Return of the Obra Dinn,
ekran görüntüsü,
kaynak: Sigmar’s Sausage, Steam
Lucas Pope’dan
Yeni Bir Delilik:
Return of
the Obra Dinn

Bu yılbaşı oyun oynayan arkadaşlarla tuhaf bir yarışa girerek, uzun süredir (indirimleri yeterli görmeyerek) kendimize almaya kıyamadığımız oyunları deli gibi birbirimize hediye ettik. Bütün bu değiş tokuş koşuşturması içinde sevgili cyborg Ayşe, bana kalsa iki yıldan önce oynama ihtimalim olmayan, Return of the Obra Dinn’le (2018) çıkageldi. Bu hediye sayesinde burada ilk defa güncel(imsi) bir oyunu tanıtma fırsatı buluyorum. Ekim ayında çıkan oyunu tanıtmadan önce, oyunun nevi şahsına münhasır tasarımcısı Lucas Pope’dan ve önceki işlerinden bahsetmenin uygun olacağını düşünüyorum. Böylelikle, zekâsı tartışılmaz bir tasarımcının genel bir portresinden 2018’in en iyi oyunu olduğunu düşündüğüm Obra Dinn’e, crescendo bir tanıtım yazmayı hedefliyorum. Hayırlısı…

Lucas Pope oyun tasarlama macerasına mod kültürüyle başlamış. 1996 tarihli popüler oyun Quake için hazırladığı mod’larla da yatırımcıların ilgisini çekmeyi başarmış. Sony —Jeniffer Lopez, Ice Cube, John Voight ve Owen Wilson gibi bir araya gelmesi imkânsız gibi görünen insanların dev bir yılanla mücadele içinde olduğu— Anaconda (1997) filmine bir Quake mod’u hazırlaması için Pope’un kapısını çalmış. Tasarımcının kariyeri bu işbirliği sonrası hızlı bir yükselişe geçiyor. Önce etrafındaki diğer mod tasarımcılarıyla Ratloop adlı stüdyoyu kurmuş. Malice (1997) ve Gearhead Garage (1999) gibi ticari başarı elde eden oyunlar sayesinde hep aklında olan deneysel oyunlara vakit ayırmaya başlıyor, ama çeşitli sebeplerden dolayı bu oyunların hiçbiri yayımlanmıyor. Pope daha sonra Realtime Associates şirketine katılarak ünlü Uncharted serisine (2007–2017) katkıda bulunuyor, en azından ilk iki oyununa. Kariyerindeki bu hamlelerden sonra tasarımcı AAA dünyasında UI enstrümanları üretmeye devam etmektense, bağımsız oyun piyasasında olmaya karar veriyor ve deneysel oyunlar üretmek amacıyla karısı Keiko ile birlikte yola devam ediyor.

Lucas Pope’un ilk dikkat çekici solo oyunu, 2012’de Ludum Dare’e* hazırlanmak için giriştiği The Republia Times oluyor. Republia adında totaliter rejimle yönetilen bir ülkenin devlet kontrolündeki gazetesinde editörlük yapmaya gayret ettiğimiz oyun, tasarımcının da ilk Flash tecrübesi olmuş. Bir yandan devletin hoşuna gidecek haberlere yer vermeye çalışıyoruz (aksi takdirde Republia kolluk kuvvetleri ailemizi tehdit ediyor), bir yandan da okur sayısını artırmak için çabalıyoruz. Bütün bu süreç içinde de vicdanımızla baş başayız. The Republia Times son derece basit bir oynanışa sahip olmasına rağmen oyun eleştirmenler tarafından çok beğenildi, hatta Kotaku oyunu Orwell’in 1984’üyle (1949) kıyasladı.

Tasarımcının 2013’te piyasaya sürdüğü Papers, Please adlı oyun, Lucas Pope’u küresel bir fenomen hâline getirdi. Hayali bir demirperde ülkesi olan Arstotzka’nın ikiye bölünmüş Grestin şehrinde göçmen bürosu memurunu yönettiğimiz oyun 1982 yılında geçiyor. Her sabah kabinimizin önünde oluşan uzun kuyruktaki insanların belgelerini kontrol ederek, sınırı geçip geçemeyeceklerine karar veriyoruz. Totaliter rejimin sürekli yenilenen göçmen politikalarına göre işimizi devlet açısından tatmin edici şekilde gerçekleştirdiğimizde maaşımıza zam veya ailemize yiyecek ve konaklama gibi yardımlar yapılıyor. Aksi durumda ise, aynı kalemler yaptırım olarak kullanılıyor. Oyunda karşımıza sayısız göçmen adayı çıkıyor, ama tamamı sistem tarafından üretilmiş [procedurally generated] karakterler değil; hikâye mod’unda araya —oyuncunun tüm duygularını altüst etmek üzere— senaryolu olaylar da yerleştirilmiş. Bir yandan kendi ailemizin geleceği için görevimizi yapmaya çalışıyoruz, bir yandan da yıllardır çocuğunu görmemiş ve eksik belgeli bir karakteri kayırmaya çalışıyoruz. Yani oyun boyunca rejimle insanlık arasında heba olup gidiyoruz. Oyun tasarımının her yanından Sovyet kasveti fışkırıyor. Oyun BAFTA’nın en iyi strateji/simülasyon oyunu ödülünü almanın yanı sıra pek çok mecra tarafından 2013 yılının en iyi oyunları arasında gösterildi, hatta kısa filmi bile yapıldı. Resmi olmayan Steam rakamlarına göre iki milyon civarında kopyası satılan oyundan Lucas Pope ve stüdyosu 3909’un aşağı yukarı 20 milyon dolar kazandığı tahmin ediliyor.

