Michelle Gomez, Kiernan Shipka,
Ross Lynch, Jaz Sinclair ve
Lachlan Watson,
Chilling Adventures of Sabrina, 2018,
fotoğraf Diyah Pera/Netflix,
kaynak: IMDb
Tamamen Yenilenen Sabrina

Netflix yapımlarından (artık) çok da memnun olmadığımı daha önce yazmıştım diye hatırlıyorum. Gerçekten de, Stranger Things (2016–) dışında, öyle büyük bir heyecanla izlediğim bir şey olmadı —ki o da gözümde bir Stuart Gordon filmi kadar değerli değil. Bilemezdim ki, bütün bu düşüncelerimi genç bir cadı suratıma çarpacak. 1990’larda büyük bir hayranlıkla izlediğim Sabrina’nın, oflaya puflaya izlemeye başladığım Netflix versiyonundan bahsediyorum.

Sevdiğim şeyler konusunda nostaljik bir fanatikliğim yok, mesela Nickelodeon’un 2012’de başlattığı Teenage Mutant Ninja Turtles’ın —çizgi roman hariç— tüm eski versiyonlarından daha iyi olduğunu düşünüyorum (kaplumbağaların maceralarını 2014’te sinemaya uyarlayan Michael Bay’i konunun dışında bırakıyorum, günün birinde purge’vari bir gerçekliğe gelirsek direkt onun kapısındayım). Ne yazık ki pek çok insan benim gibi düşünmüyor. Yeniden çekimleri izlememek ve bu konuda pek fazla düşünmemek gibi makul ve pek fazla çaba gerektirmeyen bir yöntem izlemek yerine meşalelerini ve tırmıklarını kuşanıp sosyal medyaya, tabiri caizse, abanıyorlar. Sanki yenileri var olan kopyaların üstüne kaydediliyor. Durum böyleyken, Sabrina gibi kült bir diziyi yeniden çekmenin büyük bir cesaret gerektirdiğini kabul etmek lazım. En ufak hatada o stüdyoya yıkabilecek bir kalabalık var hâlihazırda ve sayısı da hiç azımsanacak gibi değil. Burada bahsettiğim stüdyo yıkan kesim nostaljik/muhafazakâr kesim değil; düzgün hayranlar. Eski metin muhafazakârları sosyal medyayı birbirine kattı yoksa —yani katabildikleri kadar atalım.

Konuyla tamamen alakasız insanlar için geçmişten günümüze bir özet geçmekte fayda var. Sabrina Spellman adlı genç cadı (veya yarım cadı; annesi normal bir insan), 1939’da kurulan çizgi roman şirketi Archie Comics’teki karakterlerden biri olarak ortaya çıktı. 1962 yılında yayımlanan Archie’s Madhouse’un 22. sayısında ilk kez görünen Sabrina, 1971’den itibaren de Sabrina the Teenage Witch [Genç Cadı Sabrina] adlı kendi çizgi romanıyla (kesintili olarak) 2009’a kadar yayımlanmaya devam etti. Archie bünyesinde kurulan ortam, çizgi romanın sonraki uyarlamalarında da büyük oranda korundu. Hayali bir kasaba olan Riverdale’de, Zelda ve Hilda adlı iki halasıyla ve Salem adlı kara kedisiyle aynı evde yaşayan Sabrina, bir yandan büyüleriyle insanlara yardım etmeye çalışır, bir yandan da gençliğin getirdiği sorunlar sarmalıyla baş etmek durumundadır. Diğer cadılar gibi ölümsüz olan babasının uzakta olduğu söyleniyor, ölümlü olan annesinden bahsedildiğine çizgi romanda denk gelmedim.

Meşaleli ve tırmıklı kalabalığın kendilerine referans aldıkları versiyon ise 1996’da ABC kanalında bir sitcom olarak yayımlanmaya başladı. Genç cadının Melissa Joan Hart tarafından canlandırıldığı dizinin uluslararası dağıtımının bir kısmı Nickelodeon tarafından üstlenilmişti, Türkiye’de de Sabrina’yla bu şekilde tanıştık. Aynı ismi taşısalar da, Archie ve ABC uyarlaması arasında ufak farklar vardı. Bunların en önemlileri, olayların Riverdale yerine Boston’da geçiyor olması ve Salem’in, dünyayı ele geçirme denemeleri yüzünden kara bir kediye dönüştürülerek cezalandırılmış eski bir cadı olarak karşımıza çıkarılmasıydı. Konuşabilme özelliği olan Salem’in kedi formu dünya hâkimiyeti planlarına engel olmuyordu neyse ki; her fırsatta durumlara yaptığı enteresan yorumlar ve beceriksiz girişimleriyle dizinin belki de en akılda kalıcı karakteri olmuştu. Netflix dizisinin kötü olduğu yönündeki önerme de daha çok, konuşabilen bir Salem’in olmaması üzerinden ilerliyor gördüğüm kadarıyla. ABC dizisinde Sabrina’nın babasıyla bir kereliğine bir büyü kitabı vasıtasıyla konuştuğunu görüyoruz, annesinin ise Peru’da yaşadığı ve kızıyla görüştüğü takdirde balmumundan bir topa dönüşeceği söyleniyor. 163 bölüm ve üç televizyon filminden sonra Sabrina the Teenage Witch 2003’te yayından kaldırıldı.

