Gazometre no: 1, Poplar, Londra,
fotoğraf: diamond geezer
(CC BY-NC-ND 2.0)
Gazometrelerin Potansiyeli

Küçükken yolda arabadan dışarı bakarken her önlerinden geçişimde dikkatimi yakalayan, ne amaçla yapıldıklarını o yaşta kesinlikle anlayamadığım ve Dolmabahçe’dekinin yanında zamanında bir lunapark bulunduğu için “bir lunapark etkinliği değilse bile olmalı” diye düşünerek bu işlevi yüklediğim demir strüktürler meğer gazometreymiş. Bu yapıların, etkileyici ölçekleriyle bir yandan kafa karıştırıcı endüstriyel kalıntılar olarak, bir yandan da şehir siluetindeki konumlarıyla kentsel bellek bağlamında hayli sağlam bir yeri var. Birkaç senedir süren ve yakın zamanda tamamlanan Wilkinson Eyre Architects’in 19. yüzyıl gazometrelerini dönüştürdüğü konut projesini takip ederken, aklıma hep Yedikule ve Dolmabahçe’deki gazometreler ve o mekânların yeniden işlevlendirilme ihtimalleri geliyordu. Konuyu biraz daha araştırdığımda gazometrelerin yok edilmek yerine mekân olarak yeniden işlevlendirilme öneri ve uygulamalarına ilişkin uluslararası örneklerin aslında o kadar da nadir olmadığını fark ettim. İstanbul’da mevcut yapılaşmayı düzleyip yerine karaktersiz tasarımları uygulama tutumu yaygın olduğu için, bu gazometrelerin de böyle bir kadere boyun eğmiş olduklarını varsayıyordum. Devlete ait ve yasal olarak koruma altında1 olmasına rağmen bir sürü yapısı yok olan ya da çürümeye terk edilen Yenikapı, Dolmabahçe ve Hasanpaşa gazhaneleri, haklarında geliştirilen yenileme projeleri ve bunların tetiklediği tartışmalarla mimarlık ve tasarım gündeminde yer edinmişler. Türkiye kültürel miras koruma anlayışı malum; bu ve benzeri yapıların Türkiye kentsel endüstri mirasının önemli örnekleri ve tarihi değerleri olarak özenle korunmalarındansa çürümeye bırakılmış olmaları şaşırtıcı değil. Yine de korumaya yönelik tartışma, talep ve uygulamaların olduğunu görmek heveslendirici. Yurtdışından da birkaç olumlu örnekle gazometrelerin hem estetik hem de işlevsel olarak kentsel bellekteki yerlerinin önemini vurgulamak ve ayrıca İstanbul gazometrelerinin mekânsal potansiyeli üzerine düşünmek istedim.

Gasholders London,
kaynak: Wilkinson Eyre Architects
Gasholders London
konut projesi bölgesi ve çevresi,
kaynak: Google Maps

Günümüzde genelde çevresindeki demir iskeletleriyle tanıdığımız gazometrelerin kentsel bellekteki yerleri —bugün kullanılmamalarına rağmen— hayli belirgin. 19. yüzyılda kullanımı yaygınlaşan gazhane ve gazometreler, çeşitli özel yapılar ve alanlarla başlayıp, daha sonra kamusal alanlara ve kentin geneline yayılarak havagazıyla aydınlatma ve ısıtma hizmeti sağlıyordu. Havagazı kullanımının yerini doğalgazın alması ve endüstriyel aktivitenin şehirdışına taşınmasıyla gazhane ve gazometreler işlev olarak anlamsız kaldılar, ama endüstriyel mimari açısından değerli iskeletler olarak şehirlerin her yerine serpiştirilmiş vaziyetteler. Genelde şehir merkezlerinde bulundukları için bu gazometrelerin konumları günümüzde hem mali hem de kamusal açıdan değerli. Havagazı endüstrisinin doğum yeri olan İngiltere’de bu gazometrelerden bolca bulunuyor. 1999’da ülkedeki gazometrelerin çoğunluğunun yıkılmasına dair bir karar alınmış. Ülkede tescillenen gazometrelerin çoğunluğu da zaten Londra’da bulunuyor.2

