Peyderpey
MoviePass

Son bir senedir “battı batıyor” haberlerine konu olan MoviePass uygulaması, 2018 Ağustos ayını teknik bir problemle açtı. Uygulamayı kullanarak sinema salonlarına girmek isteyen kullanıcılar, 3 Ağustos’ta çalışmayan bir sistemle karşılaştılar. Bu problemin yankıları sürerken şirket yöneticileri kullanıcılara, üyelik opsiyonlarında değişikliğe gideceklerini belirten bir e-posta gönderdi.

Arka arkaya gerçekleşen bu iki gelişme uzun süredir MoviePass’ın sürdürülebilir bir model olmadığını söyleyenleri ve medya sektörünün şirkete karşı önyargılı tavrını takip edenler için sürpriz olmadı. 2011’de kurulan şirket, mobil uygulama üzerinden filmlere bilet alma imkânı veriyordu. Şirket ilk kurulduğunda, kullanıcılar gitmek istedikleri filmi seçip internetten kendilerine verilen kuponu gişeye götürerek salonlara giriş yapabiliyorlardı. Sistemin temel amacı aylık bir ücret karşılığı belli sayıda filme bilet sağlayarak kullanıcıları cezbetmekti. İlk yıllarda bu model çeşitli şekillerde denendi. Zaman içerisinde kullanıcılara film sayısının sınırlı veya sınırsız olduğu opsiyonlar sunuldu.

İlk yıllarında üye sayısı bugüne göre daha az da olsa MoviePass sektörün ve sinemaseverlerin ilgisini çekmeyi başardı. İnternet kullanımının artışıyla beraber sinemaya gitme alışkanlıklarının değişeceği endişesi hemen hemen aynı yıllarda öne çıkmaya başlamıştı. Netflix ve benzeri online platformların popülerliği artarken sinema salonlarının geleceği ciddi bir şekilde tartışılıyordu.

Aslında MoviePass dijital teknolojiyi geleneksel modelle birleştiren bir örnek. Kullanıcılar mobil arayüzü kullanmalarına karşın seçtikleri filmi sinema salonunda izliyorlar. Şirket kurulduktan bir süre sonra, çıktısı alınan kuponların yerini MoviePass kredi kartları aldı. Üyeler bilet ödemelerini bu kartları kullanarak yapıyorlar. Bu ekonomik model izleyicilere istedikleri filmi biraz daha uygun ücrete izleme imkânı sunarken MoviePass’ın kârını, üye olup az sayıda filme gidenler belirliyordu. Yani indirimli biletten faydalanmak için her ay belli bir ücret ödemelerine karşın az sayıda film izleyenlerin ödemeleri MoviePass’ın kazancını artırıyor.

Söz konusu model —her değişimde olduğu üzere— var olan sistemin güçlülerini rahatsız etti. MoviePass öncesi sistemin en güçlüleri ise zincir sinema salonları. Bağımsız ve küçük salonların rekabette zorlanıp sektörü terk etmek zorunda kaldığı zincirlerin bilet fiyatları hayli yüksek. Sisteme sorgusuz sualsiz dahil olan MoviePass’ın sinema salonlarıyla ilişkisi, zincir salonları rahatsız ettiği için kuruluşundan beri gergin oldu. AMC gibi büyük sinema salonu zincirleri, MoviePass kredi kartı ödemelerini önce şaşkınlıkla sonra kızgınlıkla1 karşıladılar. Her ne kadar karşı çıksalar da kredi kartı kabul eden her sinema aslında MoviePass kartını kabul etmek zorundaydı. Söz konusu gerginlik zaman zaman yeniden nüksederken MoviePass, sinema salonu zincirlerini çeşitli anlaşmalarla ve bazen farklı şartlarla hizmet vermeye ikna etmeyi başardı.

2016’da eski Netflix yöneticisi Mitch Lowe’ın şirket CEO’su olması ise şirketin bugün kendini içinde bulduğu sürecin başlangıcı sayılabilir. Lowe farklı üyelik planları denerken, 2017 yılında data analizi firması Helios and Matheson, şirketin çoğunluk hissedarı oldu. Hemen akabinde, MoviePass, aylık 9,95 dolar karşılığı üyelere her gün bir film izleme imkânı sunan paketi hizmete sürdü.

Sinema bilet satış rakamları düşerken bu karar herkesi şaşırtan bir adım oldu. Söz konusu modelin şirketin sonu olacağını düşünenler olmasına rağmen MoviePass’a yatırım yapan Helios and Matheson CEO’su Ted Farnsworth, hiç çekinmeden daha çok üyenin daha çok data anlamına geldiğini söylüyordu. Data toplayan ve analiz eden bir firma için daha önemli ne olabilirdi ki? Kullanıcıların davranış ve tercihleri şirketin yeni hareketleri için önemli olduğu kadar farklı ticari projeler için de önem teşkil ediyordu.2

Sonuçta bu karar üye sayısını yirmi binden üç milyona çıkardı. Yeni plan pek çok kişiyi üye olmaya ikna ederken, modelin sürdürülebilirliğini sarsabilecek bir gelişme yaşandı. Her ne kadar data analizi gibi yeni etkenler olsa da en temelde model, üye olanların büyük bir kısmının az sayıda filme gideceği öngörüsü üzerine kuruluydu. Bu varsayım, ülkede sinema bileti satışları düşerken ve online izleme platformları popülerliğini artırırken çok hayalperest bir yaklaşım sayılmaz. Fakat, MoviePass kullanıcılarının önemli bir kısmı herkesi yanıltıp kartlarını sıkça kullandı.

