Mikro Dramalar mı?
Dikey drama ya da kısa dramalar olarak da adlandırılan mikro dramaların popülerliği gün geçtikçe artıyor. En başta Çin’de duanju yani kısa drama adıyla izleyicilerle buluşan bu format çoktan pek çok diğer ülkeye yayılmış durumda. Üstelik bu yayılma sadece izlenme ile sınırlı değil. Mikro drama prodüksiyonları benzer bir yayılış gösteriyor.
Mikro dramaların farklı örnekleri olmakla beraber, genellikle her bir bölümü 60-120 saniye uzunluğundaki içerikler yaklaşık 50-100 bölüm süresince devam ediyorlar. Yaygın örneklere bakarsak, kısa dramaların toplamda 60-120 dakika sürdüğünü söyleyebiliriz. Bu içeriklere dikey drama denmesinin sebebi ise cep telefonlarında, diğer bir deyişle portre modunda, izlenmek üzere çekilmiş olmaları. Dikey mod için geçerli olan 9:16 oranı, sosyal medya platformlarının popülerleşmesiyle kullanıcıların uzun zamandır alışık olduğu bir oran hâline geldi. Sosyal medya paylaşımlarını aynı çerçeveden gördükten sonra kurgu içeriklerin de bu çerçeveye uyarlanması şaşırtıcı değil.
Bugünlerde çoğunlukla kendilerini özgü uygulamalarla izleyici ile paylaşılan mikro dramaları sosyal medya platformlarında yaygınlaşan kısa içeriklerden bağımsız değerlendiremeyiz. Kısa içerik denince akla gelen ilk platformlardan biri olan TikTok’un kökeni tıpkı mikro dramalar gibi Çin’e dayanıyor. Çin’de Douyin isimli versiyonuyla bilinen TikTok’un sahibi şirket ByteDance, yine Çin’de kurulan Musical.ly platformunu satın aldıktan sonra TikTok markasıyla dünyaya açılmıştı. TikTok’un popülerliğinin Instagram’ın Reels ve YouTube’un Shorts isimli kısa video bölümlerine ilham verdiğini söylemek mümkün.
Mikro dramaların öncüsü sayılabilecek örnekler Çin’de çeşitli platformlarda yayımlanırken, Qidian benzeri Çin çevrimiçi edebiyat platformlarının trendlerinin mikro dramalara etkisi yadsınamaz. Günümüzde mikro dramalara yaygın olarak türe odaklanan uygulamalarla erişiliyor. Örneğin Çin’de ByteDance’ın sahibi olduğu Hongguo böyle uygulamalardan. Yine bir Çin şirketi olan ReelShort ve Çin-Singapur ortaklığındaki DramaBox ise İngilizce içerikleriyle dünyada görünürlük kazanan mikro drama uygulamaları.
kaynak: Uptodown
Mikro dramalar popülerleştikçe, diğer format uyarlamalarını anımsatan biçimde, aynı öyküler farklı ülkelere farklı dillerde uyarlanabiliyor. Üstelik kısa dramalar orijinal uygulamalarda kapalı kalmayıp Instagram ve TikTok gibi platformlarda bazen reklam, bazen hayranların hazırladığı kliplerle karşımıza çıkıyor. Tabii mikro dramalar dışında kalan çeşitli dizilerin ve filmlerin kısaltılmış versiyonlarının bazen yapay zekâ seslendirmeli anlatıcı eşliğinde, bazen ekranda yazılar ve fonda müzikle beraber yine TikTok, YouTube Shorts, Instagram Reels ve hatta X videosu olarak karşımıza çıktığını hatırlatmak gerekli. Böylelikle, kısa içerikler yaygınlaştıkça, eskiden üretilen uzun içerikler kısaltılarak sirkülasyona sokuluyor.
Hızla dikkat çekmenin yolu ise çoğu zaman melodramdan geçiyor. Mikro dramaların 60-120 saniyelik her bir bölümü merakı canlı tutacak duygusal bir gelişmeyle sonlanıyor. Karışan bebekler, kayıp ebeveynler, nefretle başlayıp aşka dönüşen ilişkiler alışagelmiş konular. Kısa diziler için seçilen sansasyonel dizi adları cabası. Çevrimiçi edebiyatın etkisiyle daha fantastik hikâyeler de kendisini gösteriyor. Çerçeve ne olursa olsun, genellikle iyiler çok iyi, kötüler çok kötü. Bu da melodramın belirgin özelliklerinden. Aynı sebeple Hindistan ve Türkiye gibi melodramın popüler olduğu pazarlarda mikro dramalara yatırım artıyor.
