POT+,
“Komün-aksiyon Duvar”,
Antalya, 2017
İçinden Fesleğen Fışkıran Toprak Duvar

Bu sefer hiç denemediğimiz bir şey yapalım!

POT+ kafayı tasarımın kent içinde doğa ve insanla bir bağ kurmasına, bunu da hesaplamalı tasarım ve üretim yöntemleri ile buluşturmaya takmış bir grup. İki kişi gibi görünse de her projede benzer şeyleri kendine dert edinmiş insanlarla ortak çalışarak bir araştırma nişi oluşturuyor.1

Hem doğayı hem teknolojiyi sevmek dönemin açmazlarından, bunların nerede ortaklaşacağı, sınırları ve zorlukları üzerine düşünmek ve üretmek ise bugün pek çok tasarımcının üzerinde düşündüğü konulardan. Etkin olarak kullanmaya başladığımız dijital üretim yöntemlerini, büyük ölçekli mimari ya da endüstriyel projelerin yanı sıra gündelik hayatın içine dahil edebilmek, bunu kolektif kullanıma uygun hâle getirmek ve doğayla bağ kurmaya çalışmak ise epey zorlayıcı. Bu nedenle de uzun, yorucu ve keyifli bir süreç…

Komün-aksiyon Duvar, POT+ araştırma grubunun tüm bunlardan yola çıkarak 4. Uluslararası Antalya Mimarlık Bienali (IABA 2017) için ürettiği işin adı. Tasarım ve üretim sürecinin ana bileşenleri olan mimarlık-doğa-teknoloji arasındaki kombinasyonları kurarak yeni soruların önünü açan bir mimari prototip. Sıkıştırılmış topraktan çağdaş üretim teknolojileri ile üretilmiş, üzerinde yenebilir bitkiler yetişen bir strüktür.

Gyroid

Aslında tüm hikâye bu sefer “bahçe strüktürü değil de mimari eleman tasarlamayı deneyelim ki istendiğinde iç mekânlara da adapte edilebilsin” düşüncesinden doğdu. Modüler bir sistem yaratarak her türlü boyutta duvar oluşturmayı olanaklı kılmak ilk kararlardandı. Bunun çoğaldığını, mekân oluşturduğunu hayal etmek herkeste heyecan uyandırdı.

Modülün formunun, bir araya gelişinde taşıyıcılığı sağlaması dışında sürekli bir yüzey kuracak nitelikte olması da gerekiyordu. Pek çok dijital modelleme, gerçek malzeme ve kalıpla denemeden, çeşitli hüsranlardan sonra modülü gyroid* ile oluşturmaya karar verdik. Gyroid sürekli içbükey yüzeyler kurarak yağmur suyunun bitki haznelerine akışını imkânlı kılıyor, dolayısıyla en az malzeme ile en geniş boşluklar açılabiliyor ve bitkiler büyüyecekleri ve güneş alabilecekleri yeterli yere sahip olabiliyordu. Üretim açısından ise büyük kolaylık sağlıyordu. Her birim ters çevrilip birbiri üzerine oturtulduğundan tek bir kalıp ile tüm duvarı üretmek mümkündü.

“Pek çok dijital modelleme,
gerçek malzeme ve kalıpla denemeden, çeşitli hüsranlardan sonra modülü
gyroid ile oluşturmaya karar verdik.”

Toprak

Yaşamsal döngünün bir parçası olabilecek, kullanımından vazgeçildiğinde nereye gideceğine dertlenmeyeceğimiz doğal bir malzeme ile üretebilsek keşke bunu diye düşünürken toprak çıktı karşımıza. Toprağı unutmuştuk. Tohumdan atığa, her şeyi dönüştüren döngüsel yaşamı, her şeye rağmen bizi terk etmeyişi ve tüm bunlara rağmen kentlerimize yakıştıramadığımız, sürekli kir muamelesi yaptığımız toprakla yeniden barışmanın da bir yolu oldu bu.

Kullandığımız toprak hangi hikâyeleri bohçasına koyarak bizlerleydi hiç bilemiyoruz. Sonuçta bir hafriyat toprağıydı, üzerinde neler yetişmiş, çıkarıldığı yerde ne betonlar yükselmişti kim bilir? Toprak yok olmuyor gerçekten, oradan bizim önümüze geldi. Çeşitli kalıplara sıkıştırmak için denemeler yaptık. Toprağı sıkıştırmak doğru doğal katkılar ve düzgün tokmaklamaktan geçiyor. İnsandan başka hiçbir şeye ihtiyacı yok.

