Tolkien’in Elf Şehirleri 3/4
Beleriand’daki* Kentler

Sindar1 Kenti Menegroth

Elf dilinde “bin mağara” anlamına gelen Menegroth, adından da anlaşılacağı gibi çok sayıda mağaradan oluşan bir şehirdir. Melkor’un esaretinden sonra Thingol,2 “…Orta Dünya’da kötülük yeniden uyanırsa, kendisine krallara yaraşır şekilde güçlü olması gereken bir mekân yapmak için düşünmeye başlamış ve Belegost Cüceleri’nin yardımına ve öğütlerine başvurmuş”tur. (114-5) Cüceler müthiş taş işçileridir, mağaralar ve dağların altını oymakta ustadırlar. Böylece “Naugrim [cüceler], Thingol için uzun süre ve memnuniyetle emek vermişler; kendi tarzlarında, dünyanın derinliklerine oyulmuş konaklar yapmışlar”dır. (115-6) Tolkien kentin kuruluşunda elflerin de cücelerle birlikte çalıştığını söylemektedir, orada birlikte “Melian’ın3 görüsünü, Deniz’in ötesindeki Valinor’un harikalarının ve güzelliklerinin görüntülerini işlemişler”dir. (115-6)

Menegroth ormanın ortasında nehrin eteklerinden aktığı bir tepenin üzerinde, daha doğrusu içinde kurulmuştur. Thingol’ün salonlarının kapıları buraya yapılmıştır ve nehrin üzerinde inşa edilen taş köprü bu kapıların tek girişini teşkil etmektedir. Kayaya oyulmuş birçok geniş salon ve derinlerdeki odalara inen birçok geniş dehliz bulunmaktadır, bu yüzden kent, ‘bin mağara’ olarak isimlendirilmiştir. Menegroth’un mimarisinde doğal öğelere öykünme karşımıza çıkar: Sütunlar ağaç gövde, dal ve yapraklarına benzer şekilde inşa edilmiş ve yine ışığı çok seven elfler için altın fenerlerle aydınlatılmıştır. Tolkien Menegroth’u anlatırken cüce şehirleri gibi karanlık büyük dehlizler ve salonlar yerine neredeyse bir cennet bahçesi tasvir eder. Şöyle yazmıştır:

“Bülbüller orada sanki Lórien bahçelerindelermiş gibi şarkılar söylemişler; gümüş çeşmeler, mermer havuzlar ve renkli taşlardan döşemeler varmış. Duvarların üstünde, sütunların tepesinde birçok çiçekle bezenmiş dalların arasına serpilmiş hayvanlar ve kuşlar oyulmuş. Yıllar geçtikçe Melian ve kızları salonları, Valar’ın yaptıklarının, başlangıçtan itibaren Arda’da olanların ve olacak şeylerin izlerinin okunabileceği dokumalarla doldurmuşlar. Deniz’in doğusunda şimdiye dek var olmuş kral konaklarının en güzeliymiş.” (115-6)

Bu metinden Melian’ın gücünün kentin kurulmasında duvar işçiliği kadar önemli olduğu anlaşılır. Melian ve kızlarının yaptığı kehanetler ve büyülü bir havayı da içinde barındıran dokumalar, salonların mimarisinin bir parçası olarak okunmalıdır.

Bununla beraber, Menegroth halkının mağaraların derinlikleri kadar ağaçlarda yaşamaya alışık olduğunu düşünmek de yerinde olur. Kızı Lúthien’in bir insan olan Beren’le ilişkisini onaylamayan Thingol, kızını engellemek maksadıyla onun için kentin kapılarının hemen dışındaki Neldoreth Ormanı içinde kaçamayacağı bir ev inşa ettirir. Neldoreth bir kayın ormanıdır ve Lúthien’in evi de Hírilorn adında son derece görkemli bir kayın ağacının üzerine inşa edilir. Tolkien bu görkemli kayının “eşit kalınlıkta, pürüzsüz bir kabuğu olan olağanüstü uzunlukta üç gövdesi” olduğunu ve “gövdelerinden toprağın oldukça yukarısında büyük bir mesafe boyunca hiçbir dal uzanmadığını” yazmıştır. Bu yüzden yükseğe, Hírilorn’un gövdeleri arasına bir ağaç ev inşa edilmiş ve Lúthien kaçmayı başarana kadar bir süre orada yaşamıştır. Thingol’ün hizmetkârları ona ihtiyacı olan şeyleri getirdiğinde eve çıkmak için portatif merdivenler kullanılır. (209-10)

