Shirkers (2018), Sandi Tan,
tanıtım filminden ekran görüntüsü
Peyderpey
Shirkers

Medya dersleri vermenin en sevdiğim yanlarından biri öğrencilerden sürekli yeni şeyler öğrenmek. İçeriğin çok büyük hızla ve farklı mecralarca üretildiği günümüzde gözümden kaçan yeni dizi, film ve gelişmelerden haberdar olmak büyük nimet. Shirkers bu şekilde bir öğrencimin tavsiyesiyle karşıma çıkan ve iyi ki izlemişim dedirten bir film.

Sandi Tan’ın belgeseli, yönetmenin başından geçen garip bir olay ve olayın yıllar süren etkileri üzerine. Yönetmene göre her şey, 1990’larda Tan ve arkadaşlarının Singapur’da çektikleri Shirkers filminin analog kayıtlarının, filmin Amerikalı yönetmeni tarafından çalınmasıyla başlıyor. Yaklaşık yirmi yıl sonra Georges Cardona’ın ölümü ile filmin ‘kayıp filmleri’ Tan’ın eline geçiyor. Shirkers’ın gizemli macerası sadece Singapur’da değil, dünya sinemasını takip eden sinemaseverlerce bilinen bir öykü. Hâl böyle olunca filmin yeniden ortaya çıkması meraklılara hitap edecek bir belgeseli mümkün kılmış.

Garip, gizemli bir filmin nostaljik öyküsünü anlatan belgesel Shirkers online izleme platformu Netflix sayesinde kitlelerle buluşan filmlerden. Bu gösterim kararı Alfonso Cuarón’un Roma filmiyle Akademi Ödülleri’nde gecenin kazananlarından olmasının hemen ardından “Netflix filmleri film sayılmaz, sinema salonunda gösterime girmeyen filme sinema filmi denmez; bu filmler Akademi Ödülleri’nde yarışmamalı” temalı bir konuşma yapan Steven Spielberg’i haksız çıkaracak cinsten.

Sundance Film Festivali’nde ödül alan belgeselin dağıtımcılığını Netflix’in üstlenmesi ile film, muhtemelen dünya genelindeki festival izleyicileri ile sınırlı kalacak olan izleyici kitlesinin ötesinde bir gruba ulaşma imkânı elde etmiş.1

Hikâye, Sandi Tan’ın çocukluğu ve yakın arkadaşı Jasmine ile film dünyasını keşfetmeleriyle başlıyor. Daha sonra ikiliye bir sinema kursunda tanıştıkları Sophia katılıyor. Filmi çalıp kayıplara karışan Georges Cardona ise gittikleri kursun hocası. Cardona’nın yakın ilgisi Tan’ı senaryo yazmaya ve hep beraber bir film çekme fikrine yönlendiriyor.

Kültür merkezinde aldıkları kurstan sonra yurtdışında üniversiteye giden üçlüden Sandi, İngiltere’deyken bir senaryo yazıyor ve Cardona’nın desteğiyle yaz tatilinde filmi çekmeyi kafasına koyuyor. Aslında en başta zamanlama konusunda Sandi ve Georges ile Sophia ve Jasmine arasında fikir ayrılığı ortaya çıkmış. Sophia ve Jasmine’in kısa zamanda hazırlanma ile ilgili tereddütlerine rağmen Georges’un ısrarı ile Sandi’nin istediği olmuş. Böylece film 1992’nin yazında çekilmiş.

Shirkers (2018), Sandi Tan,
tanıtım filminden ekran görüntüleri

Filmden görüntüler ve prodüksiyon fotoğrafları ile yirmi beş yıl öncesindeki bu sürece bakan belgesel, Singapur’un kentsel dönüşümü ile beraber üçlünün arkadaşlıklarının evrimini ortaya koyuyor. Söz konusu süreçleri ortaya koyarken Sandi Tan, aynı zamanda Cardona’nın üç kıtaya yayılan yalanlarla dolu macerasının izini sürmüş. Bir yandan da kendiyle hesaplaşmış ve hafızasını sorgulamış. Zira belgeselde Jasmine Ng ve Sophia Siddique, Sandi’ye Georges’un daha en başta garip davranışları olduğunu hatırlatınca yönetmen, Georges’un kendisini nasıl etkisi altına aldığını gerçek anlamda ilk kez fark ediyor.

Belgeselin tüm bu katmanlarının altında, Cardona ses kayıtlarını yok ettiği için sadece görüntüleri elde kalan filmin güzelliği göz önüne serilmiş. Sandi Tan’ın, içinden geldiği gibi yazdığı ve arkadaşlarının yardımıyla çektiği film, absürd bir yol hikâyesi. Amatör oyuncu performansları, absürd konusu, parlak renkli sinematografisi ve Singapur’un yoğun şehirleşme öncesi doğasını gösteren kareleri ile Shirkers sahiden nevi şahsına münhasır bir film.