Gasholder Parkı görünüşü,
kaynak: Bell Phillips Architects

Wilkinson Eyre Architects, 1867’de Londra’da inşa edilen üç adet teleskopik gazometrenin çerçevesini koruyarak, King’s Cross’ta devam eden kentsel dönüşüm master planı dahilinde bir lüks konut projesi tasarlamış ve proje uygulanmış. Bu tescilli gazometreler sökülerek onarılmış ve inşaat sürecinde özgün konumlarına yeniden yerleştirilmiş. Gazometreler özgün hâllerinde birbirine yapışık oldukları için, bu özellik proje tasarımına yansıtılmış ve yapıların birleştiği alanda bir dairesel avlu yaratılmış. Klasik sütunları birbirine bağlayan dövme demir strüktür, modern cephe elemanları kullanılan konut yapılarına sarılıyor ve kanımca etkileyici bir karşıtlık yaratıyor. Esas ilginci ise, bu projenin hemen yanında bulunan kamusal Gazometre Parkı [Gasholder Park]. Bell Phillips Architects’in projesi olan bu kamusal park, belki de bu âtıl mekânlara verilebilecek en verimli işlevin uygulanmış hâli olarak müthiş bir örnek. Özgün olarak Regent’s Kanalı’nın karşı kıyısında bulunan bu gazometre de sökülüp, yenilenip yeni mekânında yeniden kurulmuş. Londra’da sıklıkla rastlanan demir çitlerle çevrili parkların, çitlerin ölçeğiyle oynanmış versiyonu denilebilecek bu tasarım, geçirgen bir sınıra sahip. Gazometrenin yarattığı bu ölçek oyunuyla, iyi anlamda garip ve alışılagelmişin dışında bir deneyim sunan park, King’s Cross kullanıcıları tarafından sıklıkla tercih ediliyor.

Technopolis Müze bölgesi ve çevresi, kaynak: Google Maps
Technopolis görünümü,
fotoğraf: Helen Cook, (CC BY-SA 2.0)

Biraz daha yakından bir örnek olarak Atina, Yunanistan’da yer alan ve 1999’dan beri bir kültür kompleksi olarak hizmet veren Technopolis (Gazi) projesi, 1857’de kurulmuş gazhane yapılarının yanı sıra üç gazometrenin ikisini kullanılabilir mekânlar olarak kurgulamış. Endüstriyel Gaz Müzesi olarak kullanılan miras alanında, 1860’larda inşa edilen Gazometre 1, günümüzde Yiannis Ritsos salonu ismiyle radyo istasyonu ofisleri ve amfi olarak hizmet veriyor. 20. yüzyıl başlarında uygulanan Gazometre 2 ya da Angelos Sikelianos salonu, şu an doğal ışık alan bir sergi alanı olarak kullanılıyor. 1909’da inşa edilen ve aralarındaki en büyük yapı olan Gazometre 3 ise kullanılmıyor, ama bölgede heybetli bir kültür anıtı olarak tanınıyor.

Angelos Sikelianos Salonu gece görünümü, fotoğraf: Chris (CC BY-NC-ND 2.0)
Yedikule Gazhanesi ve çevresi, kaynak: Google Maps

İstanbul’a dönersek; 1880 tarihli Yedikule gazhanesi şu an bir otobüs deposu/mezarlığı. Tarihi surlara, Yedikule zindanlarına bu derece yakın, Kazlıçeşme Marmaray durağı ile kolaylıkla ulaşılabilecek, çevresinde hiç kullanıldığını görmediğim parkların bulunduğu, Yedikule barınaklarının da ayrıca yakında olmasıyla aslında kullanım çeşitliliği açısından geliştirilebilecek öncü yapıların arasında olmasına karşın bakımsızlıktan hızla çürüyen bu gazhane, işinin ehli eller tarafından dönüştürülüp kamusal alan olarak İstanbul’a geri kazandırılsa keşke. Nasıl bir yaklaşımla kazandırılmalı? Tuba Özkan ve Emre Özdemir’in sorularıyla: “Peki, mimarlık bu eşsiz mekânsal potansiyeli içinde barındıran müphemliğe, onu yok etmeden nasıl yaklaşabilir? Bu türden alanlar farklı bir mimarlığı tetikleyebilir mi?”3

Dolmabahçe Gazometresi ve çevresi, kaynak: Google Maps
ve Dolmabahçe Gazometresi,
kaynak: İstanbul Kültür Envanteri

Öncelikle Dolmabahçe Sarayı ve çevresinin aydınlatılması için 1853’te inşa edilmiş Dolmabahçe gazhanesinin olduğu bölgede sadece gazometre yerinde duruyor. Belediyeye ait bu yapının bir yanı Küçükçiftlik parkı, diğer yanı ise Maçka parkı. En basitinden bu strüktür bir etkinlik alanı/park işleviyle her iki bölgeyi bağlasa güzel olmaz mıydı? Ya da hep “dönüştürülsün, katılsın, kullanılsın” yaklaşımı yerine, Atina örneğindeki gazometrelerden biri gibi en azından korunsa/restore edilse ve zaten bir anıt olarak tanınırken bir anıt gibi mi davranılsa?

