İstiklal Caddesi 310

Yapı Kredi Yayınları’ndan ikinci baskısı çıkan Burcu Pelvanoğlu’nun Hale Asaf (Türk Resim Sanatında Bir Dönüm Noktası) adlı kitabını karıştırıyordum.1 Hale Asaf’ın katıldığı sergiler anlatılırken, Müstakil Ressamlar ve Heykeltraşlar Birliği’nin 1931 yılında açtığı sergiden de söz ediliyordu. Bu sergiyle ilgili bilgi kitapta şöyle yer alıyor:

“Müstakiller, 15 Şubat 1931 tarihinde İstiklal Caddesi No. 310’da yer almakta olan Moskovit Salonu’nda bir sergi açarlar. Moskovit Salonu olarak anılan mekân, aslında bugünkü Rejans Lokantası’nın yerinde bulunan Turkuaz Bar’dır. 1924 yılında Beyaz Ruslar tarafından açılan Turkuaz Bar, Fransız konyağı ve Rus votkasıyla ünlüdür. Turkuaz, günün 24 saati açıktır. […] Turkuaz Bar, Müstakillerin sergisinden kısa bir süre sonra kapanacak yerine 1932 yılında ‘Rejans Kahve Lokanta ve Çiçekli Bahçesi’ açılacak ve Turkuaz Bar’ın geleneğini sürdürecektir.”

Hale Asaf’ın çizgisiyle serginin davetiyesi, kaynak: Burcu Pelvanoğlu’nun
Hale Asaf kitabı
Müstakil Ressamlar ve
Heykeltraşlar Birliği sergisinin broşürü,
kaynak: Burcu Pelvanoğlu’nun
Hale Asaf kitabı

İyice akıl karıştırıyor değil mi? Moskovit, Turkuaz, Rejans; bir sürü mekânın adı geçiyor. Ama adres ilginç: “İstiklal Caddesi 310.” Biliyoruz ki Rejans Olivio Geçidi’nde bulunmakta. Öyleyse? Bu adresin peşine düşüp, aslında bu sergi nerede açıldı, öncesinde sonrasında bu mekân neresidir sorularına cevap arayalım dedik…

Turkuaz’da açılan sergide
sanatçılar toplu hâlde,
kaynak: Burcu Pelvanoğlu’nun
Hale Asaf kitabı

En eski dükkân: Bonmarşe

Cumhuriyet döneminde İstiklal Caddesi 310 olarak anılacak yerde bildiğimiz en eski yapı, banker Manolaki Baltazzi’nin padişah fermanıyla inşa edilen evidir. Baltazziler burayı 1860’lı yıllarda Alleon ailesine satar. 1869’da ise Beyoğlu İstiklâl Caddesi’nde bugün Mısır Apartmanı’nın bulunduğu yerde Bon Marché (Bonmarşe) açılır. Her çeşit eşyanın satıldığı büyük bir mağazadır bu. Kırım Savaşı’ndan (1853–1856) sonra İstanbul’a yerleşen Bortoli kardeşler tarafından faaliyete geçirilmiştir. Ama bulundukları yer küçük geldiği için Bortoliler Bon Marché için daha uygun ve büyük bir yer aramaya başlar. Alleon ailesi de aynı sıralarda konaklarını satmayı düşünmektedir. Bortoli Biraderler bu yeri satın alarak, Bon Marché mağazasını burada açar. Yani İstiklal Caddesi 310 numaralı yerin ilk ünlü konuğu Bon Marché olur.2