Bir sonraki Sabrina uyarlaması yine Archie Comics tarafından üretildi, bu kez radikal farklılıklarla. Şirketin 2013’te yayımlamaya başladığı ve klasik karakterlerinin büyüklere yönelik korku hikâyelerinden oluşan Afterlife with Archie serisinin başarısı, bu temalar için çok daha elverişli bir potansiyeli olan Sabrina’nın da elden geçirilerek piyasaya sürülmesinin yolunu açmış oldu. 2014 yılında yayımlanmaya başlanan Chilling Adventures of Sabrina’da [Sabrina’nın Ürpertici Maceraları] genç cadı 1960’ların Riverdale’inde maceralarına devam ediyor, epeyce sert ve kanlı bir şekilde. Derin okült ve paranormal motiflerle süslenmiş bu yeni seri, düzensiz olsa da yayımlanmaya devam ediyor. Netflix de uyarlamasını bu seri üstüne, aynı isimle kurdu.

Kiernan Shipka,
Chilling Adventures of Sabrina, 2018, kaynak: IMDb

Neredeyse iki hafta önce başlayan dizide Sabrina’yı, dizi meraklılarının Mad Men’den (2007–2015) minik hâlini hatırlayabileceği, Kiernan Shipka canlandırıyor. Olaylar yine Riverdale’de geçiyor ve genç cadının ailesi ölmüş. Dizinin geçtiği zaman konusunda edinebildiğimiz ipuçları son derece sınırlı: Etrafta görünen bir cep telefonu veya bilgisayar yok, televizyonlar tüplü ve tüm dekor ve kostümler 1950’lerden kalma gibi duruyor. Benim yakalayabildiğim en güncel referans, laf arasında isimleri geçen Alan Moore, Neil Gaiman ve Grant Morrison oldu; adı geçen çizgi roman yazarlarının en gencinin ilk yayınladığı seriyi dikkate alırsak, dizinin geçtiği tarih en erken 1986 olabilir.

Yeni Sabrina’nın Melissa Joan Hart’a kıyasla çok daha sevimli fiziksel özellikleri var; en azından bana öyle geliyor. Hayat karşısındaki duruşlarını karşılaştırdığımızda durumun pek de sevimli bir yanı kalmıyor ama: Yeni Sabrina eskisini yemek kuyruğunda sivrilttiği diş fırçasıyla defalarca bıçaklar, büyüyle diriltir ve sonra yakar. Bütün bunları da ekranda uzun uzun izleriz. Dizideki olaylar bu hayalimi aratmayacak derecede kanlı ve karanlık. Detaylıca kesilen boğazlar, ustaca kaybedilen cesetler, etrafa saçılan bağırsaklar, yamyamlık, çivili tabut tarafından delik deşik edilen vücutlar… Yapımcılar kanlı korku öğeleri konusunda son derece cömert davranmışlar ve bir korku filmi hayranı olarak müteşekkirim! Dizideki korku öğeleri bunlarla sınırlı değil elbet, Mario Bava’yı kıskandıracak derecede iyi planlanmış ritüeller de gösteriliyor. Kullanılan büyücülükle ilgili referanslar o derece titizlikle seçilmiş ki, The Satanic Temple [Satanist Tapınağı] kurucularından Lucien Greaves, dizide kullanılan Baphomet heykelinin kendilerininkine çok benzediğini söyleyerek dava hazırlığına başlamış.

