Sandra Bullock, Helena Bonham Carter,
Cate Blanchett, Anne Hathaway,
Sarah Paulson, Mindy Kaling,
Rihanna ve Awkwafina,
Ocean’s 8, yön. Gary Ross (2018),
kaynak: IMDb
Peyderpey
Ocean’s 8

Türkiye’de yeni gösterime giren Ocean’s 8, Steven Soderbergh’in yönettiği Ocean’s Trilogy1 sonrası Ocean’s serisinde yeni bir sayfa açıyor. Soderbergh’in, Lewis Milestone’un yönettiği Ocean’s 11 (1960) filminden ilham ile çektiği üç filmi takip eden Ocean’s 8 markanın tanıdık özelliklerini taşıyan bir proje. Gary Ross’un yönetip senaryosunu Olivia Milch ile yazdığı Ocean’s 8’in kadrosu da, az görünen ünlü misafir oyuncuları da [cameo] —önceki filmlerdeki gibi— hayli zengin.2

Ana kadronun yanı sıra Heidi Klum, Kim Kardashian ve Anna Wintour ile beraber moda ve eğlence sektörünün tanınan simalarından pek çok kişinin göründüğü yeni filmin önceki versiyonlardan en büyük farkı ise ekibin tamamen kadınlardan oluşması. Benzer bir şekilde yeni versiyonunda kadrosu kadınlardan oluşan Ghostbusters (2016) ve ilk kez kadın bir “doktor” olarak Jodie Whittaker’ı seçen BBC dizisi Doctor Who, bu türden bir değişikliğin daha evvel denenmiş örnekleri. Fakat Ocean’s 8, söz konusu örneklere göre çok daha iddialı bir kadroya sahip.

Sandra Bullock ve Cate Blanchett,
Ocean’s 8 (2018), kaynak: IMDb

Filmin ana karakteri Debbie Ocean (Sandra Bullock), Soderbergh üçlemesinin ana karakteri olan Danny Ocean’ın (George Clooney) kız kardeşi. Cate Blanchett ise Debbie’nin eski suç ortağı, arkadaşı ve belki tam olarak ifade edilmese de daha fazlası olan Lou rolünde. Eski erkek arkadaşı Claude Becker (Richard Armitage) yüzünden beş yıl hapis cezası alan Debbie’nin hapisten çıkar çıkmaz Lou’ya büyük bir teklif götürmesiyle başlıyor hikâye. Debbie’nin planı, New York’taki Metropolitan Müzesi’nde her yıl Vogue genel yayın yönetmeni Anna Wintour ev sahipliğinde düzenlenen kostümlü galayı soymak. Eski filmi izleyenlerin tahmin edeceği üzere, Debbie ve Lou’nun bu amaç doğrultusunda ilk adımları bir ekip kurmak oluyor.

Ocean’s serisine yakışan zengin oyuncu kadrosu bu ekipten oluşuyor. Debbie ve Lou’nun, galanın o seneki onursal ev sahibi olacak oyuncu Daphne Kluger’i (Anne Hathaway) kullanmayı hedefledikleri plan için ekibe ilk katılan Helena Bonham Carter’ın canlandırdığı modacı Rose Weil oluyor. Ekibe katılan bir sonraki isim olan mücevher uzmanı Amita’yı, The Office ve The Mindy Project’ten tanıdığımız Mindy Kaling canlandırıyor. Hacker Nine Ball rolünde ünlü şarkıcı Rihanna ve el çabukluğu nedeniyle ekibe dahil edilen Constance rolünde rap’çi ve oyuncu Awkwafina yer alıyor. Debbie’nin takımına son katılan ise dolandırıcılık marifetiyle her türlü malzemeyi ele geçirebilen Tammy. Evlenip çocuk sahibi olunca mesleği bırakan —ya da bıraktığını iddia eden— Tammy’i Ryan Murphy’nin American Crime Story and American Horror Story serilerindeki performansı ile beğeni kazanan Sarah Paulson canlandırıyor.

