Hip Hop ve
Bilgisayar Oyunları

Bilgisayar oyunu kültürüyle ilişkili, özellikle Batı’da yayımlanan yazılarda, çekilen filmlerde ve bu konu hakkında çeşitli ortamlarda yürütülen tartışmalarda sıklıkla bu kültürün beyaz orta sınıf erkekler tarafından oluşturulduğu ve oyunların sadece bu kesime hitap edecek şekilde geliştirildiği vurgulanır. Söz konusu oyun geliştiriciler ve AAA oyunlar olduğunda bu çok da yanlış olmayan bir iddia gibi görünüyor. Mortal Kombat serisinde (1991–2015) Scorpion tam donanımlı ninja kıyafetiyle savaşırken Kitana’nın bikiniyle dövüşüyor olması gibi pek çok tuhaf örneğin sebebi de kültürdeki genç orta sınıf beyaz erkek egemenliği olarak gösterilir —ki Feminist Frequency tarafından bu konu anlaşılır ve eğlenceli şekilde defalarca incelendi. Aslında istatistiklere baktığımızda ve sosyal medya üzerinden oynanan FarmVille (2009) veya Criminal Case (2012) gibi oyunları hesaba katarsak, Amerika’da en çok oyun oynayan kesimin kırk yaşlarında kadınlar olduğu görünüyor. Temple Run (2011) veya Angry Birds (2009) gibi mobil oyunları işin içine kattığımızda ise, Amerika’da oyuna en çok zaman ve para harcamaya yatkın insanların siyahlar ve Hispanikler olduğu görülüyor. Buna rağmen ‘büyük’ oyunların ezici çoğunluğunda beyaz erkek karakterleri yönetmemiz bekleniyor, kadın karakter seçebildiğimiz durumlarda da çoğunlukla seksapelleri karikatürize edilmiş tasarımlara kalıyoruz.

Oyun endüstrisinin bu durumunu Mary Flanagan, Tanner Matthew Higgin ve Adrienne Shaw gibi akademisyenler, Batı’da beyaz erkekler ile diğer herkes arasındaki fırsat eşitsizliğine bağlıyor. Erkeklerin bilgisayar bağlantılı işler için gerekli bilimsel eğitime fazlasıyla teşvik edilirken, kadınların ise bu alanların kendileri için olmadığı vurgusuyla sıklıkla karşı karşıya kaldıklarının altını çiziyorlar. LGBTİ gibi marjinal(leştirilmiş) kesimler ile farklı ırklardan insanların günümüz dünyasında hareket edebilecekleri zaten çok az alan var. Bu konular hakkında ne zaman düşünmeye başlasam aklıma efsanevi blaxploitation filmi Foxy Brown’da (1974) ana karakterin —başı bir türlü beladan kurtulmayan— erkek kardeşinin haykırışı aklıma geliyor: “Foxy, ben siyah bir erkeğim. Şarkı söylemeyi, dans etmeyi veya bir cemaate dua ettirmeyi bilmem. Bir futbol kahramanı olmak için fazla kısayım, belediye başkanı seçilmek için fazla çirkinim. Ama televizyon izlediğimde bütün o güzel evlerde yaşayan, havalı arabalar kullanan tipleri görüyorum ve ihtirasla doluyorum. Şimdi, bütün bu ihtirasla sence ne yapmam gerekiyor?”

Hip hop da Amerika’da siyahlara tanınmış bu dar hareket alanı içerisinde doğup gelişmiş bir kültür. Sokak partilerinde doğmuş ve sokağı anlatarak büyüyen bu kültür, oyun geliştiricilerinin çok ilgisini çekmiyor. Bu noktada “çekmesi mi gerekiyor?” diye sorulabilir. Tabii ki öyle bir zorunluluk yok, ama başka kültürlerle, mesela metal kültürüyle ilişkilendirilen oyun sayısına bakıldığında, soundtrack’ler dışında hip hop’la ilişkili oyunların çok bilinmemesi ve sayıca azlığı beni üzüyor. Oysa, Amerikan müzik endüstrisine bakarsak, 2017’de Spotify’da en çok dinlenen beş müzisyenden dördünün bu kültür içinden çıktığını görüyoruz. Kültürün müzik ayağı, bu kadar başarılı olunca diğer ortamlar için de iyi bir ticari ve estetik dayanak olabiliyor. Soundtrack’lerinde bu kültürün müziklerini barındıran pek çok AAA oyun var, Grand Theft Auto (1997–2013) veya NBA2K (1999–2017) serileri bunların en bilinenlerinden.

Hip hop kültürünün içinde sayılan oyunlardan bahsetmek gerekirse, benim bildiğim ilk örneği 1996 yapımı PaRappa the Rapper adlı ritim oyunu. Dance Dance Revolution (1998) veya Guitar Hero (2005–2015) gibi doğru anda doğru tuşa basmak üzere kurulmuş bir oyun bu. Çocuklara yönelik olması ayrıca hoşuma gidiyor, hip hop kültürüyle sıklıkla bağdaştırılan saldırganlık tektipleştirmesinin dışında, çocuklara bu kültürü sevdirmek adına hoş bir girişim olduğunu düşünüyorum. Guitar Hero serisinin başarısıyla geliştirilmesi mümkün olmuş ve bu serinin hip hop ayağı olarak görülen DJ Hero (2009) da bir ritim oyunu. Guitar Hero’nun özel gitarının yerine, bu oyun için hazırlanmış turntable’lar aracılığıyla oynanıyor. Yine müzikle ilişkili olarak, Amerikalı müzisyen Timbaland’ın Rockstar Games ile ortaklaşa geliştirdiği Beaterator (2009), insanlara hip hop beat’leri yapmayı öğreten eğlenceli ve basit bir oyun.