Papers, Please - The Short Film (2018),
yön. Nikita Ordynskiy

Papers, Please’in ekonomik başarısıyla maddi kaygılarından kurtulan tasarımcı tüm enerjisini sıradaki oyununa, Return of the Obra Dinn’e vermiş. Bir röportajda önceki oyundan artık usandığından bahsediyor, sanırım totaliter evrenlerden bıkmış ve yepyeni tercihlere yönelmiş. Yeni oyunda, beş yıldır kayıpken 1807’de birden ortaya çıkan “Obra Dinn” adlı geminin mürettebatına ve yolcularına ne olduğunu öğrenmek isteyen Doğu Hindistan Şirketi adına araştırma yürüten bir sigorta memurunu yönetiyoruz. Oyunun türü yürüme simülatörü, yani gemide dolaşarak delil toplamanın dışında pek bir etkileşime girmiyoruz evreniyle. Görevimizde bize yardımcı olan iki temel eşyamız var. İlki bulduğumuz delillerden yola çıkarak gemidekilerin nasıl ve kim tarafından öldürüldüğünü ve yolcular hakkındaki bilgileri kaydettiğimiz defter. İkincisi ise, “Memento Mortem” cep saati. Bulduğumuz cesetlerin yanında saati çalıştırdığımızda, saat bizi karakterlerin ölüm anlarına götürüyor; ölmeden önceki son konuşmalarını dinliyor ve ölüm anında etraflarında neler olduğuna bakabiliyoruz. Kimi durumda da saatimiz bizi kayıp cesetlerin öldükleri noktaya taşıyor ve araştırmamıza oradan devam edebiliyoruz. Güvertedeki tek bir iskeletle başlayan hikâyede, olayları aydınlattıkça yeni bölgelere geçebiliyoruz ve fantastik, mitolojik, kimi zaman da melodramatik pek çok cinayete, kazaya veya intihara tanık oluyoruz. Öğrendiklerimiz o kadar da güvenilir olmuyor her zaman ve bizi çok farklı çıkarımlara sürükleyebiliyor. Oyunun kimi noktalarında kendimi Rashomon (1950) evreni tarafından esir alınmış gibi hissettim.

Return of the Obra Dinn, ekran görüntüleri, kaynak: AfterMath ve Dulcinea, Steam

Oyunda kraken’den sirenlere, kıskançlıktan açgözlülüğe, pek çok olaya tanık oluyoruz. Bu olayları ilk gördüğümüz an harika bir şaşkınlık her yanımızı kaplıyor, dolayısıyla —spoiler hayranı olsam da— anlatıya dair pek bir bilgi vermek istemiyorum. Onun yerine Return of the Obra Dinn’in estetiğinden biraz bahsederek konuyu kapayacağım, zaten oyun hakkında henüz bir şey bilmezken vurulduğum özelliği de bu olmuştu. Oyunu yönettiğimiz memurun perspektifinden [first person] oynuyoruz ve her şey bir bit monokromatik, yani tek renkli ve ara tonlar (gri tonları gibi) yok. Ayarlarıyla oynamadığımız takdirde 1980’lerin Macintosh renkleri açılışta geliyor ama —nostaljimize göre— Commodore veya Zenith gibi, farklı monitörlerin renk seçenekleri de mevcut. Bütün bu stilize evreni Unity motorundan çıkarmış bir de. Pope’a deli demem pek boşuna değil yani.

Obra Dinn 2018 Oyun Ödülleri’nde “en iyi sanat yönetimi” ödülünü aldı. 2019 Oyun Geliştiricilerinin Seçimleri Ödülleri’nde [Game Developers Choice Awards] de, pek çok dalda, God of War (2018), Marvel’s Spider-Man (2018) ve Red Dead Redemption 2 (2018) gibi dev oyunlarla yarışıyor. Ödüller 20 Mart’ta sahipleriyle buluşacak. Muhtemelen büyük payı dev oyunlar alır, ama tamamen bağımsız bir oyunun bu arenada yarışıyor olması bile büyük bir olay. Return of the Obra Dinn’in es geçilmesi bence oyun kültürüne çok büyük bir ayıp olur.

Return of the Obra Dinn, ekran görüntüleri, kaynak: PKA42 ve Neffy, Steam

* Önemli bir game jam; 48 saat gibi kısıtlı bir sürede, verilen temaya göre oyun hazırlama yarışması.

bilgisayar oyunu, Çağıl Ömerbaş, Lucas Pope, oyun tasarımı, Return of the Obra Dinn