Seriyi izleyenleri pek şaşırtmayacak şekilde ilerleyen film, kâğıt üzerinde harika görünen oyuncu kadrosuna rağmen biraz yavan. Tansiyon yükselmeden, hayli sıradan devam eden ilk yarı sadece oyuncuları göstermek ve birkaç da eğlenceli diyalog sunmakla geçiyor. Arada izleyicileri güldüren espriler var, ama Ocean’s Eleven enerjisinin altında kalmış bir hikâye ve anlatım söz konusu. Kuşkusuz filmi, yıllar önce izlenmiş ve formül yorgunluğundan mustarip olmayan orijinal ile karşılaştırmak belki doğru değil. Ama, Danny Ocean karakteriyle bir karşılaştırma yapılmaması olanaksız.

Sandra Bullock, Cate Blanchett,
Sarah Paulson, Rihanna ve Awkwafina,
Ocean’s 8 (2018), kaynak: IMDb

Filmle ilgili basında yer alan eleştiriler özellikle Sandra Bullock ve Anne Hathaway’i övüyor. Fakat bence filmin yıldızı Cate Blanchett. Onun dışında kalan herkes sanki kendisini ya da onları meşhur eden eski karakterleri oynamış gibi. Rihanna ve Awkwafina gibi müzik kariyeri öne çıkanlar için belki çok şaşırtıcı değil bu durum. Ama kadronun geri kalanı için mazeret bulmak zor. Anne Hathaway’ın şımarık film yıldızı ve Sarah Paulson’un eski dolandırıcı / yeni ev hanımı performanslarına başarısız demek haksızlık olur, ama yine de karikatürize edilmiş tipleri canlandırıyor gibi gözüktüklerini söylemek gerek. Özellikle Helena Bonham Carter,3 günlük hayatında ve kırmızı halılarda nasıl giyiniyorsa öyle çıkıp gelmiş, “Helena Bonham Carter” olarak kalmış. Halbuki kendisi doğru yönetmenlikle harikalar yaratabilen bir oyuncu. Bonham Carter’ın oyunculuk potansiyelinden şüphe edenler Conversations with Other Women’daki (2005) performansını izlerlerse ne demek istediğimi anlayacaklardır diye düşünüyorum. Filme adını veren karakteri canlandıran Sandra Bullock, ekranda ve gerçek hayatta yarattığı iş bitiren, zeki ve esprili kadın imajını destekleyen bir performans göstermiş. Sektörde çalışkanlığı ve alçakgönüllü tavrı ile bilinen ve sevilen Bullock, eski eşinin ırkçı fotoğraflarının ortaya çıktığı günlerde bile üslubunu muhafaza etmeyi başarmıştı. Yapımcılık kariyeri de başarılı olan Bullock için Debbie Ocean karakteri biçilmiş bir kaftan. Yine de, annesi Alman olan Bullock’un —Heidi Klum ve birkaç başka karakter ile Almanca konuştuğu kısımlar hariç— kendine özgü komedi potansiyeli çok kullanılmamış.

Kadroda bu kadar iyi oyuncu varken filmin tekdüzeliği beni önce oyuncular arasında bir kimya sorunu mu var diye düşündürdü. Fakat, kadronun röportajlarda beraberken çok eğlendikleri açık. O yüzden kabahati biraz yönetmende biraz da yönetmenin yazdığı senaryoda buluyorum. Pleasantville (1998) ve Seabiscuit (2003) filmleri ile bilinen Gary Ross, dinamik bir soygun hikâyesi için pek doğru bir seçim olmamış. Aslında görsel anlatımı güçlü olan Ross’un biraz daha dingin ritme yatkın yönetmenliği bu aksiyon-komedi filmine tam uymamış. 2012 yılında The Hunger Games serisinin ilk filmini yönetirken kullandığı el kamerası ile çekilmiş sallantılı karelerden4 beri kendisinin yönetmenlik tercihlerine tereddütle baktığım Gary Ross, elindeki kadroyu değerlendirememiş. O yüzden filmin sorununu kadronun kadın olmasına bağlayacak olan eleştirilere —böyle eleştiriler olacağına hiç şüphem yok— verilecek en uygun cevap problemin bir yönetmenlik sorunu olduğu.

