Lady Gaga ve Bradley Cooper,
A Star Is Born (2018),
kaynak: IMDb
Peyderpey
A Star Is Born

“Çünkü her şey değişiyor. Ve gerçek şu ki, herkes bizim değiştiğimizi düşünüyor. Oysa değişen biz değiliz. Değişen etrafımızdaki herkes.”

Lady Gaga, Toronto Film Festivali’ndeki basın toplantısında şöhretin taşıyana nasıl ağır bir yük olduğunu böyle anlatmış. Ünlü şarkıcının Türkiye’de 19 Ekim’de gösterime girecek olan filmi A Star Is Born, çok açık olarak ifade ettiği bu yüke ışık tutan bir öykü.

Venedik Film Festivali’nde prömiyerini yapan A Star Is Born, Toronto, San Sebastian ve Zürih film festivallerinde istikrarlı olarak olumlu eleştiriler ile karşılaştı. Film ile ilgili ilk yorumlar Bradley Cooper’ın, çoğu aktörün aksine, yönetmenlik macerasından alnının akıyla çıktığı yönünde. Lady Gaga’nın oyunculuk performansıyla beraber filmin müzikleri de övgü aldı. Her ne kadar bu müzikal başarı Lady Gaga için çok sürpriz olmasa bile Bradley Cooper’ın müzikal performans ile büyük bir risk aldığını belirtmek gerek.

Projeye Clint Eastwood yönetmenliğinde dahil olan Cooper için A Star Is Born önemli bir fırsata dönüştü. Clint Eastwood’un filmi yönetmesi gündemdeyken Lady Gaga’nın canlandırdığı rol için Beyoncé ile görüştüğü biliniyor. Süreçte ne oldu tam belli değil, ama filmi Eastwood yerine Cooper’ın yöneteceği kesinleştikten ve Lady Gaga, Beyoncé’nin yerini aldıktan sonra filmin akıbetine dair ortaya pek çok soru atıldı. Clint Eastwood gibi oyunculuktan başarılı şekilde yönetmenliğe geçmek her oyuncuya kısmet olmadığından Akademi’nin sevdiği yüzlerden olan Bradley Cooper için film, önemli bir test olarak algılanıyordu.

Cooper’ın kendisini kanıtladığı oyunculuk kariyeri ve iyice büyüyen şöhretine karşın, bugün geldiği noktaya gelmesi çok kolay olmamıştı. Jennifer Garner’ın Alias dizisinde kendisine umutsuz derecede âşık yakın arkadaşını canlandırdığı günlerden, Alicia Silverstone’un Miss Match dizisinde misafir oyuncu olduğu günlere kadar Cooper, televizyonda işsiz kalmayan ama ana rollerde de yer alamayan bir oyuncuydu. Anthony Bourdain’in kitabından aynı isimle uyarlanan Kitchen Confidential1 dizisinde başrol alan Cooper’ın anlık yükselişi dizinin erken iptali ile yarım kaldı. Fakat, bu erken iptale rağmen, dizi Cooper’ın daha evvel canlandırdığı karakterler ötesinde etkili bir başrol performansı gösterebileceğini kanıtladı.

Bradley Cooper, A Star Is Born (2018), kaynak: IMDb

Sinema ve tiyatro sahnesinde irili ufaklı rollerde yer almaya devam ederken Cooper’ın ismi bir şekilde sirkülasyonda kalmayı başardı. Kariyerindeki dönüm noktası ise The Hangover (2009) filmi oldu. Kendi yaş grubunda yükselen her erkek oyuncu gibi bir Renée Zellweger (Case 39) ve bir Sandra Bullock (All About Steve) filminde yer alıp kötü eleştiriler alan Cooper, ilk bakışta umut vadetmeyen bilimkurgu Limitless ile box office listelerinde başarısını perçinledi. Bu noktadan sonra Silver Linings Playbook, American Hustle ve American Sniper gibi Akademi’nin beğendiği yapımlarda başrol oynayan Cooper, zaman zaman olumsuz eleştirilen başka filmlerde yer almasına karşın kendi jenerasyonunda Hollywood’un aranılan ve en çok kazanan oyuncularından biri oldu.

