Peter Davis,
Hearts and Minds, 1974,
kaynak: Nonfics

Yeni Amerikan Sinemasının
Ekonomi Politiği
Yürekleri ve Zihinleri Kazanmak:
Hearts and Minds

Peter Davis’in Hearts and Minds’ı (1974), Vietnam Savaşı hakkında bir belgesel. Filmin adı, 1963 ila 1969 yılları arasında ABD Başkanı olan Lyndon B. Jonhson’ın o meşhur sözlerinden ilhamla verilmiş: “[T]he ultimate victory will depend on the hearts and minds of the people who actually live out there.” Türkçesi: “[N]ihai zafer, aslında orada [Vietnam’da] yaşayan insanların yüreklerine ve zihinlerine bağlıdır.” Film için Amerika’da ve Vietnam’da çekilen belgesel niteliğindeki görüntüler ile kaydedilen röportajların yanı sıra daha eski film ve belgesellerden bazı görüntüler de kullanılmış. Peter Davis’in kamera karşısında röportaj yaptığı insanlar arasında eski politikacılar, generaller, gaziler ve Vietnam’da ölen askerlerin aileleri yer alıyor. Ancak film bu röportajlardan ibaret değil. Fransa’nın Vietnam’daki son birkaç yılından başlayarak film Amerika’nın Vietnam Savaşı’nı Fransa’dan nasıl devraldığını gösteriyor. Bazı eski generallerin ve politikacıların 19. yüzyıl kolonyalizmine özgü o “beyaz adamın yükü” mitine samimi olarak inandıkları anlaşılıyor. Sıradan Amerikan vatandaşlarının ise önce “nükleer aile” terbiyesinin, ardından da örgün eğitimin marifetiyle adeta beyinlerinin yıkandığını görüyoruz. Tam burada belirtmek gerekir ki nuclear family, aslında “çekirdek aile” demek. Çekirdek aileyle kastedilen ise İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra banliyölerde yaşamaya başlayan; anne, baba ve çocuklardan oluşan aileler. Ancak savaşın sonunda ABD’nin “nükleer” bomba kullanarak gücünü tüm dünyaya göstermesi, akabinde Soğuk Savaş’ın yine nükleer silahlara sahip olma yarışıyla başlaması nedeniyle bu çekirdek aileler için ideolojik anlamda da “nükleer” sıfatının kullanılması yerinde olabilir. Yani bu aileleri hem büyükanneleri ve büyükbabaları içermedikleri hem de refahlarını atom çekirdeğinden çıkan enerji sayesinde güçlenen ülkelerine borçlu oldukları için “çekirdek” diye niteleyebiliriz.

Filmde gördüğümüz askerlerin hepsi de vatanları için görev yapmak zorunda olduklarını düşünerek ve isteyerek savaşa gitmiş. Kimileri savaşta bir süre geçirince, gerçeği –emperyalizmin yalın, acımasız ve ahlaksız yüzünü– fark etmiş; kimileri de haklı olduğuna inanmaya devam etmiş. New Mexicolu, Amerikan yerlisi bir gazi olan Stan Holder, ordudayken ırkçılıktan mustarip olmuş; ama Vietnam’da gook’ları zevkle öldürmüş. Dolayısıyla ırkçılığın içinde de bir hiyerarşi olduğunu görüyoruz. Aşağılananlara, aşağılanacak daha aşağılık varlıklar bulma zevkini tattırıyor olmalı bu durum. Savaşa gidenlerin bazıları ise sırf silah kullanmayı sevdikleri için savaşmaktan zevk almışlar. Silah kullanmanın böyle bir etkisi var: Güçlü hissettiriyor; çünkü sorunları kökünden halletme gücü veriyor. Silah büyüdükçe bu yanılsama artabilir ki eski pilot Randy Floyd’un söylediklerinden de bu anlaşılıyor.

