The Day I Met
El Chapo
ve Ingobernable

2016 yılının başında Rolling Stone dergisinde Sean Penn, ünlü uyuşturucu taciri Joaquín “El Chapo” Guzmán ile 2015 yılındaki görüşmesini anlatan bir yazı yayımladı. Yazıda, El Chapo’ya daha sonra yollanan ve cevaplanan soruları içeren kısa bir röportaj da yer alıyordu. “Sean Penn, El Chapo ile nasıl görüştü? Nasıl bağlantı kurdu?” gibi sorular basında yankılanmaya devam ederken Guzmán, makaleden kısa bir süre sonra Meksika’da tutuklanıp Amerika Birleşik Devletleri’ne gönderildi.

Daha evvel Meksika’da hapishaneden kaçmayı başaran ve uzun zaman Sinaloa’da gizlenen Guzmán’ın, bu ani yakalanışı ile gözler Penn’e çevrildi. Kaçınılmaz olarak Penn’in ziyaretinin bu yakalanmada etkisi olup olmadığı akla gelen ilk sorulardandı.

Olanların üzerinden neredeyse iki yıl geçmişken yayınlanan The Day I Met El Chapo: The Kate del Castillo Story, adından da anlaşıldığı üzere hikâyenin Kate del Castillo versiyonunu anlatıyor. Penn, makalede görüşmeyi Meksikalı bir oyuncu olan Kate del Castillo’nun ayarladığından başka pek bir şey söylemese de, del Castillo’nun bu garip hikâyedeki rolü hayli büyük.

Her şey, Meksika’nın ünlü pembe dizi oyuncularından olan del Castillo’nun kendi tabiriyle içkiyi biraz fazla kaçırdığı bir akşam, Meksika hükümetini eleştirirken El Chapo’ya seslenen bir tweet atmasıyla başlıyor. Del Castillo’nun tweet’ini gören Guzmán, avukatları yoluyla ünlü oyuncuya ulaşıyor. İkili arasındaki mesajlaşmalar, del Castillo’nun Guzmán ile ilgili bir film yapma teklifiyle yoğunlaşıyor.

Penn hikâyeye bu noktada dahil oluyor. Del Castillo’nun görüştüğü yapımcılardan biri Sean Penn’i durumdan haberdar ediyor. Kate del Castillo’nun aracılığı ile ünlü oyuncu, yapımcılar ve Sean Penn’in, Meksika’da gizlendiği yerde Guzmán ile görüşmesi ayarlanıyor. Del Castillo’nun versiyonuna göre Penn, röportaj niyetinden ona hiç söz etmemiş. İlginç bir şekilde Sean Penn, kendisi ve diğer iki yapımcı için Rolling Stone dergisinden basın dokunulmazlığı belgesi alırken, del Castillo’yu korumaya dahil etmemiş.

Guzmán’ın görüşme sonrası tutuklanması del Castillo’yu ihanet suçlamalarına karşı korumasız bırakırken, aynı zamanda rakip uyuşturucu kartellerinin ve Meksika hükümetinin hedefi hâline getirmiş. The Day I Met El Chapo: The Kate del Castillo Story belgeseli bu süreci Meksikalı oyuncunun perspektifinden anlatmış. Belgeselde anlatılan Meksika’nın kendi özgü siyasi ve ekonomik dinamikleri ve bu dinamiklerin del Castillo’nun hayatına yansımaları etkileyici. Bir yandan çoğu zaman sansasyonel açıklamalara imza atan Kate del Castillo’nun siyasi eleştirileri ve sonuçlarından söz eden belgesel, bir diğer yandan Meksika’daki insan hakları ihlâlleri, yolsuzluk davaları, devlet-iş dünyası-uyuşturucu kartelleri arasındaki ilişkiler ve baskın erkek egemen kültürel kodlarla ilgili önemli noktalara değiniyor.

The Day I Met El Chapo:
The Kate del Castillo Story (2017),
“The Fallout” ve “Face to Face” bölümlerinden kareler,
kaynak: IMDb

Olay sonrasında Meksika’da Guzmán’dan para almakla suçlanan del Castillo, Los Angeles’da yaşıyor ve tutuklanma ihtimaline karşı Meksika’ya seyahat etmiyor. Bir sürü insanın dahil olduğu ziyaretin en büyük ceremesini Meksikalı Kate del Castillo’nun çekmesi çok şaşırtıcı bir durum değil. Hikâyedeki tek kadın olarak belgesel yayınlanana dek en büyük bedeli o ödemiş. Fakat belgesel ile beraber dengeler değişmeye başlıyor gibi. Del Castillo’nun belgesel ile sesini duyurması, oyunculuk kariyerini olumlu etkiledi. 2011 yılında yayınlanan ünlü pembe dizisi La Reina del Sur’un yeni sezonu yakında çekilecek. Ayrıca geçen sene Netflix’te yayınlanan bir diğer dizisi Ingobernable’ın ikinci sezonu onaylandı.

Del Castillo’nun dizisi Ingobernable, belgeselde dile getirilen siyasi dinamikleri, bu dinamikler arasına sıkışıp kalan bir kadın üzerinden işliyor. Meksika’nın first lady’si Emilia Urquiza (Kate del Castillo), başkan eşini terk etmeye hazırlanırken kendini beklenmedik bir uluslararası komplonun içinde buluyor.

Aslında dizide 1990’lar ve 2000’lerin başında ülkemizde popülerliklerini koruyan pembe dizileri [telenovela] anımsatan öğeler olmakla beraber, pembe dizilerden çok daha hızlı bir şekilde devam ediyor hikâye. Bol koşturmacalı ve kavgalı sahneler ritmin yavaşlamasına pek müsaade etmiyor. Bazı bölümlerin diğerlerinden daha kısa olması da tempoyu korumuş. Karakterler, pembe dizilerden alışık olduğumuz farklı sosyal sınıflar ve mahalleleri arasında gidip gelirken, farklılıkların siyasi temelleri ortaya konmuş. Sektörde alışılageldik öykü ve abartılı oyunculuk performansları nedeniyle çok muteber görülmeyen telenovela türü aslında sosyolojik ve siyasi eleştiriye çok yabancı bir tür değil. Ekonomik sınıf farklılıkları ve gündemi meşgul eden toplumsal sorunlar zaman zaman bu dizilerde yer buluyor. Fakat, Ingobernable eleştiri dozunu hayli yükseltmiş. Anlatım, oyunculuk ve estetik bakımından pembe dizileri hatırlatan anlar olmakla beraber dizi bu kategorinin sınırlarından çıkmış demek yanlış olmaz.

Ingobernable (2017), “The Promise”,
kaynak: IMDb

Dizinin en ilginç yanı, Meksika tarihinin karanlık olaylarından biri olan kırk üç öğrencinin kayboluş davasına benzer bir öyküyü içermesi. Mexico City’den bir gösteriye giderken kaçırılan öğrencilerin akıbeti hâlâ meçhul. Ingobernable, buna benzer bir şekilde gösteriden alınıp bir daha bulunamayan genç eylemcilerden söz ediyor. Kate del Castillo’nun canlandırdığı Emilia Urquiza, Meksika’daki şiddetten nasibini almış bir kadın. Ünlü bir işadamı olan babasından fidye almak için kardeşi ile birlikte kaçırılmış ve kardeşi kurtarma operasyonu sırasında öldürülmüş. Eşi Diego Nava Martínez (Erik Hayser) Meksika başkanı olunca Emilia’nın ilk hedefi ülkedeki şiddeti ve devletin bu şiddetteki rolünü azaltmak. Fakat ordu, uyuşturucu kartelleri, ekonomik güçler ve ‘dış mihraklar’ bu planı mümkün kılmıyor. Emilia, bu sebeple eşinden ayrılmaya karar veriyor. Diego son konuşmalarının akabinde öldürülünce, Emilia kendisinin bir komplonun hedefinde olduğunu anlayıp kaçıyor.

Yardımcısı Dolores’in (María del Carmen Farías) oğlu Canek (Alberto Guerra) ve kız kardeşi Chela (Aida López), mahalleleri devlet şiddetine sık maruz kaldığı için, çok da gönüllü olmayarak Emilia’ya yardım ediyorlar. Tüm ülke ve çocukları, Diego’nun katilinin Emilia olduğunu sanırken Emilia’nın babası Tomás Urquiza (Fernando Luján) ve yardımcısı Pete Vázquez (Luis Roberto Guzmán) ile başkanın sağ kolu Anna Vargas-West (Erendira Ibarra) olaya farklı şekillerde dahil oluyorlar. Emilia’nın kaçak olarak masumiyetini kanıtlamaya uğraşırken Marina de Tavira’nın canlandırdığı savcı Patricia Lieberman, cinayetle beraber olayın arkasındaki ilişkiler ağını çözmeye çalışıyor.

Ingobernable (2017),
“Cause of Death”
ve “Baptism by Fire”,
kaynak: IMDb

Karşılaştığı şeyler, bölge coğrafyasının geçmişini —hatta bugününü— bilenlere pek yabancı değil. Yolsuzluk, işkence, insan hakları ihlâlleri, gizli gözaltı merkezleri, CIA, onunla işbirliği yapan devlet görevlileri ve işadamları… Zaman geçiyor, ama sorunlar pek değişmiyor. Dizinin durumun vahametini en iyi özetleyen cümlesi, yeni başkan José Barquet’in (Álvaro Guerrero) etik olmamakla suçladığı general Agustín Aguirre’nin (Marco Treviño) “Etik barış zamanı olur, biz savaştayız” cevabı. O savaş ne zaman bitecek tabii, orası meçhul.

2018’de yayınlanması planlanan ikinci sezonda savaşın en azından dizide nasıl devam ettiğini göreceğiz. Kate del Castillo’nun bir tweet ile başlayan garip öyküsü, şimdilik bir belgesele bir de diziye ilham verdi. Sean Penn, şiddetle belgeselde anlatılanları yalanlarken del Castillo, uzun zaman sonra rüzgârın yön değiştirmesinden memnun. Belgeseli, dizisi ve röportajları ile siyasi eleştirilerine devam ediyor. Ünlü oyuncu kısa bir süre önce Meksika hükümetini hakkında yanlış belge yaymaktan dolayı Inter-American İnsan Hakları Komisyonu’na şikâyet etti. Şikâyeti nasıl sonuçlanırsa sonuçlansın, del Castillo mahkemede değilse bile ekranda sesini duyurmaktan geri kalacağa benzemiyor. Bakalım yeni sezonda Meksika hükümetini neler bekliyor? 

belgesel, dizi, Ingobernable, Kate del Castillo, Peyderpey, popüler kültür, Şebnem Baran, televizyon, The Day I Met El Chapo