Unifold

Hz. Žižek ‘ve benzerleri’ dahil 21. yüzyıl düşünürlerinin, kendilerinden yüzyıllar önce gelen büyük düşünürler kadar etki yaratma imkânı yok. Thomas Kuhn’un öngörüleri sadece fen bilimleri ve belki matematik için değil, düşünce bilimleri için de geçerli anlaşılan: ‘Normal’ fikirler üretilirken, paradigmalar yenilenmezken, düşünürlerin çözmesi gereken bulmacaları artık teknokratlar ve ‘piyasalar’ çözüyor.

Bu nedenle, Žižek gibileri bir avuç meraklı okuyor; bunların da parmakla sayılacak kadarı anlıyor. Şanslı azınlığa girmek için ben de az çaba sarf etmedim. Ama, ı-ıh, beceremedim.

Sorun basit. Düşünceleri katmanlaştıra katmanlaştıra, karıştıra karıştıra, olmayan sorunlara çözümler uydura uydura, fikri âlemimizi manifold’larla derinleştire derinleştire bu hâle geldik. Çünkü bu kolay yoldu.

Zor olansa, manifold’larla zenginleştirmektense, unifold’larla basitleştirmek. Basitleştirmek zor, çünkü çözüm için gerekli varsayımları ve koşulları mümkün mertebe artırmak demek bu. Örneğin, memleketin nasıl bu hâle geldiği üzerine katman katman analiz yapmaktansa, olayın özündeki siyasi ve matematiksel gerçeğe yoğunlaşmak çok daha zor.

Çünkü basit soruları çözmek kolay değil. Farabi’den tutun da Platon’a dek tartışılan sorunları çözmekle debelenirken, derin nefes alıyorum, tarihte hiç bu kadar düşünce tarihine karşı nankör olmamıştık. Bu kabahatimizi örtmek için de Žižek’ler yarattık. Halbuki, yapmamız gereken Farabi’den Gazali’ye, Platon’dan Rawls’a fikri temellerimizi sağlamlaştırmaktı —tıpkı yakın zamanda Spinoza’yı yeniden keşfetmemiz gibi.

Bu metodolojinin antrenmanını yapmanın en lezzetli yolu mutfaktan geçiyor. Örneğin, basit bir patates yemeğini soslarla, baharatlarla zenginleştirmektense, yemeği sadeleştirme oyununu oynamayı önereceğim —televizyonlardaki programlara benzer şekilde. Rasgele verilecek üç malzemeyle güzel bir yemek yapma yarışması olarak görmek pekâlâ mümkün bunu. Pırasa, patates ve çilekle, örneğin, nasıl bir lezzetli yemek yapılabileceği deneyiyle; Platon, Farabi ve Marx ile bu halk nasıl refaha erer tartışması, görülenden daha fazla benzerlik taşıyor.

Çünkü, her yemeğe avokado koymak gerekmez, her tartışmaya Žižek’i dahil etmek de…

{Fold içindeki imge, Matt Carr’ın Žižek 2012 tarihli portresine müdahaleyle elde edilmiştir.}

Can Başkent