When They See Us,
2019, (Bölüm 2), Aunjanue Ellis,
Ethan Herisse (Yusef Salaam),
kaynak: IMDb
Peyderpey
When They See Us, ARRAY 101, Gördüklerimiz
ve Görmediklerimiz

Ünlü yönetmen Ava DuVernay, 28 Mayıs’ta yeni projesi ARRAY 101’i paylaşırken, söze “Filmlerimi izleyenlerden en fazla duyduğum soru ‘Şimdi Ne Yapmalıyım?’” diye başlamış. Yönetmenin bir sene önce Netflix’te yayına giren mini dizisi When They See Us’tan faydalanarak adalet sistemindeki ırkçılığa karşı neler yapılabileceğini anlatan projesi, aynı zamanda Amerika Birleşik Devletler’inde olanlara bakınca çok ama çok önemli bir proje.

Sistemdeki ırkçılık problemi elbette yeni bir konu değil. Özellikle siyahlara yönelik ayrımcılık konusu çeşitli zamanlarda daha görünür şekilde tartışılıyor. Tartışmaları yeniden alevlendiren son gelişme ise George Floyd’un 25 Mayıs’ta Minnesota’da, yere elleri kelepçeli olarak yatırılmış ve polis memuru dizini boynuna bastırmışken defalarca “Nefes alamıyorum” dediği görüntüler. Floyd’un ölümün ve görüntülerin yayılmasının ardından yargının, polis memurları Derek Chauvin, J. Alexander Kueng, Thomas Lane ve Tou Thao hakkında harekete geçmekte gecikmesiyle sistemik ırkçılık bir kez daha gündemin birinci maddesi oldu. Aynı anda 2013 yılından beri gitgide daha sık duyulan Black Lives Matter sloganının yankılandığı ırkçılık ve polis şiddetine karşı protestolar başladı.

Podcastleri Adaptasyon’un “Nefessiz Amerika” isimli bölümünde Onur Akmehmet ve Mahir Yavuz, gittikçe büyüyen protestoların arkasındaki sosyolojik ve siyasi sebepler ile medyanın olaylara yer veriş şeklini detaylı bir biçimde değerlendirmişler. Akmehmet ve Yavuz’un jenerasyonel bir değişim bağlamında da değerlendirdiği gelişmeler, üzerine uzun uzun konuşulabilecek pek çok katmana sahip.

Fakat, süreçte aktivistlerin üzerine basarak paylaştığı noktalardan biri, gelişmelerle ilgili Afrika asıllı Amerikalıların bilgi, deneyim, yorum ve çağrılarının dinlemesi. Bu yüzden ABD’de ırkçılık ve polis şiddeti konusunun analizi için Black Lives Matter organizasyonunun kaynakları önemli. Yine son günlerde çeşitli mecralarda yer alan anti-racist [ırkçılık karşıtı] okuma listelerinde adları geçen Ibram X. Kendi ve Ijeoma Oluo’nun durumla ilgili analizleri mevcut. Ünlü tarihçi Henry Louis Gates Jr.’ın sunduğu Black History in Two-Minutes günümüz şartlarını anlamak için Amerika’daki siyahların tarihsel deneyimleriyle ilgili kısa bilgiler veren bir başka kaynak.

İnternette benzeri şekilde Afrika asıllı Amerikalıların deneyimlerine yer veren belgesel ve film listelerine erişilebilir. Tabii bu listeleri kimlerin yaptığı, adı geçen içerikleri kimlerin yazıp yönettiği, basın ve medya sektöründe sistemik ırkçılığın boyutunu ortaya sermek için faydalı sorular.

When They See Us,
Jharrel Jerome (Korey Wise)

Özellikle 2015 yılında #OscarsSoWhite hashtag’i ile iyice görünürlük kazanan medya sektöründeki ırkçılık problemi, son yıllarda çok tartışılıyor. Yönetmen Ava DuVernay bu tartışmalarda adı öne çıkan isimlerden; Martin Luther King Jr. önderliğinde Alabama’da 1965 yılında gerçekleşen protestoları ve polisin şiddetli müdahalesini anlatan filmi Selma, büyük övgülere rağmen sadece iki dalda Oscar’a aday olmuştu. O yüzden DuVernay sektörde eşitsizlik konusunda sıkça verilen örnek yönetmenlerin arasında yer alıyor.

Tıpkı Selma (2014) gibi ırkçılık sorununu inceleyen 13th (2016) ve When They See Us (2020) projeleri beğeniyle karşılanan DuVernay, sektörde çoğulcu bir temsiliyeti mümkün kılmak için yaptığı çalışmalarla tanınıyor. Televizyon için hazırladığı Queen Sugar dizisi için kadın yönetmenlere öncelik vermesi daha evvel emsali olmayan adımlardan sadece biri.

When They See Us,
Caleel Harris (Antron McCray)

DuVernay’in en yeni projesi, şimdiye kadar yaptığı çalışmaları tamamlar nitelikte. Toplumu ilgilendiren konularda içerik üreten Participant şirketinin ve DuVernay’in kurucusu olduğu ARRAY ile beraber hazırladığı ARRAY 101, When They See Us izleyicilerine yönelik bir eğitim platformu. DuVernay’in Netflix’te yayımlanan bu mini dizisi, 1990 yılında haksız yere tecavüzle suçlanan ve hapsedilen beş gencin deneyimlerini anlatıyordu. Gençlerin sorgu ve dava süreçleriyle cezaevinde maruz kaldıkları şiddeti gösteren dizi, çeşitli adaylıklarına rağmen ödül sezonunda mütevazı bir performans gösterdi; fakat, proje yayımlandığı günden itibaren çokça konuşuldu.

