Vantilatör
“Kudreti 50 vat” AEG vantilatör tanıtımı, 1930 takvimi

Elektrik çağı, yelpazeyi bir kenara atıp vantilatörü getirerek yaz aylarını daha rahat geçirmemizi sağladı. Ama elbette her yeni alet gibi bunun da alışkanlıklarımız arasına girmesi kolay olmadı. 1925 yılında Kadın Yolu dergisi “Ev kadınının vazifeleri: Yemek, Matbah” [mutfak] başlıklı bir yazıda, asri mutfaklarda vantilatörün önemine değiniyordu: “Matbahta gündüz ve gece aydınlık çok olmak icab eder. Bilhassa et ayrılan, sebze ayıklanan yerlerin loş olmamasına dikkat edilmelidir. Cereyan-ı hava nazar-ı itibara alınmalıdır. Onun için pencerelerin, kapının yerini iyi düşünmeli, icap ederse rüzgâr yapacak vantilatör koymalıdır. Velhasıl matbah da bol ziya, bol hava ister.”*

İstanbul Elektrik Şirketi’nin yayımladığı ve abonelere dağıtılan Ameli Elektrik dergisi 1930’lu yıllarda konuyu daha geniş bir açıdan ele almayı yeğliyor. Dergide yayınlanan “Asri Havalanma” başlıklı yazı, havalandırılmayan bir mutfağın ruh karartıcı manzarasını aşçının terli alnı, kızarmış yağ, yanmış et, bulaşık kokuları gibi somut resimlerle çizdikten sonra, elektrikli vantilatörlerin ne müthiş bir yardımcı olduğunu bizlere anlatıyor. Aynı yazıda vantilatörün başka ne tür amaçlarla kullanılabileceğini de öğreniyoruz: Sinek ve istenmeyen böceklerin kovulması. Çamaşırhaneye serilen çamaşırların kurutulması. Leke ilacı ile silinen giyeceklerde kalan ilaçların süratle uçurulması. Çamaşırlıkta çamaşır suyunun defedilmesi. Yatak ve yorganların havalandırılması. Yaz geceleri ağır havalı yatak odalarında daha rahat uyunabilmesi. Fırtınalı günlerin sinirlendirici havasının dağıtılması. Fazla ısınmış hasta odalarının soğutulması. Sıcak büroların çalışılır hâle getirilmesi. Anlayacağınız, vantilatör elimizde, oradan oraya dolaşmakla günümüzü gün edeceğiz! Zaten gazetelerde çıkan ilan da mesajını açık açık veriyor: “Kışın zevki sobasız. Yazın zevki vantilatörsüz olmaz!”

* Akt. Osmanlı Hanımları Mutfakta, İletişim Yayınları, İstanbul 2019, s. 218.

Gökhan Akçura, vantilatör