Seyahatlerin İzleri

İnce karton kapaklı bu kitabın üzerine uzun zamandır yazmak istiyorum: Cafer Türkmen – Bilimsel Bir Yolculuğun Fotoğrafları. Gri tonlarındaki kitap kapağında katırların üzerinde dört kişi, yanlarında da iki adam var. Dağlık, düz bir alanda arazi gezisindeki gruba bakıyoruz. Katır üzerindeki adamların ikisi neden geriye bakıyor? Fotoğrafın tuhaflığı beni daha da çok çekiyor. Tüm baskı öncesi hazırlık kusurlarını görmezden gelmeye çalışıyorum. İlk açılan sayfalarda yine dağlık bir arazinin ortasında bir köy görüyorum. Sayfayı çevirdiğimde kitabın künyesi ve iç başlığı geliyor. Klasik bir tavırla hazırlanmış, eskilerin albüm diyeceği bir fotoğraf kitabına baktığımı biliyorum. Yine de baskı dışında umudum yüksek. İlk bakışta kitabın yazılı bölümünü atlıyorum. Yaklaşık elli sayfa geçiveriyor. Özensizce taranıp işlenmiş fotoğrafı seçmeye çalışıyorum. Hüznüm gitgide artıyor. Tatvan ve Van fotoğrafları bana emekli öğretmen anneannemin anlattığı zorunlu hizmet anılarını hatırlatıyor. Fotoğrafların bazıları kendilerini rahatça gösteriyor; akşam ya da gündüz saatlerinde çekilmişler, yatay ışık ve Türkmen’in kontrollü pozlaması sayesinde baskı öncesi pek de bir hazırlığa ihtiyaçları yok. Diğerleri ise Anadolu bozkırını yakan o sert güneş ışığının etkilerini hafifletmeyi umursamadan basılmış. Daha fotoğraflı on sayfayı geçmemişken, kitabın yeni baştan basılmasını gerektirecek bir hatayla karşılaşıyorum. Bu kitabın üretiminde hiçbir fotoğraf editörü çalışmadı mı acaba? Hiçbir baskı uzmanı? Fotoğraf arşivlerini yorumlamaktan anlayacak bir sanat ya da medya tarihçisi? İleride benim ya da burada çalışmalarını kaleme aldığım dostlarımın arşivleri de böyle özensizce mi ele alınacak?

Cafer Türkmen –
Bilimsel Bir Yolculuğun Fotoğrafları,
haz. Sadık Karamustafa,
met. Saliha Dıraman,
İstanbul, TÜYAP, 2016,
208 sayfa, 22 × 22 cm, karton kapaklı; fotoğraflar: Ali Taptık / Onagöre

Sadık Karamustafa tarafından yayıma hazırlanan ve tasarımı Ayşe Karamustafa tarafından yapılan bu kitap konusunda kafam çok karışık. Sevgili Esen’in hediyesi, hiç duymadığım bu kitap beni çok heyecanlandırmıştı. Hâlâ da inanılmaz bir potansiyel taşıdığına inanıyorum. Lakin böylesi bir arşivin sunumunun birçok farklı katmandaki eksikliği, yazmamı zorlaştırıyor. Eksikliklerin nedeninin cehalet ya da art niyet olmadığı apaçık ortada. Olası şüpheliler ekonomik vizyonsuzluk ve kurumsal öksüzlük; Türkiye’de fotoğrafçılığı içinden çıkaramadığımız iki batak. Türkmen’in kitabını ve potansiyelini aktarırken bu iki konuyu da elimden geldiğince açmaya çalışacağım.

Cafer Türkmen, 2007 yılında kaybettiğimiz bir fotoğrafçı. İstanbul Üniversitesi Zooloji Kürsüsü’ndeki uzman pozisyonu görevi gereğince Prof. Curt Kosswig’e arazi gezilerinde eşlik etmesi ve Van, Diyarbakır, Urfa gibi şehirlerde, vantuzlu balık ya da Anadolu parsı gibi Anadolu’ya özgü birçok hayvan türünü belki de ilk fotoğraflayan kişi olması bu kitabı daha da bir önemli kılıyor. Eczacıbaşı grubunun her sene yayımladığı fotoğraf kitapları serisindeki tematik bir düzenden uzak, en iyileri seçmeye dayalı albüm kafasının sıkıcılığı bu ‘üstat’ların geçmişte gömülü kalmasına neden olabilecek bir tavırsızlık örneğiyken, bu kitap, gerçekten çok spesifik bir grup fotoğrafın Türkmen’in notları ve hatıralarıyla birlikte inceleneceğini düşündüğüm için beni daha da heyecanlandırıyor. Türkmen’in fotoğraflarının ikonik örnekleri yerine, yer yer işin doğası gereği ihtişamsız örneklerini de göreceğim için seviniyorum.