Sandra Bullock, Helena Bonham Carter, Cate Blanchett, Anne Hathaway,
Sarah Paulson, Mindy Kaling,
Rihanna ve Awkwafina,
Ocean’s 8 (2018), kaynak: IMDb

Filmde “kendi” gibi görünmeyen tek oyuncu Cate Blanchett. Hoş, Blanchett canlandırdığı rollere çok iyi büründüğü için “kendi gibi” nasıl oluyor onu biliyor muyuz zaten meçhul. Her halükârda oyuncunun bulunduğu her sahnede enerjisi etrafındaki herkesten yüksek. Ocean’s Eleven’daki Rusty Ryan (Brad Pitt) karakterine tekabül eden Lou karakteri ile Blanchett, Pitt’in havai enerjisini korurken daha ciddi ve güçlü bir karakter çizmiş. Aslında Debbie (Sandra Bullock) ve Lou arasındaki kimya uyumu filmin enerjisini daha yükseltebilecek bir potansiyele sahip. Yönetmen, belki zaman sıkıntısından belki niyeti olmadığından, iki karakter arasındaki birkaç diyalog ile bu potansiyeli harcamış.

Eski filmler nedeniyle zaten fazlasıyla tahmin edilebilir olan filmin hikâyesiyle ilgili detay vermek, zaten düşük olan heyecan faktörünü iyice düşüreceği için pek doğru değil. Anlatımın etkisini özetlemek gerekirse başta hayli yavaş ve basit ilerleyen öykü, soygunun gerçekleştiği kısımlara doğru biraz hız kazanıyor demek mümkün. Öykü, sonlara doğru yine kan kaybederken sigorta dolandırıcılığını araştıran John Frazier karakterinin olaya dahil olması ile bir kez daha enerji kazanıyor. Bu rolde Carpool Karaoke ve The Late Late Show ile tanınan James Corden var. Corden’ın eforsuz komikliği hayli samimi. Fakat, oyuncu kadrosunun geri kalan tamamı gibi —Cate Blanchett’i tenzih ediyorum— Corden da kendisini oynamış.

Tüm bunlara rağmen Ocean’s 8 yine de eli yüzü düzgün bir film. Öykünün ekrana aktarılmasında büyük anlatım hataları veya sinematografik eksikler yok. O yüzden yüksek beklentiyle gidilmezse çok pişmanlık yaratmayacaktır. İlgilileri için moda sektörüne ve ünlü markalara yapılan referanslar da cabası. Önceki filmleri izlemeyenleri biraz daha heyecanlandırabileceğini düşündüğüm filmi, eski serinin ve onları izledikleri günlerin hatırına görmek isteyenlere nostaljik beklentilerini minimal tutmalarını tavsiye ediyorum. Gişe başarısına göre Ocean’s 9 ve Ocean’s 10 ile devam etmesi mümkün olan serinin yeni filmleri çekilirse ben de öyle yapıp her şeye rağmen —tamamen meraktan— yeni bölümleri izlemeyi düşünüyorum.

Ocean’s 8, tanıtım afişi, 2018,
kaynak: IMDb

1. Ocean’s Eleven (2001), Ocean’s Twelve (2004) ve Ocean’s Thirteen (2007).

2. 1960 yılındaki orijinalin kadrosunda Rat Pack olarak anılan Frank Sinatra, Dean Martin, Sammy Davis, Jr., Joey Bishop ve Peter Lawford yer alırken Soderbergh’in versiyonunda ana karakterleri George Clooney, Brad Pitt, Matt Damon, Andy Garcia ve Julia Roberts gibi ünlü oyuncular canlandırmıştı. Yeni filmin ana kadrosunu benzer şekilde ünlü isimler Sandra Bullock, Cate Blanchett, Anne Hathaway, Helena Bonham Carter, Mindy Kaling, Sarah Paulson, Awkwafina ve Rihanna oluşturuyor.

3. Helena Bonham Carter’ın yeni Bond filminde yer alacağına ilişkin söylentiler mevcut.

4. Ross, reality show tarzı bir gerçekçilik hissi vereyim derken benim gibi pek çok izleyicinin başını döndürmüştü. Serinin devamını yöneten Francis Lawrence’ın çok daha iyi bir iş çıkardığını düşünüyorum.

film, Gary Ross, Ocean’s 8, Peyderpey, sinema, Şebnem Baran