binalar ve insanlar
Ayı Olmak İsteyen Çocuk ve
Mucizeleri Kurcalayanlar
ENSTİTÜ

“Ne okuyorsun?” “Ekoloji ve evrimsel biyoloji.” Karışık uzun saçlara, pejmürde kıyafete, koldaki havalı dağ dövmesine şöyle bir baktı adam; “Hımmm? Uyar valla…” dedi. Tipinden belli oluyormuş.

Bizim küçükken “dağda yaşayan ayı olmayı” hayal eden çocuk ekoloji okumaya karar verince, “Yani ne olacakmış?” diye soranlara ‘ekolog’ diyorum. ‘Evrimsel biyolog’ da olabilir tabii. Ama o sayılmaz zaten, evrim toplumumuzun gelenek ve göreneklerine aykırı bir kere. Biyoloji kelimesi, bios/hayat ile logos/gerçek söz* kelimelerinin birleşimiymiş. Gerçekle ilişkisi olmayanın evrimle ne işi olsun.

Benim de biyoloji dersiyle hiç aram yoktu. Gelenekler çerçevesinde evrimi tasvip etmediğimden değil, daha çok lise tembelliğimden. Sıkıntıyla andığım ders hakkında hatırladığım neredeyse yegâne konu, arıların uçuşu ve mucizevi haberleşme yöntemleri. Doğa nasıl da mucizelerle dolu. Neyse ki bu mucizeleri kurcalamayı seven, hayatın ‘gerçek sözlerini’ duymak isteyen biyoloji tutkunları var.

Bir adet Biyolojik Çeşitlilik Araştırma ve Uygulama Merkezi binası gördüm. Bulunduğu yer Hacettepe Üniversitesi kampüsü. Bu kampüs ve yanı başındaki çok daha büyük ODTÜ kampüsü, ağaçları, endemik bitki türleri, kuşları ve özellikle yeşil papağanları ile Ankara içinde adeta bir vaha. Şehri çevreleyen irili ufaklı vadiler arasında ender yeşil kalanların üzerinde bulunan kampüs ormanlarının biyoçeşitlilik açısından çok özel yerler olduğu söyleniyor. Büyük üniversite kampüslerinin doğa ile haşır neşir olması elbette ki önemli. Tabii kampüsü mevcut ormanın içine ağaçları keserek kurmak var, bir de bozkıra kurup etrafını orman hâline getirmek. ODTÜ ve Hacettepe zamanında ikincisini yapanlardan.

Hacettepe Üniversitesi Biyoloji Bölümü, üniversitenin Beytepe Kampüsü’ndeki bütün ağaçları etiketlemiş. Etiketlerdeki QR kodu okutularak ağaçlar hakkında her türlü bilgiye ulaşılabiliyor. Bitkiler hakkında ilginç bilgilere rastlanabiliyor burada. Mesela sarı çiçekli, kırmızı meyveli bir çalı olan Berberis thunbergii bunlardan biri.

Berberis Thunbergii DC 
Türkçe: KADIN TUZLUĞU 
Deutsch: Sauerdom 
English: Jaundice berry 
Familyası: BERBERIDACEAE 
HANIMTUZLUĞUGİLLER 
Kökeni ve Yayılışı: Güney Japonya

Türkçe ismi: Kadın tuzluğu, ama familyası: Hanımtuzluğugiller. Türk biyoloji dünyasında bile kadınlar çoluk çocuğa, aileye karışınca saygınlık kazanıyor demek ki.

kaynak: HUBİOM

Binayı kullanılırken görememek beni üzdü, ama bir bakıma mimar için en güzel hâllerinden birinde görmüş olabilirim. Her şeyi bitmiş, temizlenmiş, teslim edilmiş. Bir rahatlama, hafifleme duygusu. Tuhaf perdeler, panolar, derme çatma mobilyalar, ıvırlar zıvırlar henüz gelmemiş; pencereler kapılar açık, havadar, mimarinin sadeliği, inceliği, bütünlüğü ortada. İnsan sesi, rengi, hareketi, pencere dibinde yetiştirilen bitkiler, kapıdan içeri sıvışan kedi, demlenen çay kokusu eksik ama.

Biyoçeşitlilik Araştırma Merkezi ve Müzesi, Hacettepe Üniversitesi, Ankara,
Erkal Mimarlık,
fotoğraflar: Orhan Kolukısa, Yerçekim

Hacettepe Üniversitesi Beytepe Yerleşkesi’nde bulunan yapı, bilim insanlarına araştırma olanakları sunarken, biyoçeşitlilik üzerine örneklerin de sergileneceği hacimlere ev sahipliği yapıyor… …Eskişehir Yolu üzerinde bulunan yerleşke kendine özgü ekosistemi bulunan bir vadiyi de kapsıyor. Biyoçeşitlilik Araştırma Merkezi ve Müzesi de çevredeki yoğun yapılaşma ve kentsel saçaklanmaya karşı bölgenin doğal zenginliğini, orta ve uzun soluklu düzenlemelerle olabildiğince korumayı amaçlayan projelerden biri olarak gösteriliyor; yerleşke ve üniversitenin yanı sıra, bölgenin korunmasına hizmet ederek kentin topoğrafyasına da olumlu katkılar sunmayı amaçlıyor. Bu bağlam içine yerleşen yapı, doğu yönüne bakan bir yamaç üstünde yer alıyor. Bu doğu bağlantısı yakın gelecekte, “Milli Botanik Bahçeleri” olarak isimlendirilmiş projelerin de dahil olduğu bir koruma alanları sisteminin parçası olma isteği ve ağaçlandırma bölgeleriyle komşuluk ilişkisine sahip olma arayışı doğrultusunda, kuvvetlice vurgulanıyor.

Biyoçeşitlilik Araştırma Merkezi ve Müzesi, fotoğraflar: Orhan Kolukısa, Yerçekim

Binanın önce farklı bir alan için tasarlandığını öğrenmek şaşırttı beni. Değişen yere göre yeni baştan tasarlandığı belli oluyor; topoğrafya ve yerle ilişkisi çok kuvvetli. Girişi karşılayan koruluk ile kampüse açılan teraslar arasında kalan yarı açık mekânlar Ankara’nın kuru sıcağında esintili bir sığınak yaratmış. Bu hacim aynı zamanda projenin planlarında kullanılan organik örüntünün başlayıp iki yana yayıldığı yer. Bal peteğinin veya bir yaprağın dokusu, yusufçuk veya çekirgenin kanat yapısı bu düzenin ilham vericisi olmuş.

Biyoçeşitlilik Araştırma Merkezi ve Müzesi, fotoğraflar: Orhan Kolukısa, Yerçekim

Binanın biçimlenişindeki doğal geometrik düzen yansıması, Kolombiya’daki Medellin Botanik Bahçesi’nin Orquideorama strüktürlerinin gölgesinde dolanırken yeniden aklıma geliyor. Orquideorama’nın bulunduğu tropik iklimin taşıdığı biyoçeşitlilik başka iklimlerle kıyaslanabilir gibi değil. Bu zenginliği açıklayabilmek için küçük ölçekli bir tropik orman örneği olarak düşünülmüş olan bahçenin girişine şöyle bir yazı konulmuş: “Tropik ormanlar dünya toprağının %6’sını kaplar, fakat bilinen bitki ve hayvan türlerinin %50’sinden fazlasını barındırırlar.” Böyle olunca hayat boyu 30-40 enlemlerinde yaşamış bir insanın hayal edemeyeceği tuhaflıkta bitkiler, çiçekler ve hayvanlarla karşılaşılıyor dolaşırken. Bu bize ‘gerçeküstü’ gibi gelen ortamın içinde kendimizi bir anda altında bulduğumuz dev flor-arbol / ‘çiçek-ağaç’ strüktürleri, gerçekten “mimari ile yaşayan organizma ilişkisinin” en güzel örneklerinden birini veriyor.

Orquideorama Medellin Botanik Bahçesi, Medellin,
Plan B Arquitectos & JPRCR Arquitectos, fotoğraflar: İpek Yürekli

Strüktür ve ölçek araştırmasının çarpıcı bir örneği olan proje, makro ve mikro dünyaları, hücresel ve mimari biçimlerin şık bir sentezi yoluyla, bir araya getirmiş.

Orquideorama strüktürleri, bahçe içinde tanımlı bambaşka bir mekân yaratıyor; bahçeden kopuk değil ama ayrı, insan yapımı ama bahçe sürekliliğinin parçası olan. Gölgesinde gençler oyunlar oynuyor, neşeli bağırışları, kahkahaları ahşap örtüyü evi bellemiş kuşların sesine karışıyor.

Orquideorama Medellin Botanik Bahçesi, fotoğraf: İpek Yürekli

Hacettepe’deki enstitü binasının yarı açık alanlarında da bütün girinti çıkıntılara kumrular yuva yapmış, binayı ismiyle müsemma bir yer hâline getirmişler. İyi işleyen çoğu binada olduğu gibi, binanın görünmeyen alanları görünür alanları kadar önem taşıyor. Canlı malzemenin sergilenme hazırlığı, farklı aşamalardan oluşan uzun bir süreç anlamına geliyormuş. Bu süreçte kullanılması gereken havuz ve laboratuvarların yerleri projede detaylıca düşünülmüş, fakat ekipman eksikliği sebebiyle henüz tamamlanamamışlar. Halen yeri var kendisi yok durumundalar.

Mimari kurgunun, doğadan ilham alarak tasarlanan formların içinde düzenlendiği belirtilirken istendiğinde birleştirilebilen sergileme birimlerinde ayrı karakterlerinin vurgulanmasına olanak sağlayacak şekilde bölümlenmeye gidilmiş. Biyoçeşitlilik kapsamında sergilenebilecek örneklerin, farklı bilim dallarını temsil eden, oldukça çeşitli boyut ile ölçeklerde olması nedeniyle, kendi başına temalara ayrılabilecek, ancak gerektiğinde birlikte de işlevlendirilebilecek bir parçalı hacim kurgusu planlanmış.

Sergi alanları dışında bir toplantı odası, bir kütüphane, araştırmacı odaları da var binada. Aslında sergilenebilecek çok koleksiyon varmış bir yerlerde. Ama doğal olarak laboratuvarlar bitmeden getirilemezlermiş. Ayrıca her şeyi bilen hocalarla dolu üniversitelerin işleyişini az çok gördüğümden, bu sergileme işini yapmak için birilerine danışmak gerekir mi, yok canım ne gerek var mı, biz kafamıza göre takılalım mı, bizden iyi bilecek biri olabilir mi gibi tartışma konularının da gündemde olduğuna eminim. Sonuç olarak bina bir müddet beklemede gözüküyor. Umarım açılmadan eskiyen binalardan birine dönüşmez ve umarım bu arayı fırsat bilen işlev değişikliklerine kurban gitmez ve umarım özenle özveriyle tasarlandığı gibi aynı şekilde kullanılmaya başlanır, gerçekleri merak edenlerle dolup taşar bir an önce.

Bu arada bizim ‘ekolog’ henüz dağda yaşayan ayı olamadı ama yosunlarla haşır neşir, biyolojik organik bir şeylerin peşinde kendi kafasındaki insanlarla beraber ter döküyor heyecanla. Mucizeleri kurcalamak lazım.

* Eski Yunancada söz kavramını karşılayan üç farklı kelime varmış; logos gerçek söz, mitos uydurulmuş söz, epos ise şiirsel söz anlamında kullanılıyormuş.

binalar ve insanlar, Erkal Mimarlık, Hacettepe, İpek Yürekli, mimarlık, ODTÜ