21. Yüzyılda Bir Çeşit Folklor: Creepypasta

“İlginç. CIA’de çalıştığım zamanlar, hayvanların ‘et arayüzlerinden’ geçerken hayatta kalmak konusunda insanlardan çok daha başarılı olduklarını fark etmiştik. Kedileri ve köpekleri sıklıkla buralardan yolluyorduk. Birinin aklına, ses taklidine yatkınlıklarından dolayı, arayüzden hill myna kuşu göndermek geldi. Bu içeriye bir ses kaydedici yollamamıza en yakın seçenekti (arayüzler canlı olmayan şeyleri reddediyorlardı. Daha önce bir kaplumbağaya ses kaydedici yerleştirmeye çalışmıştık ama çabamız değişik seviyelerde başarısız olmuştu).
Kuşları yolladık, döndüklerinde her zamanki sıvılarla kaplılardı ama içleri dışlarına çıkmamıştı. Aramızda dünya dışı varlık teorisini destekleyenler, kuşların uzaylı konuşmasını aktaracakları konusunda büyük umutlar besliyordu. Bunun yerine (hayret verici bir şekilde) flüt benzeri bir  çeşit müziği taklit ederek döndüler. Enteresan bir müzikti, yalnızca bütün kuşlar aynı anda ötmeye başladıklarında tatsız bir etki yaratıyordu. Sonunda bizim bölümden biri tüm kuşları öldürdü, kim olduğunu asla öğrenemedik.”

_9MOTHER9HORSE9EYES9, 
Reddit’te “bugün öğrendim ki” forumundaki
“tarihte kayıtlı korsanların hiçbirinin papağanı yokmuş”
post’una cevap olarak.

Daha önce yeni medyanın anlatı sanatına yeni imkânlar sağlayıp sağlayamayacağı konusunda, daha çok oyunlar üzerinden gelişen çeşitli tartışmalar hakkında yazmıştım. Bu sefer doğrudan bu imkânlar sayesinde oluşup büyüyen bir çeşit edebi tür hakkında yazmak istiyorum: creepypasta. Kavram, internet üzerinden daha çok kopyala-yapıştır yöntemiyle yayılan, bir tür korku unsuru barındıran metinler ve görseller için kullanılıyor. 2006 yılında, 4chan kullanıcılarının “bu mesajı on beş kişiye göndermezsen köpeğin ölecek” tarzı kopyala-yapıştır yöntemiyle sonsuz miktarda paylaşılan metinler için kullandıkları copypasta teriminin, ürkütücü anlamına gelen creepy ile birleştirilmesiyle oluşmuş bir kelime.

龍門石窟不是什麼似的。找到黃色的神的巢穴

Creepypasta’nın en bilinen örneği —çocuklar başta olmak üzere— insanlara korku saçan ve kaçıran, siyah takım elbiseli, yüz hatları olmayan ve orantısız uzun ve zayıf bir vücudu olan Slender Man [ince, uzun adam]. İlk olarak Zack Parsons isimli bir kullanıcının Something Awful sitesinin düzenlediği, gündelik bir fotoğrafı paranormal hâle getirmek üzerine açtığı yarışmaya yolladığı resimlerle başladı. Yarışmaya sunulan diğer işlerden farklı olarak, Parsons resimlerin altına olayların tanıkları tarafından yazılmış gibi görünen metinler eklemişti. İlk fotoğrafın altında, 1983 yılında yazıldığı ve yazanın öldüğünün varsayıldığı bilgisinin eşliğinde, “gitmek istememiştik, onları öldürmek istemiyorduk, ama onun ısrarlı sessizliği ve bize uzanan kolları bizi hem korkutuyordu, hem güven veriyordu” yazıyordu.

“1983 Çocuk Kaybolmaları”,
kaynak: The Slender Man Files
“1986 Stirling City Çocuk Kaybolmaları”, kaynak: The Slender Man Files

İkincisinde ise, 1986 yılında 14 çocuğun kaybolduğu günden bir fotoğraf olduğu, Slender Man’in deformasyonunun film hatası olduğu ve fotoğrafı çeken Mary Thomas’ın 1986’dan beri kayıp olduğu yazıyordu.