Daha evvel başka dizilere ve belgesellere konu olan davada gençler, 1989 yılında Central Park’ta Trisha Meilli’ye fiziksel saldırı ve tecavüz suçuyla yargılanmıştı. 2001 yılında Matias Reyes isimli başka bir tecavüzcü suçunu itiraf edince yapılan DNA testi, Central Park Beşlisi olarak adlandırılan gençlerin aksine Reyes’in suçlu olduğunu kanıtlamıştı. Yıllar boyu işlemedikleri bir suçtan hapis yatan Kevin Richardson, Raymond Santana, Yusef Salaam, Korey Wise ve Antron McCray 2002 yılında cezaevinden çıkabildi. Daha sonra New York şehrini ve eyaletini dava edip şehirden 41 milyon dolar, eyaletten de 3,9 milyon dolar tazminat kazandılar.

Gençlerin işlemedikleri suçtan ceza almalarına giden süreçte ırklarından dolayı şüpheli görülmeleri, hukuki haklarının ihlal edilmesi, sorgulama esnasında baskı ve şiddete maruz kalmaları, işlemedikleri suçu itirafa zorlanmaları ve adil yargılanmamaları, hem yargı sistemi hem polis teşkilatına yöneltilen ırkçılık eleştirileri arasında yer aldı.

DuVernay’in yeni projesi ARRAY 101, gençlerin deneyimlerini anlatan diziyi kullanarak tüm bu sorunları işleyen bir eğitim planı içeriyor. Her bölüme özel sorular ve kaynaklar sunan site, kamuoyunu –özellikle gençleri– ırkçılık konusunda bilgilendirirken ırkçılıkla mücadele etme yöntemlerini gösteriyor.

ARRAY 101 web sitesinden
ekran görüntüleri

Hem dizi hem DuVernay geniş kitlelerce tanındığı için bu proje oldukça önemli. When They See Us’ın yayımlanmasının birinci yıldönümü için planlanan projenin, George Floyd için düzenlenen eylemlerle aynı zamana denk gelmesi ise ARRAY 101’nin ehemmiyetini daha da görünür kıldı.

Proje hakkında bir röportajda DuVernay, “Irkçılığa karşı ne yapmalıyız?” sorusunun beyazlar tarafından siyahlara yöneltilmemesi gerektiğini, bu soruya yanıt vermenin ırkçılığın hedefindekilere daha da fazla duygusal emek sarf ettirdiğini söylemiş. Projeyle ilgili en başta da paylaştığım başka bir açıklamasında ise filmlerini izleyenlerden “Şimdi ben ne yapmalıyım?” sorusunu duyduğundan bahsetmiş DuVernay. ARRAY 101 bu gibi sorulara yanıt olabilecek kalıcı bir kaynak. Üstelik proje When They See Us ile sınırlı kalmayacak. ARRAY’in yeni projeleri Burning Cane, Jezebel, They’ve Gotta Have Us ve The Body Remembers When the World Broke Open için de benzer eğitim materyalleri hazırlanacak.

Zaten Ava DuVernay, When They See Us’u yaparken en büyük amacının yıllar boyu isimleri bile telaffuz edilmeden Central Park Beşlisi* olarak anılan Kevin Richardson, Raymond Santana, Yusef Salaam, Korey Wise ve Antron McCray’i görünür kılmak olduğunu dile getirmişti. Bu yüzden, dizi bittikten sonra tutuklandıklarında 14-16 yaşları arasında olan isimlerin yetişkin yüzlerini ekranda göstermiş. Dizinin ardından gelen ARRAY 101, amacın sadece olanı göstermek olmadığını ve aynı şeylerin tekrar yaşanmasını engellemenin önemini ortaya koyuyor; çünkü gösterilen yüzler olduğu gibi, hayatta olmadığı için gösterilemeyen yüz de çok.

When They See Us,
Marquis Rodriguez (Raymond Santana Jr)

Geçtiğimiz günlerde George Floyd ile beraber isimleri sosyal medyada #SayTheirNames hashtag’i ile paylaşılan Eric Garner, Tamir Rice, Breonna Taylor, Sandra Bland ve daha pek çokları hayatta olmayanların bazıları. Bu uzun listede yer alan isimler, 2014 yılından günümüze polis şiddeti sonucunda ölen siyahlara ait.

Kayıpların sayısının çokluğu ülkede olduğu gibi dünyanın pek çok başka yerinde konuşuluyor. Bir yandan, her zaman olduğu gibi, toplumsal sorunlar ve onlara karşı mücadele eden hareketler başka coğrafyadakilerle karşılaştırılıyor. Böyle karşılaştırmalar hareketlerin görünürlüğünü artırabilmenin yanı sıra her vakanın kendine has özelliklerinin gözden kaçırılmasına da neden olabiliyor. Zaten Black Lives Matter hareketinin üzerinde durduğu konulardan biri, siyahların deneyimlerinin ABD içinde ve dışında başka hiçbir deneyimle karşılaştırılmaması gerektiği.

O zaman Amerika’da yaşananlarla kendi çevremizdeki deneyimleri, ırkçılıkları, şiddeti karşılaştırmadan kendimize sadece soralım: Acaba hayatımız boyunca söylenmesi gereken kaç ismi söyleyip, görülmeyi bekleyen kaç yüzü görüyoruz?

When They See Us,
Asante Blackk (Kevin Richardson)

* Artık Richardson, Santana, Salaam, Wise ve McCray, “Central Park 5” [Central Park Beşlisi] yanı sıra “Exonerated 5” [Adları Temize Çıkan Beşli] diye de anılıyor.

#BlackLivesMatter, ARRAY 101, Ava DuVernay, dizi, ırkçılık, Netflix, Şebnem Baran, When They See Us