Nereye Gitti
Dijital Bedenin?

İnsan çizim yaparken kimi zaman uzun uzun hayallere dalabiliyor. Elle çizmenin aksine, bilgisayarda çizim yapar, modeller hatta görselleri hazırlarken kullandığımız insanları düşünüyorum.

Üç boyutlu bir modelin içinde iki ve üç boyutlu insan figürlerini kopyalayıp kopyalayıp yerleştiriyoruz. Kimin bedenini yeniden üretiyorum? Kopyalama yöntemine göre bazen bire bir klonlanıyorlar, bazen de bağımsız veriler oluyorlar.

Sizi, mesala Chris ile tanıştırayım. Chris hayli popüler modelleme uygulaması SketchUp’ın açılış ekranında bizi karşılıyor. Elleri cebinde, kendine güveni tam; kim olduğunu düşünürken, programın ara yüzünde şirketin satış mühendisliği lideri olduğu yazıyor. Chris’i kopyalamak, onu klonlamak mümkün. Ondan bir ordu yaratmak ya da başka ortamlarda yeniden canlandırmak mümkün. Peki dijital olan veri, biricikliğini saklamaya devam etse de dosyayı kapattığımızda Chris ne yapıyor?

Bilimkurgu gibi duyuluyor, değil mi? Ya da “Toy Story” gibi bir hikâye: Verilerde dolaşan insan figürlerinin hayatı. İnternette küçük bir arama ile bu standart insan figürlerinin onlarcasına ulaşabiliyorsunuz. Bu orijinallik ve biriciklik takıntımızın foyasının çıktığı muhteşem anlardan biri, çünkü aslında hepsi aynı görünse de, farklılar: Dijital olarak o an üretilme biçimleri, lokasyonları hatta fiziksel olarak bellekte işgal ettikleri yerler bile birbirlerinden farklı.

Mimari temsilin önemli bir bütünleyicisi olan insan ölçeği, ölçeği belirtilmemiş bir çizimi, imgeyi, maketi bir anda ilişkilendirilebilir kılıyor. Bazı projelerde sürekli dolaşan arkadaşlar var mesela, bunlar zamanla oradan buradan e-mail’ler arasında kayarak dolaşıp herkesin projesinde yer bulurlar kendilerine. İçinde oldukları dosyaların genelde sablon.dwg, insan.dwg, derli-toplu.dwg gibi isimleri oluyor.

Bir ara bu hazır figürleri kafaya takıp, kendi figürlerimizi oluşturmak için kafa yormuştuk. Birkaç projede denedik ama onun da devamı gelmedi. Kolajlarda kullandığım insanlar gibi onlar da standartlaşmıştı. İnsan bedeninin mekânla kurduğu bu ilişkiyi, bilgisayar ekranında çok basitmişçesine geçiştirmemiz, çoğu zaman garip geliyor.

Bugün hepimiz farklı şekillerde elektronik avatar’larımızla yaşar ve cyborg’lara dönüşmüşken, bilgisayarın içinde tek başına bıraktığımız temsilimizi düşünmek açıkçası keyifli geliyor. Yıllar önce bu arkadaşların portrelerini oluşturmuştum, bu imgelere —aşağıdaki parça eşliğinde— uzun uzun bakmanızı öneriyorum. Hem Anton Arensky’nin bu bestesi pazar gününe de güzel eşlik edebilir. 

Bu insanlar kim, bilmiyorum. Chris gibi de değiller, nereden çıktıkları bilinmiyor. Öyle kendi hâllerinde, belki hiç referanssız üretildiler. Kimin elinden ilk çıktılar, kaç kişiler, bu karanlık yalnızlık ne kadar sürüyor?

Bilmiyorum.

Soyut arkadaşlarımızı boş verip, fotoğraflarla dünyayı gezenlere odaklanırsak daha eğlenceli örneklere ulaşabiliyoruz. Özellikle mimari kolajlar için kullanılan insan figürlerinin en ünlü kaynağı şüphesiz Teodor Javanaud Emdén tarafından başlatılan Skalgubbar. Görece kentli, hipster karakterlerin yer aldığı bu çizimlerde en çok görebileceğiniz imge, şu bize arkası dönük olan.

Bu çoğunluğu beyaz, İskandinavyalı imgeler, kolay ulaşılabilirliklerinden ötürü çok hızlı yayıldılar. Bir anda tüm mimari tahayyülleri işgal ettiler, oysa bu kadar çeşitlilikten uzak mıydı mimarlık? Soyut insan figürleri bize kim olabilecekleri, ne yapabilecekleri hakkında hayal kurdurtuyor. Ama fotografik imgeler ise, kimi zaman projenin yapılacağı yere kimi zaman müşteriye göre değişiyorlar, kılıfına uygun tipler oluyorlar. Mahalle baskısının yerini ekran ve render baskısının aldığı, bu karakter buraya uyar mı tartışmalarının döndüğü yer.

2015 yılında, Archdaily’de yayınlanan bir yazıda Skalgubbar’a alternatif beş farklı web sitesi yer alıyordu. Bu sitelerin farkı, etnik olarak çeşitliliğe önem veren render insanı veri tabanı olmalarıydı. Benim bunların arasındaki favorim Nonscandinavia. Sadece çeşitlilik olarak değil, bununla beraber imge kullanımına dair yazdıkları, suratların belli olmadığı siluetler oluşturmaları, konuya bakış açılarını gösteriyor. Açık kaynaklı bir proje olarak ilerliyor.

Önümüzdeki yazılarda bu karakterlerle muhabbeti ilerletmeyi planlıyorum. Dijital avatar’ların gelecekte sadece mimari temsilde değil, hayatımızın her alanında daha çok yer kaplayacağını düşünüyorum. Bugün emoji’ler bile bunun bir parçası değil mi?

beden, dijital kültür, mimarlık, Yelta Köm