Atlanta (2016–), Donald Glover,
kaynak: IMDb
Peyderpey
Yaklaşan Ödül Sezonu

Hollywood’da son birkaç yılın ödül sezonları, sivil toplum hareketleri ve sektördeki eşitsizlik hakkındaki tartışmalarla zihinlere kazındı. 2015 yılındaki #OscarsSoWhite ve 2018’teki #TimesUp hareketleri, Hollywood’un dengelerini sarsacak şekilde hem ülkede hem de dünyada yankı buldu. Bu hareketlerden ilki pek çok ırk ve etnik kimlikten profesyonelin yer aldığı eğlence sektörünün ödül törenlerinin aynı çeşitliliği yansıtmamasına dikkat çekerken, ikincisi ise sektörde kadınların maruz kaldığı taciz ve ayrımcılık konularını sonlandırmayı hedefliyordu. Her iki hareket, ülkenin genel dinamiklerinden ve sivil toplum hareketlerinden beslenmişti. 2013 yılında polisin Afrika asıllı Amerikalılara uyguladığı şiddetin görünürlüğünün artmasıyla başlayan #BlackLivesMatter ve 2017 yılında Harvey Weinstein’a yönelik suçlamaları takip eden #MeToo hareketi benzer bağlamda söz edilmesi gereken etkenler.

Amerikan Yabancı Basın Birliği’nin verdiği Altın Küre Ödülleri ve Hollywood’un çeşitli sektörel sendikalarının verdiği ödüller ile başlayan sezonun şüphesiz en büyük organizasyonu Akademi Ödülleri. Ana akım standartlarının biraz daha dışına çıkması ile ünlü Altın Küre Ödülleri ise Oscar’ların en büyük habercisi olarak kabul ediliyor.

Geçtiğimiz senelerde kendilerine yöneltilen eleştiriler karşısında bazı değişikliklere giden her iki organizasyon, aralık ayının ilk haftasında tüm çabalarına karşın tekrar benzer eleştirilerle karşılaştı. Önce Altın Küre adaylıkları, bazı dizi ve filmlerin hakkını teslim etmemekle suçlandı. Atlanta’nın yer almadığı komedi kategorilerinde henüz birkaç hafta önce yayınlanan Michael Douglas’lı The Kominsky Method adlı Netflix dizisinin yer alması bir kez daha klasik Hollywood değerlerinin önde tutulduğuna kanıt olarak gösterildi. Tartışmaların hemen arkasından Akademi Ödülleri’ni sunması için seçilen Kevin Hart’ın Twitter’daki anti-LGBT paylaşımları büyük yankı uyandırdı. Hart önce özür dilemeyi reddetti. Daha sonra töreni sunmayacağını açıkladı.

Hart’ın sunuculuğa seçilmesi, Oscar’ların fazlasıyla ‘beyaz’ olduğu eleştirilerine karşı bir taktik olabilecekken, gelinen nokta yine bir başarısızlık oldu. Hollywood Yabancı Basın Birliği’nin, film ve televizyon dallarında bazı kategorilerde sadece beyaz adaylara yer vermesi bir süredir devam eden görünürlük tartışmalarını alevlendirdi. Sandra Oh’nun Killing Eve ile en iyi kadın drama oyuncusu kategorisindeki adaylığı ile beraber Black Panther ve Crazy Rich Asians filmlerinin adaylık listesinde yer alması söz konusu eleştirileri engellemeye yetmedi.

Görünürlük sorununun yanı sıra Altın Küre Ödülleri için kategori tartışmaları tekrar gündeme geldi. Altın Küre Ödülleri’nin en iyi drama ve en iyi müzikal/komedi kategorileri genel olarak yapım şirketlerinin beyanına göre belirleniyor. Diğer bir deyişle, yapım şirketi filmin hangi kategoride yarışmasını tercih ettiğini belirtiyor. 2017’de Jordan Peele’in aslında korku filmi unsurlarının ağır bastığı Get Out filminin müzikal/komedi kategorisinde yarışması kategori tartışmalarına neden olmuştu. En temelde, tıpkı bazı başrol oyuncularının şanslarını artırmak için en iyi yardımcı oyuncu kategorisine sokulmaları gibi, drama ve müzikal/komedi kararları çoğu zaman stratejik oluyor.

Öte yandan drama kategorisinin, müzikal/komediye göre itibarı daha yüksek ve bu Oscar kampanyaları için önemli bir durum. Müzikal ağırlığın fazla olduğu A Star Is Born ve Bohemian Rhapsody filmlerinin drama kategorisini tercih etmesi biraz bu yüzden. Altın Küre adaylıklarına bakılırsa, A Star Is Born Oscar yolunda iddialı. Film, beni yanıltmayıp en iyi film, en iyi yönetmen, en iyi erkek oyuncu, en iyi kadın oyuncu ve en iyi orijinal şarkı dallarında aday oldu.

