Janelle Monáe,
Christian Siriano ile,
Met Gala 2019,
kaynak: WWD
“Sasha Velour's Critical Camp Eye”
videosundan ekran görüntüsü

Stilize Rüküşlük: Camp
Sontag Üzerinden Met Gala

Metropolitan Museum of Art, yani kısaca “the Met” olarak bilinen New York’taki müzenin, kostüm enstitüsünün her yıl açtığı sergilerin “Met Gala” olarak bilinen açılış etkinliği, her sene mayıs ayının ilk pazartesi günü gerçekleşiyor. O sene açılacak serginin konusuna uygun bir temayla gerçekleşen bu partilerin ‘pembe’ halı kostümleri, moda sektörünün en heyecanla beklenen görüntülerinden. Bu sene 6 Mayıs akşamı açılan serginin teması camp —davetiyede yazılı olan kıyafet ‘kodu’ ise, Susan Sontag’ın 1964 tarihli “Notes on Camp” makalesinden esinle “Camp: Notes on Fashion.”

Serginin açılışını beklerken “camp” sözcüğünün nasıl açıklanabileceğine ilişkin bir hayli kafa yordum, İngilizce ve Türkçe birçok tanım okudum. Sonunda “çirkin olanın bilinçli kullanımından doğan bir estetik” veya “stilize rüküşlük” tanımlarında karar kıldım.

Susan Sontag, camp’i bir “hassasiyet” olarak tanımlıyor: Bir fikir, bir his değil de bir hassasiyet —ya da duyarlılık. Türkçede bir şeyi tek başına bir hassasiyet olarak tanımlamak iğreti gelse de söylediğini çevirmenin başka bir yolu yok —ne kadar garip gelse de söylediğine hak veriyorum. Bu da konu hakkında konuşmayı zorlaştıran, camp’i “anlatılmaz yaşanır” kategorisine sokan şeylerden birisi. “Camp’in özü, yapay ve abartılı olana duyulan bir sevgi.” şeklinde bir tanım sunuyor Sontag. Makalede sunduğu ve somut bir tanıma benzeyen tek şey bu; aslında makalenin tamamı madde madde ilerleyerek —tam olarak 58 madde— “tam parmağımı basamıyorum” dedirten bir şeyi anlatma çabası gibi. Sontag, camp’i küçük bir gruba ya da küçük gruplara ait gizli bir koda benzetiyor —bu yüzden de “camp hakkında konuşmak, ona ihanet etmektir” diyor… Ne var ki, ardından kendi ihanet ithamına kendi savunmasını sunuyor: Kavramsal karmaşaların çözümü, bir aydınlanma için yapmaktadır bunu. Kendisinin camp’i anlatabilecek bir konumda olduğunu iddia ediyor sonra: Camp’e hem büyük bir çekim duymaktadır, hem de ondan bir o kadar büyük bir rahatsızlık hissetmektedir —“bir hassasiyeti tamamen benimseyen birisi onu analiz edemez” diyor “bu, tiksinmeyle karışık derin bir sempati gerektirir.”

Galanın temasını öğrendiğim andan itibaren aklımda bu makaleyi okuyup, galadaki kıyafetleri metnin ışığında değerlendirme fikri belirmişti; ancak, makaleyi okudukça içimde bir huzursuzluk oluştu. Bu huzursuzluğun bir kısmı, ne kadar akıllıca yazılmış olursa olsun 1964’teki dil kullanımının günümüzde bir parça sorunlu olmasından kaynaklanıyordu. Tam parmağımı basamadığım diğer kısmını ise, en sevdiğim drag sanatçılarından Sasha Velour’un bu etkinlikteki kıyafetleri değerlendirdiği videoda söylediklerini duyduğumda anladım; “tamam” dedim, “tam olarak da bu”:

“Sözcüğün kendisi, gey insanlara ait; bizi farklı, abartılı ve ana akım zevkin dışında bir şekilde sergileyen bir davranış biçimine ithaf ya da armağan edilen bir kod gibi. Dolayısıyla Sontag da bu fikri, bu konsepti bütün bir fenomeni açıklayacak şekilde açmaya çalışıyor… Ama bu çaba sonuçta olayın queer’liğinden bir şeyler götürüyor. Çünkü sana yeri olmayan, seni anlamayan bir güzellik sistemine dahil olamazsın; dolayısıyla dışlanan zevki değerlendirmek için alternatif bir sistem yaratırsın —o dönemde baskın olan güzellik ve saygı duyulabilirlik değerleri yerine şaşaa, çaba, hırs ve tutkuya dayalı bir sistem. Bu giysileri değerlendireceğimiz için çok heyecanlıyım, çünkü bu bir yerde bugün camp’in yerini, bugün ana akımda queer tarzın rolünü yansıtıyor.”

