Bir Yazarın Savunması

İş yapanın işi nasıl yaptığı, bazen işin kendisinden daha ilginç oluyor. Bir matematikçinin nasıl matematik yaptığını, bir programcının nasıl program yazdığını, romancının nasıl bir roman yazma ritüeli olduğunu anlatan manzumeleri okumak mümkün artık.

Eğlenceli olması ve merak uyandırmasının yanında, bu okumanın birkaç önemli yanı da var. Evvela işin heveslilerinin özgüvenini artırıyor. Sabahın köründe roman yazmanın, gece yarısı sessizliğinde kodlama yapmanın ‘normal’ olduğunu görmek yeniyetmeler için önemli. Dahası, işin erbabının dahi nice zorluklarla boğuştuğunu görebiliyoruz bu çalışmaları okudukça. Defalarca yaz-boz üstünden geçilen matematik teoremleri ve ispatları, yanlışlana yanlışlana bıktıran fizik deneyleri gibi nice vakaları görüp öğrenebiliyoruz. Demek ki bilim ders kitaplarında sunulduğu gibi ilerlemiyormuş, ne güzel.

Söz konusu matematik olunca, bu konuda yazılmış şaheserler var.* Matematiksel pratiğin, matematik yapma şeklinin, matematiğin bizzat kendisini nasıl etkilediğini görmek etkileyici; çünkü ruhsuz, objektif olduğu söylenegelen matematiğin aslında ne kadar tarihselci, hatta matematikçi egolarıyla örülü olduğunu görmek bir yandan da eğlenceli. Asıl etkileyici olan ise matematiksel estetiğin, matematiğin içindeki sanatın da bu pratiğin doğrudan bir yansıması olması. Belki matematik kanunları neticede değişmeyecek ama bu kuramların nasıl kanun olduğunun ispatı –ki asıl matematik burada yatar– değişip duracak. Belki daha da güzelleşecek.

Programcılık da ruhsuz ve nispeten objektif bir etkinlik olarak görülür genelde; ama yine de az buçuk programcılığa bulaşmış herkes de bilir ki, aynı algoritmayı ‘güzel’ veya ‘çirkin’ yazmak mümkündür. Hâliyle, programlama dilleri geliştikçe ve yenilendikçe, aynı algoritmayı daha güzel programlarla yazabileceğiz. Belki nihai sonuç değişmeyecek ama programlama sanatı ilerleyecek.

Fikirleri güzelce yazmak da bu açıdan epey zor. Aynı fikri türlü türlü şekillerde söyleyebilecekken, güzelini bulabilmek zor. Hâliyle, yazının başında değindim, başkalarının bu işi nasıl yaptığını okumak, onların kâh itiraflarını kâh apology’lerini okumak önemli; çünkü düşünsel sanatlarda bazen özrün kabahatten büyük olması da hoş bir sürprizdir.

Bu ayki yazımı yazamamamın nedeni de budur, sevgili okur!

Raymond Queneau’nun aynı hikâyeyi doksan dokuz farklı biçimde anlattığı Exercises in Style adlı kitabı için
Mario Prassinos tarafından çizilmiş harflerden

* Bir Matematikçinin Savunması, G. H. Hardy, TÜBİTAK Yayınları; Kanıtlar ve Çürütmeler, I. Lakatos, Nesin Yayınevi.

Can Başkent, stil, yazmak