%6C%65%6F%6E%61%72%64 %6B%6C%65%69%6
E%72%6F%63%6B%69%73%6E%6F %74%72%65%61%6C 
Es gab niemals zeit

Parsons bu iki paylaşımdan sonra, Slender Man fotoğrafları yayınlamaya devam etti. Bu esnada,Slender Man sayısız internet kullanıcısının katkısıyla büyük bir fenomen hâline geldi. İnternette karakterin sayısız fotoğrafı ve hikâyesi dolaşmaya başladı. İlerleyen yıllarda Slender Man hakkında iki oyun ve bir internet dizisi yapıldı. Fenomen o kadar büyüdü ki, 2014 yılında Wisconsin’de on iki yaşında iki kız, gerçek olduğuna inandıkları Slender Man’e yaranmak adına bir arkadaşlarını on dokuz kez bıçakladılar. Olay sonucu creepypasta’nın wiki sitesi bölgede yasaklandı ve internetin çocuklar üstündeki etkileri hakkındaki tartışmalar alevlendi.

Jeff the Killer, Jeffrey “Jeff” Woods,
kaynak: Villains Wikia

Neredeyse Slender Man kadar ünlü başka bir creepypasta karakteri de Jeff the Killer [Katil Jeff], insanları öldürmeden önce kulaklarına “haydi uyu” diye fısıldayan bir seri katil. Tüm creepypasta’lar gibi değişik köken hikâyeleri olsa da, ilkinde bir kabadayılık olayı sonunda suratına dökülen kimyasal bir madde nedeniyle ten rengi beyazlamış ve bu yeni hâline sürekli bakıp gülebilmek için de göz kapaklarını yakıp ağzını bir bıçak yardımıyla genişletmiş on üç yaşında bir insan olarak tasvir ediliyor. Kendisine kabadayılık yapan çocuktan hemen sonra kendi ailesini de öldürerek kariyerine devam ediyor.

يوغ-سوثوث هو شبكة الإنترنت

Jeff the Killer’ı başlatan hikâyeleri açıkçası çok sevmedim. On üç yaşındaki bir insana, Jason Bournevari taktik manevralar verip katliama göndermek çok parlak bir fikir gibi gelmedi; özellikle Damien Thorn, Danny Torrance ve Isaac Chroner gibi karakterlerle büyümüş biri olarak bunu söylüyorum. Jeff the Killer’ın milyonlarca seri katil hikâyesi arasında dikkat çekmesinin sebebi, belki de metinlere eşlik eden fotoğrafı: Beyaz bir surat, yuvarlak, etrafı siyah iki göz ve kahkaha atan bir Kakihara ağzı. Fotoğraf kullanıcılar arasında öyle etkili oldu ki, kökeniyle ilgili bir başka creepypasta başladı: 2008 yılında 4chan’a fotoğrafını yükleyen Katy Robinson’la sitedeki herkes kilosu yüzünden dalga geçiyor ve kız kendisini öldürüyor. Rivayete göre fotoğraf, kızın yüklediğinin üzerinde oynanmış hâli. Çok sonradan, Jeff the Killer creepypasta’sını başlatan kişi olduğunu iddia eden biri, lateks bir maske üstüne göz yapıştırarak bu fotoğrafı elde ettiğini açıkladı ki, buna inanmayan kişiler hâlâ mevcut.

66696E64206C 6176656E646572 20746F776E00
alles wird ewig kopiert

Üslubunu fazlasıyla beğendiğim creepypasta’lar da mevcut. Reddit’te bir kullanıcı, _9MOTHER9HORSE9EYES9 adıyla çeşitli forumların altına —kimi zaman konuyla iyi kötü alakalı— bir bilimkurgu hikâyesinden düzensiz kısımlar ekliyor. Yazdığı her şeyi birinci ağızdan, gerçekten yaşanmış gibi aktarıyor. Hayvan parçalarından yapılmış bir figür tarafından büyütülen çocuk, ‘et arayüzü’ [flesh interface] dediği geçitlerde yapılan deneyler, halüsinojen maddeler zihin kontrolü programları gibi konular 9M9H9E9’un hikâyelerinde sıklıkla görünüyor. Biraz Philip K. Dick, biraz H. P. Lovecraft derken okuyucu kendini çok farklı yerlerde bulabiliyor.