Fakat eleştiriler bir yana, modanın bu en önemli gecesine katılan popüler kültürün önemli isimlerinin ödevi, bu makaleden ilhamla kendi camp yorumlarını sunmaktı.

Camp olan bütün obje ve kişilerde büyük bir yapaylık öğesi bulunur. Doğadaki hiçbir şey camp olamaz.”

Saoirse Ronan’ın görkemli elbisesiyle şiddetle çelişen doğal saç ve makyajı, bunun en büyük kanıtı niteliğinde. Çoğunluk tarafından hayli beğenilen bu elbise, parlaklığı ve devasa omuzlarıyla tek başına camp olmasa da, buna çok müsait bir parçayken oyuncunun son derece ‘doğal’ saç ve makyaj seçimiyle bu sıfattan koşar adım uzaklaşmış.

“Androjen, kesinlikle camp hassasiyetinin en büyük imgelerinden birisi.”

Sontag, aynı zamanda androjeni de camp olarak değerlendiriyor. İkili cinsiyet kurallarının yıkılmasına dair dil 2019’da artık çok ilerlemiş olsa da, bu ifade yazıldığı dönemde herhangi bir cinsiyete atanamayanın nasıl değerlendirildiğine dair bir pencere açıyor. Gala misafirleri arasında bu maddeyi en ciddi ele alan, muhtemelen oyuncu Michael Urie —yarısı elbise yarısı smokin kıyafeti ve yüzünün vücudunun elbiseli yarısında sakallı, smokinli yarısında ise sakalsız ve makyajlı olduğu hâliyle.

Camp, her şeyi tırnak işaretleri içinde görür. Bir lamba değil, bir ‘lamba’, bir kadın değil bir ‘kadın’.”

Katy Perry, Moschino ile,
Met Gala 2019,
kaynak: WWD videosu

Susan Sontag’ın makalesindeki bu cümleyi okuyarak onu ‘trajik’ şekilde ciddiye alan isim, şüphesiz ki galaya avize kılığında katılan Katy Perry. Abartı olayını abartıp kendisini camp’ten ziyade ‘zorlama’ kategorisine sokan şarkıcı, gecede sadece bir değil iki obje kılığına giriyor —ilerleyen saatlerde tastamam bir hamburger olarak karşımıza çıkıyor. Bu iki kıyafetin ikisinin de camp olmaması bir yana, şarkıcının müzenin tuvaletinde marul şeklindeki mini elbisesiyle kendisini o devasa hamburgerin içine sokuşturmaya çalışırken arkadan geçen Jennifer Lopez’e selam verdiği bir video var ki, işte o camp’in ta kendisi.

“Naif ve bilinçli camp arasındaki ayrımı gözetmeliyiz. Gerçek camp, her zaman naif olandır. Camp olduğunu bilen camp, genellikle daha az tatmin edicidir.”

Lady Gaga,
Brandon Maxwell ile,
Met Gala 2019,
kaynak: WWD videosu

Gecenin en büyük engeli de burada: “Camp olduğunu bilen camp, genellikle daha az tatmin edicidir.” —peki bir müze dolusu ‘camp olmak’ amacıyla giyinen insana ne demeli? Bu nedenle Lady Gaga ve Miley Cyrus’un gece için giydiklerinde bir deha var. Bu iki şarkıcı-oyuncu, kendi kariyerlerini referans noktası olarak kullanıyorlar. En başından beri camp kavramının özeti niteliğinde bir stile sahip olan Lady Gaga, daha müzenin merdivenlerini kaplayan pembe halıdan çıkmadan, biri diğerinin altından çıkan parlak pembe ve siyah kıyafetlerle dört farklı sunum yapıyor —kıyafetleri tek başına bazı gala katılımcılarından daha sönük kalsa da, art arda çıkan dört kıyafetin gülünçlüğü ve buna eşlik eden performans eklenince arayı kapatıyor. Miley Cyrus’un camp referansı ise daha nüanslı. İlk bakışta düz saçlarıyla, pullu mini elbisesiyle pek de fazla dikkat çekmiyor. Ancak kariyerine çocuk oyuncu olarak başlayan Miley Cyrus, kendisini ünlü eden rolde günlük hayatında sıradan bir genç kız, peruğunu taktığında ise ünlü bir pop yıldızı oluyordu (tabii, her ne hikmetse sadece sarı bir peruk ve biraz makyajla kimse onu asla tanımıyordu). Kıyafetine dikkatlice bakan hayranları ise, galaya Hannah Montana kılığında geldiğini ayırt etmeyi başardı: Elbisesi dizide kullanılan bir elbisenin bir varyasyonuydu, saç modeli de Hannah’nın kullandığı peruğun aynısıydı. Kıyafet tek başına camp kategorisinde “eh” dedirtecek seviyedeyken, bu referans, camp’in ta kendisi.

