The Columbia Electronic Music Center,
yak. 1989, kaynak: On Campus aracılığıyla
Computer Music Center Archives
PLAYLIST:
Müziğin Dijital Evreni: Elektronik Müzik

Kuşku yok ki elektronik müzik, ses denen fenomene ve tabii ki bu fenomenin üretim ve oluşum şekillerine yepyeni bir boyut kazandırdı. Gerçi, sese katılan bu görülmemiş boyutun bir bütün hâlinde elektronik müziğin ta kendisi olduğu da pek tabii söylenebilir. Söz konusu olan, sese katılan bu elektronik boyut, sesin yapıtaşını da, üretim metodlarını da, alımlanışını da vesaire geri dönülemez bir şekilde doğrudan başkalaştırmıştı; yani kısacası, elektronik müziğin müziği bir bakıma her yönüyle değiştirip dönüştürmüş olduğunu söyleyebiliriz.

Ses denen fenomen, her ne kadar farklı öğe ve bileşenlerle var oluyor yani ortaya çıkıyor olsa da temelde maddenin titreşimine dayanır. Bu açıdan, en genel anlamıyla müziğin, fiziki tanımıyla maddenin titreşimini organize ve estetize etme sanatı olduğunu söyleyebiliriz. Elektronik müzik öte yandan, madde ve titreşim arasındaki ilişkiye yeni ve akustik müzikten ayrıksı bir müziksel parametre getirmiş olmasıyla niteleniyordu. Bu müziksel parametrenin en temelde madde ile titreşimi birbirinden ayırt edilemeyecek denli iç içe katmakla işlerlik gösterdiği söylenebilir. Bundan kasıt, elektronik müzikte madde ile onun üretmiş olduğu titreşimin, yani o ya da bu ya da şu enstrüman ve/veya bir bütün hâlinde doğanın üretebileceği, yayabileceği sesin elektronik yollarla dijitalize edilmesidir. Salt elektronik müziğin mümkün kıldığı bu işlem, maddeyle değil ama maddenin titreşimini kullanmak suretiyle veyahut sentezlenen ses1 aracılığıyla (sintisayzır2) ses üretmeyi de imkânlı kılmıştı. Aslında elektronik müziğin en nihayetinde potansiyel bir ses kaynağı olarak maddenin kendisinden ziyade ondan devşirilen ve her daim başkalaştırılmaya açık olan ses titreşimleriyle ilgili olduğunu söylemek de olasıdır. Ve bu perspektiften, elektronik müzikçinin, maddeden çok, envai çeşit hâliyle ses titreşiminden oluşan müzikal bir evrenle haşır neşir olduğu da söylenebilir. Uzun lafın kısası, elektronik müzik için ‘Teknolojinin bir bakıma müzikte maddeyi soğurarak özümseyen hâlidir’ denebilir.

Diğer taraftan, elektronik müziğin türlü veçheleri olduğu gibi elektronik müzik üretmenin de farklı yolları vardır. Bu bağlamda, tarihsel olarak ilkin –her ne kadar bugün sıklıkla elektronik müzik olarak tanınmıyor olsa da– doğrudan doğruya kayıt teknolojilerinden3 faydalanarak üretilen elektronik müzikten söz edilebilir. Mesela Schaeffer (“Cruxifixion”), Stockhausen (“Etude”) ve Ligeti’nin (“Artikulation”) buluntu ses4 üzerinden gerçekleştirmiş olduğu çalışmalar, bu tip bir elektronik müzik yapıp etme şekline iyi birer örnektir. Söz konusu olan bu buluntu ses temelli kompozisyonlar, kaydedilen, diyelim ki kayıt altına alınan seslerin, yani akustik ses verilerinin muhtelif yollarla manipüle edilerek ve değişik şekillerde varyasyonlanarak müzikselleştirilmesini öngörüyordu. Ve bu tip bir müzik yapıp etme şeklinin, bugün anladığımız hâliyle elektronik müziğin temellerini atmasının iki ana nedenini şöyle özetleyebiliriz: Bir, kayıt denen sürecin hâlihazırda doğası gereği akustik sesi manipüle etmesi, değiştirip dönüştürmesi, yani sesi kaydedilmiş ses olarak yeniden üretmesi ve iki, kayda, yani kaydedilmiş seslere dayanan kompozisyonun, kaydedilmiş olan birçok farklı akustik sesi özgül akustik ses özellikleriyle bir araya getirerek onların birlikte tınlamasını sağlayacak yeni bir ses ortamı5 yaratması.

