Gündelik Hayretler
ve Dikkat Dağınıklığı

Beyaz karton kapakta, sedef görünümlü varakla yazılmış uzun bir metin var. Bir hikâyenin parçasını andırıyor. Ön kapakta İngilizce, arka kapakta Türkçe konuşuyor. Sanatçının ismi sivri sırtta bölünmüş: Zeynep Kayan. İki taraftan okunabilir gibi bir his veren bu kitaptaki diğer metinler kapak kulaklarının arkasına saklanmış. Önde dokunma, uzanma ve kendiliğinden olana hayretle bakan dört siyah beyaz fotoğrafı kafeste iki kuşun fotoğrafı takip ediyor. Bu meraklı ama ürkek ikili, kitabın içerisinde sık sık bize bakıyor, arkada ise son fotoğrafta.

[İsimsiz], Zeynep Kayan, Akina Books, 2018; tasarım: Valentina Abenovali, seçki ve dizim: Valentina Abenovali
ve Zeynep Kayan; varaklı, kulaklı karton kapak, yedi delikli el cildi, 20 × 26,5 cm;
60 sayfa, iç kâğıt Munlen Lynx,
fotoğraflar: Ali Taptık

Kitabın bir ismi yokmuş. Uluslararası kütüphane kaydı yapılmadığı için size işinizi kolaylaştıracak başka bir bilgi de veremeyeceğim. Zeynep Kayan’ın beyaz kitabı zengin bir tonalite ile hayranlık, merak ve hayret duyguları arasında bir gezinti gibi. Kitapta, ‘fotoğrafı çekilmiş olan fotoğraflarda’ belirenler dışında bir protagonist olduğunu söylemek zor olur. Ama uzanan, dokunan, aralayan, örtüleri kaldıran, her zaman görünmese de orada olan bir eli kitabın ana kahramanı olarak görebilir miyim? Fotoğraflar dokunma arzusu ile zengin gri tonlarından keyifli geçişler barındırıyor. Cisimlerin görünüşlerine hayret edecek zamanı olan bir bireyin üretimi bu. Gündelik nesnelerle iç içe, ama paylaştığımız gündelik hâller, sorunlar, fırsatlar ya da zorluklar bize aktarmak istediği meseleler değil. Kitaptaki nesne ya da mekânlar fotoğraf için mi o şekle geldiler yoksa onlar adeta bir ready-made koleksiyonu mu? Man Ray’in acayip nesnelerine ve o nesnelerin fotoğraflarına aklım gidiyor.

Kapaktaki metne dönüyorum. Metnin, kulakta saklanmış künyeden Özgür Atlagan’ın bir hikâyesi olduğunu öğreniyorum. Parayla çalışan telefon beni doksanlara götürüyor; hikâye adeta dikkati dağınık bir çocuğun bakışını anlatıyor. Odaklanamayan, sosyal anksiyete yüklü bir karakteri düşünmeye başlıyorum. Hedonizmde kaybolmuş bir sanatçı bile olabilir. Olsun, ne fark eder. Ama Zeynep’i tanıyorum. Zeynep öyle değil. Kurgu bir karakterin peşinde miyim? Yoksa olmayan bir anlatıyı inşa etmek için karakterler mi uyduruyorum? Aylardır beni bu kitaptan uzakta tutan hissin, belki de varlığından emin olamadığım bu anlatıyı inşa edememekle ilişkili olduğunu anlıyorum.

Kitabın tasarımını Valentina Abenavoli üstlenirken, fotoğrafların seçki ve sıralamasını Zeynep Kayan ve Abenavoli birlikte yapmışlar. 2017 Kassel’da Documenta senesi olduğu için seyyarlaşan ve İstanbul’da gerçekleşen Kassel Photobook Festival’deki yarışmada en iyi ikinci maket ödülünü alan bu kitap gerçekten heyecan verici bir nesne. Kapaktaki hikâyenin zor okunması, fotoğrafların ya da kitabın içindeki diğer metinlerin bu fotoğrafları gerçekliğimize çapalayacak bir bilgi sunmaması, isminin bile olmayışı her yönden merak duygusunu körüklüyor. Peki tüm bu merak sonucunda yeni bir deneyim alabilecek miyim? Bu hissiyat beni nasıl değiştirecek? Sanırım olmayacak. Kitaba defalarca bakarken, meraklı kuşların ne kadar sinir bozucu ve ne kadar şirin olduğu ve bir anlatı kurgulamak için okur olarak verdiğim uğraştan başka bir şey kalmıyor geriye.

Kayan’ın beyaz kitabı gibi yayınlar olgun bir ergenliğe sahip; anlatı oluşturmak, hikâyecilik, kavramsal oyunlar umurunda değil. Belli bir hissin görsel ve bütünlüklü ifadesi onlar için yeterli, yine de kendi anlaşılmazlığı içinde görsel ve fotografik bir hazdan öteye geçmesi için izleyicisinden bir sadakat bekliyor. Belki fazlasıyla tekrarlanan kişisel belgesel gibi, müritleri olan bu janra nasıl bir isim vermeli?

[İsimsiz], Zeynep Kayan, Akina Books, 2018, fotoğraflar: Ali Taptık / Onagöre

Zeynep Kayan’ın beyaz kitabının dilsizliği ve üslubu tanıdık. Böyle çok kitap var. Hepsi ayrı güzel, hepsi tasarım ya da tekniğe dair ayrı bir deney içeriyor. Alexander Binder’in Allerseelen’i, yine Mörel’den Jonnie Craig benim kütüphaneden benzer işler. Bertrand Fleuret ya da Morten Andersen gibi isimlerin ise bu anlatı karşıtı duruşu benimseyen, anlatının kaçınılmazlığının farkında, kavgacı olmayan örnekleri, bu nedenle de çok daha akılda kalıcı ve keyifli bir deneyim sunuyorlar. Her biri paylaştıkları bakış ve biricikliği ile gurur duyan kitaplar. Tam da bu nedenle, belki de iddialarının yalınlığı ve doğallığı ile sırayla bakılan bir dizi fotoğrafın bir hissi aktarmasında etkinler ve bu ‘işin’ ne kadar basit ve ne kadar zor olduğunu birlikte gösteriyorlar. Zeynep Kayan’ın beyaz kitabı birçok farklı serisinde, görüntüler ve nesnelere tekrar tekrar bakan ve tekrar tekrar gösteren tavrını beyaz ama rengarenk sedeflerle süslenmiş bir kitapta bir araya getiriyor. MAS’da basılmış bu yayındaki zengin tonalite siyah beyaz görüntülere bakarken renklere dair bir haz sunuyor. Metin ile kendini sarmalamış bu kitabın sözele kendine güvenli sırt dönüşü onun benzerlerinden sıyrılmasını sağlıyor.

Ali Taptık, fotoğraf, kitap, Zeynep Kayan