Vardiya Raporu: Eleştirel Medya Olarak Mimarlık
Vardiya 4, Architecture as Critical Media

Vardiya’nın son paylaşımlarını görenler, yumuşak hücrelerden birinin yüzeylerinin yok olduğunu çoktan görmüştür. Dördüncü vardiya, mimarlığı eleştirel bir medya olarak kullanırken cesur müdahalesiyle de pavyonda yerini aldı.

“Eleştirel Medya Olarak Mimarlık” atölyesi İKSV 4. İstanbul Tasarım Bienali işbirliğiyle gerçekleşti. Atölye yürütücüleri ise, tasarım bienalinin yardımcı küratörlerinden Nadine Botha ile Vardiya yardımcı küratörlerinden ve aynı zamanda tasarım bienalinin katılımcısı olan Cansu Cürgen’di.

Atölyenin Vardiya kitabında yer alan metninde de ifade edildiği gibi Vardiya ile 4. İstanbul Tasarım Bienali arasındaki yakınlıklar hiç de az değil. Her ikisinin de geleneksel bienal formatını sorgulamaya ve yeniden yaratmaya dönük tutumu, süreç yönelimli üretken platformların oluşturulmasını mümkün kılıyor. Her ikisi de geleceğin özne ve üreticileri olarak gördüğü öğrenci, mezun ve öğrenme heveslilerine öncelik veriyor. Her ikisi için de, değişim yanıttan ziyade soru üretmekte yatıyor.*

Tasarım bienalinin bu seneki küratörü bu vardiyanın sonunda keynote konuşması yapan ve atölye kritiklerine katılan Jan Boelen. Hem kurumsal yapıların hem de eğitimin içinde bir isim olarak, bu seneki bienalin temasını “Okullar Okulu” olarak açıkladı. Vardiya’da yaptığı konuşmasında da, tasarım, pedagoji ve okul başlıklarının ilişkisi üzerine durdu. Daha sonra öğrencilerin son kritiklerine katılıp, sonuç ürünleri ve çalışmalarını değerlendirdi.

Dördüncü vardiya, Bauhaus’dan sonra tasarım disiplininin geçirdiği değişime rağmen tasarım eğitiminin aynı kaldığını söylüyor. Bir yandan da her ‘şey’in ‘tasarım’a dönüşmesinin her soruna çözüm üretemediği ve parçalanan küresel sistemlerin herkesi içermediğine dair tanıklığı ile başlıyor tartışmasına. Venedik’e varan öğrencilerin en tanımlı görevlerinden biri “Serbest Mekân” temasını hem ülke sergileri hem de küratörler üzerinden değerlendirerek eleştirel bir bakış açısı sunmaktı.

Vardiyanın ilk gününde ekip, öncelikle bienalde görmeyi bekledikleri mimarlık klişelerini masaya yatırdı. Bunun üzerine mimarlığın eleştirel bir medya olarak nasıl bir potansiyeli olduğunu konuştular. Daha sonra dijital yuvarlak masa toplantısına katılan Londra Tasarım Müzesi’nden Justin McGuirk’in Güney Amerika araştırmasını anlattığı sunumda Urban Think Tank’in Torre David ile Teddy Cruz’un Amerika-Meksika sınırı üzerine yaptığı mimari işleri görüp mimarlığın başka araçlara dönüşmesini tartıştılar. Öğleden sonraki diğer dijtal bağlantılar ise SulSolSal ve Andrew Kovacs idi. SulSolSal’ın eleştirel tasarım projelerini göstermesinden sonra son zamanların trendleri “minik ev hareket” ve “hayatta kalmacılık” konuları konuşuldu. Andrew ise blog’u Archive of Affinities üzerinden konuşmasına başlayarak imge kültürü, çizim yeri gibi meselelere değindi.

Sonraki gün, her vardiyanın bir gününü geçirdiği Giardini’deki sergileri gezen ekip serbest mekân temasının nasıl ele alındığını gözlemledi. Perşembe günü yavaş yavaş sonuç ürünü düşünmeye başlarken bir seri dijital konuşmayla kafalarındaki fikirleri temellendirecek tartışmalar yapma fırsatını buldular. Ali Taptık ve Okay Karadayılar’ın (Onagöre) mimarlıkta fotoğrafın rolü ve AKM üzerine yaptıkları konuşmayla başlayan seri, Studio Folder’dan Marco Ferrari’nin haritalar ve doğal sınırlar üzerine gerçekleştirdiği projeleriyle devam etti. Daha sonrasında Pınar Yoldaş spekülatif mimarlıkla spekülatif biyoloji arasında sürdürdüğü projeleri gösterdi. Murat Cengiz ise mimarlık alanından gelen bir müzisyen olarak, müziği mimari bir temsil aracı olarak kullandığı işlerini paylaştı.

Eda Yetim, Maya Sorabjee, Filippo Oppimitti, Tildem Kırtak, İrem Uygur, Gökçe Demiral, Fatma Serra İnal ve Eyüp Özkan’dan oluşan ekip, aslında serbest mekândan bahsedilemeyeceğini öne sürdü. Sonuçta bienalin teması serbest mekân olsa bile, Arsenale’deki güvenlik kameraları ya da Peter Zumthor’un maketlerinin olduğu alandaki uyarı tabelaları gibi tezatlar söz konusuydu. Bu tezatı güçlü bir şekilde göstermek için dikiş yerlerini tutup, yüzeylerini söktükleri yumuşak hücrenin içini yekpare bir kütle ile doldurdular.

İlk dört vardiyanın sonu gelirken, Vardiya’nın YouTube kanalı ve vardiya x press biriktirmeye devam ediyor. 4. İstanbul Tasarım Bienali ile güçlerini birleştiren Vardiya, katmanlarını çoğaltıyor ve biriktiriyor. Her vardiya ile şekil değişiyor, mevsim ve hava değişiyor, kendi öyküsünü de oluşturmaya devam ediyor. Bir sonraki vardiyada Scarpa ile bir yürüyüşe çıkacağız.

Vardiya 4 ekibi

* Vardiya, 16. Uluslararası Mimarlık Sergisi Venedik Bienali Türkiye Pavyonu, Kitap-4: Pavyon, s. 672, YKY, İstanbul, 2018.

Cansu Cürgen, Nadine Botha, Türkiye Pavyonu, Vardiya, Venedik Mimarlık Bienali