Peyderpey
Romantik Komedinin Dönüşü

Hollywood sineması günümüzde diğer türlere pek fırsat vermeyen çizgi roman uyarlamaları ve onlara benzer model izleyen film serilerinin egemenliği altında. Zaman zaman bu model dışında kalan filmler başarı gösterse de internetin ortaya koyduğu rekabet yapımcıları tahmin edilebilir ve güvenli tercihlere zorluyor. Daha önce ekran görünürlüğü az olan grupların görünürlüğü yine aynı çizgi roman uyarlamalarıyla artıyor. Bu seneki çeşitlilik tartışmaları çerçevesinde konuşulan Wonder Woman ve Black Panther filmleri söz konusu etkinin önemli örnekleri.

Yeni dijital teknolojilerin mümkün kıldığı Arrival ve Interstellar gibi bilimkurgular, kendine has kitlesini muhafaza eden korku türü ve geniş yaş aralığında farklı izleyicilere hitap eden animasyon filmleri —zaman zaman da olsa— çizgi roman uyarlamaları yanı sıra yüksek sayıda izleyiciye ulaşabiliyor. Fakat, 1990’ların popüler türü romantik komedi geçtiğimiz yıllarda çetinleşen bu yarışta pek iddialı değildi. En azından şimdiye kadar.

Netflix’in yeni romantik komedisi Set It Up durumun değişiyor olabileceğine işaret. Eleştirmenlerin türün ölçütleri içinde başarılı bulduğu bu sürpriz yapımın izlenme sayıları kamunun erişimi dışında. Yine de filmin sektörle ilgili yayınlarda yoğun bir şekilde yer alması, izleyici ve eleştirmen yorumlarıyla beraber filmin başarısının kanıtlarından sayılabilir.

Glen Powell ve Zoey Deutch,
Set It Up, 2018, kaynak: IMDb
Taye Diggs ve Lucy Liu,
Set It Up, 2018, kaynak: IMDb

Katie Silberman’ın yazıp Claire Scanlon’un yönettiği filmin başrollerinde Zoey Deutch, Glen Powell, Taye Diggs ve Lucy Liu yer alıyor. Ünlü spor muhabiri Kirsten’nin (Lucy Liu) asistanı olan Harper (Zoey Deutch) ve başarılı yatırımcı Rick (Taye Diggs) için çalışan Charlie (Glen Powell), patronlarının zulmünden kaçmak için çabalarken tanışıyorlar. Rick ve Kirsten’i birbirlerine ‘ayarlamak’la ilgili yaptıkları şaka gerçek bir plana dönüşünce Harper ve Charlie de kendilerini romantik ve komik olaylar silsilesi içinde buluyorlar.

Aslında bu başlangıcı takip eden tüm gelişmeler 1990’lardan alışık olduğumuz formüle uygun. Set It Up, popüler Nora Ephron filmleri Sleepless In Seattle, When Harry Met Sally ve onlarla aynı enerjiyi tam olarak tutturamayan You’ve Got Mail1 gibi bir kadın ve erkeğin birbirlerini çok da sevmeyerek başladıkları hikâyede aşkı bulmaları üzerine kurulu. Öyküde yine ikili arasında Charlie’nin kız arkadaşı Suze (Joan Smalls) gibi tahmin edilebilir engeller ve ana karakterleri destekleyen Becca (Meredith Hagner) ve Duncan (Pete Davidson) gibi sadık arkadaşlar var. Aslında formülden Pretty Woman gibi az veya My Best Friend’s Wedding gibi belirgin şekilde uzaklaşan örnekler olsa da romantik komedi formülü neredeyse 1940’lardan beri aynı. Değişen ise aynı formülün popülerliği.

Türün 1990’larda tavan yapan başarısı Meg Ryan ve Julia Roberts gibi romantik komedi ile ilişkilendirilen oyuncuların, kariyerlerinin başka yönde ilerlemesi (Julia Roberts) veya ilerleyememesi (Meg Ryan) sonrası sekteye uğradı. Drew Barrymore (Never Been Kissed), Sandra Bullock (Two Weeks Notice), Reese Witherspoon (Sweet Home Alabama), Renée Zellweger (Down with Love), Jennifer Aniston (Picture Perfect) ve Katherine Heigl (27 Dresses) gibi oyuncuların art arda oynadıkları romantik komediler olmasına rağmen When Harry Met Sally gibi hem izleyicileri hem eleştirmenleri mutlu eden örnekler ortaya çıkmadı. Bir de Hollywood yapımcılarının gişe kaygısı ile televizyon ve hatta müzik dünyasında biraz tanınan herkesi romantik komedilerde oynatma hevesi Jennifer Lopez’in Ralph Fiennes ile beraber yer aldığı Maid in Manhattan filmi gibi hayli yavan projelere neden oldu. Tabii bilinir isimlerin bilet satışlarına etkisi inkâr edilemez. Ama Hollywood sinemasında2 yakın dönemde Meg Ryan ile karşılaştırılabilecek şekilde türle ilişkilendirilmeye yaklaşan tek isim Katherine Heigl. Grey’s Anatomy’deki popülerliğini büyük ekrana taşımaya çabalayan Heigl,3 oynadığı Knocked Up filmini seksist olarak tanımlayınca “çalışması zor oyuncu imajı” haksız biçimde perçinlendi ve Heigl’ın sinema kariyeri pek uzun ömürlü olmadı. Herhangi bir isimle özdeşleştirilemeyen romantik komedi türü ise, zaman zaman yapımcılardan ilgi görmesine rağmen eski günlerindeki devamlı prestiji yakalayamadı.