Δεν υπάρχει

εμβάπτιση,

Дагон няма

Televizyon programları ve bilgisayar oyunları da çeşitli creepypasta’lara konu oluyor. Bir forum içinde ilerleyen, birkaç kullanıcının çocukken izledikleri bir program hakkında konuştukları creepypasta Candle Cove ve Sponge Bob karakterlerinden Squidward’un intihar ettiği videonun hikâyesi popüler televizyon örneklerinden. Çeşitli forumlarda, Pokémon’un Game Boy oyununda Lavender Town adlı yerde vakit geçiren on, on beş yaşlarındaki çocukların kendilerini yaratıcı şekillerde öldürdüklerine dair haberler çıkmıştı. Rivayete göre çocukları bu mekânda çalan müzik etkiliyordu. Lavender Town denilen yer ise, oyundaki Pokémon mezarlığı. Ölen Pokémon’unun yasını tutmak isteyen yetiştiriciler buradaki kuleye geliyor. Kasabada da Roket Takımı tarafından vahşice öldürülen Pokémonlar ve çeşitli hayaletler sıkça konuşulan konular. Yani intihar eden çocuklar olmadan da, konu yeterince karanlık. Oynayanlara ürkütücü imajlar gösterip insanları komaya sokan, hatta intiharlarına sebep olan oyunlar hakkında yazılıp çizilen pek çok creepypasta örneği de mevcut (sonic.exe, Ben Drowned, Polybius).

0110111101101110011011 00011110010111000001 
1011110110110001111001011 00010011010010111
010101110011011 000100111001001101111011010
110110010101100110011 100100110010101100101

Klubs sind am aussichtsreichsten,
pik as geht immer als erstes.

Konuyu toparlamadan önce, bir anlatıya kalkışmayan ama hakkında çok fazla spekülasyon yapılan viral post’lardan da bahsetmek istiyorum. İnternet kullanıcıları arasında Cicada 3301 olarak bilinen ve amacının yetenekli şifre kırıcıları işe almak olduğuna inanılan bir grup 2012’den beri “fazlasıyla zeki bireylere” yönelik altı adet şifreli mesaj yayınladı. Her mesajda bir sonrakinin nasıl bulunacağını gösteren çok karmaşık ve farklı şekillerde şifrelenmiş bilgiler bulunuyor. İlk ilan çıktıktan bir ay sonra grup, aradıkları bireyleri bulduklarını, başaramayanlar için ise gelecekte yeni fırsatlar olacağını bildiren bir post yayınlıyor. Grubun önemli istihbarat servislerine eleman almak için kurulduğu veya fazlasıyla gelişmiş bir oyun olduğu yönünde görüşler mevcut. Şimdiye kadar bunları doğrulayacak bir kanıt ortaya çıkmadı.

49.3833°N 109.2842°W

2015 yılında ortaya çıktığında viral olan 11B-X-1371 adlı videoda, veba doktoru gibi giyinmiş bir kişi terk edilmiş bir binada rahatsız edici bir müzik eşliğinde hareket ediyordu. Tek elinde yanıp sönen bir ışık vardı ve etrafında bazı şekiller beliriyordu. Video bir DVD’ye kaydedilmiş olarak bir İsveç teknoloji bloğu olan Gadgetzz’nin kurucusu John-Erik Krahbichler’e gönderilmişti. Krahbichler videoyu Reddit’e yükledikten sonra kullanıcılar videonun içine gizlenmiş mesajlar buldular. Mesajlar çoğunlukla ölümle alakalıydı, hatta bir tanesi Beyaz Saray’ın koordinatları verilerek “başkanı öldür” diyordu. Yayınlandıktan bir süre sonra Polonya’da yaşayan bir Amerikan vatandaşı olan Parker Warner Wright, videoyu bir sanat projesinin parçası olarak kendisinin yaptığını açıkladı. Bunu kanıtlamak için de başka bir video yayınladı, hâlâ da çeşitli videolar yayınlamaya devam ediyor.

