Modanın Yakın Tarihi: Modada
Instagram Çağı

2010’lu yılları geride bırakmış bulunmaktayız; peki bu on yıl, moda tarihi kitaplarında nasıl yer edecek? Bunu tam olarak ifade edebilecek bir perspektif edinebilmek için üzerinden biraz daha zaman geçmesi gerekecek elbette, ancak bir ilk bakışta, bir nevi tahminde bulunmayı deneyebiliriz…

Tarihten, hele hele moda tarihinden bahsederken onlu yıllar şeklinde konuşuruz: 20’li yıllar denince aklımıza bir imge gelir, 50’ler denince başka, 80’ler bambaşka… Tabii ki bu dönemler aslında, bir pasta fotoğrafındaki eşit ve düzgün dilimlerden ziyade, gerçek hayatta doğaçlama bir şekilde plastik bir bıçakla kesilmeye çalışılan dilimlerin gerçekliğine benzer: Orantısız, bazen kırık dökük, akışkan, birinin nerede bitip diğerinin nerede başladığı pek de belli olmayan dilimler… Politik, sosyolojik, teknolojik değişimleri takip ediyor moda tarihinin dilimleri; bu dalgalanmaların insanların giyinme biçimlerinde nasıl yansıdığını takip edebiliyor olmak, bu alanı en ilginç kılan şeylerden biri.

Moda tarihi dersinde hocam aldırdığında pek yüzüne bakmadığım, aradan geçen yıllarda ise en çok aşındırdığım kitaplardan biri olan Fashion Since 1900 [1900’den Bugüne Moda] kitabını bir kez daha raftan indirip bölüm başlıklarına bakıyorum; son beş bölüm şu şekilde ilerliyor:

1957–1967: Zenginlik ve Ergenlik Meselesi
1968–1975: Eklektik ve Ekoloji
1976–1988: İsyan ve Konsümerizm
1989–1999: Moda Küresel Olunca
2000– : Gezegen Moda

Bu çizgiyi takip ederek bir sonraki bölümün adının ne olacağını hayal etmeye çalışıyorum. “Küresel” ve “gezegen” başlıklarından sonra, doğal akış bu devrin tasvirinde “dijital” olur; bir de bu on yıla —ve de modasına— damgasını vuran güçlü aktivizmden bahsetmemek de olmaz gibi geliyor. Belki “Sosyal Medyada Moda ve Aktivizm” olurdu… Kitabın bir sonraki baskısında böyle bir ekleme yapılır mı acaba?

Yukarıdaki başlıklarda da görüldüğü üzere moda devirlerinin başlangıç ve sonları yuvarlak sayılar olarak kabul edilmiyor, tabii bu başlıklar tek bir kitabın kabul ettiği dönemlere ait ve genelgeçer değil. Sonradan belirlenmiş sınırlar bunlar elbette, yaşanırken “kapatıyoruz kapattık, haydi bir sonrakine” şeklinde yaşanmıyor. Bunların hepsinin bilincinde olmakla birlikte, bir sonraki bölümü yazacak olsam başlatmak istediğim yıl yine de 2010 olurdu —çünkü modada son döneme en çok damgasını vurduğunu düşündüğüm şeyin doğum tarihi bu: Instagram 2010 yılında kuruldu.

Instagram çağı

Genel olarak sosyal medyanın etkisi beni bu yöne iterken, özel olarak Instagram’a odaklanmamın sebebi, bu mecranın modanın pazarlamasından yayılmasına, tüketici alışkanlıklarına kadar her şeyi çok boyutlu bir şekilde etkilemiş olması. Görsel bir kültür olan modayla görsel ağırlıklı bir sosyal medya mecrası olan Instagram, bir yandan organik şekilde oluşan bir ilişkiyi sürdürüyorlar. Öte yandan, bu dönemde moda üzerinde büyük etkisi olan toplumsal cinsiyet, beden olumlama, küresel iklim krizi gibi dijital aktivizm alanlarının yayılmasında da Instagram etkili olduğu için, modayla yolları birden çok yerde kesişiyor ve iç içe geçmiş halkalardan oluşan mutena bir kültürel gelişim zincirinde sık sık temas ediyorlar.

