Beden Olumlama Hareketi
ve Moda Sektörü:
Bu Bir
Oksimoron Değil

Uluslararası alanda beden olumlama hareketinin parçası olanlar, 2016’yı beden olumlamanın yılı olarak düşünmüştük, ancak 2017’nin sonuna doğru yaklaşırken bu sene beklentilerimizi aştı ve hareketi ana akıma taşıdı. Ben Manifold’daki ilk yazımda beden olumlamaya değindiğimde, bu terimin henüz yerleşmiş bir Türkçe karşılığı yoktu, ancak geçtiğimiz sene içerisinde ülkemizde faaliyete başlayan hareketin azılı savunucuları sayesinde body positivity, dilimize başarıyla “beden olumlama” olarak girmiş bulunuyor.

Peki beden olumlama nedir? Özetle bu, etrafımızı algılamaya başladığımız andan itibaren, üzerimize dayatılan ve benimsetilen, fark etmeden içselleştirdiğimiz beden ideallerine karşı bir başkaldırıdır. ‘İyi’ olanın ince, beyaz, sağlıklı, engelsiz ve ‘kusursuz’ bedenlerin olduğu; ‘ideal’ kabul edilen kilonun dışında, lekeli, yaralı, standardın dışında kalan bedenlerin kusur kabul edildiği değerler kalıbının kurgusallığının farkına varış ve yüksek sesle “DUR” deme hareketidir. Beden olumlama birbirimize, ama en çok da kendimize bedenimizin değerli olması için bu hayali kalıplara uymamız gerekmediğini hatırlatma eylemidir.

İnternetin ücra köşelerinde bir fısıltı olarak başlayan bu hareket, günümüzde moda sektörünün en ana akım mecralarına kadar ulaşmış bulunuyor. Podyumlardan büyük dergilere, moda dünyasının yakın zamana kadar tek tip bedeni ilahlaştıran mecraları, “beden olumlama” sözcüklerini zikrediyorlar. Elbet ana akıma karşı duran her türlü akımın metalaştırılma eğiliminde bu hareketin de sektörün çarklarına kaptırılma ihtimali düşünürken kaşlarımı çattırsa da, beden olumlama hareketinin bu denli doğrudan muadili olan moda sektörünün görünüşte hareketi benimsemesinin yarattığı gülümseme ağır basıyor. Nihayetinde bu hareket, temsiliyet talebi ve ana akım söylemde değişiklik talebi içeren bir oluşum, ve hareketin temsilcilerinin yılmadan kendi doğrularını bağırmasının ektiği tohumların tomurcuklanmasını seyretmek, umut verici.

2017’de podyumlarına ‘büyük beden’ mankenler çıkaran modaevleri arasında Michael Kors, Prabal Gurung, Dolce & Gabbana gibi isimler var. Temsiliyete oldum olası önem vermiş olan spor markası Chromat ise, İlkbahar-Yaz 2018 defilelerinde beden olumlamayı iyice vurgulayarak defilelere her beden tipi ve ten renginden mankenler dahil etti. 2016’da bir defilesine dört ‘büyük beden’ manken çıkaran Christian Siriano ise, 2017’deki defilesinde bu sayıyı 10’a çıkardı. Burada önemli olan, hiçbir ayrım yapmadan, bir ‘büyük beden’ serisi çıkarmadan, aynı koleksiyona ait tasarımları birçok farklı beden temsiliyeti ile sergilemesiydi. Moda sektöründeki ‘büyük beden / standart beden’ ayrımı, beden olumlama hareketinin hedeflediği değişimlerden birisi; zira bu şekilde bir ayrım ve ifade, ‘büyük beden’lerin ‘normal’in dışında bedenler olduğunu ima ediyor. Hareketin bu çabasının meyvelerini vermeye başlamasıyla birlikte, Siriano bunlardan biri olmak üzere bazı tasarımcılar, kıyafetlerini hiçbir şekilde ayırmadan, birçok bedene uyacak şekilde üretmeye başladılar. Siriano’nun alışılagelmiş manken ölçülerindeki mankenleri, büyük beden mankenleri ve erkek mankenleri, ayrım gözetmeden birbiri ardına podyuma yolladığı İlkbahar-Yaz 2018 defilesi, isteyen herkesin tasarımcının kıyafetlerini giyebileceği mesajını veriyor.

Christian Siriano,
İlkbahar-Yaz 2018, NYFW,
süre: 15:35

Siriano’nun ünlenmesine sebep olan moda tasarımı yarışması Project Runway’i 2015’te büyük beden tasarımcı Ashley Nell Tipton kazanmıştı. Bu sene ise, 16. sezonu devam eden yarışma ilk defa, tasarımcıların birlikte çalıştığı mankenleri birçok farklı beden ölçüsünden seçerek, yarışmacıları farklı farklı bedenlere göre tasarım yapmaya zorladı. Sezonun yarısına yaklaşırken kendi sırtlarını sıvazlamalarından fenalık gelmeye başlasa da, geçmiş sezonlarda sık sık karşılaşıldığı üzere bir yarışmacının “ben büyük beden tasarlamıyorum” tümcesini bahane olarak kullanmasının artık kabul edilebilir sayılmadığını gösterdikleri için, iyi bir iş yaptıkları konusunda hemfikiriz.

Beden olumlama hareketi popülerleştikçe ana akım moda dünyası, gittikçe bu talebe yönelik tepkiler veriyor ve her ne kadar hareketin zaferlerini seyretmek keyif verici olsa da, çoğu zaman bizi mutlu eden şeyler, genel durumun vahametini gözler önüne seriyor ve halen alınacak ne kadar yol olduğunu vurguluyor. Örneğin birkaç ay önce internet mağazası ASOS’un mayolarını giydirdiği (standart beden) fotomodellerin çatlak ve selülitlerini Photoshop’lamadan yayınlaması hayli ses getirmişti. Ancak dönülüp bakıldığında bu işlemin, yapılmadığında hemen fark edilip sevinilecek kadar yaygın olması iç burkucu ve beden olumlama hareketine ne kadar çok ihtiyaç olduğuna dair bir işaret. Bu harekete ihtiyacımız var, çünkü her gün önümüze gelen görseller, kulağımıza çarpan söylemler bize bedenimizin ‘yanlış’, düzeltilmesi gereken bir şey olduğunu söylüyor ve bu sağır edici dış sesin basıncından kulak zarımız patlamadan durabilmemiz için kendi doğrumuzu bağırmaya ihtiyacımız var: Bedenlerimiz olduğu gibi değer görmeyi hak ediyorlar.

{Fold içindeki imge: Büyük beden tasarımcı Ashley Nell Tipton’ın tasarımı elbise, büyük beden model üzerinde (ayrıntı); kaynak: Glamour}

beden, beden olumlama, beden politikaları, body positivity, Eda Çakmak, moda, vücut ölçüsü