Adam Driver, Azhy Robertson
ve Scarlett Johansson, Marriage Story,
yönetmen: Noah Baumbach,
© 2019 - Netflix, kaynak: IMDb
Peyderpey
Marriage Story -
(Biten) Bir
Aşk Hikâyesi

Noah Baumbach’ın yazıp yönettiği Marriage Story, geçtiğimiz günlerde açıklanan Altın Küre Ödülleri’nin adayları arasında yer alan bir Netflix filmi. En iyi drama dahil olmak üzere altı dalda ödüle aday olan film, hem eleştirmenler hem de izleyiciler arasında farklı farklı şekillerde değerlendiriliyor. Tüm fikir ayrılıklarına rağmen filmin ana akım ve sosyal medya gündemini birkaç haftadır meşgul ettiğini söylemek mümkün.

Kasım ayında Amerika Birleşik Devletleri’nde sınırlı sayıda salonda vizyona giren film, aralık ayında ise Netflix’te yayımlandı. Marriage Story, Martin Scorsese’nin The Irishman’i ile beraber Netflix’in ödül sezonunda adından yine çokça söz ettireceğine işaret. Baumbach’ın Netflix ile ilişkisi çok yeni değil. Aralarındaki işbirliği The Meyerowitz Stories (2017) filmine dayanıyor. Yine Netflix’in dağıtıcılığını üstlendiği bu film, Cannes’da yarışmasına izin verilen son Netflix filmlerindendi.

Marriage Story, tıpkı Abbas Kiarostami’nin Certified Copy filmi ile Gabrielle Zevin’in yazıp Hans Canosa’nın yönettiği Conversations with Other Women gibi ilişkinin taraflarının aynı deneyime nasıl da farklı baktıklarını gösteren bir film. Bence Certified Copy ile yarışacak nitelikte olmamasına karşın film iki tarafın farklı gerçekliklerde yaşadığını güzel anlatmış.1

Scarlett Johansson’ın canlandırdığı Nicole, Hollywood’da gelecek vadeden bir kariyer yerine genç tiyatro yönetmeni Charlie (Adam Driver) ile tanıştığı New York’a yerleşmeyi tercih etmiş. Oğulları Henry’yi büyütürken Charlie’nin yönettiği tiyatro oyunlarının vazgeçilmez oyuncusu olmuş. Dışarıdan bakılınca çiftin evliliği ve ortak çalışmaları gıpta edilen bir vaziyette. Nicole zamanla hayatın kendisini getirdiği yeri sorgulamaya başlayınca Charlie ile ilişkileri gerginleşiyor. Film, ikilinin süreci kolaylaştırmak için yardım aldıkları bir uzmanın ofisinde birbirlerinden söz ederken —ve flashback’ler bize geçmişten kareler gösterirken— başlıyor. Kısa zaman sonra, ayrılık kararı netleşirken sürecin çok da kolay geçmeyeceği ortaya çıkıyor ve olaya ikilinin avukatları Nora (Laura Dern), Jay (Ray Liotta) ve Bert (Alan Alda) dahil oluyor. Nicole’ün annesi (Julie Hagerty) ve kız kardeşi (Merritt Wever) ile çiftin iş arkadaşları öyküye tanıklık eden diğer karakterler.

İkilinin evliliğindeki sorun ise hayli klasik. Kendini eşinin New York’taki hayatına entegre eden Nicole, biraz da oğlunun büyümesinin etkisiyle, kendine ait bir alan kalmadığını hissediyor. İş hayatında Charlie’nin istediği tiyatro oyunlarında, onun istediği rolleri canlandırdığını ve özel hayatında Charlie ile Henry’nin tüm sorumluluklarını taşıdığını fark ediyor. Ataerkil dünyada kadınların erkekler için işlerinden fedakârlık etmeleri ya da eşlerinin ve çocuklarının bakımlarından sorumlu olmaları çok yeni bir durum değil.

