fotoğraf:
Bradley Fulton
(CC BY-NC-ND 2.0)
Netflixxx

0.

Epey araştırdım, pornografinin Netflix’i yokmuş. Yani, bir sürü stüdyoya ait filmi, sınırsız ve ucuz paraya izleten bir stream hizmeti yokmuş. Hoş, olsa bile bunun uygulamasını resmi olarak yayımlamak mümkün değil. Ne Apple ne de Google, buna izin veriyor. Tek ihtimal, jailbreak —o da Cydia’ya falan böyle bir uygulama yüklenirse. Yani, kitlelere ulaşmanız zor.

Rasyonel bakarsak eğer, Netflix modelinin pornografiden çıkmasını beklemeliydik, malum nedenlerle. Nihayetinde, Apple ve Google, kendi uygulama dükkânlarında neye dayalı olduğunu bilmediğimiz şekilde yasaklasa da, porno yasal. Nasıl web’de var oluyorsa, uygulama dünyasında da, belki yaş sınırıyla, olması gerekirdi.

Önceki bir yazımda, Netflix’in küresel veri trafiğini nasıl meşgul ettiğini yazmıştım.1 Porno sektöründe ise iş daha da çılgınca. Ünlü bir pornografik video sitesine göre, kendileri 2018’de saniyede 147 GB veri sağlamış stream video için; 2015’te bu rakam 75 GB imiş.2 Neticede, porno video izleten en büyük şirket (tüm porno demiyorum, dikkat buyurun), Google ve Netflix ile birlikte internet trafiğini en çok sömüren üç şirketten biri.

Bir endüstrinin bu kadar büyümesini, büyümesine rağmen görmezlikten gelinmesini, görmezden gelinmesine rağmen neredeyse üç senede hacmini ikiye katlamasını sadece bir teknoloji sağlayabilir: internet. Üstüne üstlük, bu aslında epey ilginç de bir epistemik problem: Herkesin bildiği, ama bir yandan da bilmediği bir şey…

1.

Bunun anlamı şu: Bir ekonomik yapı olarak, porno film endüstrisi Hollywood’dan da Bollywood’dan da güçlü. Geleceğe daha güvenli bakıyor; stüdyolar daha fazla izleyici çekmek için ticari işbirliklerine falan gitmekle ya da küresel telif meseleleriyle uğraşmıyor. Çünkü gerek yok.

Dahası, her ne kadar Netflix film ve sinemayla ilişkimizi son yıllarda radikal bir şekilde değiştirmiş olsa da, pornografi bu işi çoktan, on yıllar önce yaptı. Hatta, değiştirmeyi bırakın, internetle ilişkimizi şekillendirdi. Çünkü internet devrimi sonrası dijital dünyadaki tartışmasız ilk toplumsal (ve belki de şaşırtıcı ve talep gören) değişim, pornografinin neredeyse bedava ve herkese açık olmasıydı. Dolayısıyla, porno sektörü, devrimini herkesten önce yapan ama sonra neredeyse hiç yenilik yapmayan tek sektör ve saha oldu.3 İnternet pornografisiyle olan ilişkimiz on yıllar önce kemikleşti, bir daha da değişmedi. Peki, internet teknolojisinin bundan sonraki pornografik devrimi ne olacak?

Anlattım, bunun Netflix benzeri bir devrim olmayacağı açık. Düşünmeye devam edelim o hâlde.

2.

Bu sorunun cevabını bilmiyorum. Ama, bu cevabı üretmenin zorluklarının nedenleri hakkında bir iki fikrim var.

Bu teknolojik devrimi engelleyen en önemli etmenlerden biri gerek Avrupa’da gerek Asya’da koşar adım artan popülizm. Toplumlar muhafazakârlaşırken, siyaset popülistleşirken pornografiye ulaşmak için internetin payı katlanarak artıyor. Pornografik videolar ve yayınlar raflardan çekilirken, bu pay ister istemez internete gidiyor. Bunun için de devrime değil, şimdiki status quo’ya ihtiyaç var. Çünkü, popülizm bugünü yeniden üretirken, var olan teknolojiye bir iki rötuş atmakla yetiniyor. İktisadi ve epistemik ilişkileri değiştirirken, bir yandan da halka istediğini verir gibi yapıyor. Sokakta oynaşmayı ayıplarken, internet pornosuna ilişmiyor. Ya da bizim memlekette olduğu gibi, siteleri yasaklarmış gibi yapıyor.

