Joaquin Phoenix, Joker,
yön. Todd Phillips, 2019,
kaynak: IMDb
Peyderpey
Joker

Süper kahraman hikâyelerine sık yöneltilen eleştirilerden biri, kötü karakterin sebepsiz yere bir şehri hatta dünyayı yok etme amacında olması. Todd Phillips’in yönettiği Joker (2019) bu tür eleştirilere cevap olacak nitelikte bir film. Kötü karakter neden şiddete yönelmiş, şehirle hatta dünyayla ilgili derdi neymiş uzun uzun anlatılmış. Phillips, başrolünde Joaquin Phoenix’in oynadığı filmin senaryosunu Scott Silver ile beraber yazmış ve bence kötü karaktere alışılagelmişin dışında bir perspektiften bakmış.

DC Comics’in Batman serisindeki kötülerden biri olan Joker, Heath Ledger’ın The Dark Knight (2008) filmindeki performansıyla1 adından çok söz ettiren bir karakter oldu. Ledger’ın filmin ardından hayatını kaybetmesi üzerine karakterin mitolojisi ve oyuncunun psikolojisine olan etkisi uzun süre konuşuldu. Jared Leto’nun Suicide Squad (2016) filmindeki Joker performansı biraz eleştirilmekle beraber karakterin hafızalardaki yerini korumaya yetti. Phoenix’li versiyon ise Oscar yolunda önemli adaylardan biri. Üstelik filmin sadece en iyi erkek oyuncu dalında değil diğer dallarda da şansı olabilir gibi gözüküyor.

1960’lardaki televizyon dizisinde Cesar Romero’nun canlandırdığı karakteri, Parliament Sinema Kulübü’ne yetişenler televizyon ekranlarında Jack Nicholson olarak görmüş olmalı. 1989 yılında gösterime giren Bruce Wayne’i Michael Keaton ve yönetmeni Tim Burton olan bu Batman filmini, Keaton’lı bir başka filmle Val Kilmer ve George Clooney’nin Batman olduğu filmler izledi. Ancak özellikle son filmin başarısızlığı serinin sinema ekranlarından bir süreliğe kaybolmasına neden oldu. Christopher Nolan’ın üçlemesi ile beraber Batman’in popülerliğini geri kazanması son on yılda Joker’e gösterilen ilginin sebeplerinden biri.2

Phillips’in yönetmenliğindeki film ise, Joker’in Batman’dan bağımsız bir şana kavuştuğunun büyük bir kanıtı. Phoenix’in başarılı oyunculuğu sebebiyle çok konuşulan film Joker, Joker olmadan önceki günlerde kimdi sorusuna cevap veriyor.

Joaquin Phoenix, Joker,
kaynak: IMDb

Nörolojik rahatsızlığı nedeniyle istemsiz gülen Arthur Fleck (Joaquin Phoenix), tedavi gördüğü hastaneden çıktıktan sonra palyaçoluk yaparak hayatını kazanmaya çalışıyor. Asıl hayali ise stand-up yapmak. Hasta annesi Penny (Frances Conroy) ile yaşayan Fleck, hem işte hem günlük hayatta sürekli şiddete maruz kalıyor. Terapistinin ve ilaçların yardımıyla kendine düzen kurmaya çalışan Arthur için fakirliğin şiddet ve suç doğurduğu Gotham’da ayakta kalmak çok zor.

Ekonomik krizin Arthur’un tedavisini sekteye uğratması ve Arthur’un işini kaybetmesi, kaçınılmaz dönüşümü başlatıyor. Filmin ilk otuz kırk dakikasına yayılan bu kısmı izlemek hiç kolay değil. Tüm çabasına karşın mânâsız şekilde şiddete maruz kalan Arthur’u canlandıran Phoenix, karakterin çilesini korkutucu biçimde ekrana yansıtmış. Yine kendini istemeden bulduğu bir durumda saldırıya uğrayan Arthur, bu kez şiddete şiddetle cevap veriyor. Palyaço kostümü ile işlediği suç, kendisini şehrin mutsuz kalabalıklarının sembolü yaparken Arthur yavaş yavaş Joker oluyor.

Joaquin Phoenix, Joker,
kaynak: IMDb

Bruce Wayne’nin yani nam-ı diğer Batman’nin babası Thomas Wayne, Joker’in geçmişi için önemli bir karakter. Thomas Wayne, Arthur’un işlediği cinayetlerle ilgili basın açıklamasında halkın zengin olmayan kısmını suçlayınca şehirde tansiyon birden yükseliyor. Wayne ekonomik sıkıntıdan tarumar olan halkın derdinden çok metroda öldürülen borsacılarla ilgili. Şehrin zenginleri ise şatafatlı hayatlarına devam ediyorlar, ancak artan suçun kendilerine erişme ihtimalinin farkındalar.

Gerginlik devam ederken Robert De Niro’nun canlandırdığı talk show sunucusu Murray Franklin, hem Arthur’un hem şehirdekilerin kaderini etkileyecek bir müdahalede bulunuyor ve Gotham, Batman’ın miras alacağı suç şehrine dönüşüyor. Böylelikle film sadece Joker’in değil Batman’in ve Gotham’ın da öykülerini göstermiş oluyor.

Joaquin Phoenix, Joker,
kaynak: IMDb

Pek çok insanın hayatına mal olan silahlı saldırıların etkisiyle —ki bazıları çeşitli sebeplerle Joker ile ilişkilendiriliyor— filmin içerdiği şiddet öğeleri Amerika Birleşik Devletleri’nde endişe yarattı. Kadın düşmanı Incel gruplarının3 karaktere hayranlığının endişelere katkısı büyük. 