Nicole de bunun farkında. Hatta filmin başlarında eş ve anne olmanın kendisine yetmesini istediğini ama yetmediğini söylüyor. Fakat öykü biraz ilerledikçe Nicole’ün tercih ve taleplerinin Charlie için bir şey ifade etmemesinden rahatsız olduğu anlaşılıyor. Ailesinin yaşadığı Los Angeles’ta yaşamak ve tiyatro oyunlarında rol almak yerine yönetmenlik yapmak dile getirip karşılık alamadığı istekler arasında. Charlie ise bu taleplerin ciddi olduğunun bile farkında değil. Kendi işi ve isteklerine o kadar odaklanmış ki bu talepleri, laf arasında geçen “koltuğu da yenilesek iyi olur” benzeri lalettayin ifadeler olarak görmüş.

Boşanma arifesine gelene kadar rahatsızlıklarını anlamadığı Nicole, bardağın taşması sonucunda isteklerini taviz vermeden gerçekleştirmeye karar verince işler karışıyor. Eskiden söz konusu olabilecek orta yollar artık masada değil. Nicole’ün en büyük önceliği, oğlu Henry ile Los Angeles’a taşınmak. Başta durumu kabul etmemekte ısrar eden Charlie boşanma ile yüzleşmek zorunda kalıyor. Onun önceliği ise Henry’nin New York’ta kalması. Charlie, süreç çetrefilli hâle gelince oğlunun velayetini alma ihtimalinin düşük olduğunu fark ediyor. Üstelik, Nicole olmadan Henry’nin ve hatta kendi hayatının sorumluluğunu tek başına almaya alışık olmadığını kabul etmek zorunda kalıyor. Tüm bunlar olurken Nicole de, kendisi Charlie’ye ya da bir başkasına alan ve öncelik vermekten vazgeçmediği sürece karşı tarafın bundan vazgeçmeyeceğini anlıyor. Çünkü ikili ilişkilerde taraflar bilerek veya bilmeyerek kendilerine verilen alanı dolduruyor.

Nicole ve Charlie bunları yaşarken Baumbach, net bir biçimde izleyiciye aynı öykünün iki tarafını göstermeye çalışmış. Ama yönetmenin, Nicole’ü daha olgun ve haklı bulduğu açık. Baumbach’ın Charlie’nin beceriksizliğini ve anlayışsızlığını ortaya koyarken yine de çok zalim olmadığını söylemek gerek. Charlie’nin, Nicole’ün tabiri ile bencilliği, iyi niyetli ve sempatik bir bocalama ile harmanlanmış.

Adam Driver, ve Scarlett Johansson, Marriage Story,
tanıtım filminden ekran görüntüleri

2010’da eşinden ayrılıp 2013 yılında resmi olarak boşanan Baumbach’ın eski eşi Jennifer Jason Leigh, 90’ların Single White Female (1992) ve Dolores Claiborne2 (1995) gibi meşhur filmlerinin başrol oyuncusu. Hâl böyle olunca ister istemez akla Baumbach’ın boşanma deneyiminin filme ne kadar ilham verdiği sorusu geliyor. Şu an bir diğer ünlü yönetmen Greta Gerwig ile birlikte olan Baumbach, filmin otobiyografik olmadığını fakat kişisel olduğunu belirterek kendi evliliğinin öyküsü olmadığını söylemiş. Eski eşinin de filmin senaryosunu okuduğunu ve herhangi bir düzeltme talebinde bulunmadığını eklemiş.

Filmin kısa zamanda çok konuşulmasında Baumbach kadar oyuncu kadrosunun da rolü var. HBO’nun Girls dizisi ve Jim Jarmusch’un Paterson filmi ile tanınırlığı artan Adam Driver, 2015’ten bu yana Noah Baumbach, Martin Scorsese, Steven Soderbergh, Spike Lee ve Leos Carax gibi günümüz sinemasının önde gelen yönetmenleri ile çalışmış. Star Wars: The Force Awakens (2015) ve BlacKkKlansman (2018) bu dönemde yer aldığı filmler arasında.