Asıl adı Stefani Germanotta olan Lady Gaga ise müzik kariyeri öncesi The Sopranos’ta küçük bir rolde yer alan bir oyuncu adayıydı. Hızlı müzikal yükselişini sağlık sorunları takip eden Lady Gaga, bir süre sonra kariyerine ara verdi. Ünlü şarkıcı, sahnelere ve ekranlara önce Tony Bennet ile beraber hazırladığı alışılageldik dance-pop tarzından farklı bir albümle, sonra kendisinin kamera arkası yaşamına ışık tutan Gaga: Five Foot Two belgeseliyle ve en son olarak Ryan Murphy’nin American Horror Story serisindeki performansıyla geri döndü.

Bradley Cooper için yönetmenlik testi olan A Star Is Born, Gaga için aslında bir oyunculuk testi. Ünlü şarkıcı, American Horror Story ve kendi müzikal sahne performanslarındaki ağır kostüm ve makyajdan farklı olarak, bu sefer daha yalın bir performans isteyen bir rol ile seyirci karşısına çıkıyor. Filmin tanıtımı için yapılan röportajlarda altı çizilen bu noktada Lady Gaga’nın çok başarılı olduğunu söylemeli. Kendisinin çok hafife alınmayacak bir oyunculuk eğitimi olduğu için aslında pek şaşırtıcı bir durum değil.

Bradley Cooper ve Lady Gaga,
A Star Is Born (2018),
kaynak: IMDb

Öykünün bundan önceki iki versiyonunda, ana kadın karakteri benzer olarak müzikal yeteneği önde oyuncular canlandırmıştı. Judy Garland ve James Mason’un yer aldığı 1954 yapımı aynı isimli film ile Barbra Streisand ve Kris Kristofferson’un başrolü paylaştığı 19762 versiyonundan farklı olarak ilk kez 1937’de çekilen orijinal hikâye, müzik sektöründen ziyade oyunculuk sektörü üzerine şekilleniyor. Söz konusu orijinalin başrollerinde ise Janet Gaynor ve Fredric March yer almış.

Yeni versiyonun tıpkı eski versiyonlar gibi hayli tahmin edilebilir ve basit bir olay örgüsü var. Ünlü şarkıcı Jackson Maine (Bradley Cooper), alkol bağımlılığının etkisiyle kariyerinde zorlu günler yaşarken genç şarkıcı Ally (Lady Gaga) ile tanışıyor. Jackson’un desteğiyle Ally’nin kariyeri hız kazanırken Jackson’ın başarılı günleri geride kalıyor. Bağımlılık ve şöhretin baskısı altında ikilinin ilişkisi çetrefilli yollara giriyor.

Bradley Cooper ve Lady Gaga,
A Star Is Born (2018),
kaynak: IMDb

Geçmişte Bollywood tarafından uyarlanan ve küresel şöhrete sahip öyküye Türkiye’deki izleyiciler de yabancı değil. Atıf Yılmaz’ın senaryosunu Deniz Türkali ile yazıp yönettiği Sezen Aksu ve Bulut Aras’lı Minik Serçe (1978) hikâyenin3 bizdeki uyarlaması. 1997 yapımı olan Yeni Bir Yıldız, Arzum Onan ve Mehmet Aslantuğ’un başrolleri paylaştığı bir diğer uyarlama. Bu film, 1937 tarihli ilk A Star Is Born gibi müzik sektörü yerine oyunculuk dünyasını konu alıyor.

Klasik ve klişelere müsait bu konu, müzikal parçaların kullanılmasıyla çok riskli bir yola girmiş. Yapaylık tehlikesine rağmen Cooper bıçak sırtı dengeyi çok iyi kurmuş. En başlardaki komik an ve durumlarla Ally’nin de dalga geçmesiyle inandırıcılık sorunu kotarılmış. Özellikle başta izleyiciyi bir hayli güldüren filmin başarısı bu samimiyette gizli. Aynı samimiyet nedeniyle film biterken salonun önemli bir kısmı burnunu çekerek ağlıyordu. Yanımda oturan çift ise, filmin ikinci yarısını ağlayarak izlemişti.