1891 yılında yayınlanan bir ilanda
Bon Marché
Eski bir kartpostalda Bon Marché

Bon Marché’nin o zamanlar verdiği ilanlarda adresi “Büyük Pera Caddesi 354, Tepebaşı Caddesi 9” olarak yer alıyordu. Çünkü mağaza iki cepheliydi. Pasaj biçimindeki mağazanın arkadaki Meşrutiyet Caddesi’ne de çıkışı vardı. Bon Marché’yi Sermet Muhtar uzun uzun anlatır: “Burası aynı zamanda harap ve Beyoğlu piyasasının mihveri (ekseni) idi. En şık ve kibarlardan tutunuz da mektep talebelerine ve terzi, şapkacı çırağı kızlara varıncaya kadar herkes mutlaka buranın bir kapısından girip ötekinden çıkardı. Parfümeri dairesindeki pür tuvalet Rum ne ömürdü bilseniz!.. Her dem yüzünde pudra, bıyıklarında kozmetik, bütün madam ve matmazellerle öyle bir hususiyet ki, sorma gitsin!..”3

Birinci Dünya Savaşı ve ardından gelen diğer savaşlar, yurtdışından mal getirmeyi gittikçe zorlaştırdığı için Bon Marché kapandı. 1926’da ise Karlman ailesine satıldı ve adı “Karlman Bonmarşesi” oldu. Burası artık “Karlman Pasajı” olarak anılacaktı

Karlman Pasajı

Bay Karlman Avusturya musevisiydi. Önce Galata’daki Büyük Millet Hanı’nda ticarete başlayan Karlman, mağazayı zaman içinde Beyoğlu’na, Grand Rue de Pera No. 362’ye taşımıştı (bu yerde daha sonra Sümerbank mağazası açılacaktı). İstanbul’da asansör kullanan ilk binalardan biri de burasıydı.4

Karlman’ın Beyoğlu’ndaki ilk mağazasının 13 Ekim 1895 tarihli Malumat dergisinde yayımlanan ilanı

1926 yılında Karlman, kapalı olan Bon Marché’yi satın aldı. Karlman Pasajı olarak adlandırılan mağaza 1950’lere kadar çalışmaya devam etti.

İlk dönem ilanlarda “sabık Bonmarşe” bilgisini de ekliyorlardı. Mekânı zaman zaman “Beyoğlu’nun moda meşheri”’ olarak da tanıtıyorlardı. Adres artık İstiklal Caddesi 310 olmuştu. Mağazanın verdiği ilanlarda “gayet elverişli fiyatlarla satılan binlerce çeşit malların büyük ve daimi sergisi” ibaresi bulunuyordu. Gerçekten burada her tür giyim eşyası, parfümeri, ayakkabı ve çanta, beyaz eşya, gramofon ve plak, oyuncak, halı ve mobilya bulunabiliyordu. Pastanesinde ise her tür şekerleme ve pasta alıcılara sunuluyordu. Ayrıca ilanlarda “Beyoğlu’nun İstiklâl ile Tepebaşı gibi iki büyük ve mühim caddesini birbirine rapteder. Herkes Pasajdan serbestçe geçer ve sergileri gezip dolaşabilir. Eşya almak mecburiyeti yoktur,” diye yazılıyordu. Bir anlamda çok sonraları tanık olacağımız AVM’lerin ilk örneği gibiydi burası.

Karlman Pasajı’nın
Beyoğlu tarafındaki vitrinleri
Karlman Pasajı’nın ilanları
(
Cumhuriyet 1932, Akşam 1929, Akşam ve Cumhuriyet 1947)

Moskoviç ve Turkuaz

1926 yılında, Karlman ailesi pasajı satın aldığının hemen sonrasında üst katı bütünüyle Mihail Mihalioviç’e kiralar; o da Moskovit Lokantası’nı buraya taşır. Adres karıştırmalarının kaynağı olan Moskovit tarihini de buraya aktarmak gerekiyor. İlk Moskovit (Moscovite) bugünkü Hollanda Büyükelçiliği’nin karşısında, o zamanki adıyla Tesla Çıkmazı’nın köşesindeydi.5 1923 yılında George Carpitch, Moskovit’in bu mekânını devralarak kendi adıyla bir Rus restoranı açtı. (Carpitch, ilk lokalini İngiliz Sarayı’nın tam karşısında, 1921 yılında açmıştı, burası ikinci mekândır.) Bizim alıştığımız adıyla Karpiç, 1928 yılında Atatürk’ün isteğiyle Ankara’ya taşındı.