Daha önce pek çok filmini izlemekle beraber oyunculuk performansı ile ilgili negatif ya da pozitif bir his taşımadığım Scarlett Johansson’u ise ilk kez ekranı böylesine doldururken gördüm. Johansson, klasik Hollywood yıldızlarını andıran şekilde —elbette Baumbach’ın kadrajının da etkisiyle— duygusal ama duygu sömürüsü yapmayan samimi bir oyunculuk sergilemiş. Herkes Driver’ı övse de bence filmin yıldızı Johansson. Johansson’ın hem blockbuster hem sanat filmlerinde tercih edilen ve Hollywood’un en çok kazanan kadın oyuncularından biri olduğu zaten ortada. Fakat, aynı filmde iki tarzı birleştirip iki tür filmin izleyicisine hitap etmesi başka bir başarı.

Marriage Story,
tanıtım filminden ekran görüntüsü

Sonlara doğru enerjisini bence biraz yitiren3 filmi, Baumbach’ın seçtiği son kurtarmış. Spoiler vermeden üzerine konuşması imkânsız olan bu son, hayli manidar. Bir yıl sonra Cadılar Bayramı’nı kutlamak için Los Angeles’a gelen Charlie, filmin en başında Nicole’ün yazıp danıştıkları uzmanın ofisinde paylaşmayı reddettiği mektupla karşılaşıyor. Eski eşinin gözünden kendini görmek Charlie’yi bir yandan üzerken bir yandan iyileştiriyor. Ve aynı gün, bir yıl önceki olaylı Cadılar Bayramı deneyiminden sonra Charlie, Nicole ve oğulları Henry, Nicole’ün yeni erkek arkadaşı ve ailesi ile beraber olaysız bir gün geçiriyorlar. Günün sonunda Nicole, boşanma anlaşması ile belirlenen kurallara göre geceyi onunla geçirmesi gereken oğullarını Charlie ile bırakıyor. Ayrılmadan önce son anda, Charlie’nin çözülen ayakkabı bağcığını fark ediyor. Saniyelik bir tereddüt sonrası eğilip Charlie’nin ayakkabısını bağlıyor. Ve Charlie en sonunda Nicole’ün ne demek istediğini anlıyor. Evliliklerini kurtarmak için çok geç kalan bu farkındalık, bir evliliğin hikâyesini bitirirken yeni bir ebeveynlik hikâyesini başlatıyor. Böylelikle Baumbach sanki izleyicilere hatanın neresinden dönülse kârdır diyor. Biz izleyiciler, evlilikleri iyi gitmemiş olsa da çiftin ortak ebeveynlik yolculukları için umut olduğunu görüyoruz.

Baumbach ile ayrılığı hakkında yöneltilen sorulara Jennifer Jason Leigh’in 2016 yılında verdiği cevap da bu ortak ebeveynlik yolculuğuna odaklanmış. Ünlü oyuncu “[Ayrılığın detaylarının] insanların bilmesini gerektiren bir önemi olduğunu düşünmüyorum.” dedikten sonra eklemiş: “Beraber ebeveynlik yapma konusunda gerçekten iyiyiz.”

Başta belirttiğim gibi Baumbach hâlâ ısrarla filmin kendi boşanma öyküsü olmadığını söylüyor. Marriage Story, birbiri ile evli iki kişinin bile aynı evliliği yaşamadığını gösterirken Baumbach’ın öyküsü ne kadar otobiyografik çok mühim değil. Çünkü kişinin gerçekliği asla objektif olmuyor. Fakat, amaç farklı perspektifleri göstermek ise “otobiyografik olmayan ama kişisel” deneyimlerini paylaşacak ikinci bir yazar-yönetmene ihtiyaç olduğu kesin.

Marriage Story tanıtım afişi,
kaynak: IMDb

1. Kramer vs. Kramer ve Two for the Road, Marriage Story’nin benzetildiği diğer filmler: “‘Marriage Story’ Film Review: Scarlett Johansson and Adam Driver Break Apart in Noah Baumbach’s Devastating Drama

2. Şiddet ve taciz sahnelerini izlemesi zor olan film, en başarılı Stephen King uyarlamalarından biri. Kathy Bates ve Jennifer Jason Leigh’nin oyunculuk performansları çok etkileyici.

3. İzleyici olarak iki saatin üzerindeki filmlerde sıkça hissettiğim bir durum.

aile ilişkileri, Altın Küre Ödülleri, film, Marriage Story, Noah Baumbach, ödül, Peyderpey, sinema, Şebnem Baran