Spotify Listeleri ve
İç Anadolu’nun Bozkırı

Bu ay Spotify, tüm yıl içindeki etkileşimleri dikkate alarak, sosyal medyada paylaşılmaya hazır 2019 özetlerini kullanıcılarına sundu. Listelerin açıklandığı gün, herkes büyük bir coşkuyla onları ne kadar çok dinlemiş olduğunu takip ettiği sanatçı ve geri kalan herkese duyurdu. Bir kısım sosyal medya insanı da elâlemin ne dinlediğinin umurlarında olmadığını belirterek bu davranışı ayıpladı. Bu kişilerden bir ikisinin profiline baktım, biri bildik çıktı: Yine sosyal medyada damarlı kollarıyla tasmasından köpeğini yakalayıp, hayvanın suratını pastaya bastırdığı videoyu paylaşan bir kızımız. Şimdi kimin umurundan bahsediyorsunuz, neyi ayıplıyorsunuz? Böyle videolar mı insanların umurlarında olması beklenen? Neyse, hızla yükseldim bir an, Spotify’a dönüyorum daha fazla heyecanlanmadan.

Hazırlanan listeler benim için son derece ilginçti, çünkü pek çok insanın müzik alışkanlıklarıyla ilgili önemli verilere hiç çaba sarf etmeden erişebildim. Kimler doğrudan sanatçı takip ediyor, kimler çalma listelerini takip ediyor, belirli bir sanatçıyı takip eden başka kimleri dinliyor ve aynı sanatçıyı dinleyenlerle listeleri nasıl örtüşüyor, gibi konular hakkında kaba bir veri listesine ulaşabilmek önemli bir olay sonuçta… Bu vesileyle şarkıcılar arasındaki tartışmaların dinleyicilere pek de yansımadığını gördüm. İki şarkıcı arasında kan gövdeyi götürse de bu durum hayranları pek bozmamış, ikisini de dinliyorlar arka arkaya. Bu sevindirici bir durum bence. Belirleyici mesele daha çok şarkı içerikleri olmuş gözlemleyebildiğim kadarıyla. Yani, ne bileyim, daha düzgün bir lisanla olumlu mesajlar vermeye çalışan, Native Tongues alt türü olarak tanımladığım Kayra, Kamufle veya Saian (Gerçi kendisi Tribe naifliğinden çok Immortal Technique sertliğinde ama verilen mesaj olumlu.) gibi isimler yan yana yer almışlar pek çok listede. Bu arada bahsettiğim veya edeceğim herkes hip hop kültüründen; alternatif (kül)türleri pek takip etmiyorum açıkçası.

Kendi listelerimden bahsedeyim biraz, iyi kötü bir okumasını da yapmayı deneyerek. Müzik dinleme alışkanlıklarım hakkında bilgi almaya başladığımdan beri ilk kez bir numaramda bir değişiklik olmuş ve J Dilla ikinci sırada kalmış. Bir numaramda yer alan, İç Anadolu’nun bozkırından Aga B’yi Dilla’dan fazla dinlemiş olmam ise —biraz sürpriz olsa da— çok da yadırganacak bir durum olmadı benim için; yıllardır kendisi için “çalma listemizdeki yeri Nas’tan önce gelen” gibi bir ibare kullanmaktayım. Bunu duyan sert hip hop head’ler önce anlık bir paniğe kapılıyorlar, ardından bana sert bir şekilde sövmeye ve kendilerince kabul edilmiş ‘gerçek’ hip hop kültürüne çekmeye çalışıyorlar beni. Yok, nasıl olurmuş da Preemo da, Stillmatic de bilmem ne de… “Şunu dinlemeyen kendine hip hoppa demesin” zihniyeti kişisel beğenilerimiz konusunda da tam gaz devam ediyor yani. Neyse, Aga B’yi benim bu konuma koymamın sebebi, anlattığı şeyleri tam olarak biliyor olmam (veya öyle düşünmem) aslında. Yani Nas mükemmel bir şekilde New York’ta olan bitenleri anlatıyor bize, ama benim tecrübelerimin %70’i Ankara menşeli. Bu yüzden de, ne bileyim, Konur 2’de geçen bir olay çok daha net bir şekilde yer buluyor kafamda. Bunun bence en güzel ifadeleri de Aga B’nin sözlerinde geçiyor.

