Melania Trump sırtında
“Gerçekten umurumda değil,
ya sizin?” yazan ceketiyle,
fotoğraf: Mandel Ngan/
Agence France-Presse
— Getty Images,
kaynak: The New York Times
Melania, Meghan
ve Giyimde Meram

Akademik hayatının çoğunu moda dünyasını ‘giyinen’ tarafından anlamlandırmaya çalışan birisi olarak sürekli bahsettiğim şeylerden biri modanın iletişim değeri. Diğer bir deyişle, modayı takip etsek de etmesek de, ne giydiğimiz üzerine uzun uzun düşünsek ya da mümkün olan en kısa zaman dilimini harcasak da üzerimize giydiklerimizin dışarısıyla bir çeşit iletişim kurmaya yaradığı. Tabii ben genellikle bundan bahsederken satır arası okumak gibi incelikli bir iletişimden bahsediyorum ama bu, bir ülkenin başkanıyla evliyken, resmi bir ziyaret esnasında üzerinde kocaman “umurumda değilsiniz" yazılı bir ceket giyerek dünyadaki herkesin kulağına megafonla bağırma eşdeğeri bir iletişim de olabilir, kişinin kendi bileceği iş.

Melania Trump’ın, Trump hükümetinin sınır politikası yüzünden ailelerinden ayrılan çocukların tutulduğu kampları ziyaret ederken giydiği ceketten bahsediyorum, sırtında “I really don’t care. Do U?” [Gerçekten umurumda değil, ya sizin?] yazan Zara marka ceketten. Bu durum, tabii ki uluslararası çapta büyük tepki topladı. Amerika’nın “First Lady”sinin basın sözcüsünün konu hakkındaki açıklaması ise “bu sadece bir ceket” demek oldu.

Birçok insanın böyle bir ziyarette böyle bir ceketi giymenin uygunsuzluğuna dair yorum ve eleştirilerini okurken, kafamda şu soru dönüyordu: Bırak böyle kritik bir ziyarette giymeyi, neden “First Lady” konumundaki bir insanın “umurumda değil” mesajı veren bir ceketi olur ki? Bu pozisyonun alabildiğine tuhaf bir gelenek olduğu da bir gerçek: Resmi bir pozisyon olmamasına rağmen, sadece eş durumundan (‘geleneksel’ olarak eş, yoksa başkanın eşi olmadığı veya bu pozisyonu üstlenemediği durumlarda başkanın akrabası, arkadaşı veya Beyaz Saray çalışanı bir kadının bu rolü üstlendiği olmuş) Beyaz Saray’da büyük bir sorumluluk anlamına geliyor ve özellikle sosyal sorumluluk alanında önemli bir rol oynaması bekleniyor. Dediğim gibi tuhaf patriarkal bir gelenek, fakat her ne hikmetse devam ediyor ve bu pozisyonu kabullenmek Beyaz Saray’ın sosyal sorumluluk cephesinde bir görünürlüğü üzerine almak anlamına geliyor. Bu durumda, bu pozisyonu kabul eden birisinin bu şekilde bir mesaj içeren bir ceket sahibi olması bir oksimoron değilse nedir? Üstüne, bu kadar hassas bir meselede bir ziyaret sırasında bu giyildiği zaman —basının her dalından bir temsilci fotoğraf çekmek üzere bekliyorken— hayır efendim, bu “sadece bir ceket” değildir.

Bu, “First Lady”nin ilk kaş göz seğirttiren seçimi değildi. Geçen sene de fırtınadan etkilenen bölgeleri ziyarete giderken —enkazlar ve varını yoğunu kaybetmiş insanlar arasında— iğne topuklu ayakkabılarını giymesi büyük tepki toplamıştı. Belki kimse Melania’dan, başka bazı politik figürlerin yaptığı gibi kollarını sıvayıp beline kadar suya girmesini beklemiyordu ama, bu seçimleri giyimde niyetin önemini gösteriyor.

Tuhaf patriarkal düzenlerden bahsetmişken, okyanusun öbür yanındaki diğer anglophone güç merkezinde de adından son zamanlarda sık söz edilen birisi var: İngiltere kraliyet ailesinin Amerikalı gelini Meghan Markle. 19 Mayıs’ta Prens Harry ile evlenerek düşes unvanına kavuşan Meghan’ın gelinliği önce büyük spekülasyonlara, sonra da iyisiyle kötüsüyle her görenin eleştirisine maruz kaldı. Yakın çevremdeki yorumların %99’u “yakışmış ama pot yapmış” görünümündeyken, benim ilk bakışta gördüğüm “A, Amerika Avrupa tarzının kesişimi olarak Audrey Hepburn’ü stil ilhamı olarak kullanmışlar, çok akıllıca!” oldu. Sonra, büyük bir gizemle saklanan gelinliğin markasını öğrendiğimde de durumla pek eğlendim, çünkü Givenchy’nin Audrey Hepburn ile onun ismiyle özdeşleşecek denli büyük bir işbirliğine imza atmış, yıllarca beraber anılmış bir isim olması sezgimi onaylar nitelikteydi. İngiliz oyuncu, kariyerinin büyük kısmında Amerika’da çalışmıştı ve stilinin minimal zarafetiyle tanınıyordu. Yani, kraliyet ailesiyle ilgili hiçbir şeyde olmadığı gibi, bu da bir tesadüf değildi: Bu tarz bir ilhamla, hedeflenen ‘zarafet’ algısı için doğrudan bir çağrışıma başvurulmuştu. Her ikisinin de hem iki kıta arasında köprü kurması hem de —her ne kadar Meghan evlilikle birlikte ekranları bırakmış olsa da— oyuncu olmasıyla Audrey Hepburn Meghan Markle için doğrudan bir ilham kaynağı olarak seçilmişti.

Bu iki figürün birbirine bu denli yakın zamanlarda giyimleriyle gündeme gelmesi beni giyimde meram üzerine düşünmeye itti. Hiçbir zaman kimin nasıl giyinmesi gerektiğini dikte edecek bir karakterde olmadım, hatta bu yönde katı algılara karşıyım. Fakat, giyimde bilinçli bir niyet gözetmenin, hele bunca göz önündeki pozisyonlarda, önem sahibi olduğu kanaatindeyim. Belli sembollerin anlam ve önemini gözetmek lazım. En azından, hiçbir tartışmaya mahal bırakmayan, büyük harflerle yazılmış sözcüklerin.

Eda Çakmak, moda, Trump