Hollywood’un ana akım standartlarına uyup böylesine bir samimiyet kurmak büyük bir başarı. Bu başarıyı sadece oyuncuların kalitesine atfetmek olmaz. Cooper’ın yönetmenliğini övmek lazım. Ki oyunculuğu da —her ne kadar Lady Gaga’nın performansı öne çıksa da— çok ama çok iyi. Lady Gaga ise ekrana ne kadar yakıştığını gösteren çok etkileyici bir performans göstermiş. Hem duygusal hem de komik anlarda yalınlığını koruyabilmiş.

Kadronun geri kalan tüm üyeleri bu dinamiğe ayak uydurmuş. Jackson’un aynı zamanda menajeri olan ağabeyi Bobby (Sam Elliott) ve yakın arkadaşı eski müzisyen Noodles (Dave Chappelle) filmde yeri olan diğer belirgin karakterler. Andrew Dice Clay ise Ally’nin babası Lorenzo rolünde. Hepsi karikatüre kaçabilecek karakterlerini inandırıcı bir şekilde canlandırmayı başarmış.

Sam Elliott, Bradley Cooper ve Lady Gaga,
A Star Is Born (2018), kaynak: IMDb

Jackson ve Ally’nin bu çerçevede şekillenen ilişkileri, ilk başta şöhretin sanatçılar üzerindeki etkilerini gösterirken sonra daha derinleşiyor. Cooper’ın canlandırdığı Jackson Maine, Lady Gaga’nın canlandırdığı Ally’i ilk gördüğünde yeteneğini ve potansiyelini anlayabilecek kadar deneyimli. Ally ise onun yalnızlığını gözlemleyebilecek kadar zeki. Bağımlılığının ve duyma yetisini kaybetmesinin etkisiyle Jackson Maine’in kariyeri zarar görürken, keşfettiği Ally hızla yükseliyor. Sektörün ve kaknem menajerinin, Britney Spears tarzı bir pop star’a dönüştürmeye çalıştığı Ally’i izlerken Jackson, şöhretin kendi hayatından çaldıklarını görüyor.

Jackson’un yüzeyde kıskançlık olarak görülebilecek reaksiyonlarının altında hem bu farkındalık hem de babasının alkolizminin açtığı ciddi yaralar var. Cooper’ın bu noktaları abartıdan kaçarak göstermesi, filmi çok klasik bir şöhret eleştirisi olmaktan kurtarıyor. Böylelikle Jackson’ın alkolizminin ve depresyonunun sebebi daha iyi anlaşılıyor. Başta şöhretle kapamaya çalıştığı yaralar, zamanla şöhretle daha büyürken iş içinden çıkılmaz hâle geliyor. Film, son yirmi dakika bunu gösterirken aldığı riskin hakkını veriyor.4

Aslında A Star Is Born çok kısa bir film değil. Buna rağmen “burası da olmasın” dediğim bir kısmı olmadı. Hatta Sam Elliott ve Dave Chappelle daha uzun ekranda olsa şikâyet etmezdim. Filmin finali de, önceki versiyonlara selam eder nitelikte eski Hollywood imgelerinden faydalanmış. Özetle Cooper, baştan sona hem işlediği konuyu hem filmin eski versiyonlarını, hem de sağlam bir kurgunun inceliklerini iyi anladığını gösteren özenli bir yönetmenlik ortaya koymuş.

