Alev Ruhu Sarıyor

Ne zaman Violet Chachki’nin bir fotoğrafını görsem, bir gün kendisine bakarken kalbimin dayanamayıp su koyuvereceğini düşünüyorum. Bu drag queen’in mükemmeliyetçi burlesk estetiğiyle ikili cinsiyet sistemine kısa devre yaptıran mizahi zarafeti arasında bir yerde, nefes almayı unutuveriyorum. Bu yüzden geçtiğimiz haftalarda Instagram mesaj kutuma kendisinin bir paylaşımının düştüğünü gördüğümde, bunun olağan bir canıma kastetme girişimi olduğunu varsaydım ve baktığım şeyi algılamam uzunca bir zaman aldı… Bu çok sevdiğim moda ikonunun gövdesinde boydan boya “Alev Ruhu Sarıyor, Geliyor Kalbe Yakın” yazılı bir kuşak olmasının neden ve nasıl bir açıklaması olabilirdi? Milliyetçi bir coşkuyla bayraklara davranmaya son derece uzak bir insan olarak bir kıkırdadıktan sonra sayfayı kapatıp sonsuza dek unutmama engel olansa fotoğrafın altında yazanlardı.

Violet Chachki,
Koral Sagular tasarımı üniforma ile, 
fotoğraf: © Viktor Herak, 2019,

kaynak: Vogue İtalya

Vogue İtalya’nın sayfasından kopyalanan metinde, “Koral Sagular’ın İlkbahar-Yaz 2020 koleksiyonu, Türkiye’de LGBTİ+ kesime karşı işlenen suçlara bir tepki niteliğinde ve adını, ‘Alev Ruhu Sarıyor, Geliyor Kalbe Yakın’ adındaki bir Türkçe tangodan alıyor. Koleksiyonun ana parçası olan askeri tarzda mavi ceket, 2016’da vahşice katledilen ve yakılan Hande Kader’in anısına ithaf edilmiş.” yazıyordu. Şimdi bir düşünün, ilk sezonundan beri fanatik bir şekilde takip ettiğim RuPaul’s Drag Race’in yedinci sezonunun kazananı, moda dünyasında devasa bir figür hâline gelmiş olan ve ciddi şekilde hayranı olduğum Violet Chachki’nin 1,7 milyon takipçisi olan sayfasında Hande Kader’in adını görmenin bünyemde yarattığı etkiyi. Bünyem bir yana elbette, bunun uluslararası LGBTİ+ camiada görünürlüğünün etkisini…

Bunun üzerine, önümdeki fotoğrafa daha dikkatli baktım; evet, mavi ceketteki ordu ilhamı ilk bakışta belli oluyordu: Dik bir yakası ve keskin hatları vardı. Ama güncel bir üniformadan ziyade Osmanlı çağrışımı yapıyordu; neden böyle bir hisse kapıldığımı anlamak için Google’da “Osmanlı Ordusu” yazdığımda gördüğüm görseller içgüdümü doğruladı. Birincisi, ceketin rengi, gördüğüm resimlerden bazılarına birebir eşti; başka resimlerde ise ceketlerin göğsünden geçen çapraz kuşaklar vardı ve bir başkasında, ceketin ön yüzü neredeyse tamamen süslü nişanlarla kaplıydı. Ceketin vücuda oturan kesimi, düğmeleri, görebildiğim kadarıyla ilham kaynağından pek de uzak değildi, tabii baktığım fotoğrafta üst düğmeler, Violet’in desteksiz dekoltesini sergileyecek şekilde açık bırakılmıştı. Google aramamın karşıma çıkardığı görsellerden birinde oturan Mahmut Şevket Paşa’nın böğrünü bezeyen nişanların yerini ise bu tasarımda camp estetiğine hizmet eden çeşitli kitsch süslemeler almış; gözlerimi kısarak baktığımda sünnet çocuğuna çengelli iğneyle iliştirilmiş bir nazar boncuğu gibi sallanan bir bayrak, sahici bir nazar boncuğu, birkaç hamam böceği, taşlı bir akrep, birkaç tespih seçebiliyorum.