İnternetin devrimi neden getirmediğini pornografi üzerinden okumak göründüğünden daha önemli: Bir yanda küçük de olsa bir devrim yapmış olan pornografi, bir yanda devrimvari bir teknolojiyle büyüyen stream endüstrisi, dahası bunların ortak noktasında da sağ tandanslı popülizm. Bu popülizm ciddi bir iktisadi güç üzerinden kendini yenilemeye devam ediyor, çünkü bu iktisadi güç teknoloji sayesinde beklenenden çok daha hızlı bir şekilde artıyor. Para parayı çekerken, arada sıkışan insanlar oluyor, hem de artık memeleri, pipileri ve kukularıyla.

Diğer bir zorluk, pornografinin bıktırmaması. Neredeyse birbirinin aynı filmler, oyuncular ve sahneler, hâlâ kendilerine pazar bulabiliyor. Oysa, ana akım sinema kendini yeniden yaratmak için çırpınıp duruyor. Sadece ekonomik değil, varoluşsal bir mücadele bu. Oysa pornografinin böyle sert iktisadi kriterleri yok. Çünkü kapitalist iktisadın denklemleri, şu meşhur arz talep dengesi safsatası, pornografinin işine yarıyor —ayda otuz dolara tek stüdyo/yönetmen aboneliği alışıldık bir fiyatlandırma olarak beliriyor. Netflix ise çok daha ucuz; Birleşik Devletler’de karşılaştırılamayacak kadar daha büyük bir katalog için 13-14 dolar ödüyorsunuz ayda. Bu tuhaf denklemde neredeyse her parametre pornografinin yanında.

Ta baştan beri andığım başka bir zorluk da şu yaş sınırı, sansür. Yaş sınırının, yasakların çekiciliği, sanatsal açıdan bakalım, pornografinin kendisini aşmasını ve yaratıcılığını teşvik etmiyor. Porno, bu nedenle yerinde sayıyor. Bu kolaycılığı çabucak görmek mümkün, porno endüstrisi yaş sınırını hemen her ortamda destekliyor. Çünkü bu yaş sınırına ihtiyacının farkında, popülizm çağında daha da farkında. Ancak yine de aşılacak adımlar var. Batı memleketlerinde, yine yaş sınırına tabi olan alkollü içeceklerin televizyonda falan reklamları varken, başka bir yaş sınırına tabi olan ürünün, pornonun, reklamına izin verilmiyor. Dolayısıyla, yakın gelecekte pornonun yaş sınırını korurken, sansürü aşabileceğini görebileceğiz.

Bu başat nedenlerin, porno dışında bir araya gelebildiği başka bir sektör yok. Dolayısıyla, pornonun Netflix’i için, ilk atılması gereken adım, bu üç başat zorluktan en az birinin ihlal edilmesi. Siyaseten bakarsak, bu adım pornonun popülizmle bağının koparılması olmalı. Buna, pornoya alkollü içki (tütün demiyorum) muamelesi yapılması da diyebiliriz. Yaş sınırı olan, ama sansüre tabi olmayan, bağımlılık yapabilme potansiyeli nedeniyle yüksek vergisi olan ve daha önemlisi siyasi sorunlarına rağmen ahlaksızlık olarak görünmeyen bir fenomen. Ancak, belki o zaman Netflixxx’e, pornonun Netflix’ine bir adım daha yaklaşabiliriz.

*

Sunny Leone’nin Bollywood yıldızı olduğu bir dünyada pornonun da Netflix’i bal gibi olur. Bunun formülünün ilk asimptotik denklemini de bu yazıda anlattım. Bu iktisadi normalleşme, toplumsal ve ahlaki normalleşmeyle kol kola, el ele, kucak kucağa gidecektir.

1. Can Başkent, “FlisNet”, Manifold.

2.2018 Year in Review” ve “2015 Year in Review.”

3. 3D ya da AR porno filmler demeyin şimdi, bunlar devrimci değil.

Can Başkent, dijital ekonomi, dijital kültür, internet, Netflix, popüler kültür, streaming media, yeni medya