Bu başarıda, müzik performanslarının doğal akış içine oturtulabilmesinin muhakkak etkisi var. Willie Nelson’un oğlu Lukas Nelson ile Lady Gaga’nın beraber hazırladığı şarkılarla film, güçlü bir soundtrack ortaya koymuş. İlk single “Shallow” bunu destekleyen bir başarı kazandı. Gaga’nın performansına yöneltilen övgüler de cabası. Şarkının sonlarına doğru bir an Lady Gaga “Bad Romance” vokallerine dönecek derken, “Shallow” kendine özgü havasını koruyarak sonlanan bir hit adayı. Benim favorim ise “Always Remember Us This Way.” Hem ilk single hem de soundtrack albümünde5 yer alan birkaç diğer şarkının Oscar Ödülleri’nde aday olma ihtimali konuşulmaya başlandı bile. 

Lady Gaga ve Bradley Cooper,
A Star Is Born (2018), kaynak: IMDb

Akademi’nin beğenisine hitap edeceğinden hiç şüphem olmayan film, hangi dallarda ödül alır bilmem ama birkaç dalda adaylık neredeyse garanti. Lady Gaga’nın en iyi kadın oyuncu kategorisinde aday olmama ihtimali bence çok düşük. Cooper’ın performansı da en iyi erkek oyuncu adaylığı getirebilir. En iyi film ödülü konusunda şansı olduğunu düşündüğüm filmin yine müzik kategorisinde adaylığı da bence kesin gibi.

Bradley Cooper ve Clint Eastwood karşılaştırmalarına bakılırsa, Cooper’ı bol Oscar ödüllü bir gelecek bekliyor olabilir. Siyasi açıklamalarının bile Hollywood’daki yerini sarsamadığı Eastwood, Cooper için örnek teşkil edebilecek bir isim. Kendi stili içinde zaman zaman kendini tekrar eden Eastwood’un başarısında basit ama duygusal hikâyeler seçmesinin yanında uzun kariyerinin getirmiş olduğu star ışığının etkisi de var.

Tabii Cooper için aynı star gücünden söz etmek henüz mümkün değil. O yüzden umarım Cooper, uzun soluklu olacağını tahmin ettiğim yönetmenlik kariyerinde Eastwood’un kendisine oyuncak bebekle rol yaptırdığı American Sniper gibi örneklerden uzak durur. Böyle bir durumda ne Akademi’nin ne de izleyicilerin kendisine Eastwood ile aynı müsamahayı göstermeyeceği kesin. Fakat, Cooper kariyerine A Star Is Born gibi ayağı yere basan projelerle devam ederse müsamahaya gerek kalmadan, Eastwood’un tekdüzeleşen tarzının çok ilerisinde bir yönetmenlik performansı gösterebilir. Hiç beklemediğim bir yönetmenlik ve oyunculuk performansı gösteren Cooper beni bu kez çok şaşırttı. Gelecekte umarım kötü yönde şaşırtmaz.

1. Kitchen Confidential, zamansız yayından kalkan diziler listemde üst sıralarda yer alıyor.

2. Yine de filmin çeşitli versiyonlarında Gaynor ve Garland’ın karakterleri filmde Akademi ödülü alırken Streisand ve Lady Gaga’nın karakterlerinin Grammy Ödülü kazandığını söylemek gerek.

3. Filmler arasındaki benzerliğin altını çizen bir başka yazı için: “Bradley Cooper, Lady Gaga’nın başrolü üstleneceği A Star Is Born’u yönetiyor!

4. Spoiler vermemek adına detaya girmiyorum, ama Ally ve Jackson’ın ağabeyi Bobby arasında gerçekleşen bu kısımdaki duygusal konuşma hem sarsıcı hem de düşündürücü. Bobby, Jackson’un geldiği noktadan Jackson’un sorumlu olduğunu söylerken hem kendisini hem de Ally’i buna inandırmaya çalışıyor. Oysa Jackson’un aile geçmişinin ve Ally’nin menajerinin herkesten gizli provokasyonlarının etkileri bence asla yadsınamaz.

5. Tüm albüm (filmden diyalogları içermeyen versiyon): A Star Is Born Soundtrack (Without Dialogue).

A Star Is Born, film, Peyderpey, sinema, Şebnem Baran