Karpiç’in 1923 yılında Grand Rue de Pera’da açtığı lokanta

Yine 1923 yılında Rejans da, La Regence adıyla bir Fransız Lokantası olarak açılmıştı. Bu lokanta Grand Rue de Pera üzerinde Taksim’e doğru Mis Sokağı’nı geçtikten sonra yer alıyordu. 1924 yılında burayı Mihail Mihailoviç devraldı. Kendisi Moskovit’in ilk mekânını Karpiç’e devrettikten sonra, 1924 yılında Olivio Geçidi’nde Turkuaz (Turquoise) adlı bir lokal açmıştı. Bir süre sonra Mihailoviç, Olivio Geçidi’ndeki yerini kapatır, ama devretmez. 1931 yılında yeni ortaklarla birlikte Olivio Geçidi’ndeki bu yeri Rejans olarak ve bir Rus lokantası konseptinde açıp çalıştırmaya başlar. Rejans’ın bundan sonraki tarihini ise yazımızla ilgisiz olduğundan burada bırakıyoruz.

Dönelim, İstiklal Caddesi 310 numaraya. Mihalioviç 1926 yılında buraya taşıdığı Moskovit’in adını bir süre sonra Turkuaz’a çevirdi. Bonmarşenin üst katını tamamen kaplayan Turkuaz 250 masa alabilen çok geniş bir mekândı. Üç bölümlü olan bu yer hem bir gece kulübü hem pastane hem de restoran bar olarak çalıştırılmaktaydı. Behzat Üsdiken burayı şöyle anlatır: “Turkuaz bonmarşenin üst katını tamamen kaplıyordu. Hem İstiklâl Caddesi’ne, hem de Meşrutiyet Caddesi’ne çıkışı vardı. Yalnız, İstiklal Caddesi yönünden düz ayak girildiği için, oradan tek bir merdivenle yukarıya ulaşmak kabildi. Meşrutiyet Caddesi yönü, kademeli olduğundan yukarıya ancak iki merdivenle çıkılabiliyordu. Turkuaz’ın sol (girişe göre) yanındaki bölümünde çok büyük bir bar vardı. Duvarlar aynayla örtülmüştü, salon ara kapıları özel olarak yapılmıştı. Masalar, ortada bir dans pisti bırakacak biçimde sıralanmıştı. Barın olduğu bölümde ayrıca, gelenlerin rahatça oturabilmeleri için, o dönem moda olan hasır koltuklar konmuştu.”6

Turkuaz’da bir dans gecesi,
kaynak: Burcu Pelvanoğlu’nun
Hale Asaf kitabı
1930 yılı Türkiye Güzellik Yarışması finalleri Turkuaz salonlarında yapılmıştı.
Ortada geniş yakalı elbisesiyle 1929 yılı Türkiye Güzeli Feriha Tevfik oturmakta.

Kulüpte yapılan gösteriler arasında ilanlarda karşımıza çıkanlar şöyle sıralanabilir: “Noel Reveyonu”, “Yeni Sene Reveyonu”, “Kadıköy Fukaraperver Cemiyeti Aile Balosu” (1929), “Meşhur Fuhrmans Orkestrası”, “Rus Balaykası”, “Paris şarkıcısı Jorjet Rulis”, “Havayen Gala’da Florel Lesmegyesi ve 5 Furgmans Orkestrası”, “Güzeller Balosu”, “Sürpriz Suvaresi”, “Maşrıkı Âzam Balosu” (1930), “Rus Karnavalı”, “Rus Yılbaşısı’nda Dauvia”, “Japon Suvaresi”, “Madam Dauvia’nın tertip ettiği Apaş Suaresi”, “M. Karem Galası”, “Maskeli Çocuk Balosu” (1931), “Dans Müsabakası”, “Rus Gala Suvaresi”, “Uri Barri tarafından tertip edilmiş tango müsabakası” (1932).