Camp’in en katıksız örnekleri kasıtsız olanlardır; tamamen ciddidirler.”

Camp olmayı hedefleyerek camp olurken, kasıtsızlığı korumak pek de muhtemel görünmüyor. Bunu yapmak, ancak halihazırda camp hassasiyetini özümsemiş olup galaya kendisi olarak çıkıp gelenlere mahsus. Bunun en iyi örneklerinden birisi, camp ikonlarından birisi sayılabilecek Bette Midler —kafasındaki kelebekler ve pullu elbisesiyle o kadar camp ve o kadar kendisi ki…

“Bir şey, (camp olmak yerine) sadece kötü olduğunda, bu onun çoğunlukla vasat bir hevesle yapılmış olmasındandır.”

Gece için giyinirken, camp olabilecek kadar ileriye gitmeyenler, bu ‘kötü’ kategorisinde takılıp kaldılar —sonuç olarak ortaya, moda tarihine geçecek derecede abartılı görüntülerin arasına, ortaokul mezuniyetine gitmek için giyinmişe benzeyen yetişkinlerin serpiştirildiği bir manzara çıktı.

“Bir çalışma camp olmaya çok yaklaşıp olmayabilir, çünkü başarılı olmuştur.”

Ezra Miller, Burberry ile,
Met Gala 2019,
kaynak: WWD videosu

Gecenin en ses getiren kıyafetlerinden oyuncu Ezra Miller’ın sunduğu şölen, eğer tek bir şeyle eleştirilebilirse, o da fazla mükemmel olduğudur. Usta bir makyaj eseriyle yüzünde fazladan beş gözü, zaman zaman yüzünün önüne getirerek poz verdiği maskesi, uzun kuyruklu takım elbisesinin üzerine taktığı taşlı korsesi… Bütün bunlar itinayla öylesine bir araya getirilmiş ki, tam bir moda ziyafeti hâlinde. Kısacası kendisine getirebileceğim tek eleştiri, fazla mükemmel olması.

Billy Porter, The Blonds ile,
Met Gala 2019,
kaynak: WWD videosu

Buna karşın, her kırmızı halıda camp kavramını en zirvede temsil etmesi için kimsenin davetiye göndermesi gerekmeyen Billy Porter, tam ayarında çuvallıyor. Mısır hiyerogliflerinden fırlayıp kendini altın varağa yatırmışa benzeyen Billy Porter, halıya dört kişinin omuzlarında taşıdığı bir tahtırevan ile giriş yapıyor. Bütün bu olup bitende şapşal bir şeyler var ve o şatafatın büyük bir ciddiyetle yerine getirilen bu şapşallığı, Susan Sontag’ın 58 maddede, benim de bunca paragrafta anlatmaya çalıştığımız kavramın sonuna noktayı şıp diye koyuveriyor.

Aslında Sontag’ın makalesinin tamamı galanın bize uygulamalı olarak kanıtladığı şeye işaret ediyor: Camp hassasiyetiniz ya vardır ya da yoktur. Zorlamayla olmaz. Bu yüzden de galanın en başarılı giyinenleri, zaten bu hassasiyete uygun giyinen, hatta çoğu zaman bundan ötürü eleştirilenler oldu. (bkz. Billy Porter, Lady Gaga, Ezra Miller) Bu yazıyı yazarken tabii ki amacım gecenin şıkları ve rüküşlerini açıklamak değildi —kaldı ki bu sefer, bu iki kategoridekiler aynı kişilerdi ve arzulanan da buydu. Amacım bu “anlatılmaz yaşanır” kıvamdaki kavramı, örnekler üzerinden biraz da olsa irdeleyebilmekti.

Camp, dünyayı tarz üzerinden değerlendiren bir bakış açısı —ama belli bir tarz üzerinden. Abartılı olana duyulan sevgi; ‘yanlış bir şeyler var’ dedirtene ve aslında-olmadığı-bir-şey olanlara.”

camp, Eda Çakmak, Met Gala, moda, Susan Sontag