Vardiya’ya
Hoş Geldiniz!

Neredeyse bir haftadır Venedik’teyim, her geldiğimde bir süre burada yaşamam gerek diyorum. Kalabalığına, nemine ve daha biri sürü şeye karşın, bu şehre olan romantik yaklaşımımdan kurtulamıyorum.

Vardiya,
Venedik Mimarlık Bienali
Türkiye Pavyonu, Mayıs 2018, 
fotoğraf: Rafael Magalhães, RMPhotoStudio

Ülke olarak bu sene üçüncü kez Venedik Mimarlık Bienali’ne katılıyoruz. İKSV’nin herkes için erişilebilir kılarak açık çağrı ile sürdürdüğü küratör seçiminin sonucunda bu sene 16. Uluslararası Venedik Mimarlık Bienali’nin Türkiye Pavyonu için Kerem (Piker) küratör olarak seçildi. Kerem ile ilk konuştuğumuzda, aklındaki fikri duyduğumda bunu yapmanın çılgınca bir şey olduğunu düşünmüştüm peşinen. Vardiya’nın kitabında Kerem fikrin çıkış noktasını şöyle anlatıyor:

“Bir başvuru yapabiliriz diye düşünüyordum. Ne hakkında olabileceğine dair hiçbir fikrim yoktu. Başka bir sürü olasılık üzerine gidebilecekken neden Vardiya’yı yapmaya karar verdim hiç bilmiyorum. Mahmut’a (Ünal) direksiyon başında aklımdakileri anlattım. Unutmayalım diye not aldık. ‘Bienal ne işe yarar?’ İlk diyaloğu direksiyon başında yazdık ve Vardiya böyle başladı.”

Kerem’in bu sorusunun cevabını bulmaya önce Cansu (Cürgen), ben, Nizam (Onur Sönmez), Yağız (Söylev) ve Erdem (Tüzün) yardımcı küratör olarak katıldı. Hepimiz daha önce farklı şekillerde Kerem ile çalışmıştık. Beraber üretme, konuşma deneyimimizden ötürü olduğunu düşündüğüm bir şekilde, dört farklı ülkeden dijital iletişim kanallarını aktif olarak kullanarak sanal ofisimizde çalışarak Vardiya fikrini hep beraber hayata geçirdik.

Dünya mimarlık öğrencilerine yaptığımız açık çağrıda Kerem’in ilk sorusuna gelen cevapları daha da katmanlaştırarak “Bienal ne için var?”, “Bienal ne işe yarar?” ve “Bienal kimin için var?” sorularını öğrencilere yönelttik ve onlar da birer dakikalık videolar ile bu sorulara cevap verdiler. 400’den fazla başvurunun içinden 122 mimarlık öğrencisi uzun bir süreç sonunda seçildi. Seçilen öğrencilerin başvuru videolarını ve verdikleri yanıtları Vardiya’nın YouTube kanalında görebilirsiniz. Öğrenciler, farklı haftalarda onar kişilik vardiyalarla Venedik’e gelerek farklı temalardaki atölyelere katılıp, Türkiye Pavyonu’nda üretip, sonuçlarını da orada bırakıp evlerine dönecekler. Sergi böylece sürekli değişen, büyüyen gelişen bir yapıda olacak. Bunlarla beraber bienal boyunca dijital buluşmalar ve uluslararası konuk konuşmacıların olduğu etkinlikler gerçekleşecek. Bu konuşmaların hepsi online olarak Vardiya’nın kanalları üzerinden canlı yayınlanacak.

Vardiya, Mayıs 2018,
fotoğraflar: Emre Dörter / Studio Rino

Vardiya’nın mekân tasarımı, kpm - Kerem Piker Mimarlık tarafından yapıldı. Pavyon kitabından, tasarımın ilk çıkış noktalarına dair aşağıdaki ipucunu vermek istiyorum:

“Aynı anda birkaç şeyi yapabilmeyi umuyoruz: Her atölyenin bir sergi alanı olmalı, ancak atölyelere ayrılan sergi alanı sınırlayıcı olmamalı. Kirlenmeye, değiştirmeye, dönüştürmeye açık olmalı, hatta buna teşvik etmeli. Katı olmamalı. Hafiflemeli. Basit olmalı. Keskin sınırlar tarif etmemeli. Birbirine eşdeğer, ancak çeşitlendirilebilir olanaklar sunmalı.