Adaylıklarla ilgili diğer yorumlara göre Viola Davis ve Liam Neeson’un yer aldığı Widows ile Damien Chazelle’in yönettiği Ryan Gosling’li First Man için durum pek iç açıcı değil. First Man, en iyi orijinal müzik ve Claire Foy’un en iyi yardımcı kadın oyuncu adaylığı dışında hiçbir kategoride yer almadı. Oscar için büyük sürpriz olmadıkça şansı düşük. Artık klişeleşen tarzdaki Eastwood projesi Mule’un varlık gösterememesi Clint Eastwood’un hatırının da bir sınırı olduğunun —benim de içime su serpen— kanıtı.

Hem televizyon hem film alanlarında ödül veren Hollywood Yabancı Basın Organizasyonu’nun aday listesi1 Oscar’lar için önemli fikir verirken televizyon dalında aynı şeyi söylemek zor. Altın Küre dışındaki en önemli televizyon ödülü olan Emmy’ler, eylül ayında verildiği için neredeyse bir sezon fark oluyor dizi değerlendirmeleri bakımından. Ayrıca Altın Küre popülerliğe daha az bağlı olduğu için televizyon konusunda çok güvenilir bir referans olmuyor. Hatta izleyiciler Emmy’lerin ihmal ettiği adayları Altın Küre listesinde daha çok görmek istiyor. Bu seneki listede yukarıda belirttiğim gibi eksikliği dikkati çeken ilk örnek Donald Glover’ın dizisi Atlanta oldu. Glover, televizyon komedisi dalında en iyi erkek oyuncu adayı olurken dizi, en iyi televizyon komedisi dalında aday olmadı.

Atlanta’nın eksikliğini eleştirirken dile getirilen yapım ise aynı kategoride aday olan The Kominsky Method. Karşılaştırmanın özünde Atlanta’nın adaylığı The Kominsky Method’a göre daha çok hak ettiği argümanı var. Dizi en iyi televizyon komedisi dalında aday olurken Michael Douglas’a en iyi erkek oyuncu ve Alan Arkin’e en iyi yardımcı erkek oyuncu adaylıkları getirdi.

Atlanta, Donald Glover, Brian Tyree Henry ve Lakeith Stanfield,
fotoğraf: © FX Networks, kaynak: IMDb

Aslında devam eden ayrıcalık ve ayrımcılık tartışmalarını düşününce, bu karşılaştırma hayli anlaşılır. Genç Donald Glover’ın yazdığı ve oynadığı proje, Amerikan televizyon standartlarının dışında zaman zaman deneyselleşen bir dizi. Childish Gambino sahne adıyla rap yapan Glover, genç nesil Afrika asıllı Amerikalı sanatçıların önde gelenlerinden. Bu durum göz önünde bulundurulunca Michael Douglas ve dizisinin temsil ettiği her şeyin tam karşısında yer alan bir sanatçı ve üretim modeli ortaya çıkıyor. The Kominsky Method belki kötü olmaktan ziyade Atlanta kadar iyi olmamakla eleştiriliyor.

Dile getirilen zafiyetlerin temelinde, The Kominsky Method’un yine iki yaşlı zengin beyaz erkeğin arkadaşlığını anlatması ve dolayısıyla ayrıcalık ve ayrımcılık konuları var. Aslında dizi, bir başka Netflix yapımı Frankie & Grace benzeri iki ünlü oyuncuyu kullanarak zaman zaman duygusallaşan öyküler anlatan light bir komedi. Dizide kariyerinin şaşalı günleri geride kalan Sandy Kominsky (Michael Douglas), Los Angeles’ta kızı ile beraber oyuncu koçluğu yapıyor. Norman Newlander (Alan Arkin) ise bağlı olduğu ajansın sahibi ve yakın dostu. Norman’ın eşi Eileen’in (Susan Sullivan) ölümüyle beraber çeşitli maceralara atılan ikilinin hayatlarındaki diğer önemli figürler Sandy’nin kızı Mindy (Sarah Baker), Sandy’nin romantik bir ilgi duyduğu Lisa (Nancy Travis) ve Norman’in uyuşturucu bağımlısı kızı Phoebe (Lisa Edelstein).

Dizinin kadın karakterlerinin derinlikten yoksun olduğu ve erkek karakterlerin lehine boşa harcandığı konularına karşı çıkamayacağım. Özellikle Lisa Edelstein’ın karakteri Phoebe şımarıklığı ile ilk bakışta gerçekçilikten uzak bir portre çiziyor. Fakat, Los Angeles perspektifinden bakınca tüm karakterlerin eksiklikleri o kadar gerçekçi ki.