Hasanpaşa Gazhanesi ve çevresi,
kaynak: Google Maps
Hasanpaşa Gazhanesi Enerji Müzesi ve Kültür Merkezi proje modellemesi,
kaynak: İBB

1891’de Kadıköy’de hizmete giren Hasanpaşa gazhanesi örneğinde, yenileme teşebbüsü olarak 90’lardan beri bir Enerji Müzesi ve Kültür Merkezi uygulaması gündemde.4 2014’te inşaatına başlanan bu proje, İBB internet sitesinde %99.97 oranında tamamlanmış gözüküyor. Bu kadar uzun sürmesi sinir bozsa da korunarak yenilenmesi ve kullanıma açılması yerel halk tarafından da heyecanla bekleniyor. Böyle bir uygulamanın yapılıyor olması harika; bir yandan merak ettiğim, yapılaşma yoğunluğunun yüksek olduğu bu alanda çevre yapıların işlevleri ne yönde değişecek? Silahtarağa Elektrik Santrali / Santralistanbul ve Bomonti Bira Fabrikası / Bomontiada gibi örnekler, yeniden işlevlendirmenin gerçekleştiğinde kullanım oranı yüksek, talep gören, kaliteli, kimlikli ve şehre değer katan mekânlar olarak sonuçlanabildiğinin işaretleri. Bu gazhane ve gazometrelerin de aynı şekilde, kamusal ya da yarı kamusal mekânlar olarak şehre tekrar katılmaları, bulundukları bölgelerdeki yaşamı canlandıracak, yapıların da miras olarak korunmalarını sağlayacaktır.

Hasanpaşa Gazhanesi Enerji Müzesi ve Kültür Merkezi projesi vaziyet planı, kaynak: İBB

Dolmabahçe gazometresi ve yan arsasının, Taşkışla’da mimari proje arazisi olarak öğrencilere verildiğini hatırlıyorum. Büyük ihtimalle bahsettiğim bu üç gazhane arsası bir sürü mimarlık fakültesinde ya da yarışmalarda proje alanı olarak tercih ediliyordur. Stüdyolarda öğrencilerin bu gazometreleri geliştirdikleri projelere yenilikçi, verimli ve korumacı yaklaşımlarla dahil ettiklerine eminim. Gazometrelerin mimari mekânsal potansiyellerinin yüksek olduğunu düşünüyorum. Bulundukları alanlardan kaldırılıp yerlerine sıradan tasarımlar uygulanmasındansa, alanla bir bütün olarak değerlendirilip özellikle kamusal kullanıma yönelik tasarımlara dahil edilmeleri hem kentsel belleği geliştirecek hem de benzeri olmayan yeni, heyecan verici mekânlar olarak bu yapıların değerlerini pekiştirecektir.

1. Ahunbay, Z., Köksal, G. (Eylül 2006). “İstanbul’daki Endüstri Mirası İçin Koruma ve Yeniden Kullanım Önerileri.İTÜ Dergisi / A. Cilt: 5, Sayı: 2, Kısım: 2. s. 127.

2. Jones, C. L. (6 Kasım 2018). “What should the UK do with the iron skeletons of Victorian gasworks which still tower over it?CityMetric.

3. Özkan, T. ve Özdemir, E. (Ocak-Şubat 2017). “Tekinsiz Bir Müphem Alan: Yedikule Gazhane Kompleksi.” Mimarlık. Sayı: 393.

4. Yılmaz, E.M. (21 Ağustos 2017). “Hasanpaşa Gazhanesi Enerji Müzesi ve Kültür Merkezi Oluyor.” Arkitera.

gazometre, kentsel dönüşüm, koruma, mimarlık, Serra Aşkın, yeniden işlevlendirme