Halbuki özellikle yeni nesil izleyicilerin online izleme platformlarına yönelmeleri ve diğer dijital izleme opsiyonlarını tercih etmeleri sektörün en büyük kaygısı. Netflix’in yanı sıra MUBI gibi ana akım dışında kalan filmleri yayınlayan platformlar ve Screening Room gibi yeni filmleri dijital yolla evlere yayınlamayı hedefleyen alternatifler bu kaygıyı destekler nitelikte örnekler sayılabilir. Fakat dijital teknolojilerin etkileri konuşulurken dile getirilmeyen önemli bir detay daha var: Zincir sinema salonlarındaki biletlerin özellikle pahalılığı.

Çok küçük ve belirli durumlarda geçerli olan çeşitli indirimler dışında —zaman zaman yere göre bilet fiyatları yine küçük değişiklikler gösterse de— Los Angeles gibi büyük şehirlerde sinema biletleri AMC gibi zincirlerde 12-14 dolar civarında. IMAX, 3D ya da erken ve özel gösterimlerde bilet fiyatları 16-17 dolar arası değişebiliyor. İnternet satışlarında buna bileti nereden aldığınıza bağlı olarak belli miktarda bir hizmet bedeli eklenebiliyor.3

Temmuz ayında saatlik asgari ücretin henüz 12 dolara çıktığı Los Angeles standartlarında dört kişilik bir ailenin IMAX bir filme neredeyse 80 dolar ödemesi gerekiyor. Elbette, değil patlamış mısır su bile almadıklarını varsayarsak. Her ne kadar IMAX ve 3D gibi özel nitelikli seansları içermese de MoviePass üyeliği normal şartlardan çok daha ucuza film izlemeyi mümkün kılıyor. Tüm bunları göz önünde bulundurunca MoviePass’ın 9,95 dolarlık üyelik modelinin popülerliğini anlamak zor değil. Ayda bir film bile izlenilse, üye kâra geçiyor.

MoviePass’ın popülerliği ve sürdürülebilirliği tartışılırken özellikle zincir sinemalardaki bilet fiyatlarının satışlara etkisinin konuşulmaması garip. Aynı zamanda bir data analizi şirketinin gözü kapalı üye sayısını artırma çabası yeterince dikkat çekti mi, o da şüpheli.

Ayrıca başarısızlıkla suçlanıp batmak üzere olduğu söylenen MoviePass’ın izleyiciyi sinemaya çekmekteki başarısının altını çizmek gerek. MoviePass —yaşadığı tüm sorunlara rağmen— izleyicilerin fiyatlar uygun olduğunda sinema salonlarında film izlemekten vazgeçmediğini kanıtladı. Modelin başarısı üzerine AMC ve Cinemark gibi sinema salonları kendi üyelik sistemlerini başlattılar. Amerika Birleşik Devletleri, Kanada, İngiltere ve Avusturalya ile beraber Türkiye’de de hizmet veren Sinemia,4 AMC ve Cinemark ile benzer bir sisteme sahip. Bu sistemde, belli bir üyelik ücreti karşılığında sınırlı sayıda film izlemek mümkün.

Yaşadığı son zorluklar karşısında çeşitli değişiklikler olabileceğini açıklayan MoviePass yetkilileri, aynı hafta üyelik ücretinin sabit kalacağını fakat hizmetin ayda üç filmle sınırlandırılacağını açıkladılar. Söz konusu değişiklik yukarıda adı geçen alternatiflerden çok farklı değil. Uygulamanın karşılaştığı teknik sorunların yanında şirketin yaşadığı ekonomik problemler de ortada. O yüzden MoviePass’ın varlığı ne kadar sürer bilinmez, ama sektörde kalıcı etkileri olacağı kesin.

1. AMC gişelerinde MoviePass kullanıcılarına pek de iyi davranılmadığını söylemek mümkün.

2. Data toplama ve analizinin ekonomik ve etik boyutları, Farnsworth’un açıklamalarını hayli problemli kılıyor.

3. Sinema Salonu Sahipleri Birliği’nin ülke genelindeki salon verilerine göre ortalama bilet fiyatı 2017 için 8,97 dolar.

4. MoviePass, şubat ayında patent haklarını ihlal iddiasıyla Sinemia’yı dava etti.

{Fold içindeki harita detayı MoviePass web sitesinden alındı.}

dijital ekonomi, ekonomi, Peyderpey, sinema, Şebnem Baran