Gelgelelim, kayıt teknolojileri ve dijital ortamda müzik üretiminin imkânlı hâle gelişi ve gelişimi, akustik müziğe de pek tabii tesir etmişti. Mesela akustik olarak seslendirilip kayıt altına alınan müzik, artık dijital ortamda tekrardan –mesela sesin değişik yankılanma etkileri6 vasıtasıyla– istenen tarzda dijitalize olmuş bir akustik ortama ait kılınıyordu (miks7). Bu işlem, akustik müziğin, elektronik müziğin dijital ortamıyla dolaylı da olsa ilişkilenmesine sebebiyet veriyordu. (Dinleyici açısından baktığımızda ise kendine has akustik özelliklere sahip olan dijital olarak düzenlenmiş sesin, içerisinde bulunduğu akustik alanda duyulması itibariyle dinleyiciyi dinleme deneyimi bakımından iki farklı tipte akustik ortama birden maruz bıraktığı söylenebilir.) Ve tabii ki, elektronik müziği niteleyen dijital ses ortamının akustik müzik üreten bestecilerin müzik üretim süreçlerine etki etmişliği de vardır. Nitekim birçok bestecinin, özellikle de 60’lı ve 70’li yıllarda, çeşitli ses kayıtları üzerinden ses tayfına8 dair analizler gerçekleştirmesi bu duruma örnek gösterilebilir (mesela bkz. spektral müzik).

Bu playlist şüphesiz ki elektronik müzik gibi içeriği ve potansiyeli açısından olağanüstü kapsama sahip bir müziği tamlığı ve bütünlüğünde tanıtma amacı gütmüyor. Zira bu müziğin herhangi bir şekilde tanıtılmaya hem ihtiyacının olmadığı hem de bunun tam manasıyla yapılmasının imkânsız olduğu kanaatindeyiz. Bu bağlamda, bu playlist’in oluşturulma amacının daha çok, elektronik müziğin dünden bugüne uzanan, seçmece olduğu kadar eklektik de olan bir panoramasını sunmak olduğunu söyleyebiliriz. Ama bir diğer nedenin, Türkiye’de birçok nitelikli elektronik müzik bestecisi-icracısı var olmasına rağmen elektronik müziğin bu topraklarda bilinirliğinin yani görünürlüğünün ve duyulurluğunun az, yetersiz olduğunu –Bülent Arel ve İlhan Mimaroğlu9 gibi Türkiyeli iki öncü elektronik müzikçinin dünya çapında tanınmasına karşın– düşünmemiz olduğunu da söyleyelim. Playlist genel itibarıyla döneminin öncüsü olan elektronik müzikçilerin eserlerinden oluşuyor. Bilinirliklerinin azlığı nedeniyle ağırlıkla erken dönem elektronik müzik çalışmalarına yer vermiş olsak da, güncel dönemden birçok çalışma da playlist’te bulunuyor. Playlist bu hâliyle Edgard Varèse’den Squarepusher’a, Pauline Oliveros’tan Richard Pinhas’a, Oskar Sala’dan Brian Eno’ya, Morton Subotnick’ten Aphex Twin’e kadar epey geniş bir müzikal spektrumu kapsıyor. Playlist’te Türkiye’den yer verdiğimiz sanatçılar ise Bülent Arel, Alper Maral, Sıfır (Zafer Aracagök), Tolga Tüzün, Ox Barber (Oğuz Büyükberber), İlhan Mimaroğlu, Mehmet Can Özer, Erdem Helvacıoğlu, Korhan Erel, Fulya Uçanok ve Başar Ünder. Herhangi bir kronolojik sıralama veya tematik dizilim olmadığından, dinlemeye herhangi bir yerden, yani herhangi bir parçayla başlanabilir. Son olarak, playlist’te yalnızca elektronik parçalara değil elektroakustik10 parçalara da yer verdiğimizi ekleyelim. İyi dinlemeler diliyoruz.

Fennesz Boiler Room × St. John Sessions Live Set

1. Sound synthesis: Maddesiz, yani maddeden yoksun bir şekilde ses üretme işlemi.

2. Synthesizer: Ses sinyallerini, herhangi bir titreşen maddeyi doğrudan doğruya kullanmaksızın yeniden üreten cihaz.

3. Sound recording: Muhtelif ses ve/veya ses verilerini dijital ortama aktarma süreci.

4. Found sound: Kayıt altına alınmış herhangi bir ortam sesi.

5. Soundscape: Canlılar tarafından algılandığı ve duyumsandığı hâliyle çoklu ses barındıran akustik ses alanı.

6. Reverb: Maddeden yani ses kaynağından çıkan sesin, içinde bulunduğu ortamda yansıması, yankılanması hâli.

7. Mixing: Kaydedilmiş olan sesin, çeşitli teknik manipülasyon işlemleri aracılığıyla yeniden düzenlenmesi.

8. Sound spectrum: Özgül ses verisi veya ses verilerinin yapı ve biçim özellikleri.

9. İlhan Mimaroğlu’nun elektronik müzik üzerine yazdığı, elektronik müziğin tarihini, teorisini ve tekniğini ele alan kitabının e-kitap hâli için bkz. Elektronik Müzik.

10. Electroacoustic music: Elektronik müzik yapma yöntemlerini akustik müzikle eklemlendirmek suretiyle üretilen müzik.

elektronik müzik, Furkan Keçeli, Hasan Cem Çal, müzik, Playlist