A Knight of the Seven Kingdoms (2026),
ekran görüntüsü, kaynak: IMDb

Peyderpey
A Knight of the
Seven Kingdoms

ve İzleyici İçerikleri

HBO’nun 2011 ve 2019 yılları arasında izlenme rekorları kıran dizisi Game of Thrones’la ekranlara taşınan hikâye evreni, 2026 yılında iki ayrı diziyle kanalda yerini alıyor. Ocak ayında yayımlanmaya başlayan A Knight of the Seven Kingdoms’un altı bölümlük sezonu şubat ayında sonlanırken House of the Dragon dizisi haziran ayında üçüncü sezonuyla dönüyor. Pek çok sayıda seçeneğin olduğu içerik dünyasında rekabet o kadar yüksek ki halihazırda tanınan bir markadan faydalanmak izleyici dikkatini çekmek konusunda avantaj sağlıyor. Bu nedenle kitap uyarlamaları ve başarılı dizilerin evreninde geçen yeni öyküler izlenilirlik yarışına önde başlıyor. Böyle olunca HBO gibi yayıncılar, tıpkı George R. R. Martin’in kitaplarından uyarlanan üç dizide olduğu gibi, aynı evrene yatırım yapmaktan kaçınmıyorlar.

Büyük oranda iki kurgusal kıta Westeros ve Essos üzerinde yaşanan taht kavgalarına odaklanan evrende House of the Dragon ve Game of Thrones dizilerinin aralarında yaklaşık yüz yetmiş, yüz seksen yıl kadar bir zaman aralığı var. A Knight of the Seven Kingdoms ise kronolojik olarak iki dizinin hemen hemen ortasında geçiyor. Diziyi ilginç kılan ise diğer iki dizinin yoğunlaştığı hem hanedanlar arası hem de hanedanların içindeki taht kavgalarının yaşandığı saraylardan uzak gelişmesi. Bakımsız bir handa şövalyeliği şaibeli gezgin şövalye Dunk1 ile Targaryen hanedanı prenslerinden Aegon’un (Egg) tesadüfi karşılaşması, ikilinin uzun yıllar sürecek maceralarını başlatıyor. 

Dunk (Peter Claffey) ve
Egg (Dexter Sol Ansell),
A Knight of the Seven Kingdoms (2026), ekran görüntüsü, kaynak: IMDb

House of the Dragon dizisinin senaristlerinden Ira Parker’ın George R. R. Martin’le tasarladığı dizi, Martin’in yarattığı evrende soyluların hayatının genelde kenarında görülen halktan karakterlere ve deneyimlerine önceki dizilere göre daha çok zaman ayırıyor. Üstelik bunu yaparken Game of Thrones ve House of the Dragon dizilerinden sadece konu olarak değil ton olarak da farklılaşıyor. Yeni dizi kurgusuna dahil edilen absürt anlarla taht kavgalarının ciddiyetinden kısa süreli de olsa uzaklaşıyor.

Tabii tıpkı diğer ünlü bilimkurgu ve fantezi içeriklerinin ekran uyarlamalarını beğenmeyen hayranlar gibi Martin’in kitaplarının hayranları arasında A Knight of the Seven Kingdoms’ı beğenmeyenler var. Dizinin kendine özgü tonu hayranların eleştirilerine hedef olan noktalardan. Öte yandan dizinin gördüğü ilgi, HBO’nun Martin’in yarattığı dünyaya yatırımının sorgulanmaya başladığı bir anda markaya yeniden hayat veren bir seviyede. Dizinin son bölümünün ilk üç gün içinde 9,5 milyon izleyici tarafından izlenmesi bunun kanıtı. Diğer bir deyişle, beğenmeyenler olsa bile Egg ve Dunk’ın hikâyesi HBO açısından çok başarılı bir proje.

