Night in the Woods,
besteci, oyun geliştirici, eş yaratıcı:
Alec Holowka, 2017,
ekran görüntüsü,
kaynak: USG
Oyun Endüstrisi
ve Kadınlar

2017’den beri inanılmaz boyutlara ulaşan #MeToo [Ben de] hareketinin önemini kimse yadsıyamaz sanırım. 2006’da aktivist Tarana Burke tarafından dolaşıma sokulan slogan, 2017’de aktris Alyssa Milano’nun ünlü yapımcı Harvey Weinstein’a yönelttiği saldırı suçlamalarıyla gündeme oturmuştu. Kısa zaman içinde cinsel saldırıya maruz kalmış pek çok kadın bu etiketin altında yaşadıklarını aktarmaya başladı. Bu hareket sayesinde, başta eğlence sektöründen olmak üzere, kuralları kendisinin koyduğunu zanneden bir sürü ruh hastasının ipliği pazara çıktı ve kariyeri sona erdi. Kendi adıma, bugün bulunduğum yeri kendisine borçlu olduğumu hissettiğim yönetmen Quentin Tarantino’nun Uma Thurman’ı Kill Bill (2004) çekimlerinde hor kullanma hikâyesini esefle okumuştum. Bu kadar yaşanmışlıktan sonra, her şeyden önce arkadaş olan bu iki insanın ilişkilerinin geldiği nokta beni çok üzmüştü. Tarantino’nun dışında, Bernardo Bertolucci’nin Last Tango in Paris’ini (1972), veya herhangi bir filmini, bir daha izlemeyeceğime yemin ettiren bazı grafik detaylara girmiyorum burada. Böyle durumlar kimi insanda tedirginlik yaratıyor tabii; o tarihe kadar hayranlık duydukları birinin böyle eylemlere kalkışmış olmasını kabullenemiyor ve saldırıda bulunan tarafı agresifçe korumaya başlıyorlar.

Daha önce oyun endüstrisinin ortaya çıkardığı kadın temsillerinin problemleri üstüne çalışan bir kolektifin erkek oyuncular tarafından maruz bırakıldıkları sistematik saldırıdan kısaca söz etmiştim. Gamergate diye anılan bu olaylarda, sadece oyunlara eleştirel bir bakış geliştirmeyi salık verdikleri için bir grup kadına tecavüzden cinayete dek pek çok tehdit gelmişti, kullanıcılar tarafından yumruklanabildikleri aplikasyonlar geliştirilmişti, montajlara girmiyorum bile… Bütün bu olaylar oyun tasarımcısı Brianna Wu’nun bu endüstriyi bırakmasına ve şehrini değiştirmesine sebep olmuştu. Bu kadar sert tepkiler vermeseler de, maruz kaldıkları saldırıda kadınları suçlayan kesim hiç de az değil. Bu kesimden birkaç insana ben de denk geldim. Bunlardan biri, Zoë Quinn hikâyesinde yetkin olduğunu belirtiyordu. Bu oyuncunun argümanından önce konuyu kendi bildiğim şekilde özetleyeyim: Quinn 2013 yılında geliştirdiği alışılmışın dışında oyun Depression Quest nedeniyle bir grup oyuncunun hedefi hâline geliyor. Bir sürü tehdit mesajının üstüne eski sevgilisinin de yalanlarla ve grafik detaylarla dolu bir yazı yayımlaması tasarımcıya ve ailesine saldırıları şiddetlendiriyor ve taşınmasına yol açıyor. Zoë Quinn bu yaşadıklarını Crash Override: How Gamergate (Nearly) Destroyed My Life, and How We Can Win the Fight Against Online Hate (2017) [Hata Giderildi: Gamergate Nasıl Hayatımı (Neredeyse) Mahvediyordu ve Çevrimiçi Nefretle Savaşı Nasıl Kazanırız] kitabında detaylı bir şekilde anlatıyor. Konunun derinine indiğini iddia eden, denkleştiğim oyuncu da araştırmaları sonucu, tasarımcının kendi çıkarları için oyun endüstrisinden önemli figürlerle ilişkiye girdiği konusunda ısrar ediyordu. Burada “konunun derinine inmenin” Reddit’te bir iki entry bakmak olduğunu belirteyim.