DJ Hero, ekran görüntüleri,
kaynak: Blast

Ritim oyunları dışında, hip hop üstüne yoğunlaşan en büyük plak şirketlerinden Def Jam Recordings’in 2003 ve 2010 arasında Electronic Arts’a hazırlattığı beş adet dövüş oyunu bulunuyor. Bu seride tanınmış müzisyenleri veya kendi yarattığımız karakteri kullanarak, Street Fighter’da (1987) olduğu gibi, sırayla yeni rakiplerle dövüşerek ilerliyoruz. Serinin kontrolleri diğer dövüş oyunlarından biraz farklı; kimi oyuncu için yorucu olabilir ama “Ghostface Killah Sticky Fingaz’ı döver mi?” tarzı mânâsız tartışmaları farklı bir platforma taşıyan eğlenceli bir girişim. Başka bir dövüş oyunu da, savaş sanatları söz konusu olduğunda hip hop’ta akla gelen ilk isim olan Wu-Tang Clan için 1999 yılında hazırlanmış ve gurubun bazı üyeleri tarafında seslendirilmiş olan Wu-Tang: Shaolin Style. Mekanik olarak Mortal Kombat’a (1992) benzeyen bu oyun son derece olumlu eleştiriler almıştı. 50 Cent’in oyunlara olan tutkusu sonucu ortaya çıkan iki aksiyon oyunu da mevcut: 50 Cent: Bulletproof (2005) ve 50 Cent: Blood on the Sand (2009). G-Unit grubunun diğer üyeleriyle de oynanabilen oyunlar, bu karakterlerin çete savaşlarındaki mücadeleleri üstüne kurulu. Burada yazdıklarım dışında NBA Street (2001–2005), NFL Street (2004–2006) gibi harika spor oyunları, yine çeşitli müzisyenlerin seslendirmeleriyle oynanabilir —ki bu oyunlar günümüzde eve tekrar Play Station 2 kurdurtacak kadar iyiler.

50 Cent: Blood on the Sand,
ekran görüntüleri,
kaynak: bit-tech

Yukarıda yazdığım oyunlar belki sıkı oyuncular ve inanmış hiphoppa’lar dışında çok duyulmamıştır. Bu noktada yazıya dev bir Grand Theft Auto: San Andreas (2004) parantezi açmam gerekiyor. Rockstar Games tarafından geliştirilen oyun CJ adlı bir gencin, GTA evreninin Compton’ında başlayan hikâyesini anlatıyor. CJ’in çete savaşlarında başlayan mücadelesi önce şehrin, daha sonra da eyaletin değişik noktalarına yayılıyor ve sonunda kriminal bir başarı hikâyesine dönüşüyor. Oyundaki esas düşmanımız da mafya veya çete üyeleri değil, Boyz n the Hood (1991) filminde resmedildiği gibi kirli polisler. Oyun, diğer tüm GTA’lerdeki karikatürize şiddet ve mizah anlayışının yanı sıra, hip hop kültürünü oluşturan müzik, dans, grafiti, sokak girişimciliği ve sokak modası gibi unsurları da oyuncuya sunuyor. Oyundaki karakterleri de Ice T ve MC Eiht gibi müzisyenlerin yanı sıra önemli siyah senaristler, komedyenler ve girişimciler seslendiriyor.

Oyun kültürünü hip hop kültürüyle ısrarla bağdaştırmaya çalışmamın bir sebebi daha var. Başta da söylediğim gibi, oyunların önemli bir problemi ana akımda oynanabilir karakterlerin genellikle çeşitlilikten yoksun olmaları. Bu çeşitlilik problemi sadece LGBTİ bireylere veya azınlıklara yönelik oyunlar çıkararak kırılabilecek bir durum değil. Böyle oyunlar yapıldığında —Adrienne Shaw’ın da vurguladığı gibi— çeşitlilik değil, çifte standart ortaya çıkıyor. Çeşitliliğin böyle tek tük oyunlarla değil, tüm oyun kültürünün içine yedirilmesi gerekiyor. Tanner Higgin siyah müzik formlarındaki mix kültürü, emprovizasyon ve işbirliği gibi ögelerin, süregelen oyun formüllerinin dışında yapılabilecek denemeler için harika modeller olabileceğini savunuyor. Bu esnada oyun kültüründe olumlu gelişmeler de olmuyor değil: Devolver Digital, geçtiğimiz aylarda çıkardığı ve mekaniği beğenilen oyunu Absolver’ın soundtrack’i için Twitter üzerinden Wu-Tang’den RZA’ya oyuna bir şarkı yapması için açık bir çağrıda bulundu ve şarkıyı aldı. Kanye West de E3 2016’da, yakın zamanda ölen annesi için hazırlattığı Only One adlı oyunun ilk videosunu yayımlamıştı. Evet, kendisi değişik bir insan ama işleri genellikle güzel oluyor. Oyun da fena görünmüyordu, bakalım piyasaya çıkacak mı?

Kanye West, Only One, resmi tanıtım filmi

bilgisayar oyunu, Çağıl Ömerbaş, dijital kültür, hip hop, oyun