Tabii bunda dizinin yazarının ünlü sitcom yazarı Chuck Lorre olmasının etkisi büyük. Lorre’un, sektörde ve Los Angeles’ta geçirdiği uzun yıllardan dolayı Sandy ve Norman ile beraber etraflarındaki karakterlerin benzerlerini gözlemleme şansı bulduğu açık. Hollywood’da yaşlanmak ne demek Lorre’un çok iyi anladığından emin olabilirsiniz.

Hollywood’da başarılı olan pek çok yazar-yönetmen gibi huysuzlukla itham edilen Lorre zaman zaman skandallardan kurtulamayan bir isim —yine bu huysuzluk meselesinden sette Steven Spielberg’ın kafasına ışık düşürülmeye çalışıldığına dair bir şehir efsanesi mevcut. Lorre’un adı en yakın zamanda Charlie Sheen ile yaşadığı gerginlik sonucu Two and a Half Men dizisindeki karakterini öldürmesi ile duyuldu. Dizilerinin sonunda normalde yapım şirketinin adının veya logosunun yer aldığı vanity cards [kibir kartları]2 ile söylemek istediğini söylemekten çekinmeyen Lorre, Sheen’in akıbeti hakkında aynı yolla esprili bir yorum yapmıştı.

The Kominsky Method (2018–), Chuck Lorre; Michael Douglas, Alan Arkin
ve Susan Sullivan,
fotoğraf: Mike Yarish (Netflix),
kaynak: IMDb

Two and a Half Men dışında The Big Bang Theory, Mom ve müteveffa Mike & Molly dizilerinin de yapımcısı olan Lorre, klasik sitcom formatının en başarılı uygulayıcılarından. Two and a Half Men ve The Big Bang Theory’nin Amerika’nın en yüksek reytingli dizilerinden olduğunu belirtmek gerek. Ne var ki bu diziler, The Kominsky Method’a atfedilen problemlerden fazlasıyla mustarip. Fakat karşılaştırmalı olarak bakınca The Kominsky Method, Chuck Lorre’un bence geçmiş uzmanlığının sınırlarını zorladığı ve hayli cesur kararlar aldığı bir proje.

Tıpkı bir tiyatro sahnesi gibi kullanılan sette üç kamera ile çekilen geleneksel sitcom dizileri sonrası, zaman zaman Los Angeles sokaklarına taşan tek kameralı çekimiyle The Kominsky Method ile Lorre kendi ezberini bozmuş. Altın Küre adaylıkları sonrası Lorre, projenin kendisini zorladığını dile getirmiş. Ama çabaları sonucu, Türkçedeki karşılığıyla, eski köye yeni adet gelmiş.3

Stil ve biçim açısından özgün olan dizi konu itibarıyla Hollywood’un vazgeçemediklerinden. Geçmişteki ödül sezonlarına bakınca adaylık ve ödüle karar verenlerin, sektörün kendisiyle ilgili konuları ne kadar sevdiğini anlamak mümkün. The Artist ve Birdman’in başarıları bu eğilimin yakın dönemdeki kanıtları. Yine sektöre ışık tutan The Kominsky Method ve A Star Is Born’un gösterdikleri performans durumun çabuk değişmeyeceğine işaret.

Ödül sezonuna dönecek olursak, elbette toplumun genelini etkileyen sivil toplum hareketlerinin ve sektörün içinde değişim hedefleyen organizasyonların ödül trendlerine etkisi yadsınamaz. Belki hemen olmayacaksa bile söz konusu değişim çok fazla uzak değil. Tabii yine bunlar olurken, en azından adaylıkları ve ödülleri belirleyenlerin ortak özellikleri —yaşlı, beyaz ve büyük oranda erkek olmaları gibi— tamamen değişene dek, Hollywood’un en sevdiği konu halihazırdaki güç dengelerini yansıtan Hollywood kalacak. Bu nedenle ayrıcalık ve ayrımcılıkla ilgili konuşurken sektörün narsisizmine değinmek elzem, çünkü seçenler ve seçilenler çeşitlenirse ödül törenlerini çeşitlendiren yine muhtelif narsisizmler olacak.

1. Listeyle ilgili yorumlar için: “Golden Globes’ Biggest Snubs: ‘Widows’ and ‘First Man’ Take Hits”, “Golden Globes 2019: 10 Biggest Snubs and Surprises”, “The Biggest Snubs and Surprises of the 2019 Golden Globe Nominations

2. Tüm kartlar için bakınız: Chuck Lorre Productions The Official Vanity Card Archives

3. Orijinal ifade: “It was a learning curve and I had to trust that the comedy could play in a new way and in a different environment,” Lorre said. “And guess what? You can teach an old dog new tricks.”

Akademi Ödülleri (Oscar), Altın Küre Ödülleri, ödül, Peyderpey, sinema, Şebnem Baran, televizyon