Dışa kapalı olmamalı. Eğer bir dışı varsa, bu da cazip bir dış olmalı; olabildiğince içerideki hakkında ipucu verebilmeli. Kolayca uygulanabilmeli.

Hiç bitmeyen o soruya cazip bir cevap üretebilmeli: Atölyeler başlamadan önce, açılışta ne göreceğiz?”

Vardiya her atölyeye özel olarak ayrılmış, yumuşak hücrelerden oluşuyor. Bu hücreler şeffaf, müdahaleye, değişime açık strüktürler olarak gerçekleşecek atölye çalışmalarının kanvası hâline geliyor. Hücrelerin içindeki ekranlarda ise Can’ın (Tanyeli) atölyeler için yaptığı fragmanlar, atölyelerin gerçekleşeceği tarihe kadar yer alacak. Bu videolar atölyelerin ne hakkında olacağına, nasıl bir konu olacağına dair fikir veriyor. Seçilen malzeme yelken kumaşı; sebebi ise yine kitaptan:

“Aydınger kâğıdının ışık altındaki davranışına benzer davranacak bir kumaş arıyoruz. Bunu bildiğimiz türden tekstil üreticileri ile yürütmemiz olası değil; aklımıza yelken kumaşı geliyor. Daha önce bir kez denemiştik. Yelken üretiminin hata payı oranları inşaat işleri ile ilgili her şeyden çok daha düşük. Malzemenin kendisi pahalı; ancak diğer her şeyi azaltarak belki bu türden bir kumaşı kullanmayı becerebiliriz.”

Vardiya, Mayıs 2018,
fotoğraflar: Emre Dörter / Studio Rino

Vardiya’nın kitabı fikirsel hazırlık ve açık çağrı süreçlerinden pavyonun tasarımına ve seçici kurul üyeleriyle yapılan söyleşilere kadar çok farklı açılardan pavyonu ele alan metin ve görsel malzemeyi bir araya getiriyor. Fikir, Açık Çağrı, Söyleşiler ve Pavyon başlıklı dört ayrı kitaptan meydana geliyor, kitapların editörlüğünü Cansu, Kerem ve Nizam üstlendi. Kitabın tasarımı, Vardiya’nın görsel kimliğini de tasarlayan Okay (Karadayılar) ve Ali (Taptık), Onagöre tarafından yapıldı.

Vardiya’nın ilk atölyesi “Venedik Zamanları” ile pazar günü başlıyor. Vardiya hakkındaki güncellemelere, haberlere vardiya x press’ten ve Instagram, Facebook hesaplarından ulaşmak mümkün. Bir de şimdiden söyleyeyim: Vardiya önümüzdeki aylar boyunca Manifold’a konuk olacak, Vardiya’nın ağzından metinlerle düzenli rapor sunacak.

Vardiya onlarca kişinin ortak emeği ve üretimi ile hayata geçip, yeni karşılaşmalar, buluşmalar için bir platform oluşturacak. Dokuz sene önceydi, Avrupa Mimarlık Öğrencileri Buluşması’nın (EASA) İtalya’da gerçekleşen atölyesinden sonra bir grup olarak Venedik’e gelmiştik. Venedik’e ilk gelişimdi ve sanat bienaline denk gelmiştik. O gün beraber seyahat ettiğimiz ekibin bir kısmıyla bugün yine Venedik’teyiz; bu kez Erdem (Tüzün) ile ben Vardiya’nın, Ümit (Mesci) ise Liechtenstein pavyonunun küratörlerinden biri olarak tekrar buradayız. Bu karşılaşmalar ve olasılıklar hâli, seyahatler sırasında ortaya çıkan ve insana sürprizler hazırlayan setlerden oluşuyor. Bu olasılıklar da Vardiya gibi platformlarda katmanlaşarak çoğalıyor. O günlerden neşeli bir fotoğrafımızla bu yazıyı bitiriyorum.

Ümit Mesci ve Yelta Köm, Venedik 2009, fotoğraf: Barış Gümüştaş

Vardiya’ya hoş geldiniz!

Kerem Piker Mimarlık, Türkiye Pavyonu, Vardiya, Venedik Mimarlık Bienali, Yelta Köm