Televizyon tarihi boyunca melodramların sınırlar arasındaki dolanımını düşününce melodramatik mikro dramaların popülerliğini anlamak hiç zor değil. Mikro dramalar halihazırda hareketi kolay olan ögeleri mobil teknolojiye taşıyor. Eski Walt Disney Stüdyoları yöneticisi Jeffrey Katzenberg, Quibi isimli kısa içerik platformuyla benzer bir girişimde bulunmuştu ama proje büyük zararla birinci yılını bitiremeden 2020’de sonlanmıştı. Belki de Quibi’nin başarısızlığı eski Hollywood sistemi ile sosyal medya ve internet kökenli bir formun kan uyuşmazlığı olarak açıklanabilir.
Quibi’nin başarısızlığı sonrası kısa içerikler, Hollywood’a bambaşka bir şekilde döndü. Amerika Birleşik Devletleri’nde ekonomik şartlar Los Angeles’taki prodüksiyonları başka eyaletlere hatta başka ülkelere taşıyor. Şehirde yapı devam eden projelerin çoğu ise mikro dramalar. İngilizce mikro dramaların çekimleri Amerikan şehirlerinde devam ederken, bazen Amerikalı aktörler çekimler için Çin’e gidiyor. Kısa dizilerle beraber kamera önü ve arkasında çalışanlar sınırlar ötesi hareket hâlinde.
The New Yorker’daki yazısında Chang Che, görünürlükleri gitgide artan mikro dramaların yeni bir dönüm noktasında olduğunu paylaşmış. Disney ve Paramount, içeriklerinin TikTok’un sahibi ByteDance tarafından Seedance 2.0 adlı video üreticisi yapay zekânın eğitiminde kullanılmasından şikâyet edip dursun, Hongguo’nun yaklaşık on beş bin mikro draması sayesinde ByteDance’ın yapay zekâyı eğitmesine yetecek kadar kendine ait içerik ve verisi zaten var. Ayrıca Chang Che’nin yazısında Çin’deki mikro drama şirketleri kısa dramaların prodüksiyonunda yapay zekâyı kullanma niyetlerini açıkça belirtmişler.
Özetle, mikro dramalar hızla dünyaya yayılırken beraberlerinde içerik üretiminde yapay zekâ kullanımını beklenmedik hızla yayma potansiyeline sahip. Zaten geçtiğimiz sene Cannes’dan Londra’ya taşınan ve küresel televizyon pazarının nabzını tutan MIPTV etkinliklerinden MIP London’da mikro dramalarla beraber pazarlamalarında büyük oranda yapay zekâ kullanılması konuşulmuş.
Sektör kısa dramaların popülerliğiyle büyülenmişken, sosyal medya platformları ve yapay zekânın artan önemi Netflix benzeri çevrimiçi izleme platformlarının pabucunu dama atacak gibi. Herkes pastadan pay alma peşinde ama oyunun şartlarını mikro drama pazarının ilk oyuncusu olan Çin belirleyecek çünkü içerik üretiminde yapay zekâdan faydalanılmasının yanı sıra farklı uygulamaları ve platformları birbirine bağlayan ve entegre eden sistemler Çin’in çoktan ilerlediği alanlar.
Elbette bazı gelişmeler Çin’in ekonomik ve siyasi sisteminden ayrı düşünülemez. Nitekim Batılı şirketlerin giremediği Çin pazarının kendine özgü uygulama ekosisteminde, WeChat ve Douyin tarzındaki markalar tek bir hizmete odaklanmak yerine çok sayıda hizmeti süper uygulamalar [super apps] çatısında birleştiriyor. Çin’deki bu entegrasyon küresel pazarda aynı boyutta mümkün olmasa bile, söz konusu durum Çin kökenli şirketlerin çeşitli ve çok miktarda veriye erişimini kolaylaştırıyor. Geniş veri havuzu genel çerçevede yapay zekâ sistemlerini geliştirmek, mikro dramalar özelinde ise seri üretime geçmek için çok önemli.
Veri avantajını kullanmaktan çekinmeyen Çinli şirketler, mikro drama yapım ve dağıtım konusunda standartları belirlerken uluslararası pazarın dinamiklerini etkileyecek. Henüz ulusal pazarla sınırlı entegrasyonun Çin dışına nasıl uzanacağını anlamak içinse mikro dramaların yolculuğu kadar TikTok’un evrimine dikkat etmeli.
Her hâlükârda kısa içerikler dünyanın pek çok yerinde izleyicilerin hayatına girdi. Kısa içerikler yapay zekânın hızlı yaygınlaşmasına yol açarsa, “Mikro dramalar geleceğin içeriği mi?” sorusuyla birlikte “Nasıl bir gelecek bizi bekliyor?” diye düşünmek de gerekecek.
Çin, dikey drama, Hongguo, içerik, kısa film, melodram, mikro drama, Peyderpey, sosyal medya, Şebnem Baran, TikTok, yapay zekâ