Orijinal film, Sandi Tan’ın canlandırdığı on altı yaşındaki ana karakterin, yanına eklenen ilginç karakterlerle Singapur’da bir yolculuğa çıkıp işlediği cinayetleri gerçeküstü bir üslupla anlatıyor. Sandi ve Jasmine’in, film sürecinin öncesinde Singapur’un hem film hem de müzikle ilgili içerik üreten alternatif yayıncılık dünyasıyla bağları o dünyadan bir sürü kişinin filme dahil olmasını sağlamış. Filmin hikâyesi anlatılırken punk akımının etkisiyle 1990’lara özgü dergiler —el çizimleri ile daktilo yazısını birleştiren ve fotokopi makineleriyle çoğaltılan bu zine’lerin Türkiye’deki muadillerini hatırlayanlar olacaktır— hazırlayan gençlerin, günümüzde Singapur’un kültürel üretiminde önemli yerleri olduğunu görüyoruz. Onların tanıklığı, biz izleyicileri Shirkers’ın ne kadar büyük bir potansiyeli olduğuna ikna ediyor. Tıpkı, belgeselde birkaç kişinin dediği gibi “Singapur sinemasını değiştirebilecek” bir filme dönüşüyor Shirkers ekranda. Tabii Cardona kayıtları yok ettiği için, sesi olmayan bir filme…

Georges Cardona, daha evvel benzer projelere benzer zararlar vermiş, gerçek geçmişi kimse tarafından tam bilinmeyen patolojik bir yalancı. Cardona seçtiği kişileri —çoğunlukla yaşça kendinden genç yazar ve yönetmen adayları diyebileceğimiz bir kitleyi— manipüle etmeyi iyi biliyor. Kendi otoritesini sarsacağına inandığı insanları ise ortamdan uzaklaştırmayı başarıyor. Mesela film ekibinde yer alacak olan bir diğer ‘Batılı beyaz adam’ olan genç müzisyen Ben Harrison’u sebepsiz yere ekipten kovuyor. Aslında Cardona’nın bunun benzeri davranışları kolonyal ve cinsiyetçi güç ilişkilerini de ortaya koyuyor.

Shirkers (2018), Sandi Tan,
tanıtım filminden ekran görüntüleri

Tan’ın ifade ettiği gibi bu deneyim, onun ve yakın arkadaşlarının ilişkilerini ve kariyer rotalarını büyük oranda etkilemiş. Fakat, filmin kaybı bence onları yollarından alıkoyamamış. Uzun süre film eleştirmenliği yapan Tan, aynı zamanda başarılı bir roman yazarı.2 Arkadaşlarından Jasmine Ng, Singapur’un sinema sektörünün tanınmış isimlerinden ve aynı zamanda ünlü bir aktivist. Sophia Siddique Harvey is Vassar Üniversitesi Film Programı’nın başkanı.

Aslında yine herkes olması gereken yolu bulmuş, girilen çetrefilli yola rağmen. Kayıp filmin yıllar sonra bulunması, kaybın yarattığı kalp kırıklığı ile yüzleşmeyi sağlamış. Belgeseli izleyip söz konusu deneyimin kökeninde yer alan orijinal filmi merak etmemek elde değil. Bu yüzden ben de orijinal Shirkers acaba seslendirme ile yayınlanabilir mi diye düşünmeden edemedim.

Tan, filme Shirkers adını verirken “There are movers. There are shakers. And there are shirkers.” fikrinden yola çıkmış ve “dünyayı değiştirenler, sınırları zorlayanlar” anlamında kullanılan “movers and shakers”3 ifadesine “sorumluluktan kaçan, ortadan yok alan” anlamına gelen “shirkers” kategorisini eklemiş. Filmin eleştirilerinde Cardona’nın ve Tan’ın farklı şekillerde sorumluktan kaçtıklarına ve filmin buna rağmen sinematik anlamda yeni çığırlar açabildiğine dair yorumlar var.

Tan’ın kendisini “shirkers” kategorisinde görmesine karşın, hem onun hem de arkadaşları Sophia ve Jasmine’in, gerçekten özel iki esere —orijinal film ve henüz yayımlanan belgesele—imza attıklarını söylemek gerek. Fakat, üçlünün deneyimi anlatırken gösterdiği duygusal reaksiyonlar Cardona’nın ortadan kayboluşunun ve filmi çalmasının bu üç kadına nelere mal olduğunun en büyük kanıtı. Artık Cardona hayatta olmadığı için kendisine hesap sormak mümkün değil. Shirkers belgeseli ise faili belli bu suçun açtığı yaraları sarmak için bu şartlarda atılabilecek ilk adım.

1. Netflix’in benzer şekilde başarılı olduğu bir proje Angelina Jolie’nin yönetmenliğini yaptığı Khmer dilinde çekilen First They Killed My Father (2017) filmiydi.

2. Tan’ın kitabı hakkında kısa bir yazı: “The Writing Life: Sandi Tan Switches Genres for ‘The Black Isle’”

3. İngiliz şair Arthur O’Shaughnessy’nin 1873’te yayınlanan “Ode” şiiri ve pek çok sanatçıya maddi destek sağlayan ünlü Mabel Dodge Luhan’ın 1934 tarihli otobiyografisi Movers and Shakers ile 1985 yılında yayınlanan komedi filmi Movers and Shakers bu ifadenin kültürel alanda bilinirliğini artıran eserler. Günümüzde internette “Movers, Shakers, Provers, Makers” ve “Movers, Shakers and Producers” örneklerinde olduğu gibi çeşitlendirilmiş kullanımlar mevcut.

belgesel, film, Peyderpey, Sandi Tan, Shirkers, sinema, Şebnem Baran