Nakşın Başkaldırısı: ‘Kadın İşi’nin
Feminist Yükselişi

Birkaç yıl önce, çizgi film karakteri Arthur’un gözleri ileride bir noktaya kilitlenmiş dururken gövdesinin yanında kenetlenmiş sevimli çizgi film yumruğu, meme formatında internet ahalisinin bağrında birikip dışarıya vurulamayan öfkeye tercüman olmuştu. Bir gün, 21 yaşında (2016’da) bir kadın sanatçı, bu görselin günümüzde en çok hatırlanan versiyonunu yarattı: Arthur’un ifade edilmemiş öfkelerle dolu minik yumruğuna bir nakış iğnesi tutuşturmuştu. Ancak bu görseli çizmekle kalmamış, yaklaşık on beş saatini adayarak bu görseli nakış olarak kumaşa işlemişti. Üzerinde de “Nakşın tarih boyunca ‘kadın işi’ olarak görüldüğü için mecra olarak ciddiye alınmadığını hatırladığınızda” cümlesi —tabii ki yine nakışla— işlenmişti.

İnternetin ücra köşelerine kadar yayılan ve yaklaşık iki yıl sonra hâlâ zaman zaman paylaşılan bu şaheserin yaratıcısı Hannah Hill, o zamandan beri internette en severek takip ettiğim sanatçılardan biri. Hannah, üne kavuşmasını sağlayan eserde ifade ettiği gibi, ‘kadın işi’ olarak sınıflandırılarak hor görülen bir zanaatı, nakşı alarak dönüştürücü bir şekilde kullanan sanatçılardan biri. Hill’in işleri feminizm, cinsellik, akıl sağlığı, menstrüasyon gibi geleneksel olarak “nakış” dendiğinde akla gelmeyen birçok konuyu işliyor; kurukafalar, akıllı telefonlar, vibratörler gibi imgeler işlerinde sık sık beliriyor.

Hannah Hill’in Instagram’ından

Hannah’nın renkli ve illüstratif tarzı, nakşı alışılagelmedik bir şekilde kullanmanın sadece bir yolu. Yine severek takip ettiğim sanatçılardan Sally Hewett, geleneksel nakış yöntemlerini sıradışı malzeme ve tekniklerle birleştirerek son derece gerçekçi bedensel imgeler yaratıyor. Sanatçının nakıştan vücut parçaları üretmeye başlaması aslında kaza eseri, sanat eğitimi esnasında “daha fazla sanat üzerine düşünmemek ve kafayı boşaltmak için” nakşa geri döndüğünde olmuş. Nakış için kullanılan yuvarlak kasnağın tam ortasına bir çiçek işlerken bunun gözlerinin önünde bir meme ucuna dönüştüğünü fark eden Hewett, bu fikri takip etmeye karar vermiş ve tekniğini geliştirerek mükemmelleştirmiş. On beş yıllık bir uğraşın sonunda Hewett’in çeşit çeşit, boy boy meme, kalça, dudak, vajina, hatta göbek temsilleri zaman zaman kırılgan, zaman zaman erotik oluyor; kimi zaman kendi içerisinde bir mizah bile taşıyor.

Sally Hewett’in Instagram’ından

Nakış, tarih boyunca nezaket ve ‘kadın işi’ olmakla özdeşleştirilmiş —en azından Batılı toplumlarda— bu sayede sanatçı belli bir şey bekleyip bambaşka bir şeyle karşılaşan seyircisinde bu varsayımları bir kırılma noktası yaratmak için kullanabilir. Belki meydan okuyan bir mesaj, bu şekilde nazik bir araç kullanıldığında daha güçlü oluyordur —herkesin bir şeye karşı tek gövde olarak dikildiği fakat kimsenin ses çıkarmadığı sessiz bir protesto gibi. Beklediğiniz şey bolca bağrış ve gürültüdür ve sessizlikle karşılaşırsınız. Bence bu beklentinin yıkılması eylemcilerin sesini güçlendirir.

Bu ‘kadın işi’ni son derece sıradışı biçimde kullanan ve kendi dillerini yaratan iki önemli örnek olsa da, Hill ve Hewett nakıştaki bu eylemsel potansiyeli fark etmekte yalnız değil. Sanatsal ifade ya da sadece bir rahatlama yöntemi olsun, tarih boyunca nakşa atanan o feminen zarafetin beklenmedik imgelerle ya da biraz ağzı bozuk sözcüklerle buluşmasından duyulan hazzı paylaşanlar çok.

Eda Çakmak, feminizm, nakış, sanat