Delhi, fotoğraf: Can Başkent
Baharat Yolu

0.

8 Aralık 2016’da, son yılların en büyük demonetizasyonundan tam bir ay sonra Delhi’ye ayak bastım.

Neredeyse tüm ekonomisi nakit para üzerinden dönen bir ekonomi için şaşırtıcı bir kararla, Hindistan başbakanı bir gecede ülkedeki en yaygın nakit paraları, yani ekonomide dönen paranın değer olarak yaklaşık %90’ını, sirkülasyondan kaldırdı. Bu kararla Hindistan halkının çoğunun cebindeki paranın değeri bir gecede neredeyse yok oldu. Yürürlükten kalkan paralar için yeni tasarımlı paralar basıldı. Ancak bu paranın dağıtılması, bankalara gönderilmesi falan çok uzun zaman aldı.

Demonetizasyonun nedeni, devlete göre, açıktı. Çünkü Hindistan’da sirkülasyondaki paranın önemli bir kısmı ya sahte ya da kara para. Ekonominin ezici çoğunluğu da nakit üzerinden dönünce, bu kirli parayı temizlemek gerekmiş. Üstüne üstlük Pakistan’ın Hindistan’a, en azından resmi argümanlara göre, hatırı sayılı miktarda sahte para sızdırması da önemli bir faktörmüş. Tüm bu gerekçeler nedeniyle, demonetizasyon, önceden duyurmadan, aniden gerçekleştirilmeliymiş. Sakince düşününce akla yatıyor.

Bu kararla baş edebilmek için, sıradan vatandaş için yapılacak iki şey vardı. Bir, cebindeki geçersiz parayı, bankalarda falan yenileriyle değiştirmek. İki, cebindeki para geçersiz olduğu için bankamatiklerden ya da bankadan yeni para çekmek. Tüm bunlar, hem bankalarda hem de bankamatiklerde bitip tükenmeyen kuyruklara neden olmuş. Üstüne üstlük bankamatiklere para yetişmeyince, halk bir de bankamatiklerin tekrar tekrar yeni nakit parayla doldurulmasını beklemek zorunda kalmış. Tüm bunlar da yetmezmiş gibi, talebi karşılamak için para çekme limitleri de düşürülmüş —tek bir binlik rupiye. Saatlerce kuyrukta bekleyip tek bir banknotla bankamatikten ayrılan insanlar ciddi sorunlar yaşamaya başlamış, yüzlerce insan dolaylı nedenlerle hayatını kaybetmiş.

Miş’li geçmişle yazdığıma bakmayın, neredeyse bir ay ben de bu sorunları yaşayan insanlardan biriydim.

1.

Bu sorunu çözmek için harcadığım mesai gündelik rutinimin önemli bir parçasıydı. Önüme çıkan her bankamatikte, kâh hırgür kâh saf turist bahanesiyle sıranın önüne geçip iki kuruş para çekmek için türlü türlü taklalar atmak günümün başat eylemiydi. Nihayetinde bu sorunu backpacker’lık günlerimden gelen sosyal becerilerimle çözmek için didindim durdum. Benim gibi birisi için sosyal becerilerle bir iş halletmek demek, pireye hendek atlatmak gibi bir şey. Bu da kâh eğlenceli, kâh stresli tuhaf bir maceraydı.

Otelin kasasındaki tüm rupiyi, toplasan elli doları anca buluyor, dolarla satın almak, sağda solda tanıştığım diğer seyyahların cebindeki rupiyi dolarla satın almaya, hatta hatta sokakta tanıştığım rasgele insanların torpiliyle büyük bankaların arka odalarında nakit dilenmeye dek türlü türlü taktik denedim. Dahası, Hint bürokrasisinin, daha doğrusu Pakistan saldırıları sonrası daha da paranoyaklaşan Hint devletinin insanı daha da çileden çıkaran önlemleri derde dert katıyordu. Örneğin, silahlı muhafızların kontrol ettiği banka ve bankamatik kuyruklarından sıyrılarak hasbelkader bankaya girebilirseniz, bu sefer, dolar satıp rupi almanız için sizden türlü türlü doküman isteniyordu.

Üzerinden iki buçuk yıl geçti, Hindistan bu dönemi nasıl atlattı hâlâ aklım almıyor. Filler tepişirken çimler ezildi, ama bu sefer çok daha çaresizce, farklı farklı paradokslarla ezildi.

2.

Bu hikâyeyi tersten okumak, günümüz için bilhassa, çok daha önemli. Demek ki kayıt dışı ekonomiyi engellemenin en önemli yollarından biri sanal paraya —kripto parayla karıştırmayın— geçmekmiş. Tüm para işlerini internet ya da bankamatik üzerinden falan halledersek, parayı nakitten kurtarıp sanallaştırırsak, tüm nakdin kayıtlı olmasını sağlar ve temiz paraya erişmiş oluruz.

Bu, dijital mahremiyetin ortadan kaldırılması demek. Mahremiyetin artması, yani sanal para kullanımının azalıp nakit kullanımının artması, kayıt dışı ekonomi riskini artırmakta. Acaba Hindistan örneği, mutlak dijital ve ticari mahremiyetin, yani neredeyse tamamıyla nakit üzerine dönen bir ekonominin, önlenemez sonuna mı işaret ediyor?

Elbette, ilk karşı örnek bitcoin’in, özellikle yıllar önce, dark web’deki yaygın kullanımı. Mümkün mertebe teknolojik bir altyapıya dayanan bitcoin’in, nakit para örneğinin aksine, mahremiyeti ihlal etmeden güvenli bir şekilde kullanılabilmesi, Hindistan örneğinde en azından, nakit para kullanımı ve dijital mahremiyet arasındaki ters orantıyı sert bir şekilde bozuyor.

Dahası, devletlerin bilerek blok-zincir yolu yerine hâlâ pamuklu kâğıt parçalarıyla debelenmesi de, en azından kimilerine göre, kripto para teknolojisinin devrimciliğine delalet. Çünkü devrim, eski yöntemlere harika bir alternatif önermekle kalmıyor, sorunu çözüyor ve diğer tüm önerilerin işe yaramadığını anlatıyor —Hindistan’da bile.

Hindistan’ın demonetizasyonu, nakit para yerine sanal paranın mı kripto paranın mı konması gerektiğine dair çok zengin bir laboratuvar. Demonetizasyondan, yani “artık nakit taşımıyorum”dan, kaçış yok. Ama bunu mahremiyetimizi koruyarak mı ifşa ederek mi yapacağız, asıl soru bu.

bitcoin, blockchain, blok-zinciri, Can Başkent, Hindistan, kripto para, mahremiyet, para