Tabii Aga B’nin ifadeleri, öyle övmekle bitecek türden değil. Türkçe rap’te bir sertlik, bir yeraltı kaygısı mevcuttur. Adım başı bu ifadelere rastlarsınız şarkılarda. Birileri yeraltından geliyordur, tek gayesi birilerine gününü göstermektir, öyle bir gelecektir ki aklımızı alacaktır vs. Aga B’nin pek böyle kaygıları yok aslında, şarkılarındaki en sert cezalandırma yöntemi birilerine tasma takıp Ankara’da çeşitli ortamlarda gezdirmektir mesela. Son albümü Muaf’ta ise iyice bıkkın bir hava var. Bana sorarsanız albümün temasının ‘ilişilmeme istenci’ olduğunu söyleyebilirim. “Kâfi” şarkısında konunun en net resmi sunuluyor zaten: “Makul bir bağ kâfi / Ve mesafemiz hayli harika…” Albüm yine müthiş ama! Bugy’nin şahbaz beat’leri olsun, sevgili Kamufle’nin ve Ezhel’in harika matematik katkıları olsun, bu yılımın (ve muhtemelen global tüm zamanlar listemin) favorilerinden.

Spotify en çok dinlediğim beş isim listemde J Dilla ile birlikte bir yapımcı daha mevcut ve yine dolaylı olarak Ankara’dan (Diyarbakır kusura bakmasın, çaldık). DJ Suppa bu yıl albüm yayımlamamış olmasına rağmen en çok dinlediğim üçüncü müzisyen olmuş. Kendisi de nereden övmeye başlayacağımı bilemediğim isimlerden. Daha önceki bir yazımda bahsetmiştim kısaca; Aga B, Ais Ezhel, Funked Up ve DJ Suppa, yani zamanının VooDoo Records’u olmasa hip hop konusundaki burnu havadalığım devam ediyor olurdu. Bu oluşum (Da Poet ve Grup Ses’in de katkısı da yadırganamaz gerçi) sayesinde Türkçe rap konusunda harikalar yaratılabileceğine şahit olmuştum ve açığımı kapamak adına o tarihe kadar tepeden baktığım bu coğrafyadaki kültüre dört elle sarılmıştım. Daha da bırakmadım. VooDoo da Suppa’nın önderliğinde. Yani çok uzun bir şekilde söylemeye çalıştığım şey, Suppa’nın bugünkü müzik zevkimde çok büyük katkısı olduğu. Her daim şükranlarımı sunuyorum kendisine. Yapımcının 2018’de çıkardığı solo albümü İndica’nın arkasından yayımladığı —“Kader” olsun, Çağrı Sinci’yle ve Set’le yaptığı “Hayırlı İşler” olsun, Spade ile kaydettiği “Dizgin” olsun— single’ların da soru işaretine yer vermeden gösterdiği, müzisyenin asla taviz vermeden harika işler üretmeye devam edeceği bence. Bir de VooDoo yeni yerine taşındı ve bence üretimi artarak devam edecek.

Aga B ve DJ Suppa’nın son işbirliği “Telkin” adlı harika bir şarkı. Yakın zamanda planladıkları yeni bir işbirliği yok diye biliyorum, ama biz geçmişten gelen hayranların kafasında gelecek için böyle bir umut baki kaldı bence. Bunu ancak zaman gösterecek, o esnada biz de Gang Starr’la gönül eğleriz. (Size ne!) Bir okuma diye yola çıkmıştım uzun bir övgü yazmış bulundum, kusura bakmayın. Ama bu insanları muhakkak dinleyiniz, bırakın sizi de hem Ayrancı hem Konur hem de AŞTİ’ye götürsünler. Güzel insanlara selam olsun, “Ankara’nın en güzel yanı İstanbul’a dönüşüdür.” diyenler gerisini biliyor.

Çağıl Ömerbaş, hip hop, müzik, rap, Spotify