“Sevdim Seni Bir Kere”

0.

Vegan oldum ama hayvansever olamadım. Söz ettiğim hayvanlar kedi, köpek falan değil; zira onları “sevmek” kolay. Hayvan deyince aklıma böcek, sürüngen gibi şeyler de geliyor. Onları sevecek kadar büyük bir kalbim yok; çünkü onları sevmenin hayvan haklarıyla, ekolojik mücadeleyle bir ilgisi olmaması gerektiğini düşünüyorum. Sevmiyoruz diye hamamböceği popülasyonunu ortadan kaldıracak değiliz. Seviyoruz diye de kediyi köpeği kayıracak değiliz.

1.

Bizim memlekette her şeyin duygusallık üzerinden okunmasının bir sonucu bu. Veganları sevmek, hayvanları sevmek, siyasi grupları sevmek falan filan. Siyasetin de arkadaş grubuna indirgenmesi anlamına geliyor bu elbette. Sivri dilli entelektüelleri, cana yakın olmayan profesörleri sevmiyoruz, dolayısıyla dediklerini de umursamıyoruz.

Bunun tersi daha komik. Siyasi rakibinizi elemenin en başat yolu, demek ki, onun sevilmemesini sağlamakmış. Vegan hareket için de bunu görmek kolay. Saldırıların çoğu veganların güvenilirliğini azaltmaya yönelik oluyor. Onların ‘sevilmesini’ engellemeye çalışmak gibi bir şey bu. Zira sevilmezlerse ciddiye alınmazlar diye düşünülüyor olmalı.

2.

Teknoloji şirketlerinin de sevilen, takipçileri ve hayranları olan şeylere dönüşmesi de bu zihniyetin bir ürünü. Rengârenk logolu, öğle arasında langırt ve video oyunu oynayabileceğiniz, eğlenceli, neşeli ve herkesin sevdiği şirketler de…

Şirketleri seviyoruz, tamam, ama hâlâ makineyi o kadar sevemiyoruz; çünkü sevgimiz, makineyi kurcalamanın ötesine geçemiyor. Oynaya oynaya bozuyoruz, ama makineyi yine de sevmiyoruz; çünkü sevgimiz ona yetmiyor.

Marxçı sınıf analizinin en başat öğelerinden biri, yeni çağda bu. Makineyi kullanmaya bu kadar meraklı olup da makineye neredeyse hiç katkı sunmamak küresel sınıf ayrımının en belirgin işaretlerinden; fakat makine artık sadece devreler ve ekranlar değil. Makine artık yazılım. Teknoloji firmalarını da seviyoruz, ekranları ve devreleri de seviyoruz, ama yazılımı, algoritmik düşünceyi, adını koyalım, Platonculuğu hâlâ sevemiyoruz.1

Sevgisizliğimizin bahanesi de çok. Matematiğin zor olmasından tutun da kötü öğretilmesine dek gani gani bahanemiz var. Ama hepsinin özü aynı. Matematik ve yeni çağdaki izdüşümü yazılımla aramızdaki sevgi kuvvetli değil. Hele hele makineye dönüş(e)meyen matematiğe ya da yazılıma hiç merakımız yok. Platonculuğu sevemiyoruz.

3.

Platonculukla aramızda teknoloji üzerinden bir sevgi ilişkisi kurmanın en önemli faydası aslında politik; çünkü özgürleştirici teknoloji mücadelesinin enerjisini verecek başka bir motivasyon yok.

Siyasetin berraklaştığı nokta, müsveddesini sevdiğimiz fenomenin Platonik fikrini neden sevemediğimizi düşünmeye başladığımızda beliriyor; çünkü algoritmayla oynamak ile algoritma yazmak ve tasarlamak arasında bir sınıfsal engel var.2 Kapitalizm de yapacağını yapıyor ve bu sınıfsal ayrımı perçinliyor. Bununla beraber sevgimizi daraltıyor. Makineyle oynamayı sevdirirken, makinenin kendisini, fikrini, Platoncu özünü sevmemizi engelliyor. Zira seversek, hele hele bu özü ele geçirirsek, kapitalizmi yıkmaya bulutlardan başlayabileceğimizi her kapitalist görebiliyor.

4.

Anlaşılan, benim de hamamböceklerini, yılanları çıyanları sevmeyi öğrenmem gerekecek; çünkü fare deneylerinin, DDT’yle su kaynaklarını zehirlemenin en başat bahanesi de bu. Tıpkı boşverdiğimiz verilerimizi devletlerin ve şirketlerin sahiplenmesi gibi.

Teknoloji sevgisinin devrimci olması, devrimci mücadelenin silahlı mı silahsız mı olması gerektiği tartışmasına verilecek en net cevaptır; çünkü teknoloji yeni kalemdir. Yeni kalem de eski tüfeği ezmektedir. Yeni kalemin Platoncu özü ise hakkaniyetçidir, adaletlidir; çünkü sadece kâğıt-kaleme ihtiyaç duyar.

Velhasılıkelam, teknolojiyi sevin, ama şirketlerini değil.

Bir  ürün lansman günü,
San Francisco Apple Store,
24/06/2010,
fotoğraf: Steve Rhodes
(CC BY-NC-ND 2.0)

1. Can Başkent, “Eflatun Klavye Tuşları”, Manifold, Ağustos 2016.

2. Siyasal İslam’ın FATİH projesi/skandalı akla geliyor sözünü ettiğim sınıfsal ayrıma dair.

algoritma, Can Başkent, makine, Platonculuk, teknoloji, yazılım