Hollywood Walk of Fame
[Hollywood Şöhret Yolu],
Hollywood Bulvarı ve Vine Caddesi,
Hollywood, Los Angeles, Kaliforniya,
fotoğraf: Martha de Jong-Lantink
(CC BY-NC-ND 2.0)
Şöhret

İnsanların nasıl meşhur olduğunun bir algoritması var mı bilmiyorum. “Algoritma” dediğime bakmayın —amacım insanın kabiliyeti ve çalışkanlığı ile toplumun ihtiyaçları ve açlığı arasındaki ilişkiyi başarılı bir şekilde nasıl kurmak gerektiğini tartışmak. Eğer bu ilişkinin bir algoritması varsa, metodolojik bir şekilde, en azından kabiliyeti olan birilerini meşhur etmeyi başarırız demek.

Spice Girls, Take That gibi şeyleri hasbelkader izlemiş biri bu algoritmanın öyle ya da böyle varlığına çoktan inanmış olmalı. Peki, hani azıcık daha siyaseten doğrucu bir yaklaşımla bunu “bizim cenahta” nasıl yapabiliriz? Radikal bir siyaseti, şairi, şarkıcıyı nasıl meşhur edebiliriz?

Önyargılı değilim. Sırf meşhur oldu diye siyasetin veya şiirin yozlaşacağını düşünmüyorum. Hele radikal siyasetin ve şiirin bu yozlaşma potansiyeline direnecek dirayette olduğuna inanıyorum. Dahası, meşhurların peşinden koşanların bir eksiği olduğunu düşünmüyorum. Tarkan konserlerindeki insanların, Barcelona’nın arka sokaklarında sahneye çıkan adı sanı duyulmamış glam metal grubunu izleyenlerden pek de farklı olduğuna inanmak için elimde yeterli delil yok.

Diğer bir önkabulüm de kimi insanların peşinden gitmenin yirmili yaşlarımızda duyduğumuz kadar kötü olmadığı. Kimilerinin doğal bir liderlik yeteneğinin olması, kitleleri büyülemesi, hatta toplumcu veya bireyci fayda peşinde koşarak kendi egolarını falan tatmin etmesi beni rahatsız etmiyor. Ne bu insanların içkin olarak birer otoriter, ne de takipçilerinin birer koyun olduğunu düşünüyorum.1

Meselenin iktisadi boyutunun farkındayım. Meşhur olmanın topluma bir bedeli var. Zira adı sanı duyulmamışın kitabını alacağımıza, meşhurun kitabını alıyoruz. Ama bunu da bir iki küçük aritmetik hilesiyle çözmek mümkün, anlatmıştım.2 Dolayısıyla, meşhur yaratma sevdamızın ana motivasyonu sermaye biriktirmek değil.

Meşhur olmak eğer fikirlerin yayılmasını hızlandıracaksa, dahası bu şekilde toplumcu fikirleri yayabileceksek, yeni Abuzer Kadayıf’lar yaratmamız gerekir. Ta Farabi’ye kadar giden bir mesele bu. Yine de ben o kadar ihtiraslı değilim. Sadece “bizlerden” daha da fazla insanın meşhur olmasını istiyorum. Altında ne bir devrimci rüyam var ne de iktisadi, anlattım.

İçinden geldiğim gelenek, tüm bu anlattıklarıma taban tabana zıt. Merakımın birinci nedeni bu. Ünlü olduğunda dağılan ya da yeni bir adla kurulan gruplar, bir iki fanzin dışında asla ama asla kimseye mülakat vermeyen çoksatan yazarlar, mahlasla şiir kitabı yayınlayanlar falan hep bana meşhur olmanın zararlarını anlatageldi. Eh, okuduğum dinlediğim cenahta da ciddi mânâda ünlü bir grup ya da yazar pek olmadığından, bu içine kapanık zümrenin dışını hiç tanıyamadım. Merakımın ikinci nedeni de bu: Öte dünyada hayat nasıl?

Bu yeni dünyayı keşfetme hevesinin algoritmik olup olamayacağı, kocaman bir kavramsal meselenin pek şık bir örneği aslında. Epistemolojinin en temel problemlerinden biri “bilmediğimizi nasıl biliriz?” sorusu üzerinde şekillenir. Eğer bu keşfi algoritmik olarak yapabilirsek, elbette bu algoritmayı sonra türlü türlü birçok sahaya uygulayabiliriz: Yeni gezegenler keşfeder, yeni diller icat ederiz. Meşhur olma yöntemleri de bu uygulama sahalarından biri. Ama dedim ya, bu soruyu cevaplamak ömrünüzü vakfetmeniz gereken bir ihtiras. Biz küçük adımlarla başlayalım.

Evvela, eğer böyle bir algoritma varsa, nispeten verimli ve hızlı bir algoritma olmalı. Yoksa 70 yılda ünlü olmanın kime ne yararı olur? İkinci olarak, bu algoritmanın toplumcu olması lazım. Birini ünlü ederken amacımız nihayetinde topluma bir fayda sağlamak olacak. Dolayısıyla, bireysel faydanın daha da fazla toplumsal fayda yaratması gerekecek. Son olarak da bu algoritmanın en azından kavramsal olarak diğer kimi algoritmayla ilişkilendirilebilmesi lazım —bu işin matematik kısmı belki de. Böylece örneğin, ünlü olacak müzisyeni yapay zekayla yaratabilir, bir bilgisayar programını ünlü bir satranç oyuncusu hâline getirebiliriz —en azından hayallerimizde.

Bağlayalım. Modern çağın tekno-politik meşhurlarını, onların başarı öyküleri ve küresel etki güçlerini düşünmek için elimizde yeni yeni ipuçları var. Çünkü artık kimi, nasıl meşhur edeceğimizi kontrol edebiliyoruz. Heyecan verense, aynı yöntemi izleyerek makinenin makineyi meşhur edip edemeyeceği.

1. Zavallı koyunun günahı ne bu metafor için!

2. Can Başkent, “Caberet Turing”, Manifold, 13 Şubat 2018.

algoritma, Can Başkent, şöhret