“Toprağı sıkıştırmak
doğru doğal katkılar
ve düzgün tokmaklamaktan
geçiyor.”

Ama boşluklu bir forma sahip olması, kendi kendini taşıyabilmesi için teknik desteğe ihtiyaç vardı elbet. Kalıplar ve boşluklar büyüdükçe toprağın taşıyıcılığı zorlandı, çevirip çıkarması, üst üste koyması bizim gücümüzü aştı. Vazgeçmekle destek alarak devam etmek arasında bir tercih yapmak gerekiyordu. Derdimizi anlayan, bu duvarın hayata geçmesini bizim kadar önemseyen insanlarla tanıştık neyse ki.2

Bitki

Bu duvarın ayırıcı bir elemandan çok bir üretim alanı, sürdürülebilir ve üretken bir kentsel peyzaj öğesi olmasını istedik. Dikey bir bostan olarak hem malzemesiyle hem de üzerindeki yenilebilir bitkileri, çevresindeki farklı kullanıcıları ile yaşayan bir strüktüre dönüşmesi permakültürün yol göstericiliği ile sağlandı. Şifalı otlardan ve baharatlardan oluşan bitkilendirme, duvarın içerisine yerleştirilen damlama sulama sistemi, kuşlar için yem konularak onları davet eden boşluklar duvarın peyzaj tasarımı açısından ana karakteristik kararlarıydı.

Zeminde kapladığı alan bir duvar kadar olsa da, üretim yüzeyi beş katı bir alana denk geliyor. Düz ve ters bitki dikim alanlarıyla farklı bir deneyimi yaşatması, gyroid formu sayesinde oluşan boşluklarla bitkinin güneş ve gölge ihtiyacını karşılamasıyla faklı bir peyzaj uygulaması sunuyor. Bu işi kent parkı, kentte gıda üretimi, su kaynaklarının korunması ve kullanımı, kentsel peyzaj ve kentli kullanıcının beklentilerini sorgulamak için de bir fırsat olarak görüyoruz.

Ziyaretçilerin meraklı gözlerle duvarı ve bitkileri incelemelerine, parkın ortasında yenilebilir bitkilerin var olduğu gerçekliğine inanmak için dayanamayıp bir tutam koparıp koklamalarına, hatta tatmalarına tanık olduk. Bu, kentli insanın tükettiği besinlerin nasıl yetiştirildiğine, hatta gerçek formlarının ne olduğuna dair bir bilgiyi unuttuklarını gösterse de, merakları umut vericiydi.

Biz nane, biberiye, melisa, maydanoz, ıtır, kekik, marul, fesleğen, reyhan, çeri domates ve biber ektik. İsteyen Antalya Karaalioğlu Parkı’na gidip toplayabilir, yenilerini ekebilir.

İnsan

Komün-aksiyon Duvar kendi içinde ve çevresiyle kurduğu ilişkiler ve döngüler sayesinde ‘süreklilik’ temalı bienalde ziyaretçiler için ufuk açıcı bir kurgu oluşturmayı hedefledi. Kamusal mekânda kentliye ait bir üretim alanı yaratmak bizim için öncelikliydi. Hepimiz üretimi bilmeden tüketiyor, kaynaklarımızı nasıl kullandığımıza dair bir farkındalık geliştirmekte zorlanıyoruz. Bu küçük bir girişim ama üretmeye, doğa ve toprakla yeniden bağ kurmaya olan ihtiyacımıza dikkat çekmekte.

İnsanları üretimle bir araya getirmek ise işin doğasında var. Tasarım sürecinden uygulamasına ve nihayetinde kullanımına kadar herkesin birbirinden öğrendiği, birlikte var olması zor diye düşündüklerimizin uyum içinde vücuda geldiği bir iş çıktı ortaya.

Zorlukları değil de keyfini hatırlıyoruz hepimiz: Toprağımız bol olsun!

* Editörün notu: Gyroid’ler söz konusu olduğunda Alan H. Schoen’ün adını anmamak olanaksız. Schoen kendi web sitesinde “yeni başlayanlar için” gyroid’leri anlatıyor: “Triply-periodic minimal surfaces.”

1. POT+: Fulya Özsel Akipek ve Tuğrul Yazar; Komün-aksiyon Duvarlar ekibi: Özgül Öztürk Aksu, Dilek Yürük, Işıl Çokuğraş, Gizem Akgün, Serkan Uysal.

2. Birimler Fibrobeton Düzce Üretim Tesisi’nde üretildi.

algoritma, Fulya Özsel Akipek, gyroid, Işıl Çokuğraş, mimarlık, modüler, POT+, toprak, Tuğrul Yazar