Turkuaz’ın lokanta salonu
1928 yılbaşı için hazırlanan eğlence yerlerini gösteren gazete haberinde,
alt katta Karlman Pasajı, üstte ise
Turkuaz’ı gösteren fotoğraf,
kaynak:
Karagöz, 29 Aralık 1928

Üsdiken, 1930’lu yıllarda Turkuaz’ın müdürlüğünü yapan Pouritz’in daha sonra buranın işletmesini de üstlenmek istediğini, ama “bu işin sürmeyeceğini veya süremeyeceğini anlayınca, Turkuaz’ın kapanması sonucu (1933) kendisine yeni bir lokal” yeri aramaya başladığını yazar. Yine onun yazdıklarına göre Pouritz [Puriç], Melek Sineması’nın (daha sonra Emek) karşısında yer alan Ermeni Patrikhanesi’nin arka bahçesinde 3 Haziran 1934 günü Yeni Turkuaz adıyla yeni bir mekân açmıştır. Çok kısa süre sonra kapanan bu yer önce garaj olur. Sonra burada Bab Kafeterya açılır. Pouritz bir dönem de Maksim’i işletir.

Turan Bar

Biz yine dönelim İstiklal Caddesi 310’a. Turkuaz’ın kapanışının ardından7 burada 1933 sonlarında Turan Bar açılır. Burayı o yılların ünlü gazino patronlarından biri olan Hasan Birinci işletmektedir.8 Turan Bar’ın ilk verdiği ilandan, açılışın 14 Aralık 1933 Perşembe akşamı “Suvare dö Gala” ile yapıldığını öğreniriz; adres malum: İstiklal Caddesi 310. Ama ek bilgi de var “Beyker [Baker] yanında.” Adının yani Turan Bar yazısının altında da parantez içinde “Eski Moskovit” yazmakta.

Burcu Pelvanoğlu’nun Hale Asaf kitabında Müstakil Ressamlar ve Heykeltraşlar Birliği’nin 18 Nisan 1936 tarihinde Turan Bar’da bir sergi açtıkları da yazılı. Ama adres verilmiyor. Verilse bu da İstiklal Caddesi 310 olacak. İşler iyice karışacak… Bu sergiyle ilgili, ünlü yazar Peyami Safa’nın kaleme aldığı makale de hayli çarpıcıdır: “Müstakil ressamlara salonunu müsait şartlarla kiralamak nezaketinde bulunan o bara, sergiyi görmek için gündüz on kuruş vermekten çekinen hovarda zenginin gece giderek belki yüz lira sarfettiğini de bir düşünürseniz, kadın yüzündeki makyaj boya ile muşamba üstündeki sanat boyası arasındaki kıymet farkının İstanbul’da nasıl telakki edildiğini anlarsınız. Ressamlarımızın en büyük hatası, galiba, cazbandı kapının önüne oturtarak gündüz de çaldırmamak olmuştur.”9 Halit Görele de bu sergiyle ilgili yazısını şöyle bitiriyordu: “Dışarıdan hayatın gürültüsü geliyor. Bu izbe ve asude yerden sokağa çıkıyorum. Vitrinler dönüyor, tramvaylar, otomobiller birbirini kovalıyor. Mağazalar elektrikten şimşeklerle gözlerimizi kamaştırıyordu. Biz ise içeride resim meraklılarının bütün bu gürültüler arasından kurtulup sergimizi ziyaret etmesini safiyane düşüncelerle bekliyoruz.”10

Turan Bar’ın ilanları
(
Cumhuriyet 1933, 1948, Reflector 1939)

Turan Bar, Turkuaz’ın alafranga geleneğini sürdürür. İlanları takip ederek burada nasıl etkinliklerin düzenlendiğini, kimlerin sahne aldığını görebiliriz: “Mevsim Balosu” (1935), “Fina ve Perfekto (İspanyol yıldızlar)”, “Duo Şarabati (Monden dansözler)”, “Laksan Revüsü”, “Mirabelli Kızkardeşler (Modern dansçılar)” (1939), “Yılbaşı gecesi eğlencesi” (1940), “Maksim Gazinosu revü artistlerinin kaltıdığı aile matinesi” (1943), “Emine Adalet Pee”, “Fehmi Ege idaresinde Ege Cazı” (1948). Turan Bar’ın ellili yılların başlarına kadar çalıştığını görüyoruz.