Geçtiğimiz aylarda oyun tasarımcısı Nathalie Lawhead’in, ünlü oyun müziği bestecisi Jeremy Soule’ün kendisine on yıl önce tecavüz ettiğini açıklaması #MeeToo’nun oyun cephesinde yeni bir hareketlenme yarattı. Tasarımcının Soule’ün sonu tecavüze varan yaralayıcı hikâyesini bütün dürüstlüğüyle anlatması, Zoë Quinn’e başından geçen diğer olayları da anlatması konusunda cesaret vermiş. Bağımsız oyun piyasasının tanınmış geliştiricilerinden Alec Holowka ile yaşadığı istismar üzerine kurulu ve fiziksel saldırılara varan ilişkinin kimi kesitlerini Twitter üzerinden paylaştı. Grafik detaylarla dolu bu açıklamanın ardından Holowka’nın çevresindeki başka insanlardan da benzer sesler yükseldi. Kurucusu olduğu şirket kendisiyle ilişiğini kesti. Bütün bunlar devam ederken Alec Holowka hayatına son verdi. Kız kardeşi yaptığı açıklamada Holowka’nın hayatı boyunca stres ve kişilik bozukluğuyla mücadele ettiğini, kendisinin de istismara uğradığını söyledi ve Zoë Quinn ve herkes için en iyisini dilediğini belirtti. Sonu ne kadar hazin olsa da, bu psikolojideki bir insan oyun endüstrisinde önemli bir yere sahip olabiliyor ve insanları kendisinin istediği gibi davranmazlarsa kariyerlerini bitirmekle tehdit edebiliyor. Bu insanların etrafında da hayranlardan oluşmuş bir kalkan oluyor. Holowka’nın kız kardeşinin ve eski ortağı Scott Benson’un söyledikleri Quinn’in açıklamalarını desteklemeseydi, Quinn kendisini benzersiz boyutlarda bir saldırı içinde bulabilirdi. Rami İsmail gibi oyun dünyasının nüfuzlu figürlerinin de ortamı yumuşatmak için azımsanamayacak bir çabası oldu ve bu konular en azından biraz daha görünür hâle geldi.

Sevdikleri figürlerin lekelenmemesi için canla başla uğraşan insanların öncelikle sakin olması gerekiyor. Konuların derinine 4Chan’dan değil, farklı kaynakların değerlendirilmesiyle, tanıklıkların gözden geçirilmesiyle inilir. Sevdiğimiz bir figürün berbatlığının ifşa edilmesi, bizim de berbat bir insan olduğumuz anlamına gelmiyor. Edindiğimiz yeni bilgiler dahilinde o figürle olan ilişkimizi sakince değerlendirelim öncelikle. Sözgelimi, Tarantino Uma Thurman’ın Harvey Weinstein tarafından taciz edilmesine ses çıkarmıyor ve sonrasında set güvenliğini ciddiye almıyor. Yaralayıcı bir bilgi benim için, ama son filmini izlememe mâni olmadı. Bu vesileyle Thurman’ın kızı Maya Hawke’ın da filmde oynadığını gördüm ve eski arkadaşların aralarının bir nebze düzelmiş olabileceğini düşündüm. Neyse, uzattım çok. Körü körüne hayranlığa kapılmanın yanlış olduğunu söylemeye çalışıyorum sadece. Bir şeyi seviyoruz diye onu yapanın bütün dengesizliklerini görmezden gelemeyiz ve gelecekte bunları yapmaya devam etmesine göz yumamayız.

Çağıl Ömerbaş, kadın, popüler kültür, toplumsal cinsiyet