Cafer Türkmen –
Bilimsel Bir Yolculuğun Fotoğrafları

Kitapta negatiften taramalarla sunulan bu fotoğraflar, fotoğraf arşivlerinin yayımlanmasına dair farklı iki önemli tavrı tartışmak için ideal. Fazlasıyla baskı üretmiş, kendi baskılarını yapan ya da yaptıran fotoğrafçıların fotoğraflarını yayıma hazırlarken, daha önce basılmamış negatifleri onun tercihleriyle (ton dengesi, kontrast, lokal müdahalelerin miktarları ve amaçları) elden geçirmek bu tavırlardan biri. Bir diğer tavır ise, yer yer AGM arşivlerinin irdelenişinde gözüme çarpan, “Fotoğrafçı bugünkü teknolojilere sahip olsa nasıl bir baskı yapardı?” sorusuna cevap vermeye çalışan, birinci örnekteki tercihleri bir sınır ya da pusula yerine daha çok öneri olarak değerlendirmek. Kitapta bunlardan ikisini de göremediğimi söylemeyi borç bilirim. Adeta basit ışık bilgisinden yoksun birileri tarafından hazırlanmış bu fotoğraflarda Türkmen’in fotoğraflarını göstermek yerine, saklamak, bozmak amaçlanmış gibi.

Baskılar ve taramalardaki özensizliğe takılmadan, kendimce bu fotoğrafları Cafer Bey’in nasıl basacağını ya da bastıracağını hayal ederek devam ediyorum. İki teknik gezinin izini sürdüğümüzü hissediyorum. 1952 ve 1954 tarihli fotoğrafları birbirinden ayıran bir sayfa bile yok. Ayşe Karamustafa çoğu yatay olan fotoğrafları genellikle aynı yükseklikte, yer yer sayfa sınırlarına değen, yer yer geri çekilen bir düzende yerleştiriyor. Tahminen mekânsal bir izlek içinde sayfaları sıralamayı çalışıyor. Köprü, tren gibi seyahatte yer değiştirmeyi ifade eden imgeleri silme sayfalarda görüyoruz. Tasarımcının bu arşivi değerlendirecek zamanı oldu mu acaba? Editörler ve arşivi düzenleyenler böyle bir çalışmaya girdi mi, burada bir tasarımcıdan danışmanlık aldılar mı? Oldukça az bilgi içeren künyeden bunları anlamak zor. İçimdeki his, Türkmen’e bir vefa borcu motivasyonuyla birçok kişinin bu kitapta amatör bir anlayışla yer aldığı yönünde. Yoksa 2016’da böyle bir kitabın yayımlanmış olmasını –mesleğimize saygıdan– belki de kabul etmemeliyiz. Başta bahsettiğim ekonomik vizyonsuzluk, böylesi bir kitabın ancak bir hediye, bir sponsorluk ve prestij yayını şeklinde değerlendirilmesinden kaynaklanıyor. Halbuki daha bilinçli bir şekilde, iyi bir araştırma, baskı öncesi hazırlık ve daha ciddi bir tanıtım yatırımıyla okura sunulsaydı hem bilimsel hem sanatsal hem de ekonomik olarak çok daha fazla artı değer yaratabilirdi.