İlk fotoğrafın yeterince ilgimi çektiğine kanaat getirdikten sonra Koral Sagular’ın Instagram profiline yöneliyorum, bio’sunda yazan sözcükleri okuduğumda kaşım gözüm birkaç kez seğiriyor: “Turkish macho with baroque tastes” [barok zevkleri olan Türk maçosu] tümcesini minik bir tespih emoji’si takip ediyor. Hafiften tiksinerek sayfayı kapatıp bütün bu meseleyi unutsam mı diye düşünüyorum, ama çıkmadan sayfada biraz aşağıya iniyorum. Tamam, sanırım ilk intiba çok yanlış değil, bu sözcüklerde bir ironi var, çünkü sayfadaki “maço” imgelerden inkâr edilemez queer bir koku yükseliyor… İlk gördüğüm tasarımın dahil olduğu koleksiyonun tanıtım metninden bir alıntıyla içime su serpiliyor:

“(Koray Sagular) … Hande Kader’in anısına yapılan üniformayla, Türkiye’deki LGBTİ+ bireylerine yönelik nefret cinayetlerini görünür kılmayı amaçlarken, tasarımlarıyla bir çelenk görüntüsü oluşturmaya çalışmadığının, aksine ataerkil toplumun simgeleşen imaj ve objeleriyle ağıt niteliğinde bir sunum hazırladığının altını çiziyor.

Bu şiddete ithaf olarak yapılan çalışmada, şiddetin sorumlusu olan ataerkil sistem yapısöküme uğratılarak queer bir tabakta önümüze sunuluyor. Gelen idrakle beraber, bu fikir gittikçe daha çok hoşuma gidiyor. Peki bu açıklamanın fikrimi etkilemesine fazla mı izin veriyorum? Acaba tasarımı beğenmedim de yazıyı mı beğendim? Kendimi tartıyorum; pek sayılmaz, sonuç olarak ilk bakışta etkileyici bulduğum, ancak tam olarak anlamlandıramadığım bir tasarıma perspektif katıyor bu metin…

Vogue İtalya’da yayımlanan diğer fotoğraflara bakıyorum; gelecekteki bir Osmanlı distopyasından propaganda posterleri gibiler. Bu yıkıcı erkeksilik imgelerini eğip büken tasarımları Violet Chachki’nin üzerinde görmek, baktıkça daha da anlamlanıyor.

Violet Chachki, 
Koral Sagular tasarımı kıyafet ile,
fotoğraf: © Viktor Herak, 2019,
kaynak:
Vogue İtalya

Röportajlarında, moda eğitimi sırasında hocalarının kendinden pek de memnun olmadığını anlatıyor Sagular. Bu pek şaşırtıcı değil, çünkü —ister belli bir muhafazakârlık seviyesinden geliyor olsun bu, isterse daha pratik bir yerden— ‘hazır giyim’ olmaktan fersah fersah uzak tasarımları, %100 avangardın sınırları ya da sınırsızlığı içinde. Ama bu çatışmanın kendisini yenmesine izin vermemiş, “Kendi öğretmenim oldum, boş zamanımda deri, boncuk ve işleme teknikleri üzerinde çalıştım. Bu malzemelerle çalışarak ve deneyler yaparak kendi görsel dilimi keşfettim.” diye anlatıyor.

Öğrenciliğinin üçüncü yılında verdiği bir röportajında 21 yaşında olduğuna, ve daha yakın zamanda verdiği röportajlarında mezuniyet koleksiyonundan bahsettiğine göre, 22 ya da 23 yaşlarında olduğunu tahmin ediyorum. Bu fuzuli görünen yaş problemine girişmenin ne âlemi var? Tasarımlarındaki bir şeyden dolayı bundan bahsetme ihtiyacı hissediyorum; ilham kaynaklarından, malzemeyi işleyişine yaşına has bir şey var. Belki cüretkâr başkaldırısı, ya da iştahlı bir deneysellikle başlayan cümleyi avangard bir noktalama işaretiyle bitirişi… Karşımda olsa “küstah” sözcüğünü iltifat olarak kullanabilirmişim ve o da ne demek istediğimi gayet iyi anlarmış gibi geliyor. Çünkü son kullanım tarihi geçmiş bir tevazuyu fırlatıp atmış bir tasarım anlayışı var gözlerimin önünde.

camp, Eda Çakmak, Koray Sagular, moda, moda tasarımı