Vagon Blö

Vagon Blö’nün ışıklı tabelası,
kaynak:
Fotoğraflarla Türkiye,
Şubat-Mart 1955

Turan Bar’ın kapanmasından sonra yerine Vagon Blö geçer. Bulduğum en eski Vagon Blö ilanı Ekim 1954 tarihli. Başlıkta “Eğlence aleminde yeni bir çığır açan” diye vurguladığı için, açılışın da o sıralarda olduğunu düşünebiliriz. Program zengin: Şevket Yücesaz ve Arkadaşları. Solist Neclâ İz. Dansözler Semiramis ve İnci Birol. Bale şefi Jak Biçacı vb. Adres ise: Beyoğlu İstiklal Caddesi, eski Turan Bar yeri. Yani İstiklal Caddesi 310. Onun da programlarına kabaca bir göz atalım: “Paco Rodolfo Bale Revüsü”, “Türk Kafkası Dansözleri”, “Orijinal Conty Girls”, “İnci Eroğlu (dansöz)”, “Yusuf Behiç Günseli Orkestrası” (1956), “Silver (atraksiyon)”, “Sobel Show Girls”, Santago (İspanyol balesi)” (1957), “Los Garin (İspanyol revüsü)”, “Kolombiya Kuartet (Bisiklet akrobatları)”, “Nilüfer Tezel (dansöz)”, “Müfit Kiper Orkestrası” (1958), “Blue Pearls Show (Alman revüsü)”, “Semiras (akrobatik),” Merry Cuban Girls”, “Ayla Can (dansöz)”, “Melahat Güler-Mustafa Erol (Şark oryantal ve Türk milli dansları)” (1959). Vagon Blö’nün adındaki vagon, gerçek bir tren vagonuydu. Arka tarafta durur, isterseniz onun içine girip oturarak sahneyi seyrederdiniz.

Cemal Süreya da 1956 tarihli “Türkü” şiirinde bu mekâna değinir:

“Bir sürü Süleyman Vagon-Blö’de
İçlerinden biri Vagon-Blö’de
En fazla kibarı en fazla penceresi olan
Çal-para çal-para
Açlığa saygısından olacak
Beni görünce şapkasını çıkarıyor.”11

Vagon Blö ilanları

Karlman Pasajı’nın sonu

Tamam, üst katında bir kulüp kapanıyor, bir diğeri açılıyor. Ama esas mağaza, yani Karlman ne durumdaydı o yıllarda? Yani İkinci Dünya Savaşı yıllarında… Karlman ailesi Varlık Vergisi’nin alınmaya başladığı 1942 yılı Kasım ayına kadar mağazayı başarıyla yönetir. Ancak konan vergi o kadar yüksektir ki, bunun altından kalkmaları pek mümkün olmaz. Vergi ödenemeyince Osmanlı Bankası devreye girer, verginin tümünü öder. Kapıya da “Osmanlı Bankası deposudur” diye bir tabela asarlar.

Karlman Pasajı tam olarak hangi yıl kapandı bilemiyorum. 1952 yılında yayımlanan bir habere göre “Eski Karlman Pasajı turistik merkez” olacakmış. Bu haber şöyle devam ediyor: “Beyoğlu’nun modern bir kapalı çarşısı olarak inşa edilen yeni pasajda, bütün Türk sanatları küçük paviyonlarda teşhir edilecek, vapur, tayyare, tren vesair vasıtalarla İstanbul’a gelen turistler ilk ve son duraklarını burada yapacaklardır.”12

Karlman Pasajı’nın, İstiklal Caddesi 310 numaranın son günlerinin öyküsü böyle. Sanırım bu turistik pasaj fikri pek hayata geçirilememiş. Sonra ne oldu derseniz, başka bir öyküye geçeriz. Burası yıkıldı ve yerine Odakule inşa edildi. Evet, şimdi numarası farklı da olsa, Odakule eski “İstiklal Caddesi 310” numarada dikilmektedir.