Cafer Türkmen –
Bilimsel Bir Yolculuğun Fotoğrafları

Bilimsel Yolculuğun Fotoğrafları farklı kitapları ve çalışmaları hatırlatıyor. Mesela Dorothea Lange’in, 2013 yayını beş ciltlik fotoğraf kitabı serisi FSA Photographs bunlardan biri; Lange’in Amerikan Çiftçi Koruma Örgütü [Farm Security Administration] için çalıştığı altı sene boyunca ürettiklerinin tamamı, onunla birlikte gezen yazarların notları ve yorumlarıyla sunuluyor. Dahası daha yakın zamanda Lange’e bu seyahatlerde eşlik eden Tess Taylor’ın şiirleri de MoMA tarafından Last West ismiyle yayımlandı. Sık sık örnek verdiğim Larry Towell’ın kariyerine dönüp baktığı The World from My Front Porch savaş, fotoğraf ve antropoloji ilişkisi hakkında samimi saptamalarıyla yayımlanmıştı. Fikret Otyam’ın seyahatnameleri, coğrafyamızda fotoğraf ve yazıyı birleştiren ve sevilen örneklerden; lakin onların da bir tıpkıbasımı ancak görsellik odaklı kitaplara tutkulu küçük bir zümrenin hayallerinde var olabiliyor.

Kurumsal öksüzlüğe gelince, Türkmen’in çalıştığı ve ders verdiği kurumların böylesi bir arşivi sahiplenmemiş olması da ayrı bir hüzün kaynağı. Gerçi II. Abdülhamit’in Yıldız Albümleri’ne gerekli ilgiyi gösteremeyen İstanbul Üniversitesi’nden daha fazlasını beklemek saçma olur. Burada mesele, MSGSÜ’nün bu kitabı çok daha ileriye taşıyabilecek bir bilgiye sahip olmasına karşın, kitabın bu üzücü hâline tanıklık etmemiz. Böyle bir yayın üzerine detaylı bir çalışma yapmaya kaynak ayırabilecek çok az yayınevi var. Üniversiteler derken, Unutma Bahçesi’nde Aladağ ve Aslan’ın Cafer Türkmen’le karşılaşmasını, arşivinin günümüzdeki koruyucusu olan oğlu Metin Türkmen’le buluşmalarını, Cafer Bey’in arşivinde kendi takip ettikleri İstanbul Üniversitesi Botanik Bahçesi’ni ve izini sürdükleri Biyoloji Enstitüsü’nün üst iki katının yıkılışına dair belgeleri ararken başlarından geçenleri anlattıkları metni de hatırlatmak lazım.

Cafer Türkmen –
Bilimsel Bir Yolculuğun Fotoğrafları

Son bir yorum yapmak zor. Bilimsel Yolculuğun Fotoğrafları bu hâliyle bir hürmet kitabı; içindeki atıflar ve son sözler de buna işaret ediyor. Bu fotoğraflar ve anlatıya oto-oryantalist, fazla süslü bir metnin eşlik etmesi doğal ama daha nesnel bir ifadeyle daha ilgi çekici olabilir miydi? Günümüz Türkiye’sinin (ve dünyanın) ideallerinden çok farklı bir şekilde yetişmiş olan Türkmen gibi modernist bir sanatçı ve belgeselcilerin samimi metinlerinin yer alması ilgi çekici ama bu metinlerin kitabın başında mı olması gerekirdi? Ya da bunları kitabın bağlamıyla ilişkilendirecek birkaç söz söylense daha iyi konumlandırılamaz mıydı Türkmen’in yorum getirdiği tartışmalar? Böylesi bir kitaba bir harita ya da Türkmen’in notlarının yer aldığı defterlerin bir imgesi eklenemez miydi? Tüm bu ihtimaller hâlâ mevcut. Baskı kalitesi normalde bu yazıların teferruat bölümünde, ancak böylesi bir özensizlik ve beceriksizlik hakkında söz söylememek ayıp olur. Yine de bu kitap erken Cumhuriyet fotoğrafçılarından biri hakkında yapılmış, ‘en iyileri’ seçkisinin ötesine giderek, fotoğrafçıyı bulunduğu ortam içerisinde konumlandırmaya çalışan, fotoğrafların ötesinde farklı alanlarda yorumlanabilecek görüntüler teşkil eden çok iyi niyetli bir örnek. Metin Türkmen’in bu arşivi daha iyi değerlendirebilecek ve sayısallaştıracak bir kurumla anlaşması, bu ilk kitabın arşivin olanaklarını bir keşif niteliğine yükseltmesini sağlayabilir. Yoksa fotoğraf geçmişimizle kuramadığımız ilişkinin bir göstergesi olacak.

{fotoğraflar: Ali Taptık / Onagöre}

Ali Taptık, Cafer Türkmen, fotoğraf, kitap