APAB

0.

Çocukluk günlerimde bile kendime itiraf edemediğim bir şey söyleyeceğim. Ben aslında büyüyünce gizli ajan olmak istiyordum. İçinde yaşadığımız dünyanın böyle uçuk kaçık hayallere izin vermeyeceğini erken yaşta öğrendim. Ajan falan olamadım.

1.

Son zamanlarda BBC’nin nam yapmış polisiyelerini izliyorum büyük bir iştahla. Bodyguard’dan, Sherlock’tan tutun da Luther’e kadar… Keza, 007’nin yeni filmini de heyecanla bekliyorum, beklerken de ara sıra eskileri izliyorum. Epey eğleniyorum da bunları izlerken. Atlamalı zıplamalı kovalamalar, epik sahneler, akılcı uslamlamalar ve tümdengelimler, aşk, entrika…1 İnsan daha ne ister!

Epik sahneler dedim, bu önemli. Çünkü fedakârlıklarla, başkaları için kendi hayatını tehlikeye atan manevralarla dolu bu senaryolar bizi etkiliyor. Masum insanları korumak için oradan buraya zıplayıp akıl ve kuvvet kullananlarda manevi bir üstünlük buluyoruz. James Bond’un Kapalıçarşı çatısında haydut kovalaması onu kahramanlaştırıyor. David Budd’ın intihar bombacısını hayatını riske ederek durdurması, onu senden benden onurlu bir insan kılıyor. Çünkü insan hayatı kurtarıyorlar.

2.

“E hani ACAB’dı?” diyeceksiniz. Epik bir fedakârlık ve zekâ ile yoğrulmuş olduğunu varsaydığımız gizli ajanlar neden peki gerçekte böyle değiller? Nedir eksikleri? Neden bunlar gerçekten kahraman değiller?

Mesleki yozlaşmanın tarihini, bu yozlaşmaya en meyilli meslekler üzerinden okumanın günümüz siyaseti için, bu yazı dahilinde, bir iki önemli sonucu var. Bunlardan ilki tekno-politika, ikincisiyse dijital mahremiyet. Diğer bir ifadeyle, neden bu akıllı çocukların yazdığı programlar böyle ahlaksız, maneviyatsız, ucuz ve soyguncu aletler ve yazılımlar yarattı? Keza, ücretsiz yazılımların bedeli neden dijital mahremiyetten vazgeçmek oldu? Para kazanmanın ötesinde teknoloji sektöründeki yozlaşmanın nedeni nedir?

3.

James Bond ile Jobs ya da Gates arasında benzerlik kuracaksak bunlardan ilki zekâ ve başarı değil, yozlaşmaları olmalı; güç zehirlenmesi ya da kapitalist itkiler değil.

Çünkü bu yozlaşma teknoloji sektöründeki iş modelinin ta başından beri merkezindeydi. Büyük dörtlü, örneğin, yıllarca yok saydıkları kaynak kodunu ve bunun siyasetini yeterli olgunluğa eriştiğinde nasıl sahiplendiyse, benzer şekilde reklamdan yeteri kadar kazanamayacaklarını anladığında işi veri ticaretine döktü.2 Çünkü dökülmeyecek gibi de değildi. İnsanlık tarihinde ilk defa veri bir ticari ve siyasi meta hâline geldi. Tarih boyunca metalaşan diğer tüm objelerin aksine, bu sefer, obje gözle görülür değildi. Dahası bu sefer, teknoloji firmaları ve kimi devletlerin dışında, kimsenin de umurunda değildi bu meta. Çünkü ne verimizi sahipleniyor ne de bu verileri toplumcu bir şekilde kullanmayı becerebiliyorduk.

Bu yozlaşma bir tür araçsallaştırma. James Bond da bunu yapıyor, Bill Gates de. Kamu güvenliği için cep telefonu konuşmalarınız dinlenebilir, email’leriniz takip edilebilir, eviniz izinsiz aranabilir, banka hesaplarınız kontrol edilebilir. Zira hepimizin faydası için bunlar gereklidir. “Bireyler, toplum için araçtır” diyecekler çünkü.

4.

James Bond’un destansı kahramanlığının ve cesaretinin yanıltıcı olduğunu anlamak, aynı kavramları, örneğin, teknoloji üzerinden okuduğumuzda kolaylaşır. Cesur girişimciler, insanlığın üçte birinin aktif kullandığı bir yazılımı yaratanlar, toplumu karşılarına alıp yeni yeni icatlar yapanlar günümüzün James Bond’ları, Ethan Hunt’larıdır. Keza, büyük dörtlünün de kendisini yeni çağın önderleri ve yol göstericileri olarak kodlamaya çalışması da benzer bir algoritmanın ürünüdür. Çünkü, bu algoritmalar bizleri, hepimizi, toplumu araçsallaştırır. Bunlar için biz birer veri zerresi, yaptığımız telefon konuşmaları, ziyaret ettiğimiz internet siteleri birer pazarlama donesidir. Tıpkı James Bond’un seni beni birer zanlı ya da şüpheli ‘şahıs’ olarak görmesi gibi.

Ya bu tip programcıları düşünerek APAB diyeceğiz ya da CNT’nin Silikon Vadisi şubesi için çalışmaya başlayacağız.

From Russia With Love,
yönetmen: Terence Young,
jenerik: Robert Brownjohn, 1963

1. Hatta Sherlock dizisinin sloganlarından biri “Tümdengelim Bilimi” [The Science of Deduction] idi.

2. Büyük dörtlü olarak adlandırılan teknoloji şirketleri, malum, Google, Amazon, Facebook ve Apple.

Can Başkent, dijital kültür