Instagram —diğer sosyal medya mecralarının yükselişiyle beraber— ana akım modada kendi temsillerini bulamayan insan ve grupların kendi temsillerini yaratmasına alan sağladı. Buna karşılık, her daim ilhamını sokaktan almış olan moda sektörünün de gözlerini dijitale çevirmesiyle beraber, bu düşünce, akım ve gruplar ana akım modada yer bulmaya başladı. 2010’lu yıllarda podyumlarda feminizm, ikili cinsiyet rollerinin kırılması, beden olumlama gibi daha önce kenarından köşesinden geçilmeyen konular, baş tacı edildi.

Giyinme eyleminin ‘görülmesi’, sadece gittiğimiz yerlerdeki insanların gözleriyle sınırlı olmaktan bir süre önce çıktı ve bu toplumun büyük bir kısmının davranış biçimine nüfuz ediyor. Giyinme önceliklerindeki bu değişiklik, nasıl fotoğraflandığı ön planda olan bir tasarım anlayışını davet etti. ‘Yanarlı dönerli’ tekstillerin on yıldır istikrarlı bir şekilde yükselişinde bunun da etkisi büyük.

Son on yılda neredeyse sıfırdan yükselerek pazarlama sektörünün tepesine oturan influencer’lar ve influencer marketing, moda alanında iş yaparken daima ele alınan faktörlerden biri hâline geldi.

Molly Goddard içinde 
Melanie Gaydos,
kaynak: @mollygoddard

Feminizm, toplumsal cinsiyet, beden olumlama ve 2010’lu yıllarda modada beden temsili

Feminizmin sonunda toplumsal periferiden ana akıma taşınmasının, son derece kafa karıştırıcı sonuçlar doğurduğu 2010’lu yıllarda, mesele moda sektörünün de gündemine oturdu. 2017’de Dior’dan H&M’e, mahalle pazarına kadar ‘feminist’ baskılı tişört bulunamayacak bir yer yoktu. Meselenin bu yüzeysellikte kalmaması için verilen çabalarsa yavaş da olsa meyvelerini veriyor; kadın bedeninin metalaştırılması alanında uzun yıllardır ilk üçe girecek nitelikteki Victoria’s Secret iç çamaşırı markasının geleneksel yıl sonu defilesi, gelen tepkiler sonunda 2019’da gerçekleştirilmedi.

Toplumsal güzellik ideallerinin oluşturduğu baskılara karşı doğan ‘beden olumlama’ hareketi de moda sektörüyle doğrudan diyalog içinde olan kavramlardan biri. Yükselen taleplere karşı moda sektörü, raflarındaki beden seçeneklerini artırmak, podyumlarda daha çok çeşitliliğe yer vermek gibi birçok adım atmak durumunda bırakıldı.

Podyumlar demişken, 2010’lu yıllar hem podyumlardaki mankenlerde, hem de tasarım anlayışı olarak ikili cinsiyet sisteminin boyunduruğundan sıyrılmakta belirgin bir adım atan bir dönem oldu. On yılın başında, podyumlara birer ikişer ‘cinsiyetsiz’ görünümlü mankenin çıkarılmasıyla başlayan ürkek adımlar güçlenerek moda, bütün cinsiyet temsillerinin oyun alanı hâline geldi: Tasarım ve giyinme alanlarında da, toplumsal cinsiyet rollerine atanan belli kodların esnetilerek, çeşitli öğelerle oynama huyunun yaygınlaştığı bir dönem oldu.

Hipster

Son yıllarda kullanımı azalmaya başlasa da, 2010’lu yılların başında günde on kere duymaktan kafamızı duvarlara vurasımızı getiren bir sözcüktü hipster. Daha ucuz olduğu için New York’un Brooklyn’i gibi ‘kenar’ kabul edilen bölgelere yerleşerek buranın kentsel dönüşümüne yol açan sanatçı, öğrenci kesime verilen adken, zamanla bu kesime atfedilen (yine ucuz olduğu için başlayan fakat sonrasında içi boşaltılan) ikinci el vintage estetiğine verilen bir ad oldu hipster. Sonrasında da bu terim, hepten içi boşaltılarak ana akımın yeni gözdesi hâline geldi ve içi boş kemik gözlüklerle özdeşleştirilerek moda tarihine gömüldü.