Odakule, kaynak: Ekonomist Online

Önemli Not

Bütün bunları neden yazdım? Amacım Burcu Pelvanoğlu’nun kitabını eleştirmek değil. Birçok açıdan gayet başarılı bir kitap aslında. Tamam, bu yazının değindiği gibi adreslerde bir karışıklık, yanlışlık var. Ama bu özel bir hata değil, herkes yapabilirdi bu tür bir yanlışı. Dikkat çekmek istediğim nokta da bu zaten. Beyoğlu’nun, özel olarak da İstiklal Caddesi’nin bina bina gerçek bir envanteri yapılmadı bugüne kadar. Birkaç kitaptaki genel bilgiler habire tekrarlanarak, sözüm ona yeni kitaplar yazılıyor. Ama bu örnekte olduğu gibi, her mekânın oldukça karışık bir tarihi var, altından kalkmak için sıkı çalışmak gerekli. Daha önce bir kitabımda değinmiştim13 örneğin: Emek Sinema’sının bulunduğu yerde Cumhuriyet’ten önceki yıllarda Skating Palace bulunmakta. Nijat Özön Türk Sinema Tarihi kitabında burası için “buzlu paten sahası” dediği için daha sonra yayımlanan bütün sinema kitaplarında aynı yanlış tekrarlanmıştı. Hayır efendim, burada buz filan yok. Tekerlekli paten yapılıyor Skating Palace’da. Sık sık karıştırılan mekânlardan biri de Mulenruj Gazinosu. Şimdi Fitaş Sinemalarının bulunduğu yerde açılmıştı Mulen Ruj. Ama sonra habire ismi değişti: Kırmızı Değirmen, Lale, Çağlayan ve İstanbul gazinoları olarak. Elbette karıştırıldı çeşitli yazarlar tarafından. Gerçek bir envanter çalışması yapılmazsa olacağı da budur. Yani daha yapılacak çok iş var. Çok…

1. Burcu Pelvanoğlu, Hale Asaf (Türk Resim Sanatında Bir Dönüm Noktası), YKY, İstanbul 2018 (2. Baskı).

2. Behzat Üsdiken, Pera’dan Beyoğlu’na (1840–1955), Akbank Kültür Yayınları, İstanbul 1999, s. 261.

3. Sermet Muhtar Alus, “Eski Bonmarşe”, Taha Toros Arşivi.

4. Sermet Muhtar Alus, “Eski Karlman Mağazası”, Akşam, 1 Kasım 1943.

5. Bu mekânın kapanışından sonra içindeki eşyaların satışa sunulduğu müzayede ilanı için bak. Cumhuriyet, 1 Şubat 1930.

6. Behzat Üsdiken, a.g.y. s. 104.

7. Bir de 1950’lerde “İstiklal Caddesi 220”de açılan bir Turkuaz Aile Saz Salonu vardır. İlanlarda adresi “Galatasaray, Foto Sabah karşısı” diye tarif edilmektedir. Ama burası farklı ve sadece alaturka müzik icra edilen bir mekândır.

8. Hasan Birinci bir dönem Maksim’i ve Kızkulesi-Salacak Plaj Gazinosu’nu da işletecektir.

9. Peyami Safa, “Müstakil Ressamlar ve Heykeltraşlar Birliği Sergisinde”, Cumhuriyet, 14 Mayıs 1936.

10. Hamit Görele, “Turan Barında Resim Sergisi”, Arkitekt, Mart 1936, s. 3.

11. Cemal Süreya, Üvercinka, Cem Yayınları, 1969 (ilk baskı 1958).

12. Cumhuriyet, 2 Kasım 1952. 

13. Gökhan Akçura, “Serkldoryan Külliyesi ve Emek Sineması”, Gramofon Çağı, Om Yayınları, İstanbul 2002.

Beyoğlu, Gökhan Akçura, İstanbul, Pera