Koronavirüs, Gezi ve Gelmekte Olan Cemaat

Yaşadığım ülkede uygulanmaya başlanan sayısız koronavirüs önlemi arasında çocuk parklarının kapatılması da var. Zaten okulların kapatılması nedeniyle can sıkıntısı çeken çocuklar, parkların da kapatılmasıyla sokaklarda oynamaya başladı. Ancak, parklarda yahut okullarda ebeveyn, öğretmen ya da bakıcı yönlendirmesiyle oynamaya alışkın olanları, ilk günlerde sokaklarda nasıl oynanacağı konusunda ufak bocalamalar yaşadı. Muhtemelen çoğu, ömürlerinde ilk kez oyun mekânı olarak sınırlanmamış bir alanda oynayabilme ihtimaliyle karşılaştılar. Yarı karantinayla geçen ilk haftanın sonunda dün akşam, oturduğumuz sitenin sokaklarında dolaşırken, birbirinden özgün oyun mekânları tasarlandığını gördüm. Kaldırımlara serdikleri kilimlere oturup resimler çizenler, tebeşirle otoyollar çizip oyuncak arabalarıyla yollar katedenler, oyun masalarını sokağa çıkartıp sınıf simülasyonu oluşturanlar, örtülerden çadırlar kurup, vaha hastanelerinde koronavirüse çare bulanlar... Sokaklar, yaratıcı ve poetik oyun mekânlarıyla doluydu.

Bir süredir dünyanın çeşitli yerlerinden gelen karantina görüntüleri de hayli lirik. Örneğin İtalya’da sokağa çıkamayan insanların balkonlarından birlikte söylediği şarkılar, NBA ligi iptal olduğu için maaşını alamayacak olan çalışanlara yüksek bir bağış yapan basketbol oyuncusu, Berlin Filarmoni Orkestrası’nın boş salona verdiği konseri internetten canlı yayımlaması... Tüm bu görüntüler bir tek bana mı Gezi dönemini hatırlatıyor bilemiyorum. Tıpkı o günlerde yaşanan sayısız birlik anı gibi, şimdi de tüm dünya hayatın poetik yanına tutunmuş durumda sanki. Bu durum bana Giorgio Agamben’in ‘gelmekte olan cemaat’ kavramını hatırlatıyor.

Tıpkı Michel Foucault ve Jean-Luc Nancy gibi ‘tekillik’ kavramı üzerine düşünen Agamben, varlığın hangi şartlarda tekil, hangi şartlarda bir ortaklığın parçası olabileceği sorunu hakkında düşünce tarihinde hayli etkisi olan yorumlara sahip. Ona göre kişi, kısa bir süreliğine varlığının özelliklerini yani tekilliğini kaybetmeden bir cemaatin parçası olabilir. Altını çizmek gerekir ki Agamben’in bahsettiği cemaat kısa süreli bir deneyimdir ve bir sınırda gerçekleşir. Sınırda bulunan tekil, bir yanıyla kendine uygun gördüğü ve parçası olduğunu hissettiği bütün sınıflandırmaların halen içindedir, fakat diğer yanıyla bütün sınırların dışındadır. Bu sınır mekânı, cemaat deneyimini oluşturan aidiyeti tanımlar ve bu aidiyet tekili görünür yapacak bir olayda, bir yer alma ediminden ibarettir.

Çoğunlukla siyaset felsefesi hakkında düşünenlerin kullandığı bu terim, siyasetle bağı muğlak koronavirüs karantinaları için de kullanılabilir mi bilmiyorum. Ancak tekilliğin sınırında oluşan kısa süreli topluluk deneyimlerini koronavirüs kısıtlamaları esnasında defalarca gözlemledim. Sözgelimi yaşadığım ülkeye Türkiye’den gelenlerin oluşturduğu Facebook grubunda okulların kapanması nedeniyle sorun yaşayan çalışanların çocuklarına bakabileceğini yazanlar oldu; kitap kulüpleri, buluşmalarını ille de devam ettirebilecekleri online portallar bulmaya çalıştı. Yazının başında dediğim gibi çocuklar bile kendilerine alternatif oyun mekânları üretti... Bu ortaklıklar ne denli kalıcı olabilir; vakit geçtikçe, tıpkı Gezi olaylarının ilk günlerinin ardından olduğu gibi, yapısal değişikliklere uğrama ihtimalleri var mıdır; başka bir deyişle Facebook’tan çalışan ebeveynlere yardımcı olmayı çok istediklerini yazan insanlar kaç gün başkalarının çocuklarına sorgusuz sualsiz bakabileceklerini düşündüler: Bu sosyolojik kaosta, üzerine düşünülebilecek sayısız sorudan sadece birkaçı.

fotoğraf: Gökçe Tenekeci Şancı,
Ain Khaled Gate Sitesi, Doha, Katar,
Mart 2020
_
Kaynaklar:
Kanıbelli, B. (2016) “Müzikal Tekillik”, Yüksek Lisans Tezi, İstanbul Bilgi Üniversitesi.
Coşkun, B. (2016) “Bir İktidar Modeli Olarak Neoliberal Yönetimsellik ve Neoliberal Özne”, Yüksek Lisans Tezi, İstanbul Bilgi Üniversitesi.
Akalın, A. (2015) “Tekillik Tartışmasında Öz Sorunu”, Yüksek Lisans Tezi, İstanbul Bilgi Üniversitesi.
Wolter, D.C. (2012) “In Search of the Self: Eastern versus Western Perspectives”. Oglethorpe Journal of Undergraduate Research: Vol. 1: Iss. 1, Article 1.
Keskin, F. (16 Şubat 2017), Felsefe Seminerleri Dizisi; “Foucault ve Öznellik” (video).
Keskin, F. (21 Aralık 2012), “AKP’ye Karşı Gerçek Muhalefet” (video).
Şubat-Mayıs 2017 tarihleri arasında Doç. Dr. Ferda Keskin’in İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde verdiği “Singularity” isimli dersin notları. 

birey, Giorgio Agamben, Gökçe Tenekeci Şancı, koronavirüs, oyun