Şiddete teşvik etmekle suçlanan filmin eleştirildiği bir başka nokta ise, akıl sağlığı konusunda izleyenleri yanlış bilgilendirmesi. Joker’e dönüşen Arthur Fleck, ilaçlarını almayınca şiddete meylediyor. Söz konusu durum, izleyenlere her psikiyatrik sorun yaşayanı tehlikeli olarak gösteriyor diyenler mevcut. Konunun hassasiyetle ele alınması gerektiğine katılıyorum. Fakat, Arthur’un çöküşü hastalığından ziyade sosyal olmayan devletin kendisine gerekli tedavi ve desteği sağlamamasıyla ilgili.

Arthur’un terapistinin dediği gibi, Arthur ve çevresindekiler kimsenin umurunda değil. İşsizlik, yoksulluk, sağlık sisteminden yoksunluk nedeniyle suç oranlarının yükseldiği şehirde kimsenin kimseye acıması kalmamış. Şehir merkezinde apartmanlarda yaşayanlar yokluk içindeyken, Wayne ailesi gibi zenginler sessiz mahallelerde ve huzurlu malikânelerinde yaşıyorlar. Annesi Penny’nin söyledikleri sonrası babası olduğuna inandığı Thomas Wayne’i görmeye giden Arthur, geleceğin Batman’i Bruce Wayne ve yardımcısı Alfred’le böyle bir malikânede karşılaşıyor.

Tüm bunları göz önünde bulundurunca film, sınıf farklılıkları ve sosyal devlet konularında çok ciddi sorunları gösteriyor ve bunlarla ilgili önemli sorular ortaya koyuyor. Arthur’un çocukluğunda maruz kaldığı istismar, yetişkinliğinde bulamadığı destek ve şehrin genelinin içine düştüğü kriz, kötülüğün ve suçun bireysel olarak açıklanmasını imkânsız kılıyor. İşte bu yüzden filmin izleyicileri şiddete teşvik etme ihtimali, akıl sağlığıyla ilgili sorunları yanlış şekilde göstermesi ve Phoenix’in oyunculuk performansının etkileyiciliği kadar Joker’deki sistem eleştirisini konuşmak lazım.

Oscar Wilde “Sanat, hayata değil izleyiciye ayna tutar” diyerek doğru bir tespit yapmış. Her zaman olduğu gibi yine herkes filmde görmek istediğini görüyor. Fakat, box office başarısı yüksek bir süper kahraman hikâyesinin, üzerine çok konuşulmamasına rağmen sistem eleştirisi yapması ABD’nin ve dünyanın dönüşümüne işaret. Sınıflar arası gelir uçurumu gün geçtikçe artarken, sosyoekonomik sınıf gözden kaçırılamayacak kadar önemli bir konu hâline gelecek. Benzer güç hiyerarşileriyle ilgili farkındalık artacak.

Joker şimdilik şiddetle ilişkisi tartışmalı bir film. Büyük ihtimalle ödül sezonu boyunca şiddetten çok Joaquin Phoenix’in performansı konuşulacak. Fakat zaman geçip ekranda Gotham’ı sarsan sorunlar gerçek şehirlerde daha belirgin şekilde ortaya çıkmaya devam ederse —ki gidişat bence bu yönde— film, tıpkı V for Vendetta4 gibi çok daha başka hislerin ve toplumsal hareketlerin kalıcı sembolü hâline gelebilir.

Lübnan, Şili, Hong Kong ve Irak’la beraber başka ülkelerde hükümet karşıtı gösterilerde kullanılmaya başlanan Joker maskeleri bu olasılığı destekler nitelikte. Şiddet, cinayet ve hatta Incel gruplarıyla ilişkilendirilen bir sembolü kullanmanın protestoların meşruiyetine zarar vereceğini düşünenler mevcut. Tıpkı filme yöneltilen eleştiriler gibi, maskeyi kullanan protestoculara yöneltilen eleştiri önemli noktayı kaçırıyor. Sisteme karşı duyulan tepkinin gösterilme şekli ve sembolü kadar sebebi de tartışmaya değer.

Gotham’ın televizyonda izleyip deli diye güldüğü Arthur’un Batman serisinin süper kötüsü Joker’e dönüşümünü gösteren film tam olarak bunu yapıyor ve sebebi sorguluyor. Bu da Phillips’in filmini diğer çizgi roman uyarlamalarından ayırıyor. Çünkü dedikleri gibi delirene olduğu kadar delirtene de bakmak lazım.

1. Ledger, ölümünden sonra En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu Oscar’ını kazandı.

2. Batman’i yakın zamanda canlandıran bir diğer isim Ben Affleck. Batman v. Superman ve Suicide Squad filmlerinde yer alan Affleck’in performansı, daha evvel canlandırdığı Marvel kahramanı Daredevil filminde olduğu gibi çok beğenilmemişti.

3. Incel hareketi ile ilgili daha fazla bilgi edinmek için: “The Incel Movement

4. V for Vendetta ve Phillips’in Joker’ine ilham veren Batman: The Killing Joke, İngiliz yazar Alan Moore tarafından yazılmış. İki eserin sembolik serüvenlerini inceleyen kısa bir yazı için: “From Beirut to Hong Kong, the face of the Joker is appearing in demonstrations

DC Comics, film, Joker, Peyderpey, sinema, Şebnem Baran, Todd Phillips