İstisnasız her Amerikalının, yani liseyi bitirir bitirmez savaşa giden hepsinin, o ana kadar Amerika’nın daima haklı olduğunu düşünmeleri beni beyin yıkama denen hadise üzerine düşünmeye sevk etti. Galiba, beyin yıkama diye bir şey mümkünse eğer, bunun ön şartı boş ve işlenmemiş bir zihin olmalı. Örgün eğitimin temel işlevi de endoktrinasyon olmalı bu durumda. Altı buçuk yıl boyunca Kuzey Vietnam’da savaş esiri olarak kalan donanma pilotu George Thomas Coker’ın kahraman sıfatıyla bir ilkokulda öğrenciler ile velilerine söylediği sözler, velilerin tepkisiyle birlikte, bu görüşü kanıtlar nitelikte. Okulda çocukları anneleriyle birlikte görüyoruz. Annelerin hepsi de tayyör giymiş ve saçlarına bigudiyle şekil vermiş; aralarındaki tek fark, kıyafetlerinin ve saçlarının renkleri. Tek tip insanlar, tek tip çocuklar yetiştiriyorlar. Çocuklardan biri Vietnam’ın nasıl bir yer olduğunu sorunca ise Coker, “İnsanları olmasa epey güzel bir yer” diyor. “Çok geri kalmışlar ve çok ilkeller; işleri içinden çıkılmaz hâle sokuyorlar.” Daha sonra Coker, annelerinin sözünü dinlemeleri için çocukları tembihliyor. Belli ki nükleer aile düzeni böyle işliyor: Endoktrinasyon evde başlıyor, okulda devam ediyor; sonuçta da Coker gibi vatandaşlar ortaya çıkıyor. 1964 ila 1968 yılları arasında Vietnam’daki ABD ordusunun komutanı olan, 1968 ila 1972 arasında da genelkurmay başkanı olan William Westmoreland’in söyledikleri ise oryantalizmle birleşen bu endoktrinasyonun varacağı sonucu açıkça gösteriyor: “Doğulu, hayata Batılı kadar yüksek bir değer atfetmez. İnsan hayatı boldur. Doğu’da insan hayatı ucuzdur.” İşte Beat Kuşağı bu durumu henüz 1940’larda keşfetmişti; hippilerin 1960’larda yaşadığını, onlardan yirmi yıl önce yaşamışlardı. Gittikleri yönler ayrı olsa da biri diğerinin filizlenmesine zemin hazırlamıştı. 1940’ların ve ‘50’lerin alt-kültürü böylece ‘60’larda karşı-kültüre dönüşmüştü. Nitekim bir rehabilitasyon merkezinde röportaj veren Vietnam gazisi William Marshall’ın neredeyse her cümlesini “You dig?”, yani “Çaktın mı?” diye bitirmesi de bu karşı-kültürün bir tezahürü. Zira 1940’ların Zenci caz müzisyeni argosunda (jive talk) “anlamak” da dahil olmak üzere çeşitli anlamlara gelen dig kelimesi, önce Beat argosuna, oradan da hippi argosuna geçmişti. 

Film için görüşülen bazı Vietnamlıların Fransızca konuşması, Fransız işgalini zaman zaman hatırlatarak savaşın köklerini de düşünmemizi sağlıyor; yani emperyalizmin gülünç denecek kadar basit, bu nedenle de korkunç olan varoluş nedenini. ABD’nin 1942 ila 1972 arasındaki refah dönemini ve Vietnam Savaşı’nı Yeni Hollywood bağlamında noktalayan film Hearts and Minds olabilir belki de. Yeni Hollywood’un ilk dönemini noktalayan filmlerden biri olduğu ise kesin. Nitekim o dönemi hem başlatan hem de bizzat o dönemin ürünü olan BBS Productions’ın son filmi olması da bununla ilgili. Keza Oscar töreninde filmin en iyi belgesel ödülünü kazandığı açıklanınca, Peter Davis’in Paris’teki Viet-Cong heyetinin bildirisini okuması da Yeni Hollywood’un bu ilk döneminin karşı-kültürün bir tezahürü olduğunu açıkça gösteriyor.

Amerikan sineması, film, Hearts and Minds, Murat Can Kabagöz, Peter Davis, savaş, sinema, Yeni Hollywood