “içinden çıkılmaz” bir hâlini. Bu ve benzeri nedenlerle, Wax’te bir başka Van Sant filmi konuşamazdık, konuşmadık da. Tabii bu, Elephant’ın, Van Sant’ın tüm filmlerine bedel, anıtsal bir film olmasından biraz da. Her hâlükârda, konu başlıkları:
- İmge ve spekülasyon.
- Zaman ve gerginlikleri.
- Karanlık zirve.
- İsimler.
- Odak ve mekân.
- Takip estetiği, perspektifler ve askıda zaman.
- Homoerotizm ve incel kültürü.
Podcast Türkçe ve süresi 27:19
Amerikan sineması, Berk Özalp, Elephant, film, Gus Van Sant, Hasan Cem Çal, podcast, sinema, Wax