90’lar nostaljisi

Her kuşak bu kadar abartılır mıydı? Yoksa ben kendi kuşağımla beraber yetişkinliğe ulaşırken doğal olarak maruz kaldığım için millennial varoluş hepsinden çok tartışılmış gibi mi geliyor? Genel olarak (yaklaşık) 1985–1995 arası doğanlar olarak kabul edilen millennial kuşağı yetişkinliğe erişirken, zevklerimiz popüler kültürde dominant oldu ve pek düşkün olduğumuz çocukluğumuza duyduğumuz özlem, o dönemde en sevdiğimiz şeyleri ya da küçük olduğumuz için doyasıya deneyimleyemediğimiz şeyleri 2010’lu yıllara çekerek uzatmamıza yol açtı. 2000’li yılların düşük belli pantolonlarından intikam alırcasına geri gelen yüksek belli mom jean’ler bu on yılda kendinden en çok bahsettiren kıyafet parçası olmuş olabilir… Bir de bazılarımıza her bakışta hâlâ Spice Girls’ü hatırlatan devasa spor ayakkabılar. 2018 Moschino defilesinde retro My Little Pony baskılı tişörtlerin podyuma çıkışı, bu on yıla sekiz yaşındaki bendenizinkine benzer bir ruh hâlinin ne kadar hâkim olduğunun kanıtı niteliğinde.

Moschino, “My Little Pony” serisi,
kaynak:
Glamour

Tül

Bir yandan bu çocukluk nostaljisine göz kırpan, diğer yandan da 2010’lu yıllara özgü olan bir diğer tasarım öğesi ise, özellikle couture ve avangard koleksiyonlarda karşımıza çıkan ve çocukken hep çizdiğim, renkli, kocaman etekli prenses elbiselerini andıran tülden elbiseler. Bu elbiseler bir yandan romantik ve klasik anlamda feminen bir hava taşırken, diğer yandan da tülün gayriresmî duruşunun muzipliğiyle, giyenleri oyun oynayan bir çocuk kılıverdiler.

‘Sokak’ modası

2010’lu yılların başlarında Supreme gibi ‘sokak’ modası markaları istikrarlı yükselişlerini sürdürürken, bu bol rahatlığı tuhaf orantılar ve klasik elementlerle bir araya getiren Vetements markası, 2014’te kuruluşuyla beraber bir süreliğine moda gündeminin tamamına hâkim oldu.

Athleisure

Sağlıklı beslenme ve fitness’ın bir yaşam tarzı olarak yükseldiği bu on yılda, athleisure, yani belirgin şekilde spor için tasarlanmış kıyafetlerin günlük hayata taşınması büyük bir trend özelliği taşıdı.

Outdoor Voices,
kaynak:
TheTrendSpotter

Sürdürülebilirlik

Asla bir ‘trend’ olarak adlandırılmaması gerektiğini vurgulayarak başlamak isterim sürdürülebilirlik kavramına. İnsanlık olarak dünyamızın sonunu getirmemize tam olarak ne kadar kaldığını tartışarak geçirdiğimiz 2010’lu yıllarda, doğal ve insan kaynaklarının sürdürülebilirliği de yükselen toplumsal değerlerden oldu. Çok hızlı ve yüksek miktarda üretim yapan moda sektöründe de bu durum dikkati çekti ve sürdürülebilir tasarıma odaklanan tasarımcı ve markaların yanı sıra, ana akım üreticiler de bu alanda çalışmalar yapmaya başladı.

* * *

Bundan on, yirmi, otuz yıl sonra, 2010’lu yıllar modası dendiğinde akla nelerin geleceğini zaman gösterecek… Geçmiş dönemlerin moda tarihine bakıldığında ilk akla gelenin, bazen çok küçük bir kesimin giyim pratiklerinin, bazense sadece bir siluetin olduğunu görüyoruz. Bitmesinin hemen ardından geri dönüp bakıldığında, benim tespit edebildiğim zirve noktalar bunlar bu yazıda, ama unutmamalı ki moda tarihi de olsa, tarih hep göreceli bir hikâye…

Eda Çakmak, Instagram, moda, toplumsal cinsiyet