Zoey Deutch ve Glen Powell,
Set It Up, 2018, kaynak: IMDb

Set It Up’ın başarısı aslında türün eski günlerindeki şaşaasını yakalamakla ilgili değil. Benzer bir şekilde filmin başarısını formüle sadık kalıp zaman zaman Kirsten ve Rick’i bir araya getirme planı üzerinden romantik öykülerle dalga geçmesine bağlamak da doğru olmaz. Set It Up’ı “romantik komediler geri mi dönüyor?” sorusunu sorduracak kadar dikkate değer kılan en önemli özellik zamanın ruhunu yakalamaktaki başarısı. Ücretsiz stajlardan sonra düşük ücretli asistanlık pozisyonlarında çalışarak yükselmeyi hedefleyen ve bir yandan kendilerinden önceki nesil için neredeyse standart olan ‘oku-çalış-evlen-çocuk sahibi ol’ modelini sorgulayanların dertlerini iyi gözlemlemiş olması. Kapitalizm eleştirisi var demek imkânsız ama kapitalizmin içinde kendine yer bulmaya çalışanların yaşadığı zorluklar —nispeten iyimser bir perspektiften de olsa— filmde yer bulmuş. Harper yapmak istediği işe ulaşmak için delice çalışırken asıl yapmak istediğini yapacak zaman ve enerjiyi bulamıyor. Charlie ise çalıştığı şirketin ‘besin piramidi’nde yükselmeye çalışırken ne yapmaktan hoşlandığını unutmuş durumda. Charlie ve Harper ile beraber Harper’ın evlenmeye hazırlanan en yakın arkadaşı Becca (Meredith Hagner) ve Charlie’nin imkânları kısıtlı çocuklarla çalışan ev arkadaşı Duncan (Pete Davidson) aracılığıyla genç yetişkinlerin güncel dertlerini takip etmek mümkün. Bu şekilde bilinen formül daha güncel bir hikâye ile kullanılınca tür uzun süredir ihtiyacı olan enerjiyi yakalıyor gibi olmuş.

Lucy Liu ve Zoey Deutch,
Set It Up, 2018, kaynak: IMDb

Öte yandan Zoey Deutch ve Glen Powell romantik komedi başrolleri için en gerekli özellik olan sempatikliğe sahipler. Ally McBeal sonrası Elementary’de başarılı bir performans sergileyen Lucy Liu ve yine televizyon dizilerinin sevilen yüzlerinden olan Taye Diggs’in zalim patron performanslarında eleştirilecek bir şey yok. Glen Powell’ın performansı ise bana Saturday Night Live kadrosundaki komedyenlerin film performanslarındaki tanımlamakta zorlandığım ama biraz yapay bulduğum tarzı hatırlattı. Başrolü Powell ile paylaşan Zoey Deutch, Geleceğe Dönüş [Back to the Future] serisinde Marty McFly’ın annesini canlandıran Lea Thompson’un kızı. Geçtiğimiz yedi sekiz yıl içinde performansıyla zaman zaman kendisini hatırlatan Deutch, Julia Roberts tarzı drama-komedi geçişliliği olan bir oyuncu. Oyuncunun yer aldığı Richard Linklater’ın Everybody Wants Some!! filmi, James Franco’lu Why Him? ve bağımsız drama Before I Fall bu geçişliliğe örnek olabilecek filmler. Deutch, umut vadeden genç oyuncu kategorisinden sıyrılabilirse4 Hollywood’un yeni nesil önemli isimlerinden biri olabilir.

Elbette filmin başarısını konuşurken sinemalarda gösterime girmediğini ve dijital bir platformda yayınlandığını unutmamak gerek. Belki Set It Up’ın başarısı ana akım popülerliğini 2000’lerin başında kaybeden türe, küçük de olsa her hayran kategorisine hitap edebilmeyi hedefleyen dijital platformlar can verebilir. Kevin Kwan’ın aynı isimli romanından uyarlanan Crazy Rich Asians, türün sinemalardaki potansiyelini test etmek için iyi bir şans olacak. Yalnız bu sefer başarıyı getirenler benim gibi türden umudunu kesene kadar —sanırım ben Meg Ryan’lı Kate and Leopold ya da Sandra Bullock’lu The Proposal arasında bir yerde eski randımanı aramayı bıraktım— her romantik filmi heyecanla bekleyenler değil hikâyelerde kendini arayan yeni nesil izleyiciler olacak.

1. Film, 1940 yapımı romantik komedi The Shop Around the Corner ile karşılaştırılınca Nora Ephron’un türün tarihine ve formülüne ne kadar hâkim olduğu anlaşılıyor.

2. Bridget Jones’un Günlüğü [Bridget Jones’s Diary] ve Love Actually gibi İngiliz filmlerinin hem formül hem yapım standartları olarak Hollywood romantik komedilerinden farklı kategoride olduklarını söylemek hata olmaz.

3. Katherine Heigl türle ilişkilendirildiği bu dönem sonrasında romantik komedilere yoğunlaşmasının kariyerine zarar verdiği konusunda açıklamalarda bulundu.

4. Set It Up sonrası Deutch’un artan medya görünürlüğü bu değişim için iyi bir fırsat olabilir. Deutch beklenen geçişi yapamasa bile işsiz kalmayacak bir oyuncu olacağını kanıtlamış durumda.

film, Peyderpey, romantik komedi, Set It Up, sinema, Şebnem Baran