Borat (fotoğraf Thomas Hawk
[CC BY-NC 2.0]) ve Fibonacci
(Wikimedia Commons),
kolaj: Manifold
Borat Fibonacci

Fibonacci serisini bilirsiniz. 1-1-2-3-5-8-13-21-… diye gider. Her sayı önceki iki sayının toplamıdır. Eğlenceli matematik sevenler için sürprizlerle dolu bir seridir.

Fibonacci serisi, sayıların belli bir düzenle sıralanmasıdır.

Manifold yazılarımı yazarken hep aklımda buna benzer bir hayal oluyor. Fibonacci serisinin tek tek hesaplanan, inci gibi dizilen sayıları gibi kelimeleri sıralayabileceğimi hayal ediyorum yazılarımda.

Okur fark etmiştir, bu hayalin ardında roman yazabilen makine rüyası var; çünkü romanı roman yapan, şiiri şiir yapan, duygu (ve hatta fikir) akışı ve bu akışın da ‘güzel’ bir şekilde söylenebilmesidir. Fibonacci serisinde de bunlar var. Akış var. Hem de pek güzel bir akış var; kimi meraklısı için altın orana varan bir akış var. Keza ilgilisi için bir fikir akışı da var basit de olsa, sayılar toplana toplana ilerliyor.

Büyük romancıların, özellikle modern romancıların, yaratılarındaki olay ve öykü akışı üzerine bu kadar düşünmesinin ve araştırma yapmasının nedeni bu olsa gerek: Kitapları için yıllarca araştırma yapan Pamuk ve Eco hemen akla geliyor. Çünkü çoğumuz için formülü olmayan bir soru bu. Düşünce akışını, olay örgüsünü kurgulamak kolay değil. Hele hele toplumcu gerçekçiliğin dümdüz örgüsüyle büyüyen bir nesil için, katbekat zor.

Yazının biçemi ise apayrı bir mesele. Yer yer sözcüklerin güzelliğine kapılıp öyküyü unutmak hangimizin başına gelmemiştir?

Roman ve şiir için olmasa da, kimi formel yazılar ve makaleler için bu soruya başka yanıt verenler olmuş. Zira içeriği değil de biçemi mükemmelleştirmek ilginç bir paradoksa yol açabiliyor: Yazı gibi görünen ama yazı olmayan sözcükler dizisi. Fibonacci dizisine benzeyen, ama aslında uyduruk, rasgele sayıların yan yana dizilmesi gibi bir şey bu.

Güzel ama saçma yazı yaratmanın meşhur deneyleri de yok değil. Bunlardan ilki fizikçi Alan Sokal’ın deneyi. Sokal, biçimsel olarak akademik makale standartlarına uygun, ancak içeriği saçma sapan olan bir makaleyi, dönemin bilinen akademik (elbette sosyal bilimler) dergilerinden birine gönderir; metinde kuantum kütleçekimin sosyal ve dilsel bir inşa olduğunu öne sürmektedir. Gelgelelim, makale Social Text dergisi tarafından kabul edilir ve hakemsiz yayımlanır.1 Sonrasında gırla şamata, bitmek bilmeyen bir tartışma doğurur. Benzer şekilde MIT de akademik bilgisayar bilimleri makalesi yaratan bir web sayfası hazırlar. Bir iki basit kutucuğu doldurup, biçimsel olarak kusursuz, ama içeriği boş ve saçma bir akademik makale yaratan bir sistem kurar.2 Keza bu web sitesinin yaratıcıları da algoritmanın yarattığı içi boş makaleyi (saçma sapan bir konferansa) kabul ettirmeyi başarır. 

Bu iki örneğin temelinde, biçimi düzgün ama içi boş makaleler yaratan ama bununla beraber kendisinin biçimi düzgün ve içi dolu bir sistem var. Polisiye dizilerindeki akıllı ve yaratıcı hırsızlara hayran olmak gibi bir şey bu.

Her Sherlock’un bir Profesör Moriarty’si var, kabul. Bu meselede sarsıcı bir gözlem bu; çünkü böylelikle her biçimsiz yazının biçimini düzeltebilecek bir algoritmanın var olabileceğini iddia edebiliriz. Keza her kusursuz biçime sahip yazıya da içerik ve olay örgüsü katabilen bir algoritmanın var olabileceğini de öne sürebiliriz. Bu epey heyecanlı bir ihtiras aslında.3 Her tıbbi teşhisi elden geçirip mükemmelleştiren, her evliliği testten geçirip onaylayan veya reddeden bir yapay zekâyı kim istemez...

Tüm bu ihtirasların altında, yapay zekânın aslında matematiksel düşünceden uzaklaşıp istatistiğe ulaşması yatıyor; çünkü artık Fibonacci serisi gibi mutlak güzellikten değil, toplumun görece değerlerini ivedilikle öğrenip hesaplayan bir istatistik makinesinden söz ediyoruz. Nitekim güzel roman ve mükemmel evlilik gibi şeyler de aslında topluma endekslidir. Biçimin içini dolduran içerik de keza, zamana bağlıdır; Sokal deneyini bugün tekrarlamak, örneğin, ağzımız yandığı için, anlamsızdır.

Sacha Baron Cohen gibi bir yapay zekâdan söz ediyoruz aslında. Sadece bir kere Borat, bir kere Brüno olabilirsin; çünkü bir daha kimse sana inanmaz.

1.Sokal Affair”, Wikipedia

2. “SCIGen - Otomatik Bilgisayar Bilimleri Makalesi Yaratıcısı”, SCIgen - An Automatic CS Paper Generator

3. Bu yolda ilerleyen kimi AI uygulamalarının var olduğunu okur anımsayacaktır. Grammarly ilk akla gelen. Elbette, bu yazıda söz edilen ihtirasa ulaşmak için, ki mümkünse, gidilecek çok yol var.

algoritma, Can Başkent, form, yapay zekâ