Halbuki HBO’nun 2018’de pilot bölümüne büyük bütçeler ayırdığı, kadrosunda Naomi Watts’ın yer aldığı başka bir Game of Thrones projesi 2019’da iptal edilmişti. 2024 yılında ise Jon Snow’un maceralarına odaklanacak olan projeden vazgeçildi. Üçüncü sezonu yaklaşan House of the Dragon’un izleyici sayıları HBO için tatmin edici olmakla beraber dizinin ikinci sezonunun ilk sezonu kadar beğenilip konuşulmadığını söylemek mümkün. Ayrıca George R. R. Martin’in dizinin showrunner’ı Ryan Condal’la anlaşmazlığı sektör ilişkin yayın yapan mecralarda bir süredir haber oluyor.

HBO’nun en yeni Martin uyarlaması A Knight of the Seven Kingdoms’da Peter Claffey’in canlandırdığı Dunk ve Dexter Sol Ansell’in canlandırdığı Egg’in maceraları, Martin’in ekrandaki kurgusal evrenine güçlü bir enerji getirmiş gibi. Söz konusu enerji en çok sosyal medyada izleyicilerin ürettiği dizi bağlantılı içeriklerle kendini gösteriyor. Özellikle sezonun son üç haftasında, yeni bölümün yayına girmesinin hemen ardından, izleyicilerin hazırladığı içerikler sosyal medya zaman akışlarında yoğun görünürlük kazandı.

Sosyal medyadaki aktivitenin izleyicilerin yaş grubuyla bağlantısı yüksek. Araştırma firması Parrot Analytics dizinin özellikle Gen Z izleyiciler arasındaki popülerliğinin sosyal yayılımın sonucu olduğunu açıklamış. Yani diziyle ilgili paylaşımlar yalnızca benim gibi konuyu takip edenlerin karşısına çıkmamış. Kişisel kullanıcı algoritmalarının içerikle karşılaşma şansımıza etkisini kabul etsek bile, özellikle dizinin son üç bölümünün her birinin yayını sonrasında sosyal medyada yoğun harekete sebep olduğu yadsınamaz. Sosyal medyadaki paylaşımlara diziyle alakalı yorumların yanı sıra izleyicilerin hazırladığı içerikler dahil.

Aslında izleyicilerin2 yarattığı içerikler çok uzun yıllardır kültürel üretimin parçası. Sevdiği dizilerle ilgili öyküler [fan fiction] yazanlar, dizilerdeki karelerle kendi kliplerini yapanlar [fan vidding] ve benzer yaratıcı faaliyetlerde bulunanlar yeni değil. Ancak teknoloji üretim ve dolaşımı kolaylaştırırken üretilen formları etkiliyor. TikTok gibi kısa içerik platformları hızlı ve kısa montajların görünürlüğünü artırıyor. 

Diziyi henüz izlemeyen ama izlemek isteyenler için bir sürpriz bozan ikazı bırakalım ve son üç bölümün Dunk’ın canını kurtarmak için bir grup şövalyeyle beraber Targaryen prensi –ve aynı zamanda Egg’in ağabeyi– Aerion (Finn Bennett) ile onu destekleyenlerin karşısına çıkmak zorunda kalmasını konu ettiğini ekleyelim. Beraberinde savaşacak şövalyeleri toplamakta zorlanan Dunk’a son anda Egg’in ve Aerion’un amcaları Prens Bealor (Bertie Carvel) destek oluyor. Baelor’un Dunk’a arka çıkması ve şövalyelerin karşılaşmasının hemen ardından gelen hazin sonu, tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’deki izleyicilerin içeriklerinde en çok yer bulan bölümlerden.

Üstelik bu içerikler, dizinin sahnelerini Türkiye’deki izleyiciler için tanıdık kültürel referanslarla birleştiriyor. Muhteşem Yüzyıl’da Şehzade Mustafa’nın ölümü sonrasında duyulan “Zahit Bizi Tan Eyleme” kullanılarak Baelor’a yapılan –sosyal medya tabiriyle–editler, ölen karakterler arasında benzerlik kuruyor. İzleyicilerin hazırladığı kısa içerikler arasında müziğin yanında Şehzade Mustafa’nın yer aldığı görselleri kullanan bile var. Bu gibi örneklerde izleyiciler Baelor’un ölümünün yarattığı duygusal etkiyi sosyal medya ekosistemi içerisinde tanınan farklı kültürel imgeleri bir araya getirerek görselleştiriyor.

Durum sadece Türkiye’deki izleyicilere özgü değil. Dünyanın farklı yerlerindeki izleyiciler, farklı kültürel referanslarla aynı kareleri kullanırken benzer hisleri yansıtıyor. Onlar tepkilerini çeşitli platformlarda paylaşırken A Knight of the Seven Kingdoms dizisinin sosyal medya görünürlüğü artıyor.

Böylesine yoğun sosyal medya aktivitesini tetikleyebilmek için dizinin geçtiği evrenin marka değeri kadar dizinin öyküsü ve ekrana getiriliş stilinin etkisi olduğunu düşünüyorum. Rolling Stone’da yazan Daniel Fienberg dizinin küçük ölçekli projelerin bazen daha iyi olabileceğini gösterdiğini belirtmiş. Bence de A Knight of the Seven Kingdoms’un Egg ve Dunk’ın öyküsünün büyük bütçeli, bol efektli bir yapımdan ziyade kendine has tonu, doğru oyuncu seçimi ve samimi performanslarla görselleştirilmesi öykünün ruhuna uymuş. Hanedanların hikâyelerinde çok yer verilmeyen halktan karakterlerin3 iyi ve kötü arasındaki savaşta gösterdiği cesaret, sadakat ve kahramanlığın büyük bütçelere ve görsel efektlere ihtiyacı yok. Dizinin sosyal medyada yarattığı tepkiler izleyicilerin en çok karakterlerin davranışlarından etkilendiğini gösteriyor. Kiminin cesareti, kiminin ihaneti hazırlanan izleyici içeriklerine konu oluyor.

Martin’in kurduğu evrenin ekran yansıması dizilerle genişledikçe4 izleyicilerin içerikle etkileşimi sadece artmıyor, aynı zamanda derinleşiyor. Karakterler, Game of Thrones ve House of the Dragon’da yer alan karakterlerle karşılaştırılıyor. Game of Thrones’da yer alan müzik A Knight of the Seven Kingdoms’da kullanılınca büyük heyecan yaratıyor. Ama unutmamalı, izleyicilerin televizyon içeriğiyle ilişkileri derinleştikçe kendi kültürel haznelerinden beslenen üretkenlik yoğunlaşıyor. Böylece Şebnem Ferah’ın “Yağmurlar”, Ahmet Kaya’nın “Yalancı Ayrılık” ve Sezen Aksu’nun “Keskin Bıçak” şarkısı gibi pek çok şarkı Martin’in karakterlerine eşlik eder hâle geliyor. Zaten hikâye evrenini genişletmek yayıncılara mahsus değil. İzleyiciler içine girdikleri kurgusal dünyanın hiç bitmeyen inşasına yeni dillerle ve yeni ezgilerle katkıda bulunmaya devam ediyor.

Dunk (Peter Claffey) ve 
Egg (Dexter Sol Ansell), 
A Knight of the Seven Kingdoms (2026), ekran görüntüsü, kaynak: IMDb

1. Dunk olarak tanıştığımız karakter, şövalye olarak “Ser Duncan” diye biliniyor ve “Ser Duncan the Tall” lakabıyla tanınıyor.

2. Burada izleyicilere, dizinin hayranlarını içeren geniş bir grup olarak yaklaşıyorum. Sıradan izleyiciler ve hayranlar arasındaki farklar, hayranlar üzerine yapılan çalışmalarda önemli bir konu. Günümüzde çok daha fazla sayıda izleyici, geçmişte hayranlıkla ilişkilendirilen faaliyetlerde bulunduğu için hayran yerine izleyici içeriği demeyi tercih ettim ama “hayran emeği” ile üretilen “hayran işleri” hakkında geniş bir literatür olduğunu eklemek gerek.

3. George R. R. Martin’in tabiriyle “smallfolk”.

4. HBO, Martin’in yarattığı dünyaya yatırım yapmaya devam ediyor. Yeni uyarlama projeleriyle ilgili bir makale için: “Game of Thrones movie gets major update as next spinoff plans progress

dizi, fantezi, Game of Thrones, hayran, House of the Dragon, izleyici, Peyderpey, popüler kültür, sosyal medya, Şebnem Baran