Miranda Otto, Lucy Davis ve
Kiernan Shipka,
Chilling Adventures of Sabrina, 2018,
fotoğraf: Diyah Pera/Netflix,
kaynak: IMDb

Güçlü kadın kahramanlar benim için Cynthia Rothrock’ı ilk gördüğümden beri artı puan olmuştur; Sabrina’da bunlardan balya balya var. Sadece Sabrina’dan bahsetmiyorum; halaları, arkadaşları ve hatta düşmanları bile son derece etkileyici ve güçlü kadın karakterler. Spellmanların yaşadığı ev zaten bu durumu destekleyecek şeylerle kuşatılmış. Bu noktada Chilling Adventures of Sabrina’da genç cadının, bir erkek olarak betimlenen şeytana —sembolik bir evlilikle— ait olma geleneğine karşı her şeyiyle mücadele ettiğini de söylemem gerekiyor. Cadılarla alakalı bir işte başka nasıl olabilirdi denilebilir ama etrafımız The Last Witch Hunter (2015), Season of the Witch (2011) veya Seventh Son (2014) gibi çiğ örneklerle kuşatılmış vaziyette. Dizinin önemli noktalarına LGBTİ karakterler de aktif ve akılda kalıcı şekilde yerleştirilmiş, izlerken “bana böyle temsillerle gelin” diye bağırdım sanırım. Bu uyarlamanın Salem’i (ABC dizisindekinin karşılığı) Sabrina’nın kuzeni Ambrose bence.

Tati Gabrielle, Abigail F. Cowen ve
Adeline Rudolph,
Chilling Adventures of Sabrina, 2018, fotoğraf: Diyah Pera/Netflix,
kaynak: IMDb

Dizide olayların akışı, son derece iyi tasarlanmış karakterler, tüm bu süreci destekleyen arka plandaki hikâyeler —kısaca anlatıya dair her şey— fazlasıyla hoşuma gitti. Fakat en çok etkilendiğim kısım filmdeki referanslar oldu. Dizinin her sahnesi korku filmi, daha doğrusu kültürü takıntılıları (geek dememek için taklalar atıyorum) için bir şölen niteliğindeydi. Dizideki neredeyse her sahne, her eşya, her olay bu kültür içinde bir yerlere temellendirilmişti. Daha ilk bölümde odasına giren yarasayı Sabrina bir kitapla öldürüyor. “Ya bu sahne bir yerden tanıdık” derken Dario Argento’nun Suspiria’sında (1977) Suzy’nin yarasayı öldürdüğü sahneyi hatırladım, ikisinin de yarasa içeri girene kadar olan hareketleri aynı, ortamdaki renkler ve ışık aynı, kamera açıları birbirine çok benziyor. Tehditkâr hayvanlar Argento’nun uzatmayı sevdiği konulardan ama Sabrina, filmin o aşamasındaki Suzy kadar naif değil; daha kısa bir sürede çözüyor işi. Halalarının odasındaki duvar kâğıdı da Suspiria’nın akademisi gibi, aynı şekilde gizli kapılar da barındırıyor. Spellmanların evlerinin tavanını süsleyen renkli camların da bire bir karşılığı Argento’nun filminde mevcut. Zaten sinematografi ve mizansen Argento’nun Argento olduğu dönemdeki filmlere çok benziyor. Böyle böyle heyecanlanıyorum ben! Sadece Dario Argento da değil, filmdeki referanslar saymakla bitmez. Evil Dead’deki (1981) tecavüzcü ağaçtan, The Exorcist’tekinin aynısı parazit kurt çıkarma sahnesine, dizideki televizyonlarda gördüğümüz Freaks (1932) veya Carnival of Souls (1962) gibi görece az bilinen korku filmlerine, arkadaşlarının arasında dönen The Fly (1958 ve 1986) muhabbetinden Hellraiser’daki (1987) kutunun aynısı olan sehpaya kadar dizinin her karesi sürprizlerle dolu. Hellraiser demişken, filmin yazarı ve yönetmeni Clive Barker Chilling Adventures of Sabrina’nın yapımına aktif olarak katılmış, hatta cadı akademisini süsleyen resimler kendisine aitmiş.

Bu kadar sevdiğim işler söz konusu olduğunda susmak konusunda zorluklar yaşıyorum zaten, izlenmesi aşağı yukarı on saat süren bu dizi hakkında günlerce konuşabilirim. E, bir noktada durmak gerekiyor… Konuyu toparlamak adına; korku kültürünü seviyorsanız, cadılara karşı bir olayınız varsa, eski Sabrina’ları seviyorsanız (muhafazakâr olmayan bir şekilde), güçlü kadın karakterler sizin için iyi bir şeyse, hep aynı türdeki dizilerden bıkkınlık geldiyse veya referans kovalamayı seviyorsanız Chilling Adventures of Sabrina’yı muhakkak izleyin. Bu özellikleri taşımıyor olsanız da bence bir şans verin, belki hoşunuza gider…

Chilling Adventures of Sabrina, Netflix, tanıtım afişi, 2018, kaynak: IMDb

Chilling Adventures of Sabrina, Çağıl Ömerbaş, çizgi roman, dizi, korku filmi, popüler kültür, televizyon