Peki creepypasta’lar beni neden korku filmlerinden daha çok geriyor? Freud’a göre, iyi bir korku metninin okuyucuya tekinsizlik duygusunu vermesi için konuyu bir muğlaklık içinde sunması gerekiyor. Anlatıcının aktardığı olayların gerçek mi hayal mi olduğunun belirsizliği, tekinsiz bir anlatı için belirleyici unsur. Tabii bir de bir şeyin tekinsizliği, onu gerçek hayat tecrübelerimizle ilişkilendirebilmemize bağlı. Parkta ele ele tutuşmuş ikiz kız çocuk görsek bizde çok değişik bir duygu yaratmaz, ama kış vakti boş bir otelde aynı kızları bize sabit bakarken gördüğümüzde durum biraz değişir. Bir korku yazını türü (veya biçimi) olarak creepypasta, bu tekinsizlik unsurlarını çok iyi istismar ediyor. Yazında kullanılagelen tekinsizlik öğeleri bu hikâyelerde zaten mevcut; on üç yaşındaki bir çocuğun, deforme suratına daha çok bakabilmek için göz kapaklarını yakması yeterince tekinsiz bir durum. Creepypasta’da bu duruma bir de anonimlik ve kolektiflik unsurları ekleniyor. Soylu bir vampirin Londra’yı kolonize etme çabası hakkındaki bir kitap ürkütücü ama yazarı belli, telif hakları için verilmiş savaşlar ortada. Diğer tarafta, çocuk kaçıran ince uzun bir adamın fotoğrafları muğlak notlarla, anonim hesaplardan paylaşılmaya başlanıyor. Bu fotoğrafların ve metinlerin kaynağı hakkında hiçbir bilgimiz yok. Arkasından, aynı adamın 16. yüzyıl Alman ağaç baskılarında da olduğu kimi belgelerle iddia ediliyor. Orada görüldü burada görüldü derken konunun içinde kayboluyoruz, hatta özensiz hazırlanmış tanıklıklar arasında son derece iyi kurgulanmış bir tanesine denk gelince, ister istemez sessizce “ulan?” diyebiliyoruz.

ಶುಬನಿಗ್ಗ್ರಾಥ್

İnternet ortamı da bu belirsizliği körüklüyor. En popüler sosyal medya sitelerinde bile insanın kanını donduran şeylere denk gelebiliyoruz. Yakın tarihte Amerika’da bir katil, cinayetlerini canlı olarak Facebook’ta yayınlamıştı. 4chan gibi sitelerde karşılaştığım şeylerden bahsetmek bile istemiyorum. Kabul, troller karşı oldukları her görüşün altına boş boş cinayet veya tecavüz tehditleri sıralayabiliyor, bu bütün kullanıcıların alışık oldukları bir durum. Diğer taraftan da çeşitli post’larda verilen bilgilerin kimi zaman doğru olduğu ortaya çıkıyor. Ana akım medyada asla yer almayacak çeşitli kavanoz veya yeşil sinek kurtçuğu deneylerine de sadece bazı forumlarda denk geliyoruz ve bunları gördüğümüzde dünya kesinlikle bir dakikalığına güzelleşmiyor.

Georgia Üniversitesi’nden Shira Chess’in 2011’de yayınladığı bir makale, creepypasta’ları Bloody Mary gibi folklor efsaneleriyle karşılaştırıyor. Bu efsanelerin oturması nesillerden nesillere aktarılarak onlarca yıl sürerken, creepypasta’lar günler, hatta saatler içinde aynı statüye ulaşabiliyor. Çevrimiçi alanlarda yaratılan bu kültürel korkuların çeşitli kullanıcıların girişimlerinin ve okuyucuların hikâye beklentilerinin müzakeresinin bu ortamda hızla gerçekleşip, karakterin hızla oluşturulduğu da Chess’in gözlemleri arasında.

061 071 066 062 147 162 141 166 151 164 171 1

72 157 156 145 163 164 151 154 154

1
57 160 145 156

Wisconsin’deki Slender Man bıçaklamalarından sonra creepypasta’lar hakkında kimi tartışmalar başlamış olsa da, uzmanlar türü günah keçisi yapmaya çalışanlara sakin olmalarını söylüyor. Shira Chess bu hikâyelerin, önceki korku şekillerinden çok da farklı olmadığını ısrarla söylüyor. Central Missouri Üniversitesi’nden Eric T. Newsom da creepypasta’ların okuyucuyu son derece aktif bir okumaya çektiğini vurgulayarak yazarlar ve okuyucular arasında kurulan ilişkiyi övüyor. Hikâyelerden herkes zevk almayabilir, ama korku meraklılarına türe bir göz atmalarını öneririm.

Biraz karanlık bir konuydu, modunuzu yükseltmek adına Miki Fare?

Suicide Mouse, 1931
8/3 7/8 8/2 7/6 6/5 1/4 2/5 8/1 8/7 5/7 5/2 5/6 1/8 7/1 5/2 2/6 3/8 7/5 6/8 2/8 4/7

#altgames, anlatı, creepypasta, Çağıl Ömerbaş, dijital kültür, internet, korku, tekinsizlik, yeni medya