Ñoldor Kenti Nargothrond

Nargothrond kenti, büyük ölçüde Menegroth kentine özenilerek ve onu örnek alarak inşa edilmiştir. Kızkardeşi Galadriel ile birlikte Doriath’daki akrabaları Thingol’ü ziyaret eden Finrod4 onun sahip olduğu “…hazineleri, silah depoları, birçok sütunla süslü taş salonları karşısında hayranlıkla dolmuş; yüreğine tepelerin altında gizli ve derin bir yerde, daima korunan kapılar ardına geniş salonlar inşa etme isteği düşmüş”tür. (140) Thingol’ün de tavsiyesiyle, Finrod Mavi dağların cücelerinden yardım alır ve Narog mağaralarında tıpkı Menegroth’daki gibi derin salonlar ve silah depoları inşa edilir. Nargothrond ismi verilen bu kalede halkının büyük çoğunluğu ile birlikte yurdunu kuran Finrod’a bundan sonra cüce dilinde “mağara yontucusu” anlamına gelen Felagund ismi verilir ve Finrod ölene dek bu ismi taşır. (s. 140)

Beleriand’da kurulmuş olan Menegroth ve Nargothrond kentleri, daha önce bahsettiğimiz Aman’da kurulmuş olan Túna üzerindeki Tirion’dan farklı olarak, cücelerin inşa tekniğine yakın bir üslupla, mağaralar kullanılarak inşa edilmiştir. Bu durum, cücelerin inşa tekniğinden etkilenmeleriyle ilgili olduğu kadar, Melkor’un sebep olduğu felaketleri görmüş olan elf halkları için savunmayla da ilgilidir. Bunlardan Tirion ve Nargothrond Ñoldor kentleriyken, Menegroth bir Sindar kentidir ve Tolkien iki halkın birbirinden farkı için şunları söylemektedir:

“Ñoldor beden ve akıl olarak daha güçlüydü, daha güçlü savaşçıydılar, daha ağırbaşlıydılar, evlerini taşlarla inşa edip yamaçları ve açık alanları seviyorlardı. Ama Sindar’ın sesleri daha güzeldi ve Fëanor oğlu Maglor dışında müzikte hepsinden daha yetenekliydiler, ormanları ve nehir kıyılarını seviyorlardı; gri elflerden5 bazıları yerleşik bir yurtları olmadan her yerde gezinir ve gezinirken şarkı söylerdi.” (143)

Bu durumda, bir tepe üzerine kurulmuş olan Túna üzerindeki Tirion’un tam bir Ñoldor kenti olduğu söylenebilir. Menegroth ise, tam da Sindar’ın sevdiği gibi, orman içinde bir nehir kıyısındadır. Bir Ñoldor olan Finrod ise, Nargothrond kentini kurarken bir Sindar kentine özenmiş ve açık arazideki Tirion yerine mağaralardan oluşan orman içindeki Menegroth’u kendine örnek almıştır. Tolkien ayrıca gri elflerin bazen bir yurdu olmadan göçebe gibi gezindiklerini de söylemektedir, onlar ormanı ve mağaraları kendilerine yurt bellemiş ve tabiatın kendisini de bir ikamet yeri olarak görmüşlerdir.

Nargothrond, J.R.R. Tolkien,
Lyme Regis, 1928,
kaynak: Tolkien Gateway
Tolkien’in 1928 tarihli Nargothrond eskizinin H.E. Riddett tarafından renklendirilmiş versiyonu,
kaynak: Tolkien Gateway

Tolkien, 1928 yılında Dorset’in bir sahil kasabası olan Lyme Regis’teyken, Nargothrond’un siyah beyaz bir resmini çizmiştir. İllüstrasyonda Nargothrond kentinin ahşap olduğu anlaşılan kapıları ve önündeki nehir görülmektedir. Kapılar yeşil bir yamacın eteklerindedir ve kentin tamamen yamaç içinde olduğu anlaşılır. Kentin hemen yanında sık bir orman göze çarpar, fakat kent ormanın içinde değil, hemen yanı başında daha açık bir arazide yer alır. Kapının kemerli şekli, ağır ahşap görüntüsü, tamamen yamacın önünde olması ve başka bir açıklık bulunmaması akla hobbit kovuklarını getirmektedir. Belki de hobbitler Menegroth ya da Nargothrond kentlerini kendilerine örnek almışlardır. Arkada ise dağ sıralarının devam ettiği görülmektedir, fakat kent bu dağların altında ne kadar uzanır, bu resimden anlaşılmamaktadır. Belki de kentin bitmiş bir yapı değil, gerektiği zaman başka salon, oda ya da dehlizlerin eklenebildiği büyüyebilen bir organizma olduğunu düşünmek daha akla yatkındır.

Tolkien’in Menegroth ve Nargothrond tahayyülünde, Lyme Regis yakınındaki Beer Quarry Mağaraları bir ilham kaynağı olmuş mudur? Emin olamasak da, öyle tahmin edilebilir. Beer Quarry, 2.000 yıllık bir taş ocağı olmanın yanı sıra, Roma döneminde Katolikler için —içinde gizli bir kiliseyi de barındıran— bir sığınma ve ibadet yeri, sonrasında ise kaçakçılar için bir sığınak olmuş. Nargothrond çiziminin yanı sıra Tolkien Lyme Regis’te geçirmiş olduğu yaz tatillerinde birçok resim üretmiş ve bunların çoğunda buradaki doğadan ve rıhtımdan etkilenmiştir.6

Tolkien’in yarım kalmış bir
Nargothrond tasviri, suluboya.
Tarihi bilinmese de
diğer Nargothrond resmi ile
yakın zamanda yapıldığı varsayılıyor,
kaynak: Tolkien Gateway

Tolkien'in, yine aynı yıllara tarihlenen başka bir Nargothrond resmi ise, benzer şekilde dağın içine açılan üç kapı ve arkasındaki tepeleri göstermektedir. Bir öncekine göre ayrıntılardan yoksun olan çizim, eserin tamamlanmadığını düşündürür. Bu illüstrasyonda diğerinden farklı olarak yamaç boyunca beyaz (ya da gri) taştan bir duvar ve duvara oyulmuş kapılar gözükmektedir. Kapıların içi boş gibi gözükse de, bu belki de Tolkien’in resme ayrıntıları işlemeden bırakmış olmasından kaynaklanmaktadır. Yine diğer resimden farklı olarak burada kentin kurulmuş olduğu yamacın üzeri sık ağaçlar ile doludur ve orman göz alabildiğine uzanır. Tolkien’in bu çizimde kapıların önüne eklemiş olduğu merdivenler nispeten daha törensel bir hava verse de her iki resimde de, yazarın çoğu tasvirinde olduğu gibi kentin anıtsal ya da ihtişamlı olmadığı kolayca görülmektedir.

Ñoldor Kentleri Vinyamar ve Gondolin

Finrod’un Sindar’dan ilham alarak ve cücelerin yardımıyla inşa ettiği şehrinin yanında, kardeşi Turgon Ñoldor halkına daha uygun düşecek şekilde tepe üzerine kurulu bir kent hayal eder. Beleriand’da sürgünde iken Turgon, “bir tepenin üzerine kurulu, kuleleri ve ağaçlarıyla güzel Tirion’u hatırlamış ve aradığını bulamayıp Nevrast’a dönerek deniz kıyısındaki Vinyamar’da huzur içinde yaşamış”tır. (141) Fakat daha sonra, Ulmo’nun7 tavsiyesiyle Sirion Vadisi boyunca dolaşırken Kuşatan dağlarının ortasında saklı olan Tumladen vadisini bularak buraya “gizlilik içinde sürgündeyken yüreğinin yanıp tutuştuğu Túna üstündeki Tirion tarzında bir şehri tasarlamaya başlamış”tır. (141)

Kral Turgon, şehir tamamlanana dek elli iki yıl Nevrast’daki Vinyamar’da yaşamıştır. Ñoldor’un Beleriand’a geldiğinde ilk inşa ettiği şehir, Vinyamar’dır. Gondolin’den farklı olarak Vinyamar deniz kenarındaki sarp yamaçlara inşa edilmiştir. Gondolin’in inşasından sonra kentin tamamen terk edildiği bilinmektedir.8

Amon Gwareth tepesi üzerine kurulan şehir, sonunda tamamlandığında “tepenin üzerindeki pınarlar yüzünden adına Valinor’lu elflerin dilinde (Quenya) Suyun Müziğinin Kayası anlamında Ondolindë denmiş (Quenya ondo = Sindarin gond ve lindë ‘şarkı söylemek, şarkı’); ama isim Sindar dilinde değişerek Saklı Kaya, Gondolin (Gond-dolen), olmuş”tur. (154) Nevrast’daki Vinyamar ise boşaltılır ve Beleriand’ın yıkımına dek orada kimse yaşamaz. (156-7)

Böylece Gondolin de tıpkı Tirion gibi, “bir tepenin üzerine kurulu, ağaçları ve kuleleriyle güzel” bir şehir hâline gelir. Silmarillion’da Gondolin’in “elf Tirion’unun anısı kadar güzelleştiği” söylenir. Ayrıca “kentin gizli ve zaptedilmez gücü”nden bahsedilir. (292) Vadinin içindeki saklı kent, tehlikelerle dolu Beleriand’da son derece korunaklı bir mevki sunmaktadır. Tolkien şehri şöyle anlatır:

“Amon Gwareth’in üzerindeki Gondolin gerçekten güzelleşip denizin ötesindeki Tirion’la bile karşılaştırılabilecek bir hâle geldi. Yüksek ve beyazdı duvarları, düzgündü merdivenleri, yüce ve görkemliydi Kral’ın Kulesi. Işıldayan pınarlar oynaşıyor ve Turgon’un sarayında elf zanaatıyla kendi işlediği eski Ağaçlar’ın görüntüleri duruyordu; altından yaptığı Ağaç’a Glingal denir, çiçeklerini gümüşten yaptığı Ağaç’a ise Belthil…” (156-7)

Bu tasvirde ağaçlar için “yapmak” sözcüğünün kullanılması ilginçtir, bu doğal öğelerden inşa edilmiş yapılar gibi söz edilmektedir. Silmarillion’da Gondolin tasvirlerine Tuor’un9 Gondolin’e gelişinin anlatıldığı bölümlerde de rastlanır. Tuor, Gondolin’e geldiğinde;

“…Tumladen vadisine baktı; uzakta Amon Gwareth’in kayalık yüksekliğinin üzerinde yüce Gondolin’i, ünü ve görkemi Beri Topraklar’daki elflerin şarkılarında yüceltilen yedi isimli kenti gördü. Ecthelion’un emriyle büyük kapının kulelerinde borular çalınıp tepelerde yankılandı; ve uzaklardan kentin ak duvarlarının üzerinden yanıtlayan boruların sesi, düzlüğün üzerine tanın ağarışıyla birlikte aktı.” Ve Tuor “…şehrin geniş basamaklarını çıkarak Kral’ın Kulesi’ne getirildi, Valinor Ağaçları’nın görüntülerine baktı.” (292)

Gondolin, J.R.R. Tolkien, 1928,
kaynak: Tolkien Gateway

Buradaki anlatımda da öne çıkan öğelerin yine beyaz taşlar, kuleler ve ulu ağaçlar olduğu görülmektedir. Tolkien’in 1928 yılında çizdiği Gondolin resminde de kuleler ve beyaz taşlar ön plandadır. Fakat resimde, belki de kente çok uzaktan baktığımızdan ağaçları seçemeyiz. Resimde şehir, yüksekçe bir dağ sırasının (Kuşatan dağlar) çevresini sardığı bir düzlükteki tepenin (Amon Gwareth) üzerinde kurulmuş olarak gösterilmiştir. Gerek çevresindeki dağlardan gerekse de üzerinde bulunduğu tepenin sarp yamacından kentin iyi korunduğu anlaşılmaktadır. Tolkien, Gondolin’in “saklı” bir kent olduğu vurgusunu resimde ustaca yansıtmıştır. Tepenin üstünde ayrıca şehri kuşatan bir sur duvarı bulunmaktadır. Dağlardan kente doğru, iki yanında sütunlar bulunan törensel bir yol uzanır. Tolkien’in çizimi siyah beyaz olsa da, bu yolun da —tıpkı kentteki yapılar ve sur gibi— beyaz taşlarla örüldüğünü düşünmek anlamlıdır. Yol tepeye ulaştığında, anıtsal merdivenlerle sur duvarına doğru yükselir ve yine anıtsal bir girişle son bulur. Kentte yapılarla beraber büyüklü küçüklü birçok kule seçilmektedir. Şehrin ortasına yakın bir yerde ise, Krallık Kulesi olması gereken diğerlerinden daha büyük ve ihtişamlı bir kule yer alır. Siyah beyaz çizimde tam seçilemiyor olsa da, yine bu kulenin üzerinde ışığın parladığını düşünmek için birçok neden vardır. Bu yüksek kuleler savunma amaçlı olarak düşünülmüş olmalıdır, fakat yine de sayılarının bu denli çok olmasının —tıpkı ortaçağ İtalya’sında olduğu gibi— birer güç simgesi olarak da düşünüldüklerini varsaymak, herhalde yanlış olmaz.

Tolkien’in 1928 tarihli Gondolin eskizinin H.E. Riddett tarafından
renklendirilmiş versiyonu,
kaynak: Tolkien Gateway

* Beleriand: Sindar dilinde “Balar Ülkesi” anlamına gelir. “Önce Balar Adası’na bakan Sirion deltası civarındaki bölgeyi tanımlamak için kullanıldı, ama sonra Orta Dünya’nın kuzeybatısının Drengist Körfezi’nin güneyindeki bütün kadim kıyısı, Hithlum’un güneyi ile Mavi Dağlar’ın doğu etekleri arasında kalan ve Sirion nehri tarafından Doğu ve Batı Beleriand diye bölünen tüm iç toprakları kapsayarak yayıldı. Beleriand, İlk Çağ’ın sonunda kargaşa içinde parçalanarak denizin altında kaldı, böylece geride sadece Ossiriand (Lindon) kaldı.” J.R.R. Tolkien, Silmarillion, Altıkırkbeş Yayın, 1999, s. 330. Bundan sonra, metin içinde ve notlarda parantez içindeki sayfa numaraları bu baskıya aittir.

1. Sindar, Beleriand’da kalıp Aman’a gitmeyen Teleri koluna verilen isimdir; Aman’a giden Teleri kolu ise Falmari olarak anılır.

2. Thingol, Teleri elflerinden gerçek ismi Elwë olan Doriath kralıdır.

3. Melian: Thingol’ün karısı. Valinor’u terk edip Orta Dünya’ya gelen bir Maia, Doriath’a kötülüğün girmemesi için bölgenin etrafına sihirli bir kuşak yerleştirdi. (Silmarillion, s. 353)

4. Finrod: Finarfin’in en büyük oğlu, Ñoldor elfi.

5. Gri elfler: Sindar.

6. Tolkien’in Lyme Regis desen ve resimleri hakkında, söz konusu desen ve resimlerin listesini de içeren kısa bir metin: Margaret Batt ve John Dover, “JRR Tolkien and the Influence of Lyme Regis”, 2013.

7. Ulmo: Ainu, ikinci en kuvvetli Vala, Aratar içinde sayılır; “Suların Efendisi” ve “Denizin Kralı” diye çağrılır. (Silmarillion, s. 365)

8. J.R.R. Tolkien, “Tuor ve Onun Gondolin’e Gelişi Hakkında”, Bitmemiş Öyküler, ed. Christopher Tolkien, İthaki, 2012, s. 31–95.

9. Tuor: “Huor ve Rían’ın oğlu; Mithrimli gri elfler tarafından büyütüldü; Ulmo’nun mesajını taşıyarak Gondolin’e girdi, Turgon’un kızı Idril’le evlendi…” (Silmarillion, s. 365)

elfler, Hale Gönül, J.R